|
|
#136 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Endüstri Ürünleri Tasarımcısı
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.249
![]() |
deve konusunda "üstüne alma" misali bir örnek. Buyurun Halil İbrahim sofrası'na
Ayrıca "yemler" doğru yere gitmiş.
__________________
BP |
|
|
|
|
|
#137 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Endüstri Ürünleri Tasarımcısı
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.249
![]() |
Alıntı:
__________________
BP |
|
|
|
|
|
|
#138 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Arapça'da "AKL" kısa, deve bağlama ipi...
Arapça'da "AKL" kelimesi "kısa, deve bağlama ipi" anlamına geliyor.
Bizim kullandığımız AKIL kelimesinin de kökeni. Şimdi burada şahitler huzurunda AKIL YOLUYLA kindar bir deve nasıl bağlanır görelim:... Bu foruma aşağıya alıntıladığım yazı yazıldıktan sonra, ayrıca "pardon yazıyı buraya yanlışlıkla yazdım" notu yazılmış. Bu açıklamaya göre beklenir ki, yanlış olarak buraya yazılmış olan yazı, yazan tarafından bu forumdan kopyalanıp-silinip yerine taşınsın... Madem yazan tarafından yanlışlıkla buraya yazıldığı söyleniyor, o halde bir samimiyet, dürüstlük ve ciddiyet örneği olarak nereye taşındığını görmek istersiniz. Buyurun bu adrese girin (yalnız arkitera.com üyeleri girebiliyor): http://www.arkitera.com/forum/search.php?searchid=5837 yazıyı yazan kişinin bugüne kadar yazdığı tüm yazılar listesini göreceksiniz. Aşağıdaki yazı buradan başka bir yerde yoook!... Başka bir yere, yani "yerine" taşınmamış. Demek ki iyi de niyet yok... Ama kasıt, yani provakasyon var. Doğrudan doğruya daha baştan bu konu alanına "ipini kırıp" (yani "akl"ını kaybedip girmiş) kasıtla girmiş... Nedamet getirmeye gerek yok tam yeri burası diye yazmam da bu nedenledir zaten. Yoksa yanlışlıkla yazılmış bir yazı için söyleyecek bir şey yok. Sen otur devede bile olmayan bir kinle bu harika bilimsel yazıyı BURADAKİ FORUM KONUSUNU PROVAKE ETMEK İÇİN YAZ; sonrada gelsin kem ve küm. Bunlar yetmesin bir de; bir de nick-name kullanmanın verdiği cahil cesaretiyle hakarete kalkış... Hadi bak durduk yerde AKIL sahibi oldun. Daha ne istersin ki? Git işine... Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 28-02-2005 23:01 Nedeni: Bir deveye bakıp çıkıcam da:) |
|
|
|
|
|
|
#139 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Lütfen artık konumuza dönelim:)
Mesleki zorunluluk olarak empati:...
Evet bu konuda sözününüzü esirgemeden konuşursanız, geriye söylenmemiş sözler kalacak. Söylenmeyecek sözlerin de söyleninceye kadar söylenmemesinde yarar var ![]() Hadiii
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#140 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Empati, nasıl bir mesleki zorunluluk...
Empati, nasıl bir "mesleki zorunluluk" halini alabilir ki?
Empati'nin bir meslek için olmazsa olmaz bir değer halini alması için, o mesleğin biçim ve içeriğine dair hangi değerlerine dikkat etmek gerekir? Bu konunun bir ölçüsü/ölçme bilgisi var mıdır? Empatisi olmayan (kuru) bir yorum-bilinç var olabilir mi?
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#141 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Yardım!: konu hakkında gerekli sorulara...
Yardım!:
Konu hakkında en kışkırtıcı sorulara nasıl ulaşabiliriz? Ya da kışkırtıcı olması şart değil, gerekli olanlarına ulaşalım yeter... Katkınızla soru havuzunu genişletip konuyu çok yönlü olarak irdelemek olanaklı gibi.. "Mesleki zorunluluk olarak empati:..." konusunu hiç olmazsa adına yakışır bir biçimde değerlendirelim derim. Nasıl? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#142 |
|
Arkitera Üyesi
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 03-06-2003
Mesaj: 48
![]() |
MERHABA YENİDEN!
BENİM EMPATİK VERİLERE ULAŞMA YÖNTEMİM,GÖZLEMLEMEYLE BAŞLIYOR.GÖZLEMLEDİKLERİMİ, TOPLUMSAL- BİREYSEL, RASYONEL-İRRASYONEL, GELENEKSEL-ÇAĞDAŞ, İŞLEVSEL-İŞLEVSEL KARŞILIĞI OLMAYAN... GİBİ, OBJEKTİF GÖRÜNMESİNE KARŞILIK, VERİ TABANI BENİM ARDALANIM OLDUĞU İÇİN ASLINDA OLDUKÇA SUBJEKTİF BİÇİMDE, AYRIŞTIRIYORUM. İŞTE BURADAN SONRASI BENİM İÇİN SORUN OLMAYA BAŞLIYOR. EMPATİK OLMASINA ÇALIŞTIĞIM BU SÜREÇTE , BU ANDAN SONRA BİR TEMİZ SEÇKİ YARATMAYA ÇALIŞIYORUM! KENDİMİ TOPLADIĞIM VERİLERİN ARDINA ATAMITORUM. TOPLADIKLARIMI YARGILIYORUM, KENDİ DOĞRULARIMA YAKLAŞANLARI İSTEMSİZCE SEÇİYORUM, GERİ KALANLARI ELEŞTİRİYORUM, YARGILIYORUM BAZEN VE ULAŞTIĞIM SONUÇ GENELDE BENİM İÇİN YA DA BENİM ARDALANIMA GÖRE DOĞRU OLANLARI ÜST SIRALARA YAZIP GERİ KALANLARI GÖRMEZDEN GELMENİN ÖTESİNE GEÇMİYOR. BU EMPATİK YANILGININ ARDINDAN, TASARIM SÜRECİME BAŞLIYORUM. "TASARIMI KULLANACAK KİŞİ BU DURUM KARŞISINDA BÖYLE YAPAR,ŞU SEBEP YÜZÜNDEN. AMA YAPMAMALI, ASLINDA BÖYLE YAPMALI!" TERENNÜMLERİMİN ARDI ARKASI KESİLMİYOR. EĞİTİM HAYATIM BOYUNCA, TASARIM NESNESİNİ KULLANACAK KİŞİLERİ İDEALİZE ETTİĞİM SÖYLENDİ BANA HEP. EVET YAPTIĞIM BU SANIRIM VE EMPATİDEN UZAK GÖRÜNÜYOR BİLİYORUM. ANCAK BANA DOĞRUSAL, MÜDEHALESİZ VE 'BÖYLEYSE BÖYLEDİR'Cİ BİR EMPATİK SÜREÇTEN DAHA DOĞRU GELİYOR. SORMAK İSTEDİĞİM ŞU; SİZ NELER YAŞIYORSUNUZ BU SÜREÇTE? SOMUT BİRKAÇ SEY; TECRÜBELER, ANILAR DUYMAK İSTİYORUM GALİBA TEŞEKKÜR EDERİM ŞİMDİDEN! HERKESE İYİ ÇALIŞMALAR! |
|
|
|
|
|
#143 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
İyi bir başlangıç...
Galantus yine iyi bir başlangıç yaptın.
Ve bak aklımı nereye gönderdin: Geçen sabah uzun zamandır gitmediğim Eminönü Meydanı'nda, bir kenara çekilip uzun süre çaktırmadan dikkatlice insan yüzlerine, "bu gördüğüm yüzlerlerce yüzü daha önce hiç görmedim ve belkide bir daha hiç göremeyeceğim" düşüncesiyle bakarken; "belkide bir daha hiç göremeyeceğim..." bölümü neredeyse panil atak halinde tekrar tekrar aklımdan geçti. Önümden geçen yüzlerce yüzü unutmamaya çalışırcasına sivilcelerini, saçlarını, kırışıklıklarını, pembeliklerini, yorgunluğunu, mimiklerini ve daha ... görmeye ve kaydetmeye yoğunlaştığımı ve bir süre sonra da yorulduğumu farkettim... Aklım yerine gelince devam ederim
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#144 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
İnsan yaşamına bu kadar
İnsanların yaşamına tüm yaşamları boyunca bu kadar müdahale edebilen başka meslek alanı var mıdır?
Çalışma yaşamında resmen yetki belgesi aranan meslekler doktorluk, avukatlık ve mimarlık... Doktor(luk) "genel olarak" insan yaşamına ancak onun sağlık durumu bozulduğunda temas eder. Yine "genel olarak" avukat(lık)da bir sorun yada sorun çıkma ihtimali olan durumlarda insan ilişkilerine karışır. Oysaki mimarlık, içinde ya da dışında olunsun ortada somut olarak var olan mekanlarla insanlara yaşamları boyunca müdahale eder. Çok basit bir kıyaslama ile 90 yıl yaşamış biri gunde ortalama 8 saat uyumuşsa bu; 24 saatin 1/3'ü yani 90 yılın 30 yılını uyuyarak geçirmiş demektir. Bu bir mekan(lar) gerektirir. Günün diğer 8 saatini çalışarak geçirmişse buda yine ömrünün 30 yılını bir çalışma mekanında geçirdiği anlamına geliyor... Günün diğer saatleri hangi etkinliklerle geçiriyor olursa olsun tüm bu insani faaliyetlere kolaylaştırıcı olanaklar veren bir mekan mutlaka sözkonusu olmaktadır. İnsanların yaşamlarına yaşamları boyunca bu derece müdahale eden bir insan olarak mimar ve onun eylemleri; insani açıdan hesapsız, kitapsız, duygusuz, anlayışsız, şuursuz, iletişim yoksunu, ilh... olamaz... Bu "olmak" zorunluluğu( yada "ları") bizi nereye kadar götürür dersiniz?
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 09-03-2005 15:35 |
|
|
|
|
|
#145 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
"Empati" TDK'da "Duygudaşlık"
"Empati" sözcüğü Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde "Duygudaşlık" olarak karşılanmış...
Bizde kullanabiliriz. http://www.tdk.gov.tr/TDKSOZLUK/SOZB...ti&submit1=Ara O halde, mimarlıkta mesleki bir zorunluluk olarak "duygudaşlık"ı:.. Bir mimar adayının mimar olarak yapacaklarıyla en azından insanları mutsuz etmeyecek düzeyi yakalamak için sezgisel yeteneğini geliştirmeye özen göstermesi olarak da anlayabilir miyiz? Ayrıca, bir mimar adayı mimarlaşma sürecinin kendisi ve kendisi dışındakilerle kuracağı ilişkilerde sosyalleşme kaynağı olabileceğinin de farkına varmak durumunda... Merhaba Galantus Bu aşağıdaki son yazını bir kez daha okurken yanlış mı anladım acaba diye bir teredüte düştüm. Bu yazını biraz daha açabilir misin? Teşekkürler MK Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#146 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 05-03-2005
Mesaj: 109
![]() |
asosyalliği mimari açıdan incelemeden ve değerlendirmeden önce bireysel olarak inceleme yapılmalı.bu da bireyin karakterine ve sosyallikten ne anladığına bağlı.önce bu konuda fikirler alınmalı ve sonra sonuç incelenmeli.bireysel olarak benim fikrim her konuda olaylara objektif bakabilmek gerekir.mimarlık belki yoğun ve zorlayıcı bir meslek ama insanın istedikten sonra yapamayacağı hiçbir şey yoktur.ama gerçekten istemeli!!!...ayrıca insan yaradılış olarak zaten sosyal bir varlıktır, asosyallik insanın kendi kendine yaptığı eziyettir.
|
|
|
|
|
|
#147 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Özellikle altı çizilmesi ve ...
Sayın HY
Genel olarak vurguladıklarınıza katılmamak mümkün değil. Zaten "genellik konusunda" aynı şeyleri söylüyoruz. Ancak, konu mimar adaylarının mimarlaşma sürecinde "özellikle ve mutlaka" altı çizilmesi ve bir FARKINDALIK olarak irdelenmesi gereken bir konu. İnsanların yaşamına kaçınılmaz olarak böylesine müdahalede bulunacak olanların ne yapmakta olduklarının FARKINDA ve tabi SORUMLUSU olarak; etki ettikleri yaşamlara dair gerçek bilgi ve duygu ile davranmaları SIRADAN BİR SOSYALLİĞİN gerekleri ile yetinilemeyecek derecede FARKINDALIK ve SORUMLULUK gerektirir... Burada "etki sınırları," kendi bireysel davranışlarının ötesindeki yaşam alanlarını da kapsayan bir faaliyetin kaçınılmaz olarak yüklediği bir FARKINDALIK ve SORUMLULUKTAN söz ediyorsak alışageldiğimiz, sıradan, genel geçer sosyallik dışına çıkan değer yargılarını kavram alanımızda ya yeniden yada sıfırdan üretmek durumundayız... Ne dersiniz? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#148 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 05-03-2005
Mesaj: 109
![]() |
çok doğru...senin gibi düşünen bir insanın varlığını görmek çok güzel.ama bu derece bilinçli kaç insan vardır ki!!!? en basiti senin çevrende var mı gerçekten merak ettim.düşüncelerine aynen katılıyorum ama bence bu anlattıkların Türkiye şartlarında pek mümkün değil.piyasaya baktığında benim çoğunlukla gördüğüm hep paranın konuştuğu, insan beyninin değil...basitçe ifade edilecek olursa ne kadar para o kadar iş...ben açık konuşmayı severim.karamsarlık olarak algılama ama bu düşünceler Türkiye için bence ütopik düşünceler.bu şekilde düşünen insanlar yok mu?tabiki vardır ama insan ister istemez yüzdelerini merak ediyor.aslında bu konu ütopyadan daha ziyade OLMASI GEREKEN, ama dedim ya malesef.olay artık trajikomik hale gelmiş.fikirlerin için saol.
|
|
|
|
|
|
#149 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Herşey bir anda değişebilir...
Ama yine de acı bile olsa her gerçeğe teslim olmamak gerekir.
W. Shakespeare'in "Her dost, dosdoğru dost olmuyor..." sözünde saklı olduğu gibi. Hele ki "battı balık yan gider" hiçbir şekilde teslim olunmayacak bir durumdur. Evet vurguladıkların, en acısından ve halen yaşanmakta gerçek olanları, ancak insani değerler asla "içgüdü kodlarıyla" oluşamaz... Şakası yok, herşey bir anda değişebilir. Teslim olunursa bu mutlaka daha kötüye, dahası en kötüye doğru gider... Bunların en kötüsü de kötülüğün bitmeyeceğine teslimiyettir. (Biz adam olmayızcılarrrr ![]() Boşverme sen kıyıya vurmuş deniz yıldızlarını tekrar denize atmaya devam et. Yürüyeceğin yolu hayal etmeye çalışmazsan yürümeye de çalışmazsın, aynı noktada dönüp durmak gerçeği ile başbaşa kalırsın. Hayal kur. İmkansızı iste ve gerçekleştirmeye çalış ![]() Güzin Abla tavsiyesi gibi oldu ama olsun. Teslim olmaktan daha iyidir MK Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#150 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 05-03-2005
Mesaj: 109
![]() |
ben zaten işimi en iyi şekilde yapmaya çalışırım,dedim ya senin fikirlerine katılıyorum.vurgulamak istediğim piyasanın ve türkiyenin hem mimari hem ekonomik durumunun gerçekten vahim olduğuydu.zaten birbirleriyle bağlantılı konular bence.bizim senin anlattığın konuma gelmemiz için daha uzuuuuuuuun yıllar var.bu noktada herkes üzerine düşenin fazlasını yapmalı,bu olmuyorsa en azından üzerine düşeni yapmalı.ifade etmek istediğim bunlardı...hayatın gerçeklerinden bahsettim yalnızca...
H.Y
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|