![]() |
|
|||||||
| Koruma & Restorasyon Koruma, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji sorunları bu başlık altında... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 677
![]() |
neyi ne kadar korumak
Türkiye'de her kavramın sulandırıldığı gibi korumacılık ve restorasyon kavramının da sulandığını düşünüyorum. Şimdi 4. sınıfa geçmiş bir mimarlık öğrencisiyim. 1. sınıfın yazında 2 ay restorasyon projesinde çalışmıştım. Okuldaki rölöve rest. projesi ve kişisel ilgim sayesinde restorasyon hakkında biraz bilgi sahibi oldum.
Ama sonra gördüm ki, benim 'biraz' dediğim bilgi piyasa şartlarında 'ÇOK'bile. Öylesine restorasyon ve rölöve projeleri yapılıyor ki. Kurullarla olan şahsi ilişkiniz projenin doğruluk kriterlerini doğrudan etkiliyor! Ölmüş bitmiş konaklar trilyonlar harcanarak ayağa kaldırılıyor,sonra biblo gibi , şehir süsü gibi duruyor öylece... Buna benzer şeyler işte. Yaşanmayan ve yaşanmayacak mekanlara servetler akılıtılıyor ve yapılması gerektiği gibi de yapılmıyor üstelik. Kimse kusura bakmasın , ben bu kadar altyapı sorunu olan, insanların temel mekansal ihtiyaçlarının bile tam karşılanmadığı , imarsız bir ülkede restorasyon projelerine harcanan emeği ve parayı başka yerlere harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Yanlışsa birileri beni ikna etsin lütfen. Neyin , ne kadar ve nasıl korunması gerektiği konusunu bence uzmanlarımız baştan tartışmaya açmalı.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-03-2006
Mesaj: 26
![]() |
Ölmüş bitmişten kastınız nedir? Korumacılık adına yanlış işlerin yapıldığını sağır sultan bile biliyor da bunun çaresi koruma uygulamalarının azaltılması değil herhalde.Ortadan kaybolmuş sadece temelleri duran ve hakkında hiçbir sağlam belgenin olmadığı eserler restorasyon adı altında yeniden mi inşa ediliyor? Gerekçelerinizi tam olarak belirtirseniz sizi ikna etmek yerine sizinle bu konuda tartışan birileri çıkabilir.
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 677
![]() |
EVET. Aynen söylediğiniz gibi. Koruyalım diye herşey korunmaya kalkılıyor. Ben insanlığın daha ciddi problemlerle boğuşacağı ileriki dönemlere yönelik çalışmalarının önplanda olması gerektiğini düşünüyorum. Korumacılıkta popüler kültürün bir oyuncağı olmuş durumda bence.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Forum Üyesi
İstanbul
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
![]() |
Yanlışa yanlış diyememek.
Alıntı:
Alıntı:
Kurullarda Statülü makamlarda genelde mimarlar görev alıyor inşaat mühendisleri bu alanlardan izole edilip mühendislik yok sayılıyor. ''Ülkemizin bunca altyapı sorunu varken'' Çok doğru size çarpıcı bir örnek Dünya mimarlık kongresi İstanbulun avrupa yakasında binlerce mimarla yapılırken İstanbulun Anadolu yakasına o günlerde yağan yağmurdan dolayı sel su baskınları hayatı felç ediyordu.. Bu manzara karşısında Haber proğramını yapan tv muhabiri bu ülkede bu kadar altyapı imar problemleri,çarpıklık var ''Bu ülkede hiçmi mimar mühendis yok'' Şeklinde tepkisini ortaya koyuyor. Deprem risklerinide düşünürsek yapılan bir çok iş göz boyamadan öte geçmiyor. Bunun en bariz örneği son zamanlarda Sokak iyileştirmeleri adı altında çürük köhne binaların cephelerini boyayıp cilalamak şeklinde oluyor. Bu şekilde yapılan restarasyon uygulamalarına sıcak bakmıyorum.. |
||
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-03-2006
Mesaj: 26
![]() |
Restorasyonda mevcut sorunlar var diye restorasyon yapmayalım, önce insanların oturacakları ev ve alt yapı sorunlarını halledelim diye bir yaklaşım mantığa aykırıdır.Korumacılık aynı hastalık tedavisi gibidir, ne kadar erken müdahalede bulunursanız o kadar iyi sonuç alınır.Adına restorasyon uygulaması bile denemeyecek işlerin yapıldığını farkındayım ama fikirleri çözüm yaratacak şekilde kurmanın daha fazla yararı olur düşüncesindeyim.
Her şeyi her uygulamayı kestirip atmanın bir anlamı yok bence.Makyaj da koruma estetiği içine giren bir uygulamadır.Koruma yöntemlerinden biridir.Bir yapının sadece dış cephesinin boyanması yahut cephe temizliğinin gerçekleştirilmesi estetik açıdan önemli farklar yaratır.Bunun yanında öyle projeler var ki ciddi bazı uygulamaların yapılması gerekirken sizin tabirinizle makyaj yapılarak geçiştirilmekte ve hiç utanıp sıkılmadan yüksek maliyetler çıkarılmaktadır. Ayrıca, mühendislerin koruma konusuna fazla giremedikleri noktasında size katılıyorum ama bunun suçlusu mimarlar olduğu kadar meydanı onlara bırakan mühendislerdir diye düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 932
![]() |
yorum
konuyla ilgili üstte güzel yorumlar yapılmış, bir çoğuna ben de katılıyorum.
öncelikle bir mimarlık öğrencisinin başlıbaşına bir bilim haline gelmiş RESTORASYON konusunu eleştirirken bu konuda biraz araştırma yapmasını rica edeceğim. Bu tartışma aynı biçimde yıllardır yapılıyor. Restorasyon kendi kendine ortaya çıkmış bir kavram değildir, bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkmış ve geliştirilmiştir. aksaklıkları olduğu, ülkemizde yanlışlarının bol olduğu doğrudur. Ancak bunlar restorasyon yapılmamasını gerektirmez. Bu yanlışlar gün geçtikçe düzeltiliyor, ortaya daha doğru uygulamalar çıkıyor. Kurullar koruma kriterlerini gün geçtikçe sıkılaştırıyor. Ben restorasyon projelerine harcanan emeğin bu projelere harcanmaya devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun karşılaştırma kriteri ülkemizin altyapı sorunları değildir. |
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 677
![]() |
Alıntı:
Benim söylemek istediğim , koruma kavramının yüzeysel ve sadece göstermelik elealınışının bir ritüel haline dönüşmesi , normalleşmesi durumu. Böyle bir durumda kısıtlı kaynakların kullanılmayacak , yaşamayacak sahte restorasyonlara değil, altyapılara, depreme, yeşil alana aktarılması bana çok daha insani görünüyor.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 932
![]() |
Kısıtlı Kaynak
Öncelikle kaynakların kısıtlı olmadığını düşünüyorum. Özellikle İstanbulda yer gök mevsimlik lalelerle kaplanabiliyor, gerekli gereksiz kavşaklar yapılıyor. TOKİ idaresinde toplu konut adı altında lüks konserveler dikiliyor.
Toplu konut ihtiyacının, alt yapı yetersizliklerinin, toplu taşıma eksikliğinin nedeni restorasyona aktarılan kaynaklar değil. Son yıllarda restorasyon ve onarım konusunda daha fazla para ayrılmasının başlıca nedeni kültür bakanlığı ile turizm bakanlığının birleştirilmiş olması. Siz bir de mütaehit zihniyeti ile ayağa kaldırılan restore edilen arkeolojik alanları görmelisiniz. Yukarıda anlatmak istediğim de buydu, restorasyona ayrılan kaynakların nasıl kullanıldığı başlı başına bir tartışma konusu, restorasyon uygulamaları nasıl yapılmalı başlı başına bir konu, eğitimi nasıl olmalı uzunca tartışabileceğimiz bir diğer konu. Dilerseniz bunlardan birini tartışalım. Ama ilk mesajınızı dönüp dolaşıp tekrar okuyorum, karşılaştığınız yanlış uygulamalar nedeni ile konuya her açıdan karşı bir tavır sergileşmişiniz. Buyrun bir konuya odaklanalım ve tartışalım. Sıkıntım şundan kaynaklanıyor, bu başlık altında açılmış her konu, ya eğitime, ya maliyete, ya da felsefeye dayandırılıp tıkanıyor. İlgi duyanlar tartışmaya katılıp şikayetlerini dile getiriyorlar. Eğitim bence eğitmenlerin konusudur, restorasyon mantığı da keza, uygulama derseniz, buyrun benim konum. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
![]() |
Korumaya karşı değilim ama "yanlış restorasyonlara harcanan paralara" içim yanıyor. İstanbul surları örneği gibi ya da ona benzer onlarcası. Bu yanlış harcanan para için duyulan üzüntü tabii ki sadece restorasyon için geçerli değil her şey için geçerli.
RedRapsody'ye bir açıdan katılıyorum o da yaşamayacak bir mekanı ne kadar koruyabiliriz. Restore edilecek tabii ki ama asıl önemlisi yaşatılması sanırım. TOKİ konusunda ya da kavşak vs konusunda ki görüşe katılamayacagım. Şu an da TOKİ'nin yaptırdığı konutlarda oturuyorum. Lüks değil orta direk insanlar için yapılmış yerler burası. Lüks olanları da olabilir tabi. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 932
![]() |
ara not
TOKİ sadece alt ve orta gelir grubuna yönelik inşaat yaptırmıyor. Bakınız Ataşehir civarı.
Bu konuda çok bilgili değilim. sadece yanlış anlaşılmak istemedim Ancak ben bağlarbaşında ve Acıbadem de yapılmış son derece gereksiz 2 kavşağı biliyorum. |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-03-2006
Mesaj: 26
![]() |
Restorasyon eğitim, felsefe ve maliyet ile ilgili bir alandır bunları bırakırsak geriye bir şey kalmıyor zaten.Bunu yaparsak bugüne kadar yapılmış olana yani senin uygulaman kötü benim uygulamam güzel tartışmalarından öteye gidilmez.
Arkeolojik alanlarda yapılan restorasyon çalışmaları kötü örnekleri olmakla beraber hem azdır hem de en iyi örnekleri içinde bulundurur.Genele vurursanız akademik kökenli insanların daha çok yer aldığı çalışmalar olduğu için modern şehirlerde yapılan koruma örneklerinden çok daha tutarlı olarak nitelemek mümkündür arkeolojik alanlardaki çalışmaları.İsterseniz örnekler üzerinden de gidebiliriz. Nedense İstanbul surları devamlı örnek gösterilir (ki zamanında belediyenin uzmana danışmadan yaptıkları gerçekten kötüdür) ama bence restorasyon adına iyi örneklerden biri olarak görülmelidir.İstanbul'un surları ile meşhur bir kent olduğunu düşünürsek öncelikli korunması gereken yapılardır surlar.Örneğin kara surlarının yapımı konusunda bilgim olduğundan, şu uygulama tutarsızdır diyen varsa buyrun tartışalım. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 677
![]() |
Restorasyon bilinci
Çok kısa bir soruyla , artık çok sıkıldığım restorasyon konusunu bilirkişilere devrediyorum.
Mücevher gibi özel kamusal yapılarımızdan ' Keşke restore edilmeseydi, bundan 5 yıl sonra belki çok daha doğru restore edilebilirdi' diyeceğiniz kaç tane örnek var. Benim gördüğüm örneklerin %80 i böyle. Yangından mal kaçırır gibi restorasyon yaparak , AB hibelerinden yararlanmaya çalışanlar ve buna çanak tutan mimarlar dolu heryer. 5 yılda restore edilmesin de 50 yılda restore edilsin. Ama doğru restore edilsin. Benim derdim bu. Bunun içinde söylediğiniz herşey var. Eğitim , yasalar, sosyo-politik sistem. Kısaca ben' durun nereye yetişiyoruz diyorum. Yok yapılsın da nasıl yapılırsa yapılsın diyorsanız , buyrun sizin olsun. Ülkenin, nice restore edilmiş , bar yapılmış, restoran yapılmış , çarşı yapılmış otantik mekana ihtiyacı var. Ha birde boş durup, şehirde süs olsun diye onarılmış konaklara ihityacı var, yada dizilerilerimize set olurlar... Buyrun kolay gelsin, iyi çalışmalar.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Arkitera Üyesi
Bursa
Öğrenci
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 510
![]() |
restorasyon konusu benim aklımda büyük bir soru işareti.
ama şunu dile getirmek isterim. belediyelerde harcanan paralar o kadar yalnış yere gidiyor ki bunların arasına ne kavşakları ne de restorasyon projelerini koyabiliriz. bu örnekler hiç olmazsa iyi için yapılmış harcamalar. konuya döndüğümüzde restorasyonda tarihi yapılara nasıl yaklaşmamız gerektiğini merak ediyorum. tarihi bir suru yeni , eskitilmiş taşlarla tamamlamak ne kadar doğru. hatta bu tarihi surunda etrafını çevirmek?
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|