![]() |
|
|||||||
| Koruma & Restorasyon Koruma, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji sorunları bu başlık altında... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-03-2006
Mesaj: 26
|
Türkiye'deki restorasyon bilincinin resmi
Yıl: 2005
Yer: Pera Müzesi Konu: Türkiye'de restorasyon bilincinin şekilli anlatımı Şekil: http://img145.imageshack.us/my.php?image=rezalet4ti.jpg Eski eserin üzerine adını kazıyan restorasyon anlayışı, bu işi kimlerin ne hale getirdiğinin bir kanıtıdır.Daha hala iki senelik yapın restorasyon eğitimini ki bu gibi şeylere daha çok şahit olalım.Kınıyorum. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-10-2005
Mesaj: 53
|
Boşuna dememişler zaten...
"Restorasyon bir yapının başına gelebilecek en kötü şeydir ! " (Bu kadarını tahmin edebildiklerini zannetmiyorum ama ![]() |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 17-11-2005
Mesaj: 5
|
restorasyon bir yapının başına gelen en kötü şeydir cümlesi 17. 18. yüzyılda kaln bir düşüncesinin ifadesidir. günümüzde herseyin bilimin teknolojinin TASARIMIN bu kadar ilerlediğini düşünürsek yapıları kendi hallerine bırakmak ne kadar doğru bilmiyorum. Ama biz lerin aman el sürmeyelim mantığı ile hiç bir şey yapmamamız gelecek nesillerin bu yapıları görememesi demek .buna da hakkımız yok . bence restorasyonu korkunç yapan 'uzman olmayanların' bu yapıları birer belge olarak görmemesi ve onlara taş yığınları gibi davranmasından kaynaklanıyor. Bu yüzdenl ütfen restorasyonları restörator mimarlar tarafından yapılmalarını sağlayıp, korkunç restorasyonlar engelleyelim. 18. yy geri dönmeyelim
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-03-2006
Mesaj: 26
|
Sayın Hikmeteldek
Yukarıda örneğini verdiğimiz Pera Müzesi de bir "Mimar Restoratör" tarafından yapılmıştır.Yapının cephesine adını yazan kişi sıvacı değildir.Sorun zaten onarım ve koruma mücadelesinde mimarların pek çok olanağı ellerinde tutmalarından kaynaklanmaktadır.Her ne kadar mimarlık bilinci ve kültürü bir ülkedeki restorasyon mücadelesi için çok gerekli olsa da olay orda bitmiyor. Restorasyon kültürü gelişmiş tüm ülkelerde restorasyon eğitimi çok kapsamlıdır.Restorasyon bir bilim olarak kabul edildiğinden, restorasyon eğitiminin en az 4 sene olduğunu görüyoruz.Zaten bir alanı bilim olarak kabul ediyorsanız, bu alandaki eğitimin akademik ortamda daha kısa süreli olmasına imkan yoktur.Hiç bir bilim dalı yoktur ki 2 senelik yahut daha az süreli temel akademik eğitimi olsun. O zaman ülkemize bakalım, restorasyon eğitimi konusunda durum nasıl.Restorasyon eğitimi 2 senelik yüksek okul şeklinde yürütülüyor yıllardır ülkemizde.Yıllardır alt yapılarını geliştiren bu iki senelik bölümlerin neden 4 seneye çıkarılmadığı bir muammadır.Tek 4 senelik eğitim veren restorasyon bölümü vardır Türkiye'de, o da İstanbul Üniversitesi içindedir.(ilginç değil mi teknik bir üniversite değil)Bunun yanında yeni yeni bazı kurslar da açılmaktadır restorasyona yönelik.Buraya kadar bahsettiğim eğitim şekillerinin restorasyonun bilim olmasına hiç bir katkısı yoktur.(4 senelik bölüm hariç)Çünkü 2 senelik bölümlerden mezun olanlar teknik eleman olarak görülmekte (haklı olarak) ve akademik ilerleme şansları da bulunmamaktadır. Şimdi gelelim Mimarlığa; mimarlık eğitiminde restorasyon ile alakalı bir ders verilmez.Herhangi bir restorasyon uygulaması ile de münasebeti yoktur öğrencinin.Mimarlıkta restorasyon eğitimi yüksek lisans da başlar.O zamana kadar restorasyonun "r" sini görmemiş mimar, yüksek lisansın 2 senelik eğitim sürecinden sonra "restorator" unvanını kazanır.Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi çok geniş bir alan olan restorasyonu, 2 senelik bir eğitim ile tutarlı bir şekilde yerleştirebilmeniz olanaklı değildir. Bu tür eğitimlerden geçerek, ülkemizde pek çok restorasyon uygulamasına imza atmış mimar bulunmaktadır.Ama yapılan öyle uygulamalar vardır ki "kötü restorasyon" olarak değil herhangi nitelikte bir restorasyon uygulaması olarak bile tanımlanamazlar.Çünkü "restorasyon" adı altında restorasyon uygulaması ile alakası bile olmayan işler yapılmaktadır. Denklem çok basit, restorasyon bir bilimdir ve ona göre öğretilmesi gerekir.Siz yüzlerce teknik eleman yetiştirerek bir ülkede koruma ve onarım bilincini geliştiremezsiniz.Sizin bilim insanları yetiştirmeniz gerekir.Çünkü restorasyon, kuram ve uygulamadan oluşan çok kapsamlı bir bilim dalıdır.Teşhisin doğru konulması yanında zamanlamanın da yerinde olması, tedavi için vazgeçilmezdir. Saygılar. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 17-11-2005
Mesaj: 5
|
restorayon bilimdir
Korumacı' ya
Restorasyon hakkında bu kadar bilgili olduğunuz ve bunları paylaştığınınz için teşekkür ederim . Evet 2 sene teknik okulda okunup restorasyon yapma hakkı olamaz. iki sene de restorasyonun ancak teorisinin içine girilebilir pratiği için ise çok daha uzun bir eğitim sürecine ihtiyaç vardır. bence de . Benim söyledim restoratör mimarlar 4 yıllık mimarlık eğitimi üzerine yüksek lisans eğitimi ile restorasyona adım atan insanlardır. Restorasyom bir bilimdir ve tekbaşına karar verilip yapılabilicek bir iş değildir . Birçok disiplinin bir arada çalışması gereken bir sistemdir. mimar, sanat tarihçisi ,kimyageri, inşaat mühendisi ve çalışılan alana göre daha birçok disiplin. Türkiye her alanda olduğu gibi restorasyon da hiç bir uzmanlığı olmayan insanlar tarafından yapılıyor. Ve bunun önüne geçebilicek hiç bir kanuni yaptırım yok . Uzmanların yaptığı hatalara gelince eğitim sistemine topu atmaktan başka yol kalmıyor. Uzmanlık tiltini alıpta hala o yapılara saygı duyulmuyorsa yine eğitim suçlanır. Ama benim söylemek istediğim en azından daha profesyonel olalım. Çalışmaları yapıları KORUMAK için restore edelim. Eğitim için; ODTÜ de restorayon yükseklisansı minimum 3 yıldır. Bu 3 yılın 2 yılı okulda proje, teori ve uygulama için son sene de tez içindir. ve gerçekten çok iyi bir eğitim sistemidir. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-10-2005
Mesaj: 53
|
Bence konu restorasyon formasyonunun ne kadar alındığıyla ilgili değil kesinlikle. Oraya adını yazmasını hak olarak gören bir zihniyete siz istediğiniz kadar teorik yada pratik eğitim verin bu görüşü değişmeyecektir. Bu bence onun kendi egosunu tatmin etme sorunu ile ilgili.. Etik bir problem..
Restorasyon bir yapının başına gelebilecek en kötü şeydir söylemine gelince de ... evet bir takım onarımlar yada tedbirler alınmadan yapının gelecek nesillere aktarılması pek mümkün değil ama yapıya uygulanan her türlü müdehale de onun özgün halini değiştirir ve aslında koruduğunuz şey sadece bir kopya -- yalan halini almazmı... ??? Restorasyon geçirmiş (en azından bizim bildiğimiz şekilde) bir yapı var olduğu dönemi aktarabilir mi kuşaklar sonraki izleyicisine..?? Çok mu karmaşık bir durum oldu..?? En son mimarsin@n tarafından düzenlendi : 02-04-2006 22:44. Nedeni: imla |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-03-2006
Mesaj: 26
|
Sayın Mimarsin@n,
"Restorasyon" sözcüğünün tercümesi "yeniden inşa etmek" olarak çevrilebilir ama burada tartıştığımız "restorasyon" bir bilim olarak sözcüğün bu ilk anlamı ile tanımlanmamaktadır.Restorasyon eski eser üzerindeki her tür müdahaleyi tanımlar.Bu müdahale illa eseri dönüştürücü bir etkide olmak zorunda değildir.Eserin sadece yıkılmasını önlemek hatta bir kabın üzerine koruyucu bir madde sürmek bile "restorasyon" kavramı içine girer.(konservasyon kavramı bu anlamda restorasyonun bir alt uygulamasıdır)Bu açıdan bakarsanız esere yapılacak her müdahalenin, eseri dönüştürmediği ve "kopya" haline sokmadığı anlaşılacaktır. Sayın Hikmeteldek, Mimarlık eğitiminin üzerine 3 ya da 2 (daha sık rastlanan) senelik bir restorasyon eğitimi daha önceki mesajda belirttiğim nedenler ile yetersizdir.Mimarlık lisans eğitiminde restorasyon ile ilgili bir ders mevcut değildir.Bu insanlar 2 ya da 3 senelik yüksek lisanslarını tamamladıktan sonra eski eserler üzerinde yapılacak müdahalelerin nasıl olmasına gerektiğine dair proje yapıp, imza hakkına sahip olmaktadırlar.Alınan eğitim bu tür bir sorumluluğu karşılayacak düzeyde değildir.Bunu pek çok restorasyon faciası ile ortaya koymak mümkündür. Kanun konusunda yanlışınız var.Her tür eski eser üzerinde yapılacak (mimari eserleri örnek alırsak) işlemler için rölöve restorasyon projesi yapılması gerekir.Bu projelere de ancak bir mimar imza atabilir.Yani proje sahibi mimardır.Yeni bazı değişiklikler ile projelerde restoratör, mühendis vs. gibi uzman çalıştırılması zorunlu kılındı.Ama tüm restorasyon müdahalesinin kuram ve uygulama şeklini belirleyen mimar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında ODTU de içinde olmak üzere tüm yüksek lisans ders programlarını incelemiş biri olarak söylemek isterim ki, ne kuramsal bakımdan ne de uygulama bilgisi bakımından hiç bir ders programı yeterli değildir. Bu yetersiz eğitimlerden çıkan mimarların ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar restorasyon adına yanlış uygulamar içine düşmemeleri çok zordur.Eski eserin kaderini belirleyecek projeye imza atacak eğitimli bir kişinin, en az 4 senelik eğitimden geçmiş olması ve bunun üzerine uzmanlık eğitimi almış olması gerekir.Restorasyon kültürü gelişmiş hiç bir ülkede eski eserin sorumluluğunu bizde olduğu kadar kolay teslim etmezler kimseye. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-02-2006
Mesaj: 5
|
peki eğitim şart ama neden asıl olan kıtadır..
konuyu şu saatte değerlendirmek nekadar doğru bilmiyorum ama bana göre önemli bir konuya değinilmiş.Şimdi taşa yazı yazan mimar beyefendi konunun içeriğini bilmiyor belki yada biliyor ama başka bir arkadaşın bahsettiği gibi bu durum etik bir olayı işaret ediyor fakat burdaki asıl mesele dönmüş dolaşmış eğitime gelmiş ben birazda konuya duyguyla yaklaşmayı uygun buldum.Evet bilimsel olarak eğitim alınsın haklısın ama bu eğitimi yerinde işlemek onu kullanmak önemli olan ve bunun içinde birçok etken giriyor devreye ilk önce eğitimi alan kişinin sanatsal ve duygusal yönü eğer bu yoksa o insanda istediğin kadar eğit bu durum dilsiz bir insana şarkı söyletmeye çalışmak gibi bir şey heralde ama bugün biz insanlar birçok şeye tanıkta olduk mesela gözleri görmeyen bir insanın duyguları ile ve yeteneğinin birleşiminden oluşan senfonilerine.Kaldıki bütün bunlar ışığında hatalı imar planları,bu imar planları ile kesinleşmiş koruma kaideleri,restorasyonun aslında ne olduğu ve buna benzer başka etkenlerde girince devreye işte restorasyon size.Peki ben konuyu fazla uzatmıcam aslında uzun uzun tartışılması gereken bir konu, bikere önce içte heves,yetenek,duygu,taşlardaki anlamı kavramak için tuğlalardaki dili sezmek için şart ewet eğitimle pekişmeli ama yerinde dizelere dökülmeli ,restorasyon demek aslı ile kalması demek değil bence bir yapının yada objenin, evet orjinale sağdık kalmak ama bizdende günümüzdende mısralar bırakmaktır.Fakat bu mısraları mevcut kafiyeye uygun yaparak günümüzden duygu katmaktır.Kaldıki bunu yapmak içinde önce duygu yüklü anlam taşıyan,ve yapıdaki herbir taşın aslında bir tarih olduğu bilincinide içinde barındıran konu üzerinde gerekli bilimselliğe vakıf insanlara ihtiyaç vardır....
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-02-2003
Mesaj: 85
|
Pera Müzesi'ndeki uygulamanın bir benzeri, yine aynı mimar tarafından, Büyük Londra Oteli'nin bir iki bina ilerisindeki Semprini'ye ait başka bir bina daha yapıldı.
Gerek Türkiye'de gerek yurtdışında, restorasyon uygulaması yapılmış binaların uygun yerlerine, yapılan çalışmayla ilgili bilgi vermek amaçlı levhalar konmaktadır. Bu bilgi levhalarının yeri, boyutu, malzemesi ve içerdiği bilgi de başlı başına birer tasarım konusu olabilemektedir. Çünkü söz konusu uygulama var olan bir yapının yaşamını sürdürmesi için yapılmş bir uygulamadır, salt bir mimari tasarım işi değildir, o yüzden de bu bilgi levhalarının dikkatle tasarlanması gerekmektedir. Pera Müzesi ve Semprini'ye ait yapıdaki uygulamaların suç unsuru içerdiği de düşünülebilir, yani mesele sadece etik değildir bence. Çünkü proje müellifi bilinçli bir şekilde yapı taşlarından birine, özgün bir kaplama malzemesine müdahale etmektedir. Ne varki bu müdahale koruma amaçlı değildir, malzemenin özgün halini değiştiren ve zarar veren bir müdahaledir. Barış Altan |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|