Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Koruma & Restorasyon

Koruma & Restorasyon Koruma, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji sorunları bu başlık altında...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 02-09-2004, 11:28   #1
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-06-2001
Mesaj: 51
İşlev değiştirerek "koruma"

Bir yapı işlevi değiştirilerek korunabilir mi? Sadece fiziksel anlamda korumanın, doğa kanunlarına meydan okumaktan başka, bir anlamı var mıdır?
sept offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 15-09-2004, 00:56   #2
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-09-2004
Mesaj: 161
Kesinlikle korunamaz!Bu da tarihe gösterdiğimiz saygının ve medeni olma durumumuzun en güzel göstergesi!Hızla tarihimizi siliyoruz resmen.Bu bilinçsizlikle bakalım bizi daha neler bekliyor
hera offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-09-2004, 22:04   #3
Arkitera Üyesi
 
thogy'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
bir diğer açı...

eğer yapının orjinal işlevi günümüzde geçerliliğini yitirmiş ise mekan cephe ve yapısal bütünlüğü ve düzeni muhafaza edilerek düzenlenen yeni bir işlevsellikle pekala korunup yaşatılabilir..bu sayede yapı izole edilip kendi kaderine terkedilmemiş olur..bir yapının harap oluşundaki büyük faktörlerin başında bakımsızlık geldiğide unutulmamalıdır..kaldıki sosyo-kültürel yapıdaki değişiklikler mekansal ihtiyaçları değişime uğratmakta,ekonomik kaygılar koruma ve yaşatmada karşılaşılan (bilinçsizlik hariç) sorunlarda ana faktör olarak ön plana çıkmaktadır..bu yüzden güncel ve iyi etüd edilmiş yeni işlevler yükleyerek bir yapı kurtarılabiliyorsa bunun nesi yanlış olabilirki?
__________________
Tolga Çolak
thogy offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-09-2004, 18:46   #4
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-09-2004
Mesaj: 161
merhaba

ben hala korunmayacağı taraftarıyım.çünkü konunun başlığı "işlev değiştirerek koruma".yani tarihi bir yapıyı restore edip bir eğlence mekanı haline getirirsek zamanla tekrar yıpranacak ve oluşan kısır döngü sonucunda bina bütün orjinalliğini kaybedecek.bence tarihi yapılar müze haline getirilmeli.kıbrısta eski konakların odalarına(buluntularla birlikte) o dönemi yansıtan aksesuarlar ve cansız mankenler koymuşlar ve müze olarak değerlendirmişler.böylece hem o müzeyi gezerken tarihi atmosferi soluma fırsatı buluyoruz hemde binalara verilecek zararlar minimum seviyeye düşüyor.rum dönemindeki kiliseleride cami olarak değerlendirmişler.kutsal mekanlara saygımızdan dolayı o binalarında çok yıpranmayacağı kansındayımbence burda üzerinde durulacak nokta binanın işlevini değiştirip değiştirmemekten ziyade ne olarak değerlendirileceği ve hasarı en aza indirmek için neler yapılabileceği....
saygılar,sevgiler.....
hera offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-09-2004, 19:20   #5
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 18-01-2004
Mesaj: 4
Smile Bence tarihi bir yapı , işlevi değiştirilerek korunabilir.

Bence tarihi bir yapı , işlevi değiştirilerek korunabilir.
Siz '' tarihi bir yapıyı restore edip bir eğlence mekanı haline getirirsek zamanla tekrar yıpranacak ve oluşan kısır döngü sonucunda bina bütün orjinalliğini kaybedecek.bence tarihi yapılar müze haline getirilmeli.'' demişsiniz.
Neden eğlence mekanı olsun ki?
Ya da neden müze olsun?
Yapının durumuna uygun işlevler verilmesi hem yapıyı korur hem de insanlara hizmet verir.
Mesela Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Safranbolu evleri..
Bir tek çivinin bile çakılmasının yasak olduğu bu evlerin çoğu ev pansiyonu ve kafeterya olarak kullanılıyor.
Bunun da yapıya hiçbir zararı yok.
Asıl bu evler işlevsiz kaldığında -ki birçoğu bu durumda-yok olacak!
Bu sadece aklıma gelen ilk örnek..
İşlev vermek yapıya can vermektir..
Ama müze olması gerekenlere sözüm yok.
Tabi ülkemizdeki tarihi yapıları düşündüğümüzde ne kadarı müze olabilir,ne kadarı onarılır size bırakıyorum...
Eğer eğlence mekanı olduysa,o yapının koşulları göz önüne alınmalı..
Sesin limiti olmalı,ahşap ise tedbirleri alınmalı,duvar resmi varsa sigara yasak olmalı..
Kısacası yapı durumuna göre, eski işlevine devam edebilir,yeni işlev verilebilir ya da hiçbir şey yapılmaz ama ne olacaksa üslubuna göre olmalı..
En önemlisi ,yapının doğru bir restorasyon görüp,bilinçli bir şekilde korunması..
Bunlar yapıldıktan sonra gerisi zamana ve doğaya kalmıştır,ne dersiniz?
ardıç offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-09-2004, 20:58   #6
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-09-2004
Mesaj: 161
Cool merhaba

dedikleriniz tabikii doğru ama kim bir eğlence mekanında "sigaraya hayır" diyebilirki.belki istanbulda veya başka yerlerde bunun güzel örneklerine rastlanmıştır ama izmirde cumbalı o güzelim evler viran mekanlar haline geliyor.insanlar dans ediyor vs vs.sonuç olarakta yıkılıp yeni binalar yapılıyor.müze olmasını şu açıdan isterdim;ülkemizdeki müzeleri sayıca çok yetersiz buluyorum.bütün bu evlerin bir hikayesi,bir yaşanmışlığı var.neden bunu herkesle paylaşıp toplumuzun tarih bilincini geliştirmiyorlarkimesela ingileterede bir kaleyi eğlence mekanı haline getirmişler.güzelde olmuş diyorlar zindanlardan geçilerek gidilen karanlık ve geniş bir mekan.peki taşla ahşap malzeme aynı dayanıklılığamı sahipyani anlatmak istediğim yapı gerçekten korunabilecek olsaydı ne olarak değerlendirildiğinin bir önemi olmazdı ama ülkemizde bu bilince sahip insanların sayısı malesef çok azınlıkta.sözüm zaten istisnalara değil
saygılar.....
hera offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-09-2004, 00:00   #7
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 25-10-2002
Mesaj: 4
Cool yokolmasındansa...

önce yapının ne olduğuna bir bakalım işlevi değiştirilerek kullanılabilecek yapılardan bahsediyorsunuz. yani hellenistik bir tiyatronun restorasyonu yada kullanıldığı dönemde pansiyon yada banka olan bir yapı değil. çünkü bunları bugün restoreetsek bile aynı işlevlerini pekala devamettirebilirler.bahsettiğimiz sanırım evler. eski evler restorasyondan sonra büyük ihtimalle başka amaçlı kullanılmakta.peki işlevini değiştirmeden koruma yapamazmıyız? türkiyede bunu yapmak neredeyse imkansız. çünkü bunu yapabilmek için restorasyon çalışmalarına harcanacak parayı karşılıksız birşekilde bulmak gerekliki bunuda devlet yapabilir. devletin ekonomisinin ne durumda olduğu açık bu iş için ödenek ayırma olasılığı çok düşük ayırsa bile tüm türkiyede bu işi yapacam desen bunun maliyeti belki devletin bütcesinin yarısına eşittir ki bu parayı ayıracaklarına benim inanasımgelmiyor. diğer seçenek nedir? özel sektörden para bulmak. o zamanda sponsor olan kurum/kişi bir karşılık bekliyor, hatta restorasyona para vermeden önce, restorasyon sonunda kullanıma açıldığında kendisinin çıkarının ne olduğunu bilmeden (istisnalar hariç) kimse para vermez. buda işlev değişikliğini zaruri kılıyor. ama diğerini yapsak yani işlev değişikliği olmasın diye restore ettirmesek neolacak? tabiki yok olacak. bunun için ben derimki "bir yapı işlevini değiştirerek korunabilir. gerekçe belli işlevini değiştirmezsek yokolacak."
__________________
"lazzoni!"
ysfsen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-09-2004, 00:45   #8
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-09-2004
Mesaj: 161
Alıntı:
Orijinal metin sept tarafından gönderilmiş
Bir yapı işlevi değiştirilerek korunabilir mi? Sadece fiziksel anlamda korumanın, doğa kanunlarına meydan okumaktan başka, bir anlamı var mıdır?
konu bu cümlelerden açıldı ve ben bu konudaki fikirlerimi belirttim ama sanırım şuan olaya farklı açıdan bakıyoruz.yukaridaki cümlelerde restorasyonun finansal boyutuna girildiğini zannetmiyorum.türkiye şartlarında malesef sadece restorasyon değil hiçbir çalışma için yeterli ödenek ayırılamıyor ve neticesinde hiçbir meslek, etiklerine uygun icra edilemiyor.olaya ödenek açısından bakarsak tabikii söyledikleriniz çok doğru ama ben sadece binadan bahsediyorum.hala da tarihi önem taşıyan bir binanın korunumunu olumsuz etkileyecek bir şekilde kullanılmasının taraftarı değilim.olacağımıda düşünmüyorum ama malesef benim veya başkalarının onaylayıp onaylamamasına değil ödeneğe bakan bir mevzugaliba benim istediklerim türkiye şartlarında çok ütopik
saygılar....
hera offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-09-2004, 09:32   #9
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-06-2001
Mesaj: 51
Sadece binayı oluşturan taşı, ahşabı... koruyarak "binayı" koruyabilir misiniz?
Bir ev, taşı, ahşabı... korunup,"cilalanıp" bir cafeye dönüştürüldüğünde hala ev midir?
Acaba taşı, ahşabı... korumak uğruna evi kaybetmiyor muyuz?
Ev olmadan taşın, ahşabın bir anlamı var mıdır?
Restorasyon sadece taşlar ve ahşaplarla mı ilgilenir, içindekini göremez mi?

Bu soruların yanıtı evetse o zaman günümüz teknolojisiyle tarihi evlerdeki tüm malzemeleri "klonlayıp" her köşeye bir tarihi ev yapabiliriz. Restorasyon çılgınlığı sayesinde ortalık taş ustası da kaynıyor zaten...

Bir diğer saplantı da "eğer işlevini değiştirip güncel bir işlev vermezsek yok olup gidecek."
O zaman bırakın yok olup gitsin. Zamanı durdurmaya çalışmayın. Hiç bir doktor ölümsüzlüğü aramaz. Sadece hastalıkları tedavi eder. Çünkü ölümsüzlük doğada yoktur. Belki evin istediği de yok olup gitmektir zaten. Kimse ya da hiçbir şey sonsuza kadar varolmayı istemez.
Bunu şuna benzetiyorum: Çok sevdiğimiz bir insan ölüyor ama biz onu hala yaşıyormuş gibi salondaki koltuğa oturtup makyajlıyoruz.
Doğru olan onunla ilgili anılarımızı ve ondan öğrendiklerimizi kaydedip (belki zihnimize, belki kağıda) onu gömmektir.
Doğa bunu ister.

Tabii ki tüm tarihi yapılar için böyle düşünmüyorum. Özellikle bilimsel belge niteliği olanlar ne pahasına olursa olsun korunmalı.

En son sept tarafından düzenlendi : 20-09-2004 09:45.
sept offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-09-2004, 13:39   #10
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-09-2004
Mesaj: 161
Smile merhaba

arkeolji ve restorasyonun tek amacının bilimsel belge niteliği taşıyan binaların korunup böylece arkeoloji konusundaki soru işaretlerinin kaldırılması olduğunu düşünmüyorum.bence estetik kaygısı,çevre düzenlenmesi,halka tarih sevgisini aşılama,toplumun genel kültürünü arttırmak gibi birçok amacı daha mevcut.yani sadece belge niteliği taşıyan binaların korunması mesleki bir bencillikten başka birşey olamaz."bırakın yok olsun"tarzındaki bir yaklaşımında çok karamsar bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.zamanı kimse durduramaz belki şuan zamandan değil korozyondan bahsediyoruz ve periyodik bakımlarla pekala korozyonu durdurabiliriz.zaten amaç restorasyonun sonsuz olması değil.tabikii deprem gibi bir unsurlada yıkılabilir ama elimizden geleni yapmak zorundayız.
saygılar,sevgiler......
hera offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-09-2004, 18:39   #11
Arkitera Üyesi
 
thogy'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
Exclamation

Alıntı:
Orijinal metin sept tarafından gönderilmiş
Bunu şuna benzetiyorum: Çok sevdiğimiz bir insan ölüyor ama biz onu hala yaşıyormuş gibi salondaki koltuğa oturtup makyajlıyoruz.
Doğru olan onunla ilgili anılarımızı ve ondan öğrendiklerimizi kaydedip (belki zihnimize, belki kağıda) onu gömmektir.
Doğa bunu ister.

Tabii ki tüm tarihi yapılar için böyle düşünmüyorum. Özellikle bilimsel belge niteliği olanlar ne pahasına olursa olsun korunmalı.
Güzel bir noktaya değinmiş SEPT.. ben bir çok konuda bu görüşlere aynen katılsamda neyi neden nasıl korumalı yaşatmalıyız hususunu iyi değerlendirmek gerekir ki hassas bi mevzudur kendileri...bir de belirtmek isterimki; eğer yapıyı tekil olarak değerlendirirsek ne şartla olursa olsun yanlış düşünür ve haliyle yanlış kararlar alırız. yapıların mevcut doku içindeki konumu mümkünse küllen bir koruma anlayışı ve bunu kültürel bir zemindeki işlevlendirmeyle ön plana taşınırsa başarı o denli artar...>>>restorasyon yapmayalım yakıp yokedip ya da çatısını yıkalım yavaş yavaş halledip 13-15 katlı bina dikeriz mantalitesi azalır belki <<<< herşey elbette restore edilmez yenilenmez ama elde imkan varken nitelikli varsıllarımızı neden kaybedelim? GEÇMİŞİ BİR ENGEL DEĞİL DE BİZLERİ GELECEĞE TAŞIYACAK OLAN BİR KÖPRÜ olarak algılamalıyız..
__________________
Tolga Çolak
thogy offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-10-2004, 11:30   #12
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 25-10-2002
Mesaj: 4
sorunsalımız

çok iyi cümleler okudum... ve bir restoratör olarak bu beni çok sevindirdi... restorasyon kunusunu türkiye çok geçelealdı (ki tam tersini yapması gerekirken) bundan dolayıda henüz oturmamış netliğe ulaşmamış konular çok fazla kesin kurallar her zaman heryerde geçerli olmaz bunu kabulediyorum ancak restorasyon konusunda her durum kendine özel çözümler ister dolayısıyle istesenizde kuralları oluşturamıyorsunuz. yapılması gereken tartışma ortamları oluşturarak sadece ana hatlarıyla türkiyedeki idari sistme uygun bir "restorasyon/konservasyon ilkeleri" oluşturmak. şuan ülkemizde kabuledilen ilkeler "Roma Tüzüğü" ve bunun pek işlemediğide açık restorasyon/konservasyon etiği açısından oldukça iyi olabilir ancak türkiye de çalışmayan bir sitem....(devamedeceğim )
__________________
"lazzoni!"
ysfsen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 09-11-2004, 12:52   #13
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-06-2001
Mesaj: 51
Alıntı:
Orijinal metin hera tarafından gönderilmiş
bence estetik kaygısı,çevre düzenlenmesi,halka tarih sevgisini aşılama,toplumun genel kültürünü arttırmak gibi birçok amacı daha mevcut.
Bence tehlikeli bir mecradasınız.
1- Bir mimar olarak estetiğe ve estetik kaygısı diye birşeye inanmama hakkım var.
2- Tarih, çevre düzenlemesi yaparken işe yarayacak bir şey değildir.
3- Halka tarih sevgisinin bu şekilde aşılanması bağışıklıktan çok "eski olan her şey güzeldir" hastalığına yakalanmasına neden olabilir.
4- Toplumun genel kültürünü arttırmayla restorasyonun tam bağlantısını kuramadım...
Selamlar...
sept offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-11-2004, 10:51   #14
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-06-2001
Mesaj: 51
Aşağıdaki yazı ve resimler Prof. Dr. Gürhan Tümer’in Yapı dergisi’nin 276. sayısında (Kasım 2004) yayınlanan makalesinden alınmıştır.

“ESKİ BİNALAR, YENİ İŞLEVLER

Korumacılar, restoratörler eski binaları onarıp onlara yeni işlevler yüklüyorlar ve böylece onların yıkılıp gitmelerini, yok olmalarını önlüyorlar, onların yaşamalarını sağlıyorlar. Bu, dünyaca kabul edilen, onay gören bir uygulama. Ben de büsbütün karşı değilim bu uygulamaya. Müzeye dönüştürülmüş bir sarayın bahçesinde kahve içmek ya da eskiden balık hali olan bir binanın içinde sinema seyretmek hiç kuşkusuz ilginç.
Ama öte yandan, bu konuda aklımı kurcalayan birkaç nokta var. Bunlardan birincisi şu: bu tür uygulamalar, bir zamanlar mimarlığın önemli kavramlarından biri sayılan biçim-işlev ilişkisini rafa kaldırdı. Öğrenciyken, hocalarımız, özellikle de "Biçim işlevi izler" ilkesini benimsemiş olan hocalarımız, bir mimari mekanın biçimlenmesinde, o mekanın işlevinin büyük payı olduğunu; yatak adasının yatak odası, konser salonunun konser salonu gibi olması gerektiğini, farklı işlevlerin farklı mekanlara gereksinim duyduğunu söylerlerdi. Oysa, dediğim gibi, artık bu kural pek geçerli değil. Meğerse, tren garı olarak yapılmış bir bina, pekala müzeye dönüştürülebiliyormuş ya da üzgün, yorgun, düşünceli, hantal, ağırbaşlı bir tütün deposu cıvıl cıvıl, neşeli, hareketli, vurdumduymaz, sarhoş bir gençlik merkezi olarak da pekala kullanılabiliyormuş.

Başka bir işlev için yapılmış eski binaları onarıp, onları yeni bir işlevle donatma uygulaması, mimarlıkta yalnızca biçim-işlev ilişkisinin değil, aynı zamanda, iç-dış ilişkisinin de determinist bir ilişki olduğu, olması gerektiği savını da yerle bir etmiştir. "Yunan tapınağı biçiminde banka binası" diyerekten, "revivalist" akımları eleştirenlerin, iç mekanı restorana ya da kitapçıya dönüştürülen, cephesi ise ev cephesi olarak kalan bir binaya hoşgörü ile yaklaşmasında bir çelişki yok mu sizce?
Bence var. Var, çünkü bence, dıştan bakıldığında bir tapınağa benzeyen ama iç mekanı banka olarak kullanılan bir binayla, dıştan bakıldığında bir eve benzeyen ama iç mekanı restoran olarak kullanılan bir bina arasında, hiçbir fark yok.
Buraya kadar sözünü ettiğim sorunlar, deyim yerindeyse, saf mimari sorunlar. Ama bu olayda, ben bir etik sorunun da var olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki: Başka bir amaçla yapılmış olan eski bir binaya yüklenen her yeni işlev bir tür dayatmadır, tecavüzdür; bir tür gasptır, işlev gaspıdır, yakışıksız bir girişimdir.
Oda duvarları bile yıkılmaksızın, "ev haliyle" restorana dönüştürülmüş bir konakta yemek yerken, hem keyif alırım, hem de tuhaf bir tedirginlik, gizli bir utanç duyarım; çünkü o odanın, evin eski sahibinin yatak odası olabileceğini, o adamcağızın, yıllar önce o odada gerdeğe girdiğini ya da ölmeden önce bir süre hasta yattığını elimde olmaksızın düşünürüm.
Bana sorarsanız, Ayasofya'nın camiye çevrilmesi de, bizi etik bir sorunla karşı karşıya bırakmıştır. Bence, o binaya o kadar gönül vermiş olan Justinianus'un kemikleri sızlamaktadır, çünkü o imparator, o binayı cami olsun diye değil, kilise olsun diye yaptırmıştı.
Umarım bu sözlerim yanlış anlaşılmaz. Böyle bir tehlikeyi önleyebilmek için, anlatmak istediğimi daha iyi anlatacağına inandığım bir başka örnekle bitireyim yazımı.
Ayasofya'nın hemen iki adım ötesindeki Sultanahmet Cezaevi'ni düşünün. Orası, yıllar boyunca nice üzüntünün, nice acının, nice yoksulluğun, nice yoksunluğun, nice özlemin yaşandığı, karanlık, kasvetli, boğucu, itici bir mekan olarak kalmıştı. Şimdi ise aynı yerde, aynı mekanda, dünyanın en lüks, en konforlu otellerinden biri var. Bir zamanlar tutukluların, hükümlülerin, idam mahkumlarının, "ya sabır" çekerek, ağır, umutsuz adımlarla volta attıkları avluda, şimdi keyifli viskiler içiliyor. Suratsız, bezgin gardiyanların nöbet tuttukları yerlerde, şimdi güler yüzlü, her emri anında yerine getiren kibar garsonlar dolaşıyor. Bence böyle bir şey hak değil. Bence böyle bir işlev değişikliği etik açıdan son derece yanlış. Dahası, böyle bir işlev değişikliği, koruma kavramına da pek uymuyor; çünkü binayı belki az çok koruyorsunuz ama anıları yok ediyorsunuz.”
Eklenmiş İmajlar
islev-degistirerek-koruma-clip_image002-jpg  
sept offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 25-11-2004, 18:22   #15
Arkitera Üyesi
 
thogy'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
Cool

öncelikle konuya olan yaklaşım etkileyici geldi bunu belirtkek isterim sayın sept. tek boyutlu bakış açılarının yerine farklı görüşleri bu denli ayakları yere basar şekilde okumak keyf verdi. Gürhan hocamızın yazısına atfen olması konuya ilgimi bir kat daha artrırdı.yalnız bir kaç hususa değinmeden geçemeyeceğim. mimarlığın ;evrim ya da gelişimi ne olarak adlandırırsanız; bakıldığında insanoğlunun temel barınma ihtiyacını gidermeye yönelik bir eylemden doğuşundan sonraki uzun süreç içerisinde kültürel sosyal dini iklimsel vb çeşitlilik ve ihtiyaçlarla beslenmiş canlı bir organizma gibi değişim süreçlerinden geçmiştir.sonuç olarak sadece yapıların kendisi değil yapısal elemanları dahi ihtiyaca binaen zaman içerisnde farklı yorum ve uygulamalarda tekrar değerlendirilmişlerdir. özellikle yerel mimaride ve/veya bizim gibi topraklarında pek çok zaman etnik-dini-sosyokültürel devinimlerin süreklilik arz ettiğ yerlerde kamusal ve dini yapılarında dahil olduğu bir yapısal çevrede çok daha esnek bakış açılarına sahip olmakta seçenek olmalı derim ben..four seasons örneği yerine bir ayasofya çok daha vurucu olabilirdi bahsi geçen örneklemede..veya sayısız buna benzer örnek...günümüz koşulları göze alındığında çağımıza/günümüze ait modern ve/veya postmodern örnekler ne kadar determinist ne kadar işlevi dışa yansıtan onuda geçtim ne ölçüde işlevseliği estetikle buluşturan niteliğe sahiplerki??seri üretim tip proje ucuz malzeme kullanaraktan hyper ekonomik metrekare mimarlık ürünlerimiz ve buna ek kaçak yapılaşmayı da eklerseniz kafanızda canlandıracağınız bu yeküne dekoratif bir unsur olarak addetsenizde tarihi yapıların varlığını işlevsiz bir biblo gibi dahi dursalar ben yeğlerim..saygılar...
__________________
Tolga Çolak
thogy offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 10:51.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177