|
|
#61 | |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
Alıntı:
Şuna eminimki siz ( sayın asi) bizim yaptığımız,betonarme,çelik vs. sayılsal hesapları değil zihnimizde ki karşılaştırmadan bahsediyorsunuz buna hesap denmez... Mimarlık çizmektir.Başka ne olabilir?Ben şimdi yaptığım binayı koklayım mı?Binaya bakıp sevgi gülücükleri mi atayım,bina bittiğinde ağlayım mı?Hesapladığım statik sonuçları;rakamları parmağımla okşayım mı?Yukarda arkadaş ne kadar güzel tarif etti;" Mimarlık bir kelebeğin ömrü gibi diyerek...Şimdiye kadar duyduğum en güzel yorum, bu konu hakkında,bu cümlenin arkasında kesinlikle bir profosyenllik var.Mimarlar çiziğinde işi biter,biter ama diğer projeye geçer onu çizer,diğerine onu çizer diğerine geçer...Hep en iyi,en rahatı,en güzeli çizmeye çalışırlar, ama duyguları bir yana bırakırlar. Dün gece bir kanalda karikaturist bir mimarı dinledim,o sevmek,okşamak,ağlamak... gibi duyguları çok yaşadığı için karikaturist olmayı tercih etmiş. |
|
|
|
|
#62 |
|
Yönetici
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 03-08-2003
Mesaj: 528
![]() |
"Mimari işitilebilir mi?" Steen Eiler Rasmussen, kitabının 'Mimariyi İşitmek' adlı bölümüne bu soruyla başlıyor ve devam ediyor;
"Çoğu kimse, büyük olasılıkla, mimarinin ses çıkarmadığını, bu yüzden de işitilemeyeceğini söyleyecektir. Fakat mimari aynı şekilde ışık da çıkarmaz ama yine de görülebilir. Onun yansıttığı ışığı görür ve böylece biçim ve malzemesi hakkında bir izlenim ediniriz. Aynı şekilde mimarinin yansıttığı sesi de duyabiliriz. Bu ses yansımaları da bizde biçim ve malzeme hakkında bir izlenim uyandırır. Farklı biçimdeki odalar ve farklı malzemeler, sesi farklı yansıtırlar (Rasmussen, Yaşanan Mimari. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1994: 188)." Bu tabii ki yapılmış, "vücuda gelmiş" bir mimarlık ürünü için geçerli bir betimleme. Bu mimariyi isterseniz koklarsınız da (iyi çözülmemiş bir tuvalet ya da mutfakta kokuları uzaklaştıramıyorsanız, ya da bahçeye açılan bir kapıdan içeri bahar kokuları doluyorsa, bu mimarinin kokusu değil midir?). Hatta kavrayabileceğiniz yerini bulursanız kucaklar, sarılırsınız da... Topu topu size deli derler :-) Ama mimarlık sadece bitmiş, adını aldığı "imar edilmiş" şeyleri mi kapsar? Bir de "kelebek" olan, tasarımcısının "heh! tamam işte bu oldu!" dediği anda uçup giden ve ömrü kısacık olan bir mimari daha var galiba. Mimarın kafasında kanatlanan o kelebek; "uçuşan", rengarenk, incecik, kırılgan, kibar... (taa ki oyunbozan mühendisin "yok kardeşim bu kadar kocaman kanatları bu incecik gövdeye böyle bağlayamayız, bu kanatlar zaten çok ince olmuş, taşınmaz bunlar, bu kelebek uçmaz, şurasını şöyle kalınlaştıralım, burasını şöyle destekleyelim" diyene kadar! :-P Mimarları bıraksanız hiçbirinin yere konacağı yok zaten, ama o kelebeği düşlerken yerine bir devekuşunun gelip oturmasını da hiç hazmedemiyorlar.) Galiba iki mimarlık var, biri mimarın, mühendisin, yapı ustasının ortak çabalarıyla, dünyevi malzemelerin biraraya getirilmesiyle yapılan ve tabii ki ömrü bir anlık olsun diye düşünülmemiş olan bir "varlık", yapı. Diğeri tasarımcısının gri hücrelerinin birinden diğerine atlarken gözünün önünde canlanıveren, suya çizilmiş bir imge, bir "hayal".
__________________
"(...)Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim diz boyu sulara Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum (...)" T. Uyar En son architurk tarafından düzenlendi : 28-12-2007 08:21 |
|
|
|
|
|
#63 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
Dün akşam kitap okuyordum,bir yazar hatıralarını anlatıyor ve anlatımında büyük olayları o kadar güzelleştirmiş benzetme yapmış ki hayran oldum.Mesela diyorki "....ayrılığa giden tren rayları,birilerini ayrıdığı gibi, bakdım bir aileyi birleştiriyordu sanki bir fermuar gibiydi raylar;açılıp kapanan...."Çok acı bir olay anlatıyordu,demek ki oluyormuş...Neyse,
Ben beton uzmanıyım,betonun sağlamlığını anlatırken; yapılan bu katlarda yavrular filizlenecek,nice aileler köklenecek;mutluluğa,hüzne hep şahit olacak bu tabliyeler...Belki bir gün siz bu katlarda yaşayabilirsiniz,o yüzden betonu lütfen sağlam,dikkatli vs. atalım...İnsanlar güvenle yaşasın, Böyle anlatırım şimdiye kadar kimse özellikle inşaat ustaları ve beton döken elemanlar; hiç gülmedi dalga geçmedi,onları düşündürdü ardından haklısın abi dediler.Halbuki bu insanlar hep vücut gücüyle çalışdıkları için,en son bu düşüncelere hak verecek veya dinleyecek insanlar bunlar diye düşünebilirsiniz,ve herkes böyle düşünür. Çizdiğiniz odalar kimlerin gülücüklerine,kimlerin hüznüne,kimlerin yanlızlıklarına... şahitlik edecek.Bu düşünceler çerçevesinde çizimlerinizi yoğurursanız tadı başka olur.Hatta düşünsenize " şuraya nasıl bir yatak yeri daha ekleyebilirim;yazıktır bir kişi daha sığsın bu eve diyerek düşünseniz,hem ekonomiye,hemde insanlığa faydanız olmaz mı? Bakın ben beton dökülmesini şöyle yorumlardım" -çevreyi kirletiyoruz,her yere beton atıyoruz yeşil yer kalmadı.." diye.Bunlarda, gerçekten abartmıyorum;haklısın derlerdi.Ben gülmelerini beklerdim. Hiç düşündüz mü? Çizdiğiniz projelerde kaç kişiye ekmek kapısı (inşaat mühendisinin yeri ayrı ama) Beton firmasına,harita mühendisine (gerçi haritacılar size çizmeden veriyorlar ya olsun),mak.müh.,elk.müh., şehirciye,peyzajcıya (özellikle büyük konutlarda),yapı ressamlarına bile...Bunlar bir kaçı; kalıpçısına,demircisine,elk işçisine,tesisatçısına,sıvacısına,ustaların yardımcılarına (her biri ekip,hepsinin onlarca elemanı var), sonra küçük beton firmalarına,malzeme firmalarına...Sonra bunlar sürekli yemek yiyecek yakındaki marketler, lokantalar...vs. vs. Onlarca kişi çizdiğim projeden ekmek parası kazanıp yuvaları şenlenecek,kimi borcunu ödeyecek... diye çizerseniz çok mutlu olursunuz.Ne kadar güzel dimi. Bu yaptıklarınız karşılığınıda güzel bir şekilde alınca,en mutlu insan siz olursunuz o zaman.Birde karşılığını alamazsanız çok kötü olur.Öyleki bu şekilde yaptığınız projelerin karşlığı da 3-5 olmaz çok mükemmel rakamlar olması lazım... Bu yüzden mimarlık çizmektir... |
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|