|
|
#151 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.451
|
Alıntı:
Mesele tam da bu satırlarda değil mi zaten? İçin uzun zamandır katılaşmış bir doldurulma biçimi var, bir de bu doldurulma biçiminin değişimi yönünde bir talep. Yazında biraz yukarıda değindiğin gibi yasal ve kültürel ORTAM düzenleme aygıtı oda. Bu aygıtın işleyişinde tıkanmalar oluyorsa, bu tıkanmayı açmaya yönelik talepler olağanken, başka zeminlerde de dile getirilen paranoit bölünme tepkileri ile bu olağan talepleri garip ötekileştirmelere tabi tutmak bir miktar marazi ve sakil duruyor. Yapay bir karşıtlıktan çok gerçek bir karşıtlık var bence şu an. Yapay karşıtlıklar bundan önceki çekişmelerde söz konusuydu. Sevgiler, Burak Altınışık |
|
|
|
|
|
|
#152 |
|
Yönetici
|
Mimarlık İçin Mimarlar hareketi Yönetim Kurulu adayları Zühre Sözeri ve Hüseyin Kahvecioğlu bugün saat 18:30'da Açık Dergi programına konuk oluyor.
Açık Dergi, Açık Radyo'da. Açık Radyo, İstanbul'da 94.9 frekansında.
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#153 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2002
Mesaj: 32
|
Neden genel kuruldan hemen önce teknik kongre hiç düşündünüz mü?
onuBu yazıyı Teknik Kongre’den bir gün önce yazdık ve toplantının katılımcılarını düşünerek yayınlamadık. Ancak Sayın Cengiz Bektaş’ın konuşmasını görünce Oda Yönetimi tarafından Genel Kurula kuşku ile bakıldığı için düzenlenen Teknik Kongre’nin aslında ne olduğunu ve tarihini anlatmaya karar verdik.
Ülkemizde demokrasi geleneği henüz yok. Bunu en çok sivil toplum örgütlerinde ve meslek odalarında görüyoruz. Aziz Nesin’in bir uzun hikayesinde derneklerde yönetimde kalabilmek için çevrilen entrikalar anlatılırdı. Şimdi anlatacağımız tarihe bu açıdan bakmanızı rica ederiz. 1994 seçimlerinde iki grup vardı. Bunlardan birincisi şimdiki grubun eskilerinin yer aldığı grup diğeri de Meslek Yasası’nı öne çıkartan bir diğer grup. Seçim sonuçları belirgin değildi. İktidardaki yönetimin kaybetme ihtimali vardı. (ikinci grup sadece 100 oy ile kaybetmişti) Yönetimi kaybetmemek için alınacak tedbirler arasında ikinci bir prova kongre yapma fikri ortaya çıktı. Bu “kongre”ye bir isim gerekiyordu bulundu “Teknik Kongre” denildi. İktidardaki yönetim tarafından düzenleneceği için konuşmacılar kendisine yakın bulduğu isimlerden, oturum yöneticileri kendi gruplarından seçilecek ve forumda yapılacak konuşmaların yönü ise doğal olarak belirlenmiş olacaktı. Bütün bir gün rakipler top ateşine tutulacak, cevap hakları olmayacak böylece ertesi gün yapılacak kongreye “zinde” girilecekti. Hem de tümüyle legal bir ortamda. Hem de tüm masrafların odaya ödetildiği bir ortamda. Hem de sanki demokrasi buymuş gibi göstererek. Kimsenin buna inanacağını ummuyordum ama inandılar. Tam sekiz dönemdir. Bu plan uygulandı ve son derece başarılı oldu. Umut Bey’in o toplantıdaki durumu hala gözümüzün önündedir. Ortalarda oturmuştu. Her konuşmacı dolaylı ya da doğrudan saldırıyordu. Kendisinin yapacağı bir konuşmaya karşı on konuşma zaten o ortamda doğal olarak hazırdı. Aradan onaltı yıl geçti ve o gün yapılan karartmanın sonuçlarını yaşayarak gördük. Bir taraftan meslek içindeki ayrışma artarken diğer taraftan da örgütlülük güç kaybetti. Mimarların mesleklerini savunmaları için var olmaları gereken yerlerde boşluklar oluştu. Bu boşlukları inşaat mühendisleri, politikacılar, denetim şirketleri doldurdu. Ve depremden sonra özellikle bu durum artarak devam etti. Meslek yasası ile hakların güvenceye alınması bir yana sahip olduğumuz bazı hak ve yetkileri de kaybettik. Bölündük parçalandık. Çok sayıda farklı ama yeterince etkili olmayan gruplar çıktı. Bu oyun tam sekiz defa tekrarlandı. Ve şimdi sonuncusu oynanıyor. Tüm konuşmacıların mevcut yönetim erki tarafından seçildiği, konuların belirlendiği, üstelik önceden saptanmış oturum başkanlarıyla olası “çatlak seslere” karşı her türlü önlemin alındığı ortamlar ülkemizde mimarların daha çok bölünmelerine yol açmaktan başka sonuç vermiyorlar. Kendisini ifade edemeyenler odanın dışında yeni oluşumlar gerçekleştiriyorlar ve bu durum giderek mimarlığımızın kendisiyle barışık olmadığı, kişilerin birbirlerini anlamsız sıfatlarla nitelendirdiği bir ortam oluşuyor. Ve terör yavaş yavaş tırmanıyor. . Kişilerin ne düşündükleri, hangi görüşlerinin olduğu ve hangi eylemleri gerçekleştirdikleri bu kargaşada unutulup gidiyor. Bu gün yeni bir dönem başladı. Bunun nasıl olacağının ilk işareti Kongre ve Puan kelimelerinin yan yana gelmesiyle görüldü. Bundan sonraki aşamaları görmek için merkez yayınlarına bakmak yeterli. Bir adım daha borçlu “oda tescil belgesi”, bir adım daha “etkinlikten imtahan” bir adım daha “büro tescil belgenizin iptal edilmesi “ bir adım daha “Türkiye’de mimarlık yapamaz duruma gelmeniz.” Bir adım daha tüm projelerin yabancı bürolara devredilmesi. Bir adım daha Türk Mimarlarının yabancıların taşeronu durumuna düşürülmeleri. Bu listeyi dilediğiniz kadar uzatmak mümkün. Bu Genel Kurul’da olumsuz gelişmelere dur diyelim. MİMARLIK İÇİN MİMARLAR GRUBUNU görüşlerimizle ve oylarımızla destekleyelim. |
|
|
|
|
|
#154 |
|
Yönetici
|
Açık Radyo'daki programa bir son dakika değişikliği ile Atilla Yücel de katılacak.
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#155 |
|
Arkitera Üyesi
|
Yılmaz kardeşim;
Tüm anlattıklarınızın altına imzamı bende koyuyorum, bizde demokratikleşme aynen böyle, yürütüle gelmektedir, hangi ortam içersinde bulunursanız bulunun, güç bende diyenlerin, altta kalanların canı çıksın kültürü hep egemen ola gelmektedir, o Teknik toplantıdaki oturum başkanı, iktidar ve muhalefettekilere eşit zaman süresinde konuşma, dinletilme hakkı vermiyor ise,sonuç; şayet büyük bir tüsünami (Meslek odasına gönülden sahip çıkan,geleceğimiz ne olacak sorusunu soran,sayısal üstünlüğe sahip namuslular) gelmiyorsa, sonuç değişmiyecektir... Temeli çürük olan, söylemlerin ve vaatlerin egemen olmaması için emek,bilinçlenme,sahiplenme şarttır, Mimarlığa, toplum ve meslektaşlarının yararına yol açacak olanlara,başarılar dilerim...
__________________
Sen sonsuz' luğa giden yolda, yürekleri ısıtan bir ışık olmalısın...C.B... En son cbekleyen tarafından düzenlendi : 25-01-2008 19:18. Silinme nedeni: muhalefettekilere |
|
|
|
|
|
#156 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 240
|
Zemin kaydırma
"Mimarlık için Mimarlar" grubunun karşısında duran grubun "AKP'li zihniyet odayı ele geçirecek" savı tam bir tartışmanın zeminini kaydırma oyunu.
Burada daha yukaridaki bir mesajimda alıntı yaptığım ama kalabalik tartisma ortaminda kaybolan Tanıl Bora'nın şu satırlarına izninizi alarak bir kez daha dikkati çekmek istedim. Alıntı:
Pazartesi gunu yeni(!) bir Oda Yonetimi ile karsilasmak dilegi ile. |
|
|
|
|
|
|
#159 |
|
Yönetici
|
Skytürk kayıt: http://www.mimarligayolacin.org/skyturk.wmv (40mb)
CNN Türk kayıt: http://www.mimarligayolacin.org/cnnturk.wmv (90mb)
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#160 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-10-2006
Mesaj: 140
|
cevap
Behiç beyin inandığı değerleri anlıyor ve en büyük takipçisi olacağıma inanıyorum. Bir hareketin içinde olmamız bizleri bağımsız bireyler olmaktan uzaklaştırmaz. Görülmek istenmeyen de bu bağımsız varlıklarımızdır. Behiç beyin itibarı zedelenmez çünkü o bir kamu savunucusudur ve olur da seçilirsek ben her zaman bize de muhalefet etmesini isterim. Behiç Ak, çok mütevazi birisidir pek çok kamu savunmasında Mimarlar Odası'na öncü olduğunu unutuyor. Behiç Ak olmasaydı Mimarlar Odası ne kadar bu konulara eğilirdi şüphe duyuyorum. Yine de mevcut yönetimi dürüst ve özverili yönetimleri için her zaman kutluyorum. Ancak...
Hatırladığım kör sol politikaların AKP'yi iktidara taşıdığıdır. Şimdi sormak gerek kim daha AKP'li? Toplumcu olmak kimsenin tekelinde değildir. Bana göre de ben, Eyüp Muhcu'dan daha toplumcuyumdur, örneğin. Hareketimizin mimarları AKM'nin yıkılmaması için savaşan bir gruptur. Yarışma açmışlardır. Ülkemizi, muhafazakar mimarinin sardığı dönemde hükümeti eleştiren bir sergi açmışlardır. Yine grup üyemiz Uğur Tanyeli, Kongre Vadisi'nin halktan koparılmasına karşı konuşmuş, yazmıştır. Yeni hareket, mevcut yönetimden daha etkin bir savunma ile kamu yararını gözetecektir ki belediye başkanlarının sınıf arkadaşları artan bir ihale ile iş kapmaya çalışmasın. Davalar konusunda kimsenin endişesi olmasın o konuda mevcut yönetimden daha hızlı olacağımıza inancım sonsuzdur, Gökkafes dikildikten sonra ya da Kız Kulesi betonlaştırıldıktan sonra kazanılan davaların yararlı olmadığı aşikardır. Yeni hareket herkese açıktır. Bu hareket AKP öncesi başlamıştır ayrıca. Necati İnceoğlu önderliğinde. Şimdi Arkitera desteğiyle açılan kanallarla daha etkin akmaktadır o kadar. Yıllardır aktif mimarların apolitikliğinden ve suskunluğundan yakındık şimdi onları konuşturmuyoruz, asıl şaşılacak durum budur. Mimarlar Odası, Haydar Karabey, Atilla Yücel ve Onur Kurulu tarafından yazılan ve onaylanan programı incelemeden AKP yandaşlığı ve rantçı karalamalarıyla kolaya kaçmıştır. Şu an hükümette olan bir parti ile ilişkisi olmayan bir mimar bulabiliyorlarsa bulsunlar demekten başka bir şey gelmiyor içimden. Yerel yönetimlerle ilişki mesleki bir gerektir. Mimarları neredeyse mimarlık yapmakla suçlayan bir seçim propagandası asla kabul edilemez. O zaman eczacılara da ilaçları para ile sattıkları için kızmamız gerekmez mi? Demokratik adaylığımızın böylesi karalanması beni derinden yaralamıştır ki AKP muhalifliğini 3-4 yıldır neredeyse meslek edindiğim şu zamanlarda, hayal kırıklığı yaşıyorum. Bağımsızlığımı ne aday olduğum harekete ne de eski yönetime vermeye niyetim yok. Ne sol, ne dürüstlük, ne de toplumculuk, grupların, eskilerin, yenilerin tekeline alınamaz. Kamu alanları sadece Mimarlar Odası ile de savunulamaz. Bunun için aktif mimarların politize olması için savaşmadık mı yıllardır? Şimdi, iki aday grup bunu gerçekleştirdi, öyle ki katılımın yüksek olacağına inanıyorum. Seçim sonuçlarını, savaş sonuçları gibi ölümle, kayıpla biteceğini düşünenler olabilir. Ancak 28 Ocak sabahı hiçbir mimar ne bedenini ne de ruhunu kaybetmeyecek. Neye inanıyorsa o şekilde yaşamaya devam edecek. Mücadele edecekse edecek. 28 Ocak sabahı mimarlık eksilmeyecek. Hatta Arkitera'nın övünülesi demokratik fikir aktarımı ile-Mimarlığa Yol Açın grubuna olumsuz yazıları da eksiksiz yayınlamışlardır- mimarlık artacaktır. Biliyor musunuz ki ofislerde bilgisayar başından ayrılmayan pek çok mimar bu seçimle öğrendi pek çok davayı, amacı. Ancak kabul edilmelidir ki Arkitera herkese açık bir platform yaratarak, mimarlığı gündelik hayatın içine yerleştirdi, yani toplumsallaştırdı. Evet, Arkitera'nın mimarlığı toplumsallaştırdığını söylemek hiç abartılı olmaz. Oysa Mimarlar Odası pek çok etkinliği önceden duyururken seçimi bir hafta öncesine kadar kimseye duyurmamış ve web sayfasında hiçbir karşıt görüşe yer vermemiştir. Mimarlar Odası bu seçimi gizlemiştir! Yoksa iyi bir takipçi olan ben, seçim tarihini önceden bilseydim bu hafta sonu yurt dışında olmazdım. Bu nasıl toplumculuktur? Çok değerli aydın insan ve hiç abartısız örnek aldığım kahraman Behiç Ak hiç endişelenmesin, onun savunduğu haklar güvencededir. Aksi halde meydan herkesindir. Saygılar Simla Sunay Ö. |
|
|
|
|
|
#161 | |
|
Yönetici
|
Simla'nın bu nefis yazısının hemen ardında Mimdap Forumu'ndan bir başka yazıyı aktarıyorum:
Alıntı:
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
|
#162 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 01-02-2002
Mesaj: 28
|
Değişim zamanı!
Istanbul'daki bu yeni oluşumu gönülden destekleyen Ankara üyesi bir mimarım.
Umarım bu rüzgar Ankara başta olmak üzere tüm Türkiye'ye ulaşır. Size yapılan ithamlar her seçim uygulanan çamur atma ve yıldırma tekniğinden başak bi şey değil. Yapılaması gereken o kadar iş ve kaybedilmiş o kadar zaman var ki. |
|
|
|
|
|
#163 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-06-2007
Mesaj: 1
|
"Mimarlığa yol açın" sloganıyla Oda seçimlerine aday olunması sürecinde yaşananları hayretle izliyorum. Çünkü 80'li yılların sonunda biz de, tasarımcı mimarlar olarak, Ankara'da benzer amaçlarla yola çıkmıştık. Bunlar bürocu, ANAP'lı, Oda'yı zayıflatıp, sermayenin eline geçmesini istiyorlar, bla, bla demişlerdi. Biz seçimleri kazandık. O dönem Oda'nın en verimli ve etkin dönemlerinden biri oldu. Şube sayısı 3 den, 23 e çıktı (şubelerin artmasına karşıydılar); Oda mali yapısı düzeltildi; Mimarlık dergisi düzenli çıkmaya başladı; Ulusal Mimarlık Ödülleri oluşturuldu (o zaman karşı çıkanlar şimdi ödül de aldınız ya diyorlar); UIA boçları ödendi ve 2005 kongresini çalışmalarının önü açıldı vb.
"Çamur at izi kalsın" anlayışının hala yürürlükte olduğu görülüyor. Mimarlar Odası İstanbul şubesinin yaklaşık 13.000 üyesi var. Seçimleri yıllardır 500-600 kişinin katılımıyla yapılıyor. Ankara'da da durum benzer. Yaklaşık 6000 üye var, seçimlere katılım 1200 ü hiç geçmedi. İstanbul'da katılım %10 bile bulmuyor. Yıllardır Oda "dar grupçu zihniyetlerin" oyun alanı olarak kaldı. Seçimlere katılmak ve geniş katılımlar sonucu yönetimi belirlemek esas olmalıdır.Hedef seçim kazanmak değil, Oda platformuna sahip çıkmaktır. Bu nedenle bu insiyatifin uzun vadeli hedefler peşinde koşması esastır. Şu anda basına yansıyan karalama kampanyalarına itibar etmeyelim. Çekemezlikler ve kişisel kıskançlıklar hedefi bozmasın. Unutmayalım Mersin gökdeleni de bir rant yarattı. Kim projelendirmişti? Tasarımcı kimliğe sahip mimarların Oda yönetimine talip olmalarının "niye" diye karşılandığını görmek matrak. Asıl eleştiri "neden bu kadar beklediniz?" olmalıydı. Mimarların Mimarlar Odası'nı yönetmeye aday olmaları kimi panikletiyor anlamak zor değil doğrusu. Oda rantı ile beslenen bir kesim var ve onlar pozisyonlarını korumak istiyorlar. bir .Hafızalarınızı tazeleyelim. 90'lı yıllarda İstanbul Şubesi yöneticileri sahte fakirlik ilmuhaberi alarak, belediyeden uzuz arsa almış ve kooperetif kurarak gayrimenkul sahibi olmuşlardı. Merkez bunu görmezden gelmiş ve Oda avukatı Derviş Parlak istifa etmişti. Bu kişilere çekemezlik ve kıskançlık nedeniyle yeni eklenmeler olmuş anlaşılan. Mimarlar Odası tüm kesimlerin ortak platformudur. Bu platforma sahip çıkmazsak, boşluğu birileri mutlaka doldurur. "Mimar" herkesi Oda'ya sahip çıkmaya çağırıyor ve "Mimarlığa yol Açın" diyorum. |
|
|
|
|
|
#164 |
|
Forum Üyesi
|
|
|
|
|
|
|
#165 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Gün içindeki koşuşturmadan ancak dinleme fırsatı bulabildim: Mutlaka dinleyin çok iyi bir program olmuş. Bu imkanı verdiğin için teşekkürler Açık Radyo.
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| mimarlar odası, mimarlar odası seçimleri |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|