![]() |
|
|||||||
| Koruma & Restorasyon Koruma, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji sorunları bu başlık altında... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-06-2007
Mesaj: 1
|
Kars Ani Harabeleri Hakkında son mesajlara cevap...
Herkese Merhaba,
Kars Ani Harabeleri ile yazılanları okuyup son mesajları da görünce cevap yazma gereği duydum. Lütfen o mesajlara yönlendirilsin.... Korumacılık bir bilim konusu olarak Türkiye'de çok yeni...Bu konudaki duayen ülkelerden biri İtalya, tüm tüzükler, uluslararası kuruluşlar bu ülkenin dünyaya kazandırdıkları..Bu sektörün içinde bir şekilde yer alan kişiler olarak özenmeden edemiyor insan... Bunun farklı sebepleri vardır elbette...Benim bahsetmek istediğimse başka bir konu.. Bir görev nedeniyle geçen Nisan ayı başında Gürcistan'daydım.. Ahıska, Tiblis gibi iki önemli bölgeyi gezip hayatımda görüp görebileceğim "sıkıştırılmış kilise onarımları ziyaretleri"nin ardından tespit ettiğim bir husus oldu...Fikrimi onlarla paylaştığımda bana hak verdiler. Tek yapı niteliğindeki anıtsalların onarımları dışında başka bir korumacılık anlayışları yoktu...Onlara şunu sordum: "Nerede sizin kentsel dokunuz, nerede sivil mimarlık örnekleriniz?" ve şunu öğrendim...Belki birçoğunuzun bildiği bişeydir... Komünist dönemde yasaklanan Hıristiyanlıkla birlikte kiliseleri çeşitli şekillerde tahrip edilmiş, zarar görmüş, bu dönemin sonlanışıyla birlikte dinlerini yeniden özgür olarak yaşama şansı bulmuşlar ve onardıkları ilk yapılar da haliyle kiliseleri olmuş... Kilise onarımları konusunda çok ileri seviyedeler gerçekten, ama sivil dokudan bihaberler... Aklıma bir hocanım söyledikleri geldi..."İhtiyaçlar teknolojiyi doğurur." İtalya'nın yada diğer ileri korumacı ülkeler de bu doktrinden hareketle yola çıktılar bence...Yola çıkış noktaları ihtiyaçlarıydı... Korumacılık bir bilimin konusu elbette, ama önce herkesin içinde olmalı.. İhtiyaç haline geldiğinde herkesin içinde, işte o gün bizim de söyleyeceklerimiz olacak tüm dünyaya.. Sesimizi duymaya başladıklarına ben çok inanıyorum... Süre meselesine gelince..Kültür ve Turizm Bakanlığının yatırım programı çerçevesini az çok herkes biliyor artık..Ödenekler yıllık olarak planlanıyor, belki yanlış belki doğru, ama şartlar bu...Dolayısıyla korunması gerekli bir kültür varlığı için ayırdığınız bir ödeneği yılı içinde değerlendirmek zorundasınız...Aksi takdirde genel bütçeye geri gider..Bu nedenle ihale süreçleri kısa oluyor, ihale süreci (sözleşme ve şartnamelerin hazırlanması) zaten yılın yarısını alıyor, kalan aylarda da apar topar ihaleler yapılıyor ve süre uzatımlarıyla falan apar topar bitiriliyor.. Bir işe süre uzatımı vermek bile o kadar zor ki arkadaşlar... İtalya bu işi 5 yılda yapardı gibi bi gerekçeyi kimse kabul etmez İşin denetim ve uygulama sorumluluğunu yürüten kamu çalışanları, işlerinin yoğunluğuna rağmen bu çalışmayı ellerinden gelen tüm titizlikle yürütmeye çalışıyorlar...Tüm olumsuz koşullarına rağmen..Taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları envanterinin sayıca büyüklüğüne bakınca bile dehşete düşüyor insan bu ülkede.. Biz korumacı küçük çocuklarız ve büyüyoruz.. Büyüdükçe öğreniyoruz arkadaşlar...Onlar gibi, şimdi özenerek baktığımız ileri-korumacı ülkeler gibi... Sevgilerimle |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
|
Bu mesajın yanlışlıkla gönderildiğini farketmedim. Tam göndereceğim esnada bağlantı koptuğu için mesajın gittiğini farketmedim.
Özür diliyorum, silinirse sevinirim. |
|
|
|
|
|
#18 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
|
Alıntı:
İşte bu düşünce; korumayı bir ihtiyaç haline getirebilir. Sadece bunu farkettirmek gerek... Ayrıca; ödeneklerin 1 yıl içinde değerlendirilmesi zorunluluğu neden var? Bu süreyi belirleyen nedir? Bu konuda birşey yapılamaz mı? |
|
|
|
|
|
|
#19 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 3 (0 üye ve 3 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|