|
Sevgili arkadaşlar
Başlığın oldukça iddalı olduğunu düşünüyorum. Başlığı atanların önce Türkiye'deki kentsel ölçekli rehabilitasyon uygulamalarını sonra da avrupa'da yapılanları hiç bilmedikleri anlaşılıyor. Yapılan çalışma kıymetli bir çalışma ama ne yazık ki restorasyon anlamında değil- Akaretler İstanbul'un konut fonksiyonlu tarihi yapıları arasında çok önemli bir yere sahiptir. Yıllarca harap ve kullanılmaz halde tutulmuştur. Bugün kullanılıyor olmaları sevindiricidir. Ancak yapılan müdehaleler binalar için geri dönülmez bir seviyededir. Kargir cepheler tutularak içeride neredeyse tamamen Betonarme sistem kullanılmıştır. Cephe üzerindeki taşların üzerleri boyanmış durumdadır. Bir koruma uzmanı olarak içim kan ağlıyor- Bu binalara bunu yapmak ne kadar doğru- 19 ve 20. yy. kargir konut mimarisi bu kadar mı heba edilir. Bu yapıları kendi malzemeleri ile aslına uygun olarak depreme karşı da güçlendirerek korumak mümkündür. Neden her zaman ilk akla gelen beton ve çimento bazlı sıva kullanmaktır. Bu binaların duvarlarında kireç harcı kullanılmıştır. Duvarları doğal taştır. Çimento sıva yapı içinde kireç ve doğal taş ile uyumsuz bir malzeme olduğundan yapının doğal tuz-nem dengesini bozmaktadır. Çimento suya hasret bir malzeme olduğu için yapıdaki tüm suyu bünyesinde toplamaktadır. Aynı anda sahip olduğu tuzu da kendi bünyesi dışına atar- Açığa çıkan tuz özellikle doğal taş bünyesine geçerek- tuz kristilizasyonunu sebep olarak taşın yapısını bozar ve zaman içinde taş iç basınç nedeni ile patlamaya başlar. Artık dünyanın hiçbir yerinde tarihi binalarda çimento kullanılmamaktadır. Türkiye hariç- çimentoyu ne kadar çok severmişiz. çimento ve beton çağımızın mükemmel yapım malzamesi olarak algılanabilir ama ne yazık ki restorasyon konusunda değil. Yapılan işin restorasyon anlamında başarılı olduğundan bahsetmek ne yazık ki doğru olmaz- Bir kaç yıl içinde yapılan restorasyonun ve uyumsuz malzeme kullanımının neden olduğu bozulmaları hep birlikte göreceğiz.
Bir lafım da fonksiyon ile ilgili- ofis,konut ve otel kullanımı doğru bana göre ama A++ sınıfında bir lüks ötesi mağaza işlevi ne kadar çalışır göreceğiz- Bu mağazaların bir süre sonra görünme kaygısı başlayacak ve cephelerin tamamı vitrine çevrilecek- o zamanki manzarayı hayal bile etmek istemiyorum. Akaretlerin tüm algısı bir anda yok olacak. Kim dur diyecek? Mal sahibi VAkıflar mı? Koruma Kurulu mu? Proje Müellifi mi? Beşiktaş Belediyesi mi?
KİMSE.
Ali Emrah ÜNLÜ
rest.y.mimar (İTÜ)
|