![]() |
|
|||||||
| Lisans Eğitimi Lisans eğitimi sırasında yaşadığınız sorunlar, merak ettikleriniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 01-03-2006
Mesaj: 9
|
Mimarlık Eğitimindeki Karmaşa
Mimarlık öğrencileri olarak kafamız karma karışık.Neden derslerimizde üslupları birbirinden taban tabana zıt hocalar yer alıyor ve her hoca kendi tarzında ısrarcı olurken bizim kendi çizgimizi oluşturmamız bekleniyor? Mimarlık eğitiminde söz sahibi olan,öğrenci olarak aynı durumda olan ya da olayları çözümlemiş arkadaşların yorumlarını bekliyorum...
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-12-2004
Mesaj: 60
|
normal
her hocanın kendi tarzının olması bana çok normal geliyor. Farklı insanlardan ders alarak hepsini görerek kendine özgü bir çizgi tuturabilirsin zamanla.
Her hocanın aynı şekilde davranması anlatması öğretmesi yorumlamasını beklememelisin. Ben öğrenciyken biz de çok yakınırdık ama daha çok bu bir kaçamaktı sanırım. Her gün gider gelir "adama bak ya bu da şöyle diyor şimdi" diye ateşli ateşli anlatırdık etrafa. Onların kendi çizgilerinde tutturmasını yanlış algılama, ufak ufak her noktada kendi istediğin gibi davranabilirsin. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
daha kötüsü TEK bir hocanın bir dediği diğerini tutmayabiliyor,
başka bir kritik geldiğinde kendi savunduğu şeyi anında satıp sizi yalnız bırakabiliyor! o yüzden mimarlık eğitiminde tamamen yalnızız biz öğrenciler olarak ![]() hocalar daha çok teknikleri geliştirmek ve uygulamak için danışmanlar, projeyi anlamlı kılmak için dışarıdan sizi denetleyen kişiler oluyor... hiç bir zaman sizin kadar projeye sahip çıkan kişi olamıyorlar... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 01-03-2006
Mesaj: 9
|
bunlar normal mi?
Her hocanın kendi tarzının olması, bizim de bunları algılamaya calışmamız,zihin süzgecinden geçirerek kendi tarzımızı oluşturmamız;tabiki bizden istenen bu daha doğrusu yapmamız gereken ama birbirinin tezini tamamı ile çürüten hatta orangenin dediği gibi kendi ile çelişkiye düşebilen hocalarla kafalar iyice karışmışken nasıl olur ve bizden ne beklenir bilemiyorum...
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 497
|
mimarlık tek bir şey değil ki.
mimarlık hem sanat hem de gerçektir.
yani hem sanat akımlarını içerir hem de yapı bilgisini. bir çok mimari akımın olduğunu düşünürsek bir insan bir akım üzerine mimarisini geliştirir. yani herkesin genel bir görüşü vardır projeler hakkında. farklı görüşteki hocaların var olması da bizim(öğrencilerin) farklı akımları tanıyabilmemizi sağlar. hatta bir dönmki projenin yapı ağırlıklı geçmesi insana mimaride bu da varmış dedirtir. ama tabi herkesin karakeri farklı olduğu gibi mimarisi de farklıdır.zaten mimari düşünce kişinin çocukluğundan beri ve hala edindiği deneyimler doğrultusunda açığa çıkar. bu sayede hocaların da birbirinden farklı türde şeyleri söylemesi normaldir.herkes birbirine yakın fikirler öne sürseydi yarışma yapmaya gerek olur muydu? bu bağlamda bize düşen görev hocaların fikirlerine saygı duyup ve vermek istediği bilgiyi alıp bizim mimarimize uyuyorsa uygulamaktır.ama uymzsa uygulamak hocaya oynamak olur ve kişi mimarlığını geliştiremez .her proje dersinden AA almamayı göze alabilirsek kende mimari düşüncemizi de oluşturmaya başlamışız demektir. herkese projelerinde başarılar... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
hatta işi abartıp mimarlığın okulu olmaz diyebilmek bile isterdi pek çok mimar ama
o kadar çok insan var ki mimar olmak isteyen, bir şekilde bir düzene sokmak gerekiyor bu kadar talebi ![]() yoksa usta çırak usulü gelişen son derece kişisel son derece öğretilemez birşey mimarlık. ama bir mimar gibi düşünmek öğretilebilecek birşey, o yüzden elimizde sorgucu tavrımız, grafik anlatım tekniklerimiz olduğu sürece en azından öğrencilik döneminde kendi gemimizin kaptanı olarak yolumuzu bulmaya çalışmaya devam edeceğiz... |
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-08-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
Bi defa çok okuyacaksın, çok araştıracaksın, çok çalışacaksın. Hocanın sana karşı kullandığı terimleri(silahları) sen de az çok temin edeceksin... Her hocanın kendi çizgisi vardır. Senin kendi çizgin olmadığını"görürse,seni istediği yöne çeker, hatta üzerinde fanteziler bile dener ...belki de seni güzel yönlendirir, kendi çizgini bulmana yardımcı olur... Benim 5 proje dönemlik tecrübem, bana buna gerek kalmadan kendi kendimi eleştirebilmeyi, çok eleştiri alabilmeyi ama yine de kendi çizgimde kalabilmeyi öğretti.Yani ilk önce kendi kendine tashih ver... kendini eleştir, yakın arkadaşlarından seni acımasızca eleştirmelerini iste...Sonra kendi hatalarını kendin bul... Sen hocana kendini bilen, aklındakini anlatan, ne yaptığını bilen bir proje götürürsen , zaten hocan da seni dinler ve sana yardımcı olur, senin gittiğin yolda seni aydınlatır. belki canı sıkılır seni şaşırtmak ister, sen şaşırmazsan o yine senin yolundaki doğrularla sana yardımcı olur...Katı modernist bir hocaya bile 'post modern bir tasarımı kabul ettirebilirsin istersen, hocan senin projeni sevmek zorunda değildir, ama inandığın işi yaptığını görüyorsa , saygı duyar... bilmem açıklayıcı oldu mu kolay gelsin, kolay açıklanacak bişey değil , ben de düşünüyorum hala, bunları... ... |
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2003
Mesaj: 37
|
hangi mimari akımları tercih ediyoruz?
ilgilenenleri "hangi mimari akımları tercih ediyoruz?" başlıklı konuya davet ediyorum.
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 01-03-2006
Mesaj: 9
|
Anlatmak istediğim karışıklık;üslup farklılığı ya da bir çok mimari akımının varlık göstermesi değildi.Tabiki kendimizi yakın bulduğumuz mimari akımdan bahsedeceğiz mimarlık hayatımzda, ki gercek birer mimar olabilirsek.anlatmak istediğim su an ki mimarlık eğitiminde daha işin başında olan ve pek de bir şey bilmeyen mimarlık öğrenceilerinin iyi yönlendirilememesi.Daha açık şekilde anlatmam gerekirse bir proje dersinde yapıya ağırlık verin önce araziyi, çözümlemeleri halledelim diyen bir hoca ile tasarım mimarktır ondan sonra teknik konular araştırılır ve çözulur diyen bir hocanın birlikte aynı öğrencilere yüklenmesi.Bence her konuya ayrı dönemlerde ağırlık verilse herkes kendi doğrularını daha rahat bulur
![]() |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-10-2002
Mesaj: 53
|
içimizdeki düşman!
tartışmayı başlatan metinleri parça parça alıntılarla ele alalım. kişiyi incitmeden (umarım böyle bir şey mümkündür) dilin içine kodlanmış acayiplikleri ortaya çıkarmak için bir örnek olarak kullanalım. düşünmeden kullandığımız ne çok kalıp var.
'kafamız karma karışık', benim kafam karışık demek istiyor ama açıkça korktuğu için biz diyerek sorumluluğu dağıtıyor, muğlaklaştırıyor. 'olayları çözümlemiş', olaylar çözümlenebilir, tek doğrulara indirgenebilir ve artık ondan sonra reçetelere dökülüp aktarılarak üçüncü kişiler hiç zahmet çekmeden olayları kavrayabilir, diyor. Bundan sonra şu gelir: 'şimdi anladım peki şimdi ne yapıcam?'. ... 'gercek birer mimar olmak', mimarların gerçek ve gerçek olmayan tipleri vardır. ihlas kelimesinin anlamını ilk öğrendiğimde de tüylerim aynı şekilde diken diken olmuştu. gerçek inanç demek. inanmak bu kadar içsel bir şey iken inananlar birbirlerini yargılıyor sen sahtesin gerçeksin diye. dilde böyle bir kelime olması bile insan olarak toplumsallaşırken, otoriteye karşı ne kadar dikkatli davranmamız gerektiğinin bir uyarıcısı. Bkz. stanley milgram ve deneyleri. 'pek de bişey bilmeyen mimarlık öğrencisi', mimarlık 'mimarlık okulu'na gelene kadar insana değmez, ki bu yaklaşık 18 sene boyunca çevremizle hiç bir etkileşime girmeden bir küvözde yaşadığımız anlamına gelir ki birey ve küvöz arasında bile mimari bir ilişki vardır. O yüzden mimarlık öğrencisi mimarlıkla ilgili hiç birşey bilmez. Hocalar bilir. Bilmeyenlere not verirler. Bu da zaten böyle olmalıdır, diyor. 'kendimizi yakın bulduğumuz mimari akımdan bahsedeceğiz mimarlık hayatımızda' ve 'iyi yönlendirilememesi', Bu dildeki virüslere harika bir örnek, dikkatinizi çekerim her iki kavram da yani 'kendimizi ifade edeceğiz' ve 'yönlendirilmek' aynı cümlede kullanılmışlar. Yönlendirilmek zaten tek başına bir tartışma konusu. Terbiye olmak, nefsi köreltmek gibi toplumsallaşırken geçmemiz gereken süreçler gibi değil, yönlendirilmek düpedüz robotlaşmak. bunun içinde 'cyranoid' kavramına bakın yine stanley milgram. 'öğrencilere yüklenmesi', burada müthiş bir kabullenme var. bilgisayara program yüklerken, kamyona yük doldururken ki durum. yüklenenin iradesi yok. dur demiyor. yükleyenle tartışmıyor. halbuki düşünce tarihi önemli düşünürlerin kabul edilmeyiş hikayeleri ile dolu. biz kabul etmeyenlerin isimlerini hatırlamıyoruz. Tabi yine burada ben sıradanım öyle kalayım beni öyle ön saflara itelemeyin, işin standardı neyse söyleyin ben yapayım durumu hakim. 'her konuya ayrı dönem', mimarlık konuları yıllar önce belirlenmiş ve üzerinde anlaşılmış bir kategorik ayrıma tabi tutulmuştur. Hatırlayın, iznikteki konsül gibi. Bu konular sıralıdır. Önce biri sonra öteki gelir. Dolayısıyla bu sırayla öğretilirler. Öğrenenin de kafası karşımaz. Keza bu kafa karşıklığı hocaların bu sırayı bilmeleri ancak uygulamamalarından kaynaklanmaktadır. Halbuki gizli çevrelerde bu konular ve sırası bilinmekte imtiyazlı kişilerce uygulanmaktadır. bunun içinde gnostizme bakınız. metinler bana doğru bir yol gösterin ben de onu kafam karışmadan takip edeyim. yanlış bir şey olursa sorumluluk kabul etmem bana o yolu çizene kızarım diyor kısaca. benim kafamı karıştırmayın basitleştirin diyor. hayat çok karmaşık basitleştirelim. bu tavır yirminci yüzyılda iki felakete yol açmıştır, toplama kampları ve popüler kültür. Kültürel ayıklama. Birisi hepimiz aynı olalım, öteki farklı insanların ortay paydasını bulalım. Yani 'muck muck'. O şarkıyı ben dahil sevmeyen yok. Üstelik kafa da karıştırmıyor.
__________________
tangent universe has collapsed |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 01-03-2006
Mesaj: 9
|
sanırım cevap hakkı doğdu
Evet psikolojik acıdan bakarsak olaylara infilak ederek tepki veren bir yapınız var sanırım.Biz derken arkadaşlarımında aynı problemlerden şikayet ettiğini gördüğüm için kullandım 1.çoğul şahıs zamirini.
Olayları çözümlemiş derken kendimi yakın hissettiğim sonucu anlatmaya çalısmıştım.Herkesin sonuclarını da merak ediyor ve bekliyorum zaten fikirleri paylaşmak için burdayz. Gercek birer mimar olmak benim açımdan da göreceli.Herkes ben süper bir mimarım diye atabilir kendini ortaya,dile hakimiyeti iyiyse yaptıklarını güzelde savunur.Ayrıca ismini verdiğiniz kitabı merak ettim ve bulmaya calısacağım. Pekte bişey bilmememiz:ilkokuldaki yaptığımız çöpten adamları saymazsak (ki ilkokulda ilçede resim derecem vardır)lisedeki öss bazlı yine eğitim yanlışlarından olsa gerek. Basitlik kavramını bence yanlış tanımladınız,sadelik ve basitlik hiç bir zaman ayağa düşme,bayağılık olarak kullanılmamalı.Bence(benim yorumum) sade bir dil kullanan,entellektüel komplekslere girmeyen yazar iyi bir yazar,sade bir anlatımı olan mimar iyi bir mimardır.Ziya Tanalının sadeleştimeler kitabını öneririm bu konuda. Yüklenmek meselesinde bahsettiğim ise bilgi yüklemesi değil öğrencilerin zorlanması,lastik misali her tarafından çeken birilerinin olmasına karşın koptu kopacak ne yapacağını bilememesiydi ki yüklenmek kelimesi genelde bu şekilde kullanılır ve dikkatli okursanız benim metnimde de bu anlamda kullanılmıştır. En son sevcen tarafından düzenlendi : 05-03-2006 00:02. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 01-03-2006
Mesaj: 9
|
mimari eğitimdeki çelişkiler ve sorunları
Aşağıdaki yazı sorumluluğu başkalarına atmak için değil fakat yazılanlara katıldığım için odtü yayınlarından,Yasemin Aysan ve Yılmaz Aysana ait,mimarlık eğitimi kitabından,mimari eğitimdeki çelişkiler ve sorunlar bölümü,sayfa 3:
4 yıllık lisans eğitimi sırasında her öğrenciye kişisel eğilimleri,yetenekleri göz önüne alınmadan her ders aynı ağırlıkta okutulmaktadır.Oysa mimarlık fakültesinde yetişen kimseler,uzmanlaşma aşamasında endüstriyel tasarımcılığından,sanat tarihine,doğal çevre tasarımcılığından yapı tekniğine kadar geniş bir spektrum içinde çalışmalar yapabilmektedirler.Ancak bu 4 yıllık lisans eğitimi,öğrencilerin eğilimlerini belirlemesi için çok uzun bir süreyi oluşturmaktadır.Lisans eğitimi sırasında,ilk basamaklarda verilebilecek bir yönlendirici eğitim,kısa bir zaman içinde öğrencinin özelleşme konusunu belirlemesine ve lüzumsuz zaman kaybının önlenmesine yardımcı olur.Kişisel yetenekleri farklı olan öğrencilerin eğilim duymadıkları konuyu zorlama öğrenme ve uygulamaya calışmaları onların yeteneklerinin körleşmesine neden olabilmektedir. |
|
|
|
|
|
#13 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-02-2006
Mesaj: 36
|
Alıntı:
![]() benım dusuncem aslında farklı dusunce tarzları olan hocalarla calışmak daha iyi biliyomusun?bende kısa zaman once senın gıbı dusunuyordum ne yapmam gerektıgıne hangı hocanın dedıgı dogrultusunda hareket edecegımı bılemezdım.ama bırde sunu düşün:bırden fazla seçeneğin var ve kendı dogrulerını yolunu bu çeşitlerden kendın kurabılırsın.tek tıpte hocalarla calıştıgnı dusun bende ilerde suankınden daha cok bocalardın. önemli olan senin tarzın.proje senin!bence projene baktıklarında seni görebilmeliyiz sen hocalardan sadece kendını ıfade etme konusunda yardım alıyosun...ya bu benım dusuncelerim tabi ben bu acidan bakıyorum artık ve bana en yakın hangı dusunce gelıosa onu goz onune alıyorum... ![]() |
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-08-2005
Mesaj: 132
|
biraz özet yazın arkadaşlar lütfen... gerçekten yazdıklarınızı okumak istiyorum ama, okumak istediğim başka forumlar da var
|
|
|
|
|
|
#15 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
çok doğrusu olmasından dır doğru
belki çok az olguda birçok doğru ve birçok yanlış vardır da, onlardan biride mimarlıktırda ondan dersek, yanılmamış oluruz belki.
mimarlıkta tek doğruda yoktur. tek yanlışta yoktur. her tasarım aslında çooook yanlış veya çoook doğrudur. aynı tasarım bir için çooook yanlış ilkeler içerirken bir diğeri için çoook doğru bir çözüm olabilir size çok ilginç gelecek aynı hoca aynı tasarıma bir hafta ara ile çok farklı eleştiriler verdi desem ne dersin böyle bişey işte belki zamanı gelecek kendi çizdiklerine kendinde bir süre sonra yanlış diyeceksin bunlara hazırlıklı ol ama kendi tarzını sunumlarda anlatmayacaksan da ara ve bence geliştir. bir hocanın söyleminden alıntı gibi al bunu her projeyi iki kez çalış biri senin kendi beğendiğin olsun diğeri sunum için sonraları kendi tasarımını sunmaya hazır hisedersen onlardan biriyle deli bir çıkış yapar ve eğer hoş karşılandıüğını sezersen sanırım o zaman işte kendimi kabul etttirdim diyebileceksin |
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|