![]() |
|
|||||||
| Koruma & Restorasyon Koruma, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji sorunları bu başlık altında... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 310
|
En Fazla Tehlike Altındaki 100 Tarihi Alan
New York’ta bulunan Dünya Anıtlar Fonu’nun (World Monuments Fund-WMF) hazırladığı “2008 Yılında Dünyanın En Fazla Tehlike Altında Bulunan 100 Tarihi Yeri Listesi” açıklandı.
İçerisinde Türkiye'den de 5 tarihi bölgenin yer aldığı listede 60 ülkeden 100 tarihi alan yer alıyor. Türkiye'den listede yer alan alanlar içerisinde Hasankeyf ve İstanbul'un tarihi surları da bulunuyor. Daha fazla bilgi için... En son ayasofya tarafından düzenlendi : 15-06-2007 12:56. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 243
|
Bu Dünya Anıtlar Fonu (UNESCO'ya bağlı sanırım) na ben biraz temkinli yaklaşma taraftarıyım. New York'ta konuşlanmış bu fon biraz reklam kokan bir şekilde iki senede bir dünyanın tehdit altındaki 100 anıtını listeleyip duruyor. (Neden 96 ya da 233 değil de 100 bu ayrı bir soru) Sonra o anıtların bulunduğu ülkelerdeki belediyeler ve sivil toplum kuruluşları da bir anda panik olup "napıcaz, bizi anıtlarımızı koruyamayan ülke statüsüne soktular" diye ordan oraya koşuşturmaya başlıyorlar. Çeşitli toplantılar, seminerler filan düzenleniyor. Sonra da bir şey olmuyor... Bu listeyi hazırlayan bu fon bu 100 anıt için ne kadar para veriyor orası belli değil. Geçen sene de İstanbul'u dünya miras listesinden çıkartma tehdidi vardı UNESCO'nun. Neyse ki çıkartmadılar... Çıkartmayınca İstanbul'un incileri dökülmedi. Listeden çıksaydı, bir anda İstanbul'a gelen bütün turistler filan tornistan edip Atina'ya gidecekti di mi? Dünya mirası listesindeysen ne güzel, değilsen sen paçavra bir şehirsin... Ne saçma bir mantık bu. Ayrıca şimdi hatırlamadığım bir şehir (Avrupa'da idi sanırım) UNESCO'nun listesine girmek istememiş bile. Çünkü listedeki kentlerde ve alanlarda herhangi bir yenileme, gelişmeyi bir kenara bırakın boya badana bile yapmak nerdeyse bürokratik işkence haline geliyor. Üstünüze boca edilen turist kafileleri de işin cabası...
Ayrıca bu WMF denen kurum olmasa biz farkında değil miyiz surların tehdit altında olduğunu. Her tarafı dökülüyor, her bir parçası bir inşaat kolajı şaheseri. Dadaist resimler gibi, her biri farklı müteahhit işi. Bu fon şimdi bu surları tehdit altında eser diye lanse edince surları onarmamız gerekiyor di mi? İlla birileri dışarıdan sopa gösterecek ki yöneticilerimiz, belediyeler filan hizaya gelecek.Kimsenin hizaya gelmeye filan niyeti olmadığı gibi, zorla da güzellik olmuyor. Istanbul surlarının değerli ve korunması gerekli bir eser olduğunu, adamakıllı restore edilmesi gerektiğini İstanbullular olarak sahiden benimsemezsek, değil WMF, IMF ve Birleşmiş Milletler gelse bile takmayız... Bu döküntüler içinde yaşamaktan rahatsız değilsek başkaları "rahatsız olmalısınız" diyince mi olacağız? Bu liste meseleleri tam bir kendine güvensizlik, başka bişey değil. "Klübe giremeyen dışlanır" politikasını dikkate almaya o kadar da gerek yok, azıcık sağduyu olsa yeter. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-02-2003
Mesaj: 82
|
Dünya Anıtlar Fonu UNESCO'ya bağlı değil. Dünya Miras Listesini hazırlayan Dünya Miras Merkezi UNESCO'ya bağlı çalışan ve bu alandaki çalışmaları yürüten kurum. Dünya Anıtlar Fonu tamamen bağımsız bir sivil toplum kuruluşu ama belli bir saygınlığı olduğu için raporları ve çalışmaları dikkate alınıyor.
İstanbul henüz dünya mirası listesinden çıkartılmadı, 2008 şubatına kadar süresi var, o zamana kadar bazı çalışmaları tamamlaması gerekiyor. Bu listede olmak veya olmamak yazmış olduğunuz gibi "paçavra kent" olmak veya "güzel kent" olmak gibi yüzeysel bir tanımlama ile açıklanamaz diye düşünüyorum. Bu listede olan kentler, anıtlar veya arkeolojik alanların korunması ve yaşatılması için uluslararası bir destek ve dayanışmanın sağlanması mümkün. Buradaki destek sadece maddi değil, daha önemli olan bilimsel destek. Mısır'daki Aswan barajının yapımı nedeniyle önemli arkeolojik alanların sular altında kalmasına karşı ortaya konmuş dayanışma ve yürütülmüş olan proje bunlardan biri. Türkiye'den ise Nemrut'un veya Ayasofya'nın restorasyonu için oluşturulmuş olan uluslararası bilimsel kurulları örnek verebiliriz. Listedeki kent veya anıtlara yapılacak müdahalelerin teorik olarak UNESCO'nun denetimde olması gerekiyor. Ve yeni bazı kararlar doğrultusunda bu alanlar için yönetim planlarını hazırlanması gerekiyor. Bütün bunlar spor olsun diye yapılmıyor, bu dünyaca önemli eserlerin adam gibi korunması amaçlanıyor. Ayrıca yönetim planı gibi bazı uygulamalar ise tam da belirtmiş olduğunuz "boya-badana" ve "turist bocası" durumlarını bir yola koymak için yapılıyor. Zaten Türkiye'de tescilli bir binaya "çivi bile çaktırılmadığı" lafı bir kent efsanesi olarak dolanmaktadır. Koruma konusuna kafası bozulan (ki Türkiye'de insanın kafasının bozulmaması mümkün değil) binalara çivi bile çaktırılmadığından, boya bile yaptırılmadığından dem vurur; halbuki durum bu kadar basit değildir. Surların "adamakıllı restore edilmesi gerektiğini İstanbullular olarak sahiden benimsemezsek" önermenize katılmamak mümkün değil, çok yerinde bir tespit. Zaten Türkiye'nin kültürel mirasın korunması konusundaki iki yüzlülüğü ve beceriksizliği buradaki herkesin malumu. Türkiye adam gibi çıkıp, ne UNESCO, ne WMF ne de başka bir kurum, arkadaş biz bunları sallamayız, hiçbirine de üye olmak falan istemiyoruz, eserlerimizi kendi kendimize koruruz, korumayız, yıkarız, yakarız, kime, ne diyebilir. Böyle olunca hiç olmazsa tutarlı olunmuş olunur ama Türkiye başta UNESCO olmak üzere bütün bu uluslararası kuruluşlara üye, konvansiyonlarına taraf, yılda 1 milyon dolara yakın para ödüyor ondan sonra da kimseye sorup sormadan kafasına göre takılıyor. Belediye kalkıp, Dünya Miras Listesi'ndeki Süleymaniye bölgesini "yenileme alanı ilan" ediyor. Bu kadarı pes dedirtiyor, milleti kendine güldürtmek için ellerinden geleni yapıyor belediyeler. Kültürel mirasımızı koruyamıyorsak koruyamıyoruzdur, önemsemiyorsak da önemsemiyoruzdur, bunu kabul etmek lazım. Hiç önemsemeyip ondan sonra çok önemsiyormuşuz gibi atıp tutmak komik oluyor. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 243
|
Baris Altan'in dedikleri muhim. Ozellikle Turkiye'de devlet ve yerel yonetim kurumlarinin politikalarindaki sureksizlik Turkiye'yi uluslararasi camiada resmen komik duruma dusuruyor. Bırakın bir önceki belediyenin imzaladığı protokolleri takip etmeyi, mevcut belediye yönetimlerinde bile bir birimin yaptığından diğerinin haberi yok. (Başımıza geldi de konuşuyorum. Europan yarışması için Büyükşehir destek verirken, aynı bölge için birbirinden habersiz üç dört farklı çalışma daha aynı anda yapıldı.)
Neyse, bu konular ancak canımız yanınca çözülecek gibi görünüyor. UNESCO çıkartsın bence listeden. Nasılsa değişen bir şey olmayacak ne İstanbul ne de İstanbullular için. Belki bir şok iyi gelir bizimkilere. WMF için endişelerim hala devam etmekte. Bu kurumun web sitesine baktığımda ilk edindiğim izlenim, bu koruma, restorasyon, mimarlık, arkeoloji camiasının kendilerine vesile yaratıp bir araya gelme etkinlikleri olarak görüyorum daha çok olayı. (UNESCO'nun dünya mirası listesi de böyle bişey. Şimdi Yeni Zelanda'da toplanıyorlar) Ayasofya için bu fon destek veriyor mu bilmiyorum, dediğinize göre veriyorsa bile pek görünmüyor. Şahsen Ayasofya'nın ayakta kalması ise mesele, doğru ayakta. Ama içi dışı, etrafı, çevre düzenlemesi, aydınlatması, bilet gişeleri, museumshop kısmı filan bir felaket. WMF listesinde olan anıtların hepsi bu şekilde ise bu desteği de sorgulamak lazım doğrusu. Ben artık bu tip organizasyonlara çok daha dikkatli yaklaşma taraftarıyım. İlla ki klüpleşmeye doğru dönüşüyorlar bu kadar kurumsallaşan yapılar... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Yönetici
|
En son Ayasofya'nın kubbesine çıktığımda (ki dış iskelesi sökülmüştü) üzerinde pet şişeler, ziftli işçi eldivenleri ve dolu çöp görmüştüm. Onların orada hala durma olasılığı yüksektir.
İçindeki iskelenin ise artık zemine verdiği zararı kabul etmeyen yoktur.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 286
|
World Monuments Fund (WMF, Küresel Anıtlar Fonu), dünyada en fazla tehdit altında bulunan 100 alan ve yapının 2008 yılına ait listesini geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Listede yer alan bütün alan ve yapıları bu linkten inceleyebilirsiniz.
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-06-2007
Mesaj: 9
|
Söylenecek çok şey var elbette
![]() Dünya Mirası Listesinde sadece ve sadece 9 yer var Türkiye'den. Amerikanın ise 62 yanlış hatırlamıyorsam ve listeye aldırmak istedikleri 70 yer daha var düşünebiliyormusunuz. Ne kadar tarih ve ne kadar kültüre sahipler sizce Unesco nun çok önemli çalışmaları var. Fakat biz yeteri kadar bilinçli olmadığımız için bunun farkında bile değiliz yada gözümüz o kadar alışkın ki tarihi esere neredeyse ayağımıza bile çarpıyor Antalya ve Mersin de yürürken ![]() Unesco nun bence en önemli çalışması para aktarmanın dışında sosyal bilinçlendirme. Bu şu demek. Listedeki herhangi bir yeri düşünelim mesela Letoon. Buradaki yöre halkını bilinçlendirme gerçekten Türkiye için kazanımlar demektir. Oranın neden önemli olduğunu neden listede olduğunu ve herşeyi bırakın kendilerine ne fayda sağlayacağını bilmeleri çok önemli. Safranboluya giden turistler neyi ifade eder. Yatacak yer sağlanması,insanlar evlerini pansiyona çevirebilir, turistlere yiyecek bu ne demek o civarda oturan işssiz ev hanımı bayanlar gözleme, mantı, yün çorap yöresel şeyler satabilir bunlardan Türkiyeye gelir gelmesi demektir. Bu da halkta koruma bilincini sağlar. Kısacası herşey birbirine bağlı. Sevgiler Ozlem |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 243
|
Sonra da yöre halkı tarihi, tarihi eserleri bir kenara bırakır, 3 kuruşluk çorabı 30 liraya nasıl satarım turiste diye düşünür. Etraf çakal turist avcılarından ve hanutçulardan geçilmez. Zamanında sakin bir kasaba olan Unesco listesine girmiş şanslı (!) kasaba da artık turistin cüzdanından başka bir şey düşünmez. Bundan 10 sene önce basit bir ege köyü olan Şirince'nin bugünkü halini bir gidip görün isterseniz haftasonu. Üstelik herhangi bir listede bile değil.
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-06-2007
Mesaj: 9
|
Yöre halkı tarihi eserlerden dökülen taşlarla bahçe duvarımı yapsın yani onların harap edilmesi demek değil mi bu. Yöre halkı çalışsın kazansın neyin kötüsü. Bu dünyanın her yerinde böyle. İngilterede bir ressamın evini müze yapmışlardı. Bildiğiniz 2 katlı bir ev hiç bir özelliği yok. Tek özelliği evde yaşayanlar evin her türlü eşayasına resim yapmışlar. Şimdi bu evi görmek istediğiniz zaman önce bilet alıyorsunuz sonra bekliyorsunuz görevli bir kişi 5 er kişilik gruplar halinde evi gezdiriyor ve anlatıyor. Neyse evi gördükten dışarı çıkıyorsunuz şehir merkezinden uzakta dağın eteklerinde bir ev. Bahçede çay-kahve- kek-vs. satın alıyorsunuz çünkü eğer arabayla gitmediyseniz otobusu beklemeniz gerekiyor en az 5 saat ordasınız yani. Ayrıca evdeki resimlerin kopyalarını yapıp çeşitli eşyaların üzerinde kullanmışlar. Bunlardan ister istemez alıyorsunuz. Niye bunlar bizde olmasın bence kötü bişey değil. Halk turiste birşey satmasın diye ziyarete mi kapatalım yani.
Selamlar |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
|
Tarihi ve kültürel değerlere turizm yatırımı anlayışından uzak yaklaşmak gerekiyor. Bu eserler üzerinden nasıl para kazanırız öncelikli sorun haline dönüşüyor çoğu zaman. Eğer bir işe yaramayacaksa niye onaralım, koruyalım diyenler bile var. Ülkemizde heyecanla ve o derece hızla yapılan restorasyon çalışmalarının altında da hep bu mantık var. Biz aman ne güzel onarıyorlar koruyorlar derken; eserler işi bilmeyenlerin elinde çarçabuk yapılan işlerle daha da yıpranıyor.
Pamukkale kenti için alınan son karar iyi bir örnek bence. İşin turizm yatırımı önceliklerini düşünenler turistleri nasıl yürüteceğiz o kadar yolu derken, diğerleri kentin araç trafiğinden yıpranmasını önlemeye çalışıyor. Zihniyet bu olunca niye korumalıyız sorusunun cevabını bulamayan ya da "turist gelecek para kazanacaksınız" anlayışı ile donatılan yöre halkının bu tip davranışları kaçınılmaz hale geliyor. Ve koruma bilinci; üzerinden nasıl para kazanırım haline dönüşüyor, yöre halkının anlayışından devlet politikalarına varana kadar. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|