|
|
#211 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Bence,
Merhaba nes-in
Bence, lütfen devam et... :asosyallik görecelidir. Ayrıca bunca emek verdiğin bu yazın için eline, aklına sağlık ) Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#212 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-12-2003
Mesaj: 65
![]() |
Eyvah
Merhabalar,
Döndüm döndüm sayin Karadağ. Hatta arada başka forumlara (zaten biliyorsunuz) laf da yetiştirdim ama bu forumu atlamışım uzun zamandır. Bana sorulan bir soru vardı ama arada epeyce kısmı okuyamadım. En kısa zamanda kaçırdıklarımı da okuyup foruma dahil olmaya çalışacağım. sevgiler aa |
|
|
|
|
|
#213 |
|
Arkitera Üyesi
Kayseri
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-05-2005
Mesaj: 10
![]() |
Merhabalar foruma yakın bir zamanda katıldım. Henüz bu konuyu ne yazık ki bu gün farkettim. Merakla baştan sona kadar bütün yazılanlara göz gezdirdim. Bundan sonrada takipçisi olcağım. Dinleyeci bile olsam bu konunun takibinde olduğumu bilmenizi isterim. Başta Metin Bey sizi ve diğer arkadaşları tebrik ediyorum güzel bir paylaşım...
|
|
|
|
|
|
#214 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Hoşgeldiniz...
Hosgeldiniz...
Sevgili Acar ve mim_ss Acar hazırlığını tamamlayınca "Sosyalleşme İdeolojisi" konusuna acarca girişecek. Ama bu arada bizde boş durmayıp; nes-in'nin :asosyallik görecelidir. sözü üzerinde çalışmaya başlayalım. Evet kim başlıyor? Buyursun: :asosyallik görecelidir. ;... Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#215 |
|
Arkitera Üyesi
Kayseri
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-05-2005
Mesaj: 10
![]() |
fiziksel olarak asosyallik !? acaba...?
örneğin
internette düşünce üreten, paylaşan ve girişimlerde bulunan bir insan görünüş itibariyle asosyaldir ( bir odada ve bilgisayar başında yalnız bir insan görüyoruz.). Ancak bu kişi internette dünyayı geziyor, etkileşimde bulunuyor kısacası sanal alemde sosyalleşiyor.. tekrar Kant örneğine dönüyoruz galiba..
|
|
|
|
|
|
#216 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-12-2003
Mesaj: 65
![]() |
asosyallik-ideoloji
Daha once sorulmus bir soruya ve yapilmis bir tanima cevaben.
ideoloji bireyin kendi kendisi ve cevresi ile iliskilenme bicimi, hayali iliskiler butunu olarak tanimlanabilir. politik durus bir bir iliskilenme varligini ve cevrende varolma bicimini tanimlar. mesleki ideoloji kendi yapma-etme bicimini, digerlerinini yaptiklarini okuma anlama bicimini ortaya koyar. benim cevremle iliskilenmeme ait ideolojim kendimi, cevremi, cevre icindeki beni nasil anladigim/anlamlandirdigim ile ilgili bir oruntu olarak tanimlanabilir. |
|
|
|
|
|
#217 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Haklısın... Üstelik...
Haklısın... mim_ss
Asosyallik yada deliliğin ta kendisi doğrudan ve kesin olarak sınırlı bir alan veya durum değil. Tamam; "Her türlü insani ilişkiden yoksunluk haline delilik, asosyallik deniyor..." ama bu en uç noktanın tanımı... Bir de en uç noktaya, kopma noktasına doğru derece derece yakınlık/yaklaşmak durumları var. Yanlış hatırlamıyorsam, Karen Horney, "Günümüzün Nevrotik İnsanı" kitabında bunca kargaşa ve anormalliğin yaşandığı bu dünyada, insanların bunca anormallik karşısında dua telkini gibi "ben sağlıklı/normal biriyim, ben sağlıklı/normal biriyim..." diyerek kendi kendilerini sürekli sorunlardan steril hale getirme / koruma çabasının aslında ilerleme yolundaki nevrotik bir aşamada (yani anormal ) olduklarının işaretidir diyordu. Peki, kim ne durumda olduğunun ne derece farkında? Yanında bu işe uygun turnusol kağıdı olan var mı? ![]() Bu nedenle nes-in'in :asosyallik görecelidir. vurgusuna yönelip kurcalarsak bir çok zengin madene ulaşabiliriz, diyorum. Asosyallik deyince tamamen insan ilişkilerini yitirmiş bir uç durumdan durumdan daha çok; dillenemeyen, farkına varılmayan yani kendimizi ve ilişkilerimizi anında yakalayamamışlık, içe gömülü olanı - boğazda düğümlü kalanı- çıkaramayan/çözemeyen, yabancılamış, vb aşamalardan sözederek sürekli tamamlanmamışlık/yarımşar hayatı yaşar hallerden kurtulabilmenin yollarından sözeder olmalıyız. Eğer, "Asosyallik = Delilik= Kayıp vak'a"dır dersek konu daha açılmadan kapanmış demektir. Ayrıca :asosyallik görecelidir. derken hemen koşup aynaya bakmak hissi de veriyor olması açısından konuyu gerçekten sosyalleştirmeye uygun bir vurgu gibi duruyor. Haklısın... mim_ss Üstelik, Kant'ta dönmeye bile gerek yok hala o örnekteyiz zaten ![]() ![]() ![]() ![]() Dahası, en azından mutsuz etmeyen bir mimarlık için asosyalikten bilinçlice uzak duran mimar/adaylarının olmazsa olmazları neler olabilir? Bu konu/lar "Sosyalleşme İdeolojisi" dahilinde bir alan yaratabilir mi? Farkındalık kodlanabilir mi? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 27-05-2005 14:29 Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
|
#218 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Eğer varsa bir yanlış anlaşılma...
Eğer varsa bir yanlış anlaşılma, hemen düzeltmem gerekir kendi payıma düşenler açısından...
Bir an "acaba yanlış anlaşılmış olabilir mi söylediklerim" gibi aklımdan geçti. Bu şüphe üzerine hemen düzeltme notu yazmam gerekir diye düşündüm. Aman aman sakın olaki öyle bir yanlış anlaşılmaya yol açmışsam hemen nakit olarak özür diliyorum. Yani burada asosyallik konusundan hareketle, psikolojik/psikiyatrik analiz yapar gibi bir görüntüye yol açmışsam hemen kendi adıma haddimi aşan bu alanda hiçbir şey söylemediğimi hemen belirteyim. Çünkü "Didaktik Güzin Abla" görüntüsü en başta beni rahatsız eder ve komik duruma düşerim... )Sadece mimar adaylarının, birer mimar olarak "anında/farkındalık ve anında/davranış" konusunda kendi içgörülerini ancak kendilerinin kurgulayabilecekleri konusunda "KIŞKIRTICILIK" suçunu bilerek ve isteyerek işlediğimi belirtmek istiyorum... Kendi yeteneklerini ortaya çıkarmakta sorgulayıcı yöntem arayışını hiç bırakmayanların başarılarını izledikçe; "ötekiler için neden geçerli olmasın?..." diyerek kışkırtıcılığı elden bırakmamaya çalışıyorum hepsi bu. Neyse, konuya dönelim:... Sevgili Aktan Bu özet girişini biraz daha etlendirsen ve konuyu açsan diyorum... Belki sonucu baştan net olarak söylemek, lafı uzatmamak iyi olur diye düşünüyorsun. Ama bir de sürecin canlandırılması ayrı bir zenginlik katar bu özet sunuşuna diyorum. Laf oldukça ağır çünkü: "Sosyalleşme İdeolojisi" Yoksa yine abartıyor muyum? ![]() Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#219 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Sürekli "yeni uyanıyorum..." hali
Sürekli "yeni uyanıyorum..." hali.
Sanki ilk kez görmüş gibi farkına varıyorum... "Sahi daha önce bunu niye farketmedim ki?" Bu da demektir ki sürekli uyuyorum. ![]() Gesthalt uyanıklığı gibi bir şey. Uyanıksın ama nereye uyanıksın, gafil?... Sadece kendi kodlarıma mı? Baktığım şeyi değil de kafamın içindeki öngörüyü/önyargıyı/ mı görüyoru(zzzzz)m? Hani bir zamanlar Ferhan Şensoy'un TV dizisi haline getirdiği "Var Sayalım İsmail" oyununda olduğu gibi... İçiçelik o hale geliyor ki bir an geliyor kafanız karışıyor; "İsmail, rüyasında mı uyandı yoksa gerçekte mi uyandı?" diye kalakalıyorsunuz orta yerde... Hayır az önceki sahnede kendisini rüyasında rüya görürken görüyordu. Acaba hangisine uyandı da konuya dalış yaptı?... Bu kez tam konuya gerçek bir giriş yaptı dediğiniz anda aslında bir hayal ortamından çıkışına şahit oluyordunuz. Dikkatli izlemeye çalışanları ha bire ters köşeye yatıran eğlenceli bir oyundu. Neyse; ![]() nes-in'in asosyallik görecelidir vurgusu ile mim_ss'in tekrar Kant örneğine dönüyoruz galiba.. ![]() Bir yandan "herkesin asosyalliği kendini bağlar" gibi kişi(lere)ye özel bir çok zenginlikle karşı karşıyayız der iken; öte yandan hala Kant örneğine bile ulaşamamış oluşumuzu vurgulaması bakımından önemli bir kesitte olduğumuzu düşünüyorum. Evet, tabii ki Kant örneğine herkes kendi özel yolundan gidebilir. Yeter ki, bir kez yola çıkılsın )Daha "Sosyalleşme İdeolojisi" üzerine konuşacağız... )Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#220 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Alcatraz Karıncacısı...
Alcatraz Karıncacısı...
Bir sinema klasiği olan başrolünde Burt Lancaster'in oynadığı "Alcatraz Kuşçusu" filminden esinlenilmiş Amerikan Fıkrası:... Yıllar yılı ömrünü Alcatraz Hapisanesi'nde törpülemiş bir mahküm, günü gelir serbest bırakılacağını öğrenir. Heyecandan, hayatı bir fil şeridi gibi gözünün önünden geçer gibi olur. (kanşekeri, yüksek tansiyon vs )Hemen hazırlanmaya başlar. Ama hazırlığını yapacacağı hiçbir eşyası olmadığını farkeder. Tek serveti olan, nesiller boyu yıllardır eğittiği karıncalarından en yeteneklisini seçmek işine koyulur. Ama, bu işi karıncalarına bırakır. Karıncalar aralarındaki en genç ve en yeteneklilerinin arsından bir seçim yapar ve birini Alcatraz Karıncacısı birlikte gitmesi için görevlendirir... Bir iki test yapar ve anlar ki seçtikleri karınca gerçekten en iyisidir. Her söylediğini anlayıp anında istenenleri yapmakta... Yetenekli Karınca, yerde ve karınca kalabalığının en önünde, göğsü dışarda karnı içerde iki ayağı üzerinde kımıldamadan Alcatraz Karıncacısı'nın gözünün içine bakmaktadır. Karıncacı adam, yere çömelirken elindeki dibine pamuk serdiği kibrit kutusunu yetenekli karıncanın önünde yere koyar. Karınca, hiç teredütsüz kutunun içindeki pamuğun üzerine yerleşirken geride bıraktığı kalabalığa 'hoşçakalın' der gibi bakar. Karıncacı üzerine ince bir pamuk tabakası daha koyduktan sonra kibrit kutusunu kapatır ve gömleğinin göğüs cebine yerleştirir. Gardiyanlar eşliğinde bindiği küçük tekne Alcatraz Hapisane adasından ayrılıp kıyıya yaklaşırken, içinde gelecek güvencesinin bulunduğu kibrit kutusunu göğüs cebinin kumaşı üzerinde sevgiyle sıvazlar. Artık özgürlüğünü ayaklarının altındaki topraktan başının üzerindeki gökyüzünden gelenlerle hissetmektedir. Hapishaneden cebine koydukları üç kuruş onu fazla uzağa götüremeyecektir. Burnuna gelen kokular onu yıllarca özlemini çektiği bir yere sürükler. Bar bankosunda ikinci içkisini yudumlarken "işte tam zamanı; gösteri dünyasını yerinden sallayacak yıllar, ilk adımını burada atmalı, ilk parayı burada kazanmalıyız..." der. Cebinden çıkardığı kibrit kutusunu itinayla açar ve ince pamuk tabakasını kaldırır ve "hadi" der, şevkatle bakan gözleriyle. Karınca pire bibi zıplar ve gösteriye hazı pozunu alır bar bankosunda. Karıncacı geriye doğru kaykılırken boynu hafifçe yana yatar. Gözlerinden şevkat fışkırmaktadır. Dorukta bir yerlerdedir, aklı ve yüreği. Bankonun diğer köşesindeki barmene döner elini kaldırp çağrma işareti yaparken "Hey barmen" diye seslenir. Havadaki elini bilekten çeviriken işaret parmağı ile bankodaki Yetenekli Karıncasına işaret ederek beklemektedir. Gözüyle barmeni takip eder. Sağa sola ağır yalpalayarak bankonun öbür ucundan gelen barmen kendisinden beklenmeyen bir çeviklikle omuzundan çekip savurduğu bezle karıncayı ezip banko içine silkeler. Barmen: o kadar ilaçlıyoruz ama yine de geliyorlar. Özür dilerim, bir içkiniz benden olsun... ... ... ... Sahiden, ziyan olan diyaloglarınızı ne yapıyorsunuz? Tekrar ziyan oluncaya kadar saklamak dışında.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#221 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-12-2003
Mesaj: 65
![]() |
parça bütün üzeri etli sosyalleşme ideolojisi
Parça bütün ilişkisi içinde bakmaya çalışalım bir de konuya.
Sosyalleşmeyi bir nevi etkileşim olarak hayal etmeye çalışıyorum. herhangi bir ortamda, herhangi bir araçla. etkileşimin gerçekleştiği ortamı belirleyen benim dışımda sayısız unsur var. Ben kendi varlığımla moleküllerin yerini değiştiriyorum. Zaten hareket halinde olan moleküllerin. Öte yandan mevcut hareket de beni değiştiriyor. üzerimde meydana gelen etki değişimlere yol açabilir (elbette açmayabilir de). Dönüp yeniden kendime bakarım (geribesleme, hareketimin kendi üzerime yansıması falan filan). Sonra yeniden etkileştiğim ortama dönmeye çalıştığımda onunda değişmiş olduğunu göreceğim. Hem benim yarattığım hem diğer unsurların yarattığı değişim. ve döngü (tarih degil) kendini tekrarlar. Bu döngü içerisinde olayları algılama, anlama ve müdahale (kendime ve ortama) biçimlerimi belirleyen birtakım ön veriler de var. Bu veriler doğrultusunda biçimlenen (ve sürekli değişen) zihin haritamda seylerin yerini benim anlayacağım ya da anlamak istediğim şekilde belirleyen referans sistemim ise benim "SOSYALLEŞME İDEOLOJİM" olabilir. olmayabilir de. Bu referans sistemini oluşturan da geçmiş deneyimler (sosyalleşme-asosyalleşme-öğrenme-direnme vs.) ve öğrenme sürecinin kendisi olabilir. |
|
|
|
|
|
#222 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Biraz daha pilav alır mısın?
HııımmmhıH!..:
Demlenince konunun lezzeti daha da artmış ![]() Sevgili Aktan eline sağlık. ... Ya siz, biraz daha pilav alır mısınız? Siz pilavınızı kaşıklarken ![]() ![]() ![]() Ortaya karma karışık! sorular sorabilir miyim? Acaba, hız kavramının yaşamımıza giriş yoğunluğu artınca mı, göreceli olarak "fast food"laşma, sığlaşma da hızla artıyor?... Anında onarılmayıp ertelenen hazımsızlıklarımız nedeniyle mi;... içi dışı daha fazla cılk, açık yaralarla kaplı insanlara dönüşüyoruz? Bütün bunlar mı, insan ilişkilerinde en büyük sağaltım ilaçlardan biri olan iletişimi yaralayan, acı veren bu hale getiriyor? Yoksa yazılarımız gittikçe birbirimizi daha da dürtmeye yaralamaya yarıyan silahlara mı dönüşüyor? Yaratılan şiddetin sinerjisi mi daha da ürkekleştirdi, sinikleştirdi bizleri iletişim konusunda? İçi dışı tavmalarla yaralanmış bunca genç insanları gördükçe umutlarımızın da yaralandığını düşünmüyor muyuz? Bu hale nasıl getirdik onları, dahası kendimizi? Yoksa iyilik yaparken mi, harcadık? En basitinden artık korku barajına dönüşen üniversiteye girinceye kadar ruhen peşpeşe yaşadıkları travmaları düşünmek bile yaralar insanı. Sürekli içeriksizliğin ve bağlı olarak hafıza kaybının yol açtığı travma, "cool takılmaya" yol açmasında ne yapsın... Üzerinde biraz daha durdukça cool takılmanın alacakaranlık renkleri arasında kimlik ezikliklerini tedavi etmek amacıyla başını sokup bir an rahatlayacagı bir kum kovası olduğu ortaya çıkıyor. (Yanlış anlaşılmasın: "cool takılmak" yansıtma biçimlerinden sadece biri... Diğer öne çıkan fanatik örneklere değinmek istemiyorum da o nedenle en "soft" örnek olarak "cool takılmak"ı seçtim.) Üniversiteye girebilmek bir solukluk zaman kazandırsa da bu kez yeni ve zenginleşmiş üst düzey travmalar, dalga dalga sıraya giriyor. Herşey adeta "herşeye lanet olsun" dedirtip asosyalleşmeye çığlık çığlığa çağırırken; sözünü ettiğin "Sosyalleşme İdeolojisi" içinde her yönüyle iletişim sorununun onarımı gibi bir başlık altında bir revir açılabilir mi? Ya da işleri daha berbat etmeden nasıl normale dönmeli? Peki sahiden bu normal denilen şey neydi ki? Bence sözü olan hemen konuşsun:... Ayrıca isterseniz, daha çok pilav var, .............................. Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 31-05-2005 19:01 Nedeni: ek |
|
|
|
|
|
|
#223 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Soda isteyen var mı?
Soda isteyen var mı?
Yemek biraz ağır mı oldu ne!.. Soda isteyen olur diye aşağıya hafifletici bir yazı ekliyorum:... Bilen çoktur epey zamandır e-mail gruplarında dolanan bir yazı. Karbonat niyetine ynen yapıştırıyorum. ![]() ![]() ![]() Bir insaatta bir kaza olur ve duvarci kalfasi hastaneye kaldirilir. Santiye sefi o sirada orada degildir. Daha sonra geldiginde olayin nasil oldugunu ogrenip rapor etmesi icin birini hastahanedeki duvarci kalfasi ile gorusmeye gonderir. Kalfanin her yeri sargi bezleriyle bezelidir. Ve surekli can acisindan surekli inlemektedir. Gorevli sorar: Gecmis olsun olay nasil oldu? İnlemeye ara veren Kalfa: "Proce hatasi" der susar. Baskada agzini acmaz. ... Gorevli, santiye sefini arar ve: "Kalfa, sadece proje hatasi dedi baska bir sey demedi" der. Sef: "Ne proje hatasi kardesim, alt tarafi projede iki cizgi ile gorulen 2mt. duvar, ne hatasiymis? Git soyle ne olduysa aynen herseyi bir bir anlatsin tutanagi da mutlaka imzalasin..." der... Gorevli, her yeri sargilar icindeki kalfanin yanina gider ve "sef cok kizdi maalesef herseyi tek tek anlatacaksin..." der. Kalfa caresiz anlatmaya baslar, gorevlide aynen yazar: Kalfa: " 6. katta kalan son duvar isini bitirdim. Yaklasik 200 kg agirliginda bir tugla artti. Bunlari indirmem gerekiyordu. 6 kat asagiya indim. Bir varil, uzun bir halat ve bir palangayi iskelenin yanina getirdim. Palanga ve halati alip 6. kattaki tugla yiginina yakin pencerenin onune ciktim. Palangayi iskeleye bagladim. Halati palanganin makarasindan gecirip iki ucu esit bicimde yere sarkittim. 6 kat asagiya indim. Halatin bir ucunu varile bagladim. Halati cekerek varili 6. kat hizasina kadar cikardim. Halatin ucunu asagida iskelenin ayagina bagladim. Sonra tekrar 6 kata ciktim. Artan butun tuglalari varile yukledim. 6 kat asagiya indim. Halati bir elime dolayip dugumunu;... ACMAMLA BIRLIKTE HIZLA YUKARI UCMAYA BASLADIM. 3'UNCU KATA GELDIGIMDE 200 KG'DEN DAHA AGIR VARILLE CARPISTIK OMUZUM ORADA KIRILDI. BEN DAHA YUKARI UCMAYA DEVAM EDERKEN VARIL YERE CARPI. PARMAKLARIMDA MUTHIS BIR ACI DUYDUM. BIR SURE SIKISARAK ELIMDEN ASILI KALDIGIM PALANGADAN KIRILAN PARMAKLARIMI KURTARMAYA CALISTIM. VARIL YERE CARPTIGINDA DIBI CIKIP BUTUN TUGLALAR BOSALMIS. PARMAKLARIM PALANGADAN KURTULDUGUNDA ISE ASAGIYA DUSMEYE BASLADIM. IP HALA ELIME DOLANMIS OLDUGU ICIN BEN ASAGIYA DUSERKEN VARIL YUKARIYA HIZLA CIKIYORDU. 3. KATTA YINE VARILLE CARPISTIK AYAKLARIMIN IKISI DE ORADA KIRILDI. YERDE YIGILI DURAN TUGLALARIN UZERINE DUSTUGUMDE KALCAM VE KABURGA KEMIKLERIM CATIRADI. ELIMI NIHAYET HALAT DUGUMUNDEN KURTADIM... DERKEN BASIMI YUKARI KALDIRDIGIMDA VARILIN USTUME GELDIGINI GORDUM GOZUM KARARDI. KAFA KEMIGIM O SIRADA CATLAMIS... Ahhh, ooof, iste dedim ya bir proje hatasi aaahhh, oooff,
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#224 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Yola yeniden çıkarken...
Tekrar bile olsa:
Bence yola yeniden çıkarken yolculuğun olmazsa olmazı: Defne Ormanı Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri İçin felsefe yapıyorlardı, çünkü Ekmeklerini köleler veriyordu onlara; Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini Köle sahipleri veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara; Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü kölelerini Felsefe veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi. Ekmeğin sahipsiz felsefesini Felsefenin sahipsiz ekmeği. Ve yıkıldı gitti Likya. Hala yeşil bir defne ormanı altında. Melih Cevdet ANDAY
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#225 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-06-2005
Mesaj: 8
![]() |
Asosyal
asosyallik??
herkes bişeyler söylüyor. genelin aklı fizikte. aklı fizikte olanın aklı varmıdır? |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|