Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Koruma & Restorasyon

Koruma & Restorasyon Koruma, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji sorunları bu başlık altında...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 12-04-2006, 10:23   #1
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 12-04-2006
Mesaj: 3
Exclamation Koruma Kültürüne Bir Bakış

Koruma Kültürüne bir bakış; Bir İngiliz Kasabası...


Turizm Pazarlaması eğitimi almak amacıyla İngiltere’de bulunduğum 2004-2005 yıllarında, yaşadığım deneyimlerin desteğiyle, İngiliz toplumunun sahip olduğu koruma kültürünü sizlere örneklerle anlatmayı bir görev sayıyorum;

İngiltere’nin Midland olarak adlandırılan bölgesi, Londra’nın kuzeyinden başlayıp Northampton merkezinde, batısında Birmingham kuzeyinde Nothingham ve doğusunda Kuzey Denizine değin uzanan ve özellikle 50’li yılların başında İngiltere’nin ilk iç turizm deneyimlerinin başladığı yerler olan Skegness ve Huntington’u da içine alan bir bölgedir.

Ailemle birlikte, bu bölge içinde yer alan tipik bir İngiliz şehri Kettering’te 1 yıl yaşadım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki İngiliz şehirleşme felsefesi, büyük şehirlerin olmadığı (1 milyonu aşan şehir sayısı sadece 3), nüfusu 80.000 ile 200.000 arasında değişen merkezlerin yoğunluk kazandığı (ülke nüfusunun %75) bir anlayışı benimsemiş gözükmektedir. Northampton bölgesi de bu anlayış çerçevesinde oluşmuş, doğal sulama sistemi haline gelmiş, tipik Britanya iklimi sayesinde, yemyeşil fakat ormandan yoksun bir coğrafyaya sahip bulunuyor. Şehrin en yüksek yapısı Bölge Kilisesi (Paris Chuch) ise bu özelliğini halen muhafaza ediyor. Şehir dışındaki, 3 katlı apartman diyebileceğimiz yapılar dahi şehrin merkez sokaklarındaki tuğla yapıların otoritesini henüz sarsabilmiş değil! Kendi ülkemde 20 yıldan daha fazla bir geçmişe sahip bir yapıda yaşamamış bir kişi olarak Kettering’deki 1901 yapımı kırmızı tuğlalı evimiz, hayatımız boyunca unutamayacağımız bir olgu olarak hatıralarımızda yerini almıştır. Düşünün ki insanlar, büyük babalarının oturdukları evlerde tüm çağdaş gereksinimlere sahip olarak oturuyor, onların geçtikleri sokaklardan geçiyor ve hatta onların gittikleri kütüphane ve okullara gidiyorlar. Böyle bir ortamda toplumun kültür bilincini ve onu koruma güdüsünü tahmin edebiliyor musunuz? Toplumumuzun yaşadığı değişimler ve yıkımların böylesi bir koruma kültürünün oluşması yönünde engel oluşturduğunun farkında olmakla beraber, herşeyi de bu kadar çabuk tüketmenin ve geçmişe dair yaşanmışlıkları ve onların kalıntılarını yok etme hakkımızın da olmadığını düşünüyorum.

İngiliz toplumunun bilincinde yer alan Wictoria tuğlalı evleri, yılın her mevsimi hareketli ve güzel bahçeleri ve her faaliyete uygun geniş çim düzlükleri ile kentli olarak doğayla nasıl uyum içinde yaşanabileceğinin kanıtını bizlere sunmaktadır.

Oğlumun arkadaşı Richard’ın ailesinin 38 yıldır aynı evde yaşadığını ve aynı sokaktan geçip tüm aile fertlerinin aynı okula devam ettiklerini öğrenince, ne kadar göçer ruha sahip olduğumuzu ve o an orada oluşumuzun da ne anlama geldiğini düşünmeden edememiştim. Böylece kent silüetinin korunmasının toplum bilincine sağladığı katkıyı da yaşayarak öğrenmenin hazzını aldım.

Kettering kütüphanesinde 19.yy ve 20. yy’nin başlarında çekilmiş birçok fotoğrafı inceledikten sonra kent merkezinin omurgasının hep aynı olduğunu ve sokak isimlerinin ise 30 yıl sonra gittiğimde de aynı olarak kalacağını farkederek nedense bir rahatlık yaşadığımı hatırlıyorum. Seneler sonra oğlumun tekrar aynı sokakları, devam ettiği okulu görebilme imkanı insanı rahatlatıyor. İşte bu noktada kök salmanın kültürel korumayı da beraberinde getirdiğini, topluma bilinç kattığını ve bu bilincin gelecek kuşaklara aktarılarak sürdürülebilirliğin sağlandığını anlıyorsunuz.

Ülkemizde ise eskiye dair ne var ise yıkılıp yenisinin yapılması isteği ile yetiştirilen kuşakların, öncelikle kendi ailelerinin ve sonrasında toplumun geçmişine ve geçmişin yarattığı değerlere sahip çıkma bilinci oldukça düşük düzeydedir. Geçmiş ile bağımız adeta bir balta ile koparılmakta geçmişe dair hiçbir şeyi hatırlayamaz duruma gelmekteyiz. Hatta bir yıl önce dinlediğimiz müziği bile hatırlamıyor, açıkçası pek de umurunda olmuyoruz. 2001 yılında Keçiören Kalaba Vadisi! Yol kenarında bir törenle dikilen ağaçların üzerine 2005 yılında 10 katlı binaların yükseltildiğini görüyor hiç kimseye hiçbir soru sormuyoruz! İşte böyle olunca da kendi bilincimizi kendimiz yok ediyoruz!


İrfan ÖNAL
riben offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 18:49.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177