![]() |
|
|||||||
| Mimari Görselleştirme Mimari görselleştirme çalışmalarınızı bizler ile paylaşın. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-04-2004
Mesaj: 27
![]() |
3d için bir yaklaşım
Bu başlığı açmış olanlara teşekkür ediyorum. Bu konuda bir şeyler yapmak için çaba göstermiş ve enazından diyarda sayılarını tahmin edemediğim insandan biri olarak, bunları yazma hakkını kendimde görebildim. İlk metin için iki gün kadar yazdım. Meydana gelen 10 sayfalık metni büyük ölçüde tırpanlamak suretiyle bu kadar kısaltabildim.
3D´nin elbette akademik düzeyde ve hatta disiplinler üstü bir seviyede ele alınması gerekir. Disiplinler üstü, çünkü, 3D´yi diyarda hakimiyet halindeki şu veya bu meslek/meslektarlık engizisyonunun tahakkümünden kurtarabilmek için bu şarttır. Bu, zamanında “çizim” kavramı için yapılmadı. Bu ise diyarın sanayileşme´yi pas geçmesine sebep oldu. Bunda bence çizim´e tepeden bakanların büyük bir payı bulunuyor. Şimdi aynı oyun 3D için oynanıyor. Bir defa ortada bir tanım meselesi var. 3D´nin akademik/sistematik eğitimi verilmeye çalışılsa tanım ne olacak? “Bilgisayar ortamında çizim ve görüntüleme bilim ve sanatı”mı? yoksa mimar, mühendis, avukat, eczacı, muhasebeci, noter ve osmanlı´dan kalma meslekler şablonunun şu anda aklıma gelmeyen diğer bir yığın başka alanına "3 boyutlu teknik ressamlık desteği"mi? Birikim ve eser değil, “devlet/oda dayatması” meslekleri… 3D konusunun, kuşkusuz, şu veya bu mesleğin bir hizmetkarı olarak değil, bilgisayar çağının getirdiği başlıbaşına bir sanat ve bilim dalı olarak kabul edilmesi gerekir. Bunları anlayabilmek için, “bilgisayar ortamında sanat” kavram ve kuramının “mimari”, “plastik sanatlar” vb. eski sanat tanım ve çerçevelerine kapatılamayacağını görebilmek gerekiyor (Bu açıdan diğer katılımcıların CG kavramı etrafında durmalarında haklılık var). Kaldı ki, 3D´yi herhalde “mimari canlandırma” denilen şeylerden ibaret tutacak da değiliz. GIS, Sinema, endüstriyel görüntüleme teknolojileri vb bunların her biri de pekala 3D´dir. Bence, 3D´de iki anahtar kavram var: Sahneleme ve rendering. Bunların her ikisi de 3D´nin asıl amacını, yani, “görüntüleme”yi ifade etmektedir. Ve bu görüntüleme mücadelesi evren-sel bir “sahneleme” anlayışı içinden değerlendirilmediği müddetçe, 3D´nin bu diyarda “mimari bürosunun çizim ameleliği” statüsünü (daha da kötüsü, mimar/mühendis monşerin iyi ahbabı ilkokul mezunu müteahhite seslenişini olan “abi, bırak şu ukalayı ya, olsa da olur, olmasa da!” önerisini) aşabilmesi asla mümkün olamayacaktır. 3D, bütününden-sıfırdan yaratıp üretmek demektir. Tasarım´dan final render´a anahtar teslimi bir alem… Bu süreçte zincirin halkalarından birinin olmadık şekilde elimizden alınabileceğini kimse düşünmesin. Biz tek bir insan da olabiliriz, aynı kollektivite içinde görev alan birkaç kişi de. Işıklarımız, kameralarımız ve sahnemiz/kurgumuz. Sonuç ise tek karelik bir final render veya birkaç dakikalık hareketli bir prodüksiyon olacaktır. Kim bunları bizden alabilir ki? Bize teknikerlik biçenler mi? Bugün statülerinin sarsılmasını arzu etmeyen kimi klasik meslek erbabları, kendilerine zemin teşkil eden ve bilgisayar ve onun getireceği information çağıyla uyumsuz eski meslekler şablonunun hâlâ ayakta olan bürokratik gücünü bizi yoketmede kullanmak arzu ve iradesi gösterebilirler. Bu yönde oynayacakları ilk oyun, her zaman olduğu gibi, mevcut yapının bizi “mesleksizler” kefesine koymasına destek vermek olacaktır. Fakat bunların hiçbiri bilgisayarın geleceğini, yani, bilgi´nin information´a “aracısızca” dönüşmesini engelleyemeyecektir.. (200-300 milyon rezillikleri bir yana şurada 5 yıldır yaşadıklarımı yazsam yerli dizi senaryosu olurdu herhalde). Bu işin eğitimi enüst düzeyde (mesela doktora) düzeyinde ve mutlaka verilmeli, ama bu böyle bir diyarda nasıl mümkün olabilir bilemiyorum. Olsa da her zaman olduğu gibi, ne anlamı olabilir? Akademik şemaları, her zaman olduğu gibi, “Amerika´yı yeniden keşfetmeksizin” biryerlerden kopyalamak kolay. Duvarlar örülür, adı “okul” olur. Bir önceki aşamada kopyalanmış şemalar doğrultusunda departmanlar meydana getirilir, birileri buralara torpillenir, adı “kurum” olur. Biliyorum, birileri bütünüyle klonlama düzeyinde taklit edilmiş bu yapılardan “3D doktoru” mutlaka olacaktır (onların deyimiyle “doktor çıkacaktır”). Ama, çok büyük ihtimal, ortada “3D bilim ve sanatı” yine olmayacaktır… Buna benzer bir şeyi 15 yıl kadar öncesinde birileri benim şehrime konservatuar açtığında da söylemiştim: Piyanoda iyi Mozart çalan bir sürü adam olacak. Fakat Anadolu´nun bir Frederick Chopin´i asla olmayacak. Bu yüzden, dönüp dolaşıp gelmek zorunda kalacakları aynı dükkanda piyano ile Aşık Veysel´in türkülerini çalmak zorunda kalacaklar… Bir aralar, bilgisayar dergilerindeki 3d makaleleri revaçtayken kamera path´lerini anlatan “uzun ince bir yol” deyişi adeta gelenek olmuştu. Evet, uzun ince yollardan hep aynı “Büyük Mesele” root´una bağlanan mesele, aslında gayet açık: Aşık Veysel´in müzik eğitiminden mahrum bırakılması… Sonra, hangi kapının arkasından çıktığı belli olmayan son bir akademik süpürge dile gelip aynen şunları söyler: “Konservatuar bitirmeyenin piyano eseri yazmaya kalkması ethic´sizliktir”. Fakat bizim aslında“müziksiz” bırakılmış olduğumuzu kimse çıkıp itiraf edemez. Bunu görüp itiraf edebilecek kadar akıl mı kalmamıştır, yoksa cesaret mi? |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 02-07-2003
Mesaj: 1.426
![]() |
Bu yazi benim doktora tezimin sinirlarina girdigi için gözüme çarpinca, üzerinde tartisilmasini istedim. Zaten zamaninda kimse tartismamis.
Evet buyrun fikirlerinizi yazin. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Kayıt Tarihi: 13-04-2006
Mesaj: 92
![]() |
Mükemmel dile getirmişsiniz , tebrikler ! Birçok ressam en iyi eserlerin taklitlerini yapabilmekteler asıl marifet ise bu ölümsüz eserlerin yenilerini yapabilmekte.Taklitler asla konuşulmaz ve asla hatırlanmazlar.Hiç kimse en iyi taklidi yapmış diye en iyi olamaz.Bize hep taklit etmeyi ögretenler suçlu belkide.Basitlik ve kolaylıktır taklit etmek.3ds max veyahut türevlerini tüm ayrıntılarıyla bilmek onu en iyi kullanmak mükemmellik deildir.Mükemmellik onun ile yeni eserler yaratmaktır.Her yeni yapılan belki mükemmel deildir ama taklitlerinden daha değerli olacağını savunuyorum.Sanat evrenseldir.Ve evren kadar sonsuzdur.Kısır dönğülerin içerisinde dönmektense yeni bir yerlere varmayı hedef almak gerekir.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
İzmir
Mimar
Kayıt Tarihi: 06-05-2008
Mesaj: 8
![]() |
Çok güzel bir konuya el atmışsınız, insanlara bu bilgilerin anlatılması gerkiyor, bu arada konuya bakış açısında küçük bir ekleme yapmak istiyorum.
3 Boyut Görselleştirme çalışmalarının sanatsal tarafı aynı zamanda fotoğrafçılıktaki gibi iyi bir bakış açısı, ışık, renk öğeleri ile oluşturulacak bir kompozisyonla da ön plana çıkarılabilir. Mutlaka yeni bir tasarımı modellediğinizde bu konunun sanat olma zorunluluğu yoktur bence. Örneğin bir projeyi 100 cg sanatçısına dağıtın, hepsinden ayrı sunumlar gelecektir, ve bu da sanatsal değer taşımaktadır. Nasıl ki fotoğraf sanatında fotoğrafını çektiğiniz objenin sizin tasarımınız olma zorunluluğu bulunmadığı gibi. Saygılar... noveci www.noveci.com |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Kayıt Tarihi: 10-06-2007
Mesaj: 34
![]() |
3D modelleme
3D tasarım 3D sanat bence bunlar çok farklı şeyler. 3D... evet... ama hangi 3D 3D'yi amaç olarak kullanmak diye birşey olabileceğini sanmıyorum. 3D olsa olsa bir araçtır. Yani yağlı boya ustasının kullandığı boya ve fırçadan başka birşey değil bu 3D olayı. Dolayısı ile 3D'yi kullanabilecek her meslek kendi içinde çözmeli bu işin eğitim boyutunu. Doğrudan 3D'yi hedef alan bir mesleki eğitimin yerinde bir hizmet olacağı kanaatinde değilim. "3D'ci geldi hanııım" edasıyla sitelerde reklam veren çok insan göreceğiz daha... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 02-07-2003
Mesaj: 1.426
![]() |
Biraz daha açar mısınız? Bu kadarını zaten algılamak çok zor değil.
|
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 02-04-2008
Mesaj: 208
![]() |
Alıntı:
Onlar tabii ki CAD'ın aslında bir tasarım aracı olduğunu bilmiyor. Dolayısıyla anlamadıkları ve anlamaları için gereken emeği vermedikleri bu aracı ve onu kullananları küçümserler. Büyük kişisel çabalar sonucu nasıl yapılacağı öğrenilmiş olan işler için istenen bedeli de çok görürler. Ancak CAD'ı doğru kullanan tasarım büroları ile diğerleri arasındaki fark epey belirginleşiyor. Çağın gerçeği olan bu geçişi yapmayan ve onun gerektirdiği emeği vermeyenler yakında geri kalacaklar. Ayrıca, ülkemizde her meslek grubunda olduğu gibi, birbirini küçümseme, yardım etmeme, muhatap olmama ve beğenmeme gibi "meziyetlerimiz" biz CAD kullanıcılarında da genel olarak mevcuttur. Bu, beraberce emek vererek demokratik ve kuralları olan ortak zeminlerde çözeceğimiz ülkemizin kronik bir rahatsızlığı. Bu rahatsızlığı gidermek de, CAD kullanıcıları olarak, bizim görevimiz. En son ex Cathedra tarafından düzenlendi : 31-07-2008 07:47 Nedeni: yazım hatası |
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 02-07-2003
Mesaj: 1.426
![]() |
Mimari görselleştirme CAD'midir?
3SMAX MAYA vs programlar CAD programı mıdır? REVIT bir CAD programı mıdır? AutoCAD ile cizim yapmak CAD'midir? CAD olmadan tasarım kalitesi düşer mi? CAD öncesi devirde mimari tasarımlar kötü müydi? CAD mimara ne zaman yardımcıdır? Ne zaman yanıltır? |
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 02-04-2008
Mesaj: 208
![]() |
Alıntı:
Bir yazılıma Bilgisayar Destekli Tasarım, ya da Computer Aided Design (CAD), aracı denilebilmesi için tasarım sürecinde yer alması gerektiğini ve tasarımı doğrudan etkilemesi gerektiğini tahmin ediyorum. Buna göre Adobe yazılımları bile CAD olabilir; kullanana bağlı. Mimari Görselleştirme ise tasarım sürecine dahil olduğu zaman mimari anlamda tasarım oluyor sanırım. Yoksa bitmiş bir işin görselleştirilmesi de elbette sanatçının bu işin nasıl en iyi şekilde görselleştirileceğinin tasarımını yapmasını gerektiriyor. Benim kastettiğim mimari anlamda tasarım. Tasarım bittikten sonra sanatçı kişiyle temasa geçen bir mimarlık bürosunun CAD'ın tasarım için sunduğu çok değerli olanaklardan mahrum kaldığını düşünüyorum. Ayrıca, eğer bu kişi sürece çok daha erken dahil olsaydı onun için de çok daha verimli ve tatmin edici bir süreç olabilirdi. CAD öncesi devirde bugün taklit edilmeye çalışılan bazı binalar inşa edilemezdi; çünkü, en azından, onları oluşturan yapı elemanları ölçülendirilemiyor ve hassas imalat resimleri üretilemiyordu. Ama CAD'ın yararları bu tür binalarla uğraşmayan mimarlık bürolarını da pek çok açıdan etkiliyor. Örneğin bir binanın çevresi ile ilişkisi (örneğin ışık) dijital ortamda çok hassas olarak incelenebilir. Makette bunu yapmak daha zahmetli ve çok daha uzun sürüyor. Sonuçta bir görselleştirme de sağlamıyor. CAD mesleğin gerektirdiği hassasiyetten uzaklaşılıp "boyama" aracına dönüştüğü zaman yanıltıyor. Benim anlamakta zorlandığım bu hassasiyetin nerede "mesleğin gereği" olmaktan çıkıp düpedüz "vakit kaybına" dönüştüğü. En son ex Cathedra tarafından düzenlendi : 31-07-2008 20:17 |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|