![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#31 | |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 19-04-2006
Mesaj: 69
|
Alıntı:
Burada tartışılması gereken yapılacak binanın niteliğidir. Büyük beton yığınları da içinde/üstünde yeşili barındırabilir, insanla, doğayla uyumlu, sahipleri/işletmecileri dışındaki kişiler için de faydalı olabilecek şekilde tasarlanabilirler. Bunu düşünmekten belli ki oldukça uzak yönetici ve mimarların projelerine karşısına çıkılacaksa daha akılcı savlarla çıkmak gerekir diye düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
|
#32 | |
|
Arkitera Üyesi
|
Alıntı:
Not:Hocanızı tenımıyorum ve isim vermediğim için de uyarı tarzı bir durumun olmasını istemiyorum |
|
|
|
|
|
|
#33 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 19-04-2006
Mesaj: 69
|
Sürdürülebilirlik kent içindeki yeşillikleri korumakla değil onları mantıklı bir şekilde arttırmakla mümkün olabilir. Benim karşı çıktığım da bunun tersini savunmaktı işte.
Banliyöde yeşillikler içinde oturup her gün litrelerce benzin tüketip, kilometrelerce yol gelmenin, dünyanın bir ucundan yine tonlarca yol katederek gelen yiyecekleri tüketip ardımızda yüzyıllarca yok olmayacak atıklar bırakmanın sürdürülebilirlikle alakası olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Kentin bu kadar kişiye barınmak, çalışmak, yaşamak için zemin oluşturmak konusunda yeterli olmadığını da biliyoruz. Kimseye sen bu kentten git de diyemeyeceğimize göre, bütün romatizmiyle çimenliklerde uçurtma uçuran çocukların hayalini kurmak biraz naif olmuyor mu? Kendimiz sürdürülebilirlik adına ne yapıyoruz da kent merkezinde yeşillik istemeyi sürdürülebilirlik tartışmasına dahil edebiliyoruz? Gelecek projeksiyonlarınızda ekip biçip rüzgar türbinlerinden enerji mi elde edeceksiniz İstanbul'un ortasında yoksa bir tane daha piknik alanımız mı olacak? Lütfen artık yalnızca hayat bilgisi kitaplarına değil dünyadaki büyük kentlerde neler yapıldığına da bakalım. |
|
|
|
|
|
#34 | |
|
Arkitera Üyesi
|
Alıntı:
Central park/New York ![]() Münic/Kanada ![]() Layton city/ABD ![]() |
|
|
|
|
|
|
#35 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 19-04-2006
Mesaj: 69
|
Nedense sürekli bir anlayamama ve anlaşamama durumu hakim oluyor foruma.
Elbette tüm büyük kentlerde yeşil bölgeler var?! Ancak bugün New York'ta "haydi ikinci bir Central Park yapalım" demek nasıl mümkün değilse, tartışmanın taaa en başında karşı çıktığım gibi "bina yapılmasın, ağaç dikilsin" demek sadece, oldukça sığ bir savunma davranışıdır, ki bunu belediyeler seçimler öncesinde yeterince yapıyor zaten. "Sürdürülebilirlik stratejileri" derken, onların neler olduğu hakkında bir fikriniz var mı? Bu arada, mesajınıza Londra'dan da güzel park ve ağaç manzaraları ekleyebilirdiniz aslında, yeşil alan bakımından zengin bir kenttir, ne var ki Londra bugün en kaotik, en kirli, en çok atık üreten kentlerden de biri. Her kentten en az bir tane kamusal yeşil alana ait imaj bulup yukarıdaki iddianızı kanıtlamış mı oluyorsunuz? Ben yalnızca daha derin düşünmek gerektiğini söylemeye çalışıyorum ama üzülerek görüyorum ki karşımda bu tartışmayı sürdürmeye değecek bir durum yok. |
|
|
|
|
|
#36 |
|
Arkitera Üyesi
|
Sanırım sizin de olamsını hayal ettğiniz kent modeli bu. Çok yazık.
|
|
|
|
|
|
#37 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Viridis'in dediği, her boşluk bulunduğunda birilerinin çıkıp o bölgenin yeşillendirilmesi gerektiğini söylemeleri. Dolayııysla her nasıl, her boşluk gerçekleşen çarpık yapılaşma, şehircilik ve planlama ile karşıtlık oluşturuyorsa, her bulunan boşlukta yapılacak yeşillendirme de aynı tezatı oluşturacak. Dolayısıyla bence gayet haklı.
|
|
|
|
|
|
#38 | |
|
Arkitera Üyesi
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#39 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Alıntı:
. |
|
|
|
|
|
|
#40 |
|
Arkitera Üyesi
|
Boş bulduğun yeri değilde dolu olan yerleri yıkıpta mı yeşil alana dönüştürme planı yapmayı öneriyorsun.Lütfen!
|
|
|
|
|
|
#41 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Planı önerecek olan ben değilim ama eğer bir çözüm olsaydı, yıkmak da planlamanın bir parçası olabilirdi, geçmişde de oldu zaten, her ne kadar çoğu zaman yanlış tercihler kullanılmış olsa da.
|
|
|
|
|
|
#42 |
|
Arkitera Üyesi
|
O zaman kendinizle çelişiyorsunuz.Dolu yerleri yıkıp yeşil yapalım,yeşil yerleri de binalarla dolduralım.Paradoks mu ironi mi?
|
|
|
|
|
|
#43 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Emre, yukarıda da dediğim gibi, belki yazdıklarımızı atışma olarak değil de sohbet olarak algılarsak, sanırım anlayabiliriz birbirimizi. Yeşil alanları binalarla dolduralım diye bir şey çıkmadı ağzımızdan, dolayısıyla çelişmiyorum, ne paradoks ne ironi. Yapılaşmış bir bölgeyi temizlemek, başka bir fonksiyon vermek de, şehri düzene sokmak için kullanılacak çözümlerden biridir. Salı pazarı bölgesi de yeşil alan yapılabilir. Ancak boş olduğu için değil, planlandığı için...Demek istediğim bu. Bunun kararını da planlamadan sorumlu kişiler verir elbet...
|
|
|
|
|
|
#44 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 03-07-2006
Mesaj: 269
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#45 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-10-2006
Mesaj: 141
|
Vazgeçmek bir erdemdir.
Eveeeet. Güzel bir sabahtı....ta ki...
Sayın Hakan Kıran'ın Salı Pazarı Projesi beni hayrete düşürdü, şaştım kaldım. Kendisinin Kanuni dönemlerine dek uzanan, içtenlikli yaklaşımları, Kadıköy'ün bir sahil meyadanı ve çarşı olarak ne denli çöktüğü hakkındaki doğru tespitleri, açık pazar yerlerinin sorunsalına fiziki çözümlerinin mantıklılığı karşısında, planını göremesek de maketten algılamaya çalıştığımız eseri hiçbir tutarlılık göstermiyor. Sosyal bir proje yaptığının farkında ama ne çizdiğinin farkında değil. Topkapı'dan görünmek zorunda bir kule, tonozla geçmişe göz kırpan bir biçem... Neden Topkapı'ya bakmak istiyor sayın Kıran? Neden Kadıköy'ü, Kadıköy'de görünür kılmadan, şehrin ideolojik merkezlerine anıtsal bir gönderme yaparak Kuşdili Çayırı'nı kurban ediyor? O kuleye çıkmayan yerli Kadıköy'ü ya da Topkapı'yı görmüyor mu? Asıl göstermek istediği nedir? O kule ile Kadıköy'e bir şey eklemediğini ama eksilttiğini farkedemiyor mu? Beşiktaş'ta yapılan ve Adalar'dan görünsün, diye yükseltilen Granit Anıt kadar, yanından geçence algılanmayacak, önemsenmeyecek, elle tutulmayacak bu kule. Altta ucuz mal almak için gelmiş ev kadınları, üstte öğlen yemeğinde iş adamları, bir yandan elleri nasırlı, yanık derili pazarcılar...Etrafta cepsiz öğrenciler, sahaflar, kitapçılar, antikacılar...Doğrusu başarırlarsa tüm felsefe tarihini altüst edecek bir kaynaşma, sınıfların çökmesi, bir insanlık zaferi yaratacaklar. Sayın Hakan Kıran'ın yanılgısı şurdan geliyor. Yıllardır eski binalara, onların tarihine baktıkça, salt otopark sorununa kıstırılmış, hız kurbanı, günümüz göçmen İstanbul'unu bir kenera itiyor. Aslında Kuşdili Çayırı'na değil, İstanbul'a bir bina yapmak istiyor. Öyleki her yerden bağıran, hükmeden bir formla yaklaşıyor. Kendisini anlıyorum yalı restore ede ede, bir öngörünüm körlüğü yaşıyor. Ben kendisini, o çok beğendiği Osmanlı'nın, hani şimdi hiç birinin akmadığı, muhafazakar mimar Başkan babalarınca öksüz bırakılan tek çeşme ve tek çınarlı minik iç meydanlarını keşfe çıkmaya davet ediyorum... Eleştiri için söyledikleri de beni düşündürüyor. Dilerim mimarlığın o tanrısal hastalığına yakalanmamıştır. Vazgeçmek bir erdemdir. Sayın Kıran, kuleleri kırınız, kırınız çok yüksekten bakıyorlar çünkü.... |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|