Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > İstanbul

İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 08-01-2005, 14:14   #1
Forum Üyesi
 
kramer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
Sivriada Mevlana Heykeli

arkitera haberlerden:
Alıntı:
Bu heykeli bütün dünya konuşacak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sivriada'ya 110 metrelik semazen heykeli dikecek. Heykelin çevresine cami, kilise ve sinagog kurulacakDünya barış görüşmeleri için en uygun kentin İstanbul olduğunu söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "Ne olursan ol yine gel" diyen Mevlana'nın düşüncesini temsilen Sivriada'ya (Hayırsızada) dev boyutta semazen heykeli (yaklaşık 110 metre) dikileceğini açıkladı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, 28 Mart 2004 yerel seçimleri öncesinde, Ankara'ya 50 metre yüksekliğinde semazen heykeli dikeceğini söylemişti. Ancak, seçimlerden sonra projeden bir haber çıkmadı.
Topbaş ise semazen heykelinin çok daha büyük boyutlusunu İstanbul'a kazandırmak için çalışmalara sessiz sedasız başladı bile.
İstanbul'un bir barış kenti olduğunu, yüzlerce, binlerce yıl farklı din ve kültürlerden insanların bu kentte birlikte huzur ve barış içinde yaşadığını anlatan Topbaş, "İşte buradan hareketle İstanbul'u dünyaya böyle bir simge ile yansıtmak istiyoruz" dedi.
Hayırsızada olarak da bilinen Sivriada üzerinde yapmayı planladıkları semazen heykelinin New York'taki, 93 metre yüksekliğindeki (kaidesiyle birlikte 100 metre) Hürriyet Heykeli'nden (Özgürlük Anıtı) daha büyük boyutta olacağını anlatan Topbaş, heykelin çevresine 3 ilahi dinin mabedi cami, kilise ve sinagog yerleştirmeyi düşündüklerini kaydetti.
Fikrin kendisine ait olduğunu ve bir heykeltıraşın bu konuda çalışmalar yaptığını belirten Topbaş, şunları kaydetti:
"Heykelin içine girilebilecek. Bir başka tasarımda heykelin önündeki mavi bölümün camlı olması düşünülüyor. Etek altlarında da turizm amaçlı yerler öngörülüyor. 93 metre olan Hürriyet Abidesi'nden büyük olacak. Tam ölçüyü şimdi veremem, çünkü heykel adanın büyüklüğüne göre tasarlanacak. 'Ne olursan ol yine gel, bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil, tövbeni yüz kez bozmuş olsan da yine gel' diyen Mevlana'nın çağırdığı bir ada, barışı yansıtan bir ada olur diye düşünüyoruz. Marmara Denizi açığından İstanbul'a gelirken ilk algılanacak bir anıt olarak ortaya çıkacak. Anıt geçildikten sonra İstanbul'un asıl silueti belirecek."
Diğer heykeltıraşların yorumlarına açık olduğunu belirten Topbaş, "Kimseye angaje olmuş değiliz. Yap işlet olarak vermeyi hedefliyoruz. O nedenle maliyeti hakkında şimdilik açıklama yapmak doğru olmaz. Heyecanı olan yatırımcılara açık olduğumuzu söylüyorum" diye konuştu.
kramer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 09-01-2005, 12:52   #2
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Sanki çok daha önceden kaybetmiştikde bunu görmezden gelmek istiyorduk


"İstanbul Girişimi" grubundan gelen metin ekte:
Alıntı:
İstanbul’a çağrı:


8 ocak tarihli Milliyet’te yeralan bir habere göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş belediyeye devredilen Sivriada’ya 110 metre boyunda bir semazen heykeli dikileceğini açıklamış... Dev heykel “Ne olursan ol, yine gel” diyen Mevlana’nın düşüncesini temsil edecekmiş... Gazete haberi “bu heykeli bütün dünya konuşacak” başlığı ile yayınlıyor!

Fikrin kendisine ait olduğunu ve bir heykeltraşın bu konuda çalışmalar yaptığını belirten Kadir Topbaş, “İstanbul’u dünyaya böyle bir simge ile yansıtmak istiyoruz” demiş.
Belediye başkanı heykelin çevresine 3 ilahi dinin mabedi, cami, kilise ve sinagog yerleştirmeyi düşündüklerini, ayrıca heykelin içine girilebileceğini, etek altlarında turizm amaçlı işletmeler öngörüldüğünü ve uygulamanın “yap işlet modeli” içinde gerçekleştirileceğini sözlerine eklemiş.

“İstanbul’un yeni simgesi 110 metrelik semazen anıtı” başlığı ile konuyu işleyen Hürriyet Gazetesi ise İstanbul’un yeni bir simgeye kavuştuğu müjdesini veriyor. Heykel “İstanbul’un medeniyet, kültür ve inançların buluştuğu ve hoşgörünün dorukta olduğu bir barış kenti olduğunu” simgeleyecekmiş.
Kadir Topbaş “AB’ye giriş adımları attığımız şu günlerde merkezi yönetim, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve halk olarak el ele vererek İstanbul’u dünyanın bir numaralı kenti yapmaya azmetmeliyiz” demiş.

Bu haber olsa olsa bir şaka olabilir. İstanbul gibi bir kentte böyle bir şeyin bırakın uygulanmasını, bu şekilde geliştirilmesini düşünmek, bunu basına açıklamak ve basının da bu haberi bu şekilde bir “müjde” gibi işlemesi olsa olsa bir şaka olmalıdır. Bu haber eğer bir şaka değilse, İstanbul gibi bir kentte.bir belediye başkanının böyle bir açıklama yapması, çevresinin sağduyu ve mantıktan arınmış insanlar tarafından kuşatıldığını gösteren büyük bir sorun olduğunu gösterir.

Gazetelerin haberi veriş biçimlerine bakınca olayın ciddi olduğu, en azından Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın böyle bir açıklama yaptığı anlaşılıyor. Eğer yerel yönetim tarafından kentin sanatla ilişkisi böylesine bir yöntemle geliştiriliyorsa, kentin mimarlık, şehircilikle ilişkisinde de aynı trajikomik durum yaşanıyor demektir ki bu da heykelin İstanbul için ürkütücü bir gelişmeyi simgelediğini göstermektedir.

Düşünün bir: Belediye Başkanı İstanbul için diğer kararları, projeleri de aynı yöntemle, ben yaptım oldu mantığı ile geliştiriyorsa, kentin hali ne olur? Bu kent yaratıcılıktan, sanattan, mimarlıktan, kültürden nasıl yararlanır? Kültür sermayesini nasıl harekete geçirebilir?

Dünyada kentlerin yarıştığı bir dönem yaşıyoruz. Bu yarışın temel özelliği kentlerin yaratıcı kültür sermayesini çekmesine dayanıyor. Bu nedenle kent yönetimleri özellikle tasarım, sanat, kültürle ilgili projelerde bağımsız bir alan yaratıyorlar. Özellikle proje fikirlerini oluşturmak için kendilerini dar fikirli, iktidarın eteklerine yapışan çevreler tarafından kuşatılmalarına izin vermiyorlar. Bugün belediye başkanları sanattan, mimarlıktan, şehircilikten anlamak zorunda değiller. Ancak başarılı olmak için bu işlerden anlayan insanların enerjisini, fikirlerinden istifade etmeyi bilmek zorundalar. Bir belediye başkanından mimarlık yapmasını değil, mimarlık alanında gelişme sağlamayı, kentin fikir ve sanattan yararlanmasını istememiz en doğal hakkımız.
İstanbul yönetiminin bir istibdad yönetimi olarak biçimlendiği bir kent olamaz. Sanat siyasetten başka bir şeydir. Soğuk Savaş dönemindeki yönetimlerin, darbe yaparak iktidara gelen azgelişmiş ülke iktidarlarının yaptığı gibi bir karar mekanizması İstanbul’a hakim olamaz. Bugün kentlerde yaratıcı fikir sermayesi iktidardan bağımsız olmak zorundadır.
Belediye başkanları sanat eserlerine, mimarlık projelerine imza atmamalıdırlar. Bu büyük bir ilkelliktir. Çünkü siyasetin temsil işlevi, sanatın, mimarlığın, kültürün profesyonelliğin yerine geçemez. Bu durumda bayağılığın iktidarından değil, istibdadından sözedilebilir.

Bizler, aşağıda imzası bulunan kişiler, İstanbul’un güncel kültür ve sanatla bağını koparacak bir uygulamanın karşısında İstanbul’un güncel kültür ve sanatla ilişkisini savunmak için bir araya geldik.

Eğer bu heykel Sivriada’ya dikilirse, biz İstanbullular yıllarca bu ucubeyi seyretmek zorunda kalacağız. Bu ilkel girişim İstanbul’un geleceğine, ortak yaşam alanımıza karşı bir tehdittir.
Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı bu girişimden ve projelerini informel yollarla geliştirmekten vazgeçirmek için bütün kültür ve sanatla ilgili insanlara çağrı yapıyor ve bu metini imzaya açıyoruz.



İstanbul Girişimi
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 09-01-2005, 12:54   #3
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Topbaş rüyasında Konya belediye başkanı mı oldu?

Mehmet Barlas'ın Sabah'taki bugünkü yazısı da konuyla ilgili:
Alıntı:
Topbaş rüyasında Konya belediye başkanı mı oldu?
Mehmet Barlas

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "Ne olursan ol yine gel" söyleminin sahibi Mevlana'nın düşüncesini somutlaştırmak için Sivriada'ya (Veya Hayırsızada) 110 metre yüksekliğinde bir "Semazen" heykeli yaptırılacağını açıkladı
İlk tepki olarak "Acaba Topbaş İstanbul'la Konya'yı mı karıştırdı" demek kolay. Ama olaya daha derine inerek bakmakta fayda var.
Topbaş bir Beyoğlu ve bir Kasımpaşa çocuğu. Buralarda yetişip büyüyen bir İstanbul çocuğunun belleğinde, kentin simgesi olarak bir "Semazen" nasıl kalmış olabilir?
"İstanbul Şairleri" var mesela. Nedim gibi, Yahya Kemal gibi, Orhan Veli gibi, Necip Fazıl gibi, Cahit Sıtkı gibi, Sait Faik gibiHiçbirinin dizelerine takılmamış semazenler
Örneğin Orhan Veli'nin en fazla bilinen İstanbul şiirinde (İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı), rüzgar, sucuların çıngırakları, dalyan, ayağı suya değen bir kadın, Kapalıçarşı, Mahmutpaşa, doklardan gelen çekiç sesleri, kayıkhaneler, kaldırımdan geçen yosmalar, küfürler, şarkılar, laf atmalar vardır. Ama hiç semazene rastlamamıştır şair.
Necip Fazıl "İstanbul"a şöyle başlar: "Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar."
Ve şöyle devam eder Necip Fazıl'ın İstanbul'u:
"Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar..."
Diyelim ki Behçet Kemal ve Münir Nurettin'le Nihavent'ten takılmışsınız ve "Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan"ı mırıldanıyorsunuz. Ya da Yesari Asım'la Sultaniyegah'tan her gece Heybeli'de mehtaba çıkıyorsunuz. Yahya Kemal ve Osman Nihat, Nihavent penceresinden "Körfez'deki dalgın su"ya bakıyorlar veya
İsterseniz Cahit Sıtkı "Abbas"a seslenirken düşünelim İstanbul'u:
"Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.."
Turhan Oğuzbaş'ın şiirini Avni Anıl'ın Kürdilihicazkar şarkısından, Nesrin Sipahi yorumu ile dinleyin:
"Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un
Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde "
İstanbul'da semazeni şairler bile görememiş. Acaba Kadir Topbaş rüyasında Konya'ya mı belediye başkanı oldu?
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 09-01-2005, 13:28   #4
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Bu haberin bir şaka olmadığını ve İBB'nin resmi web sitesinde yer aldığını da ayrıca vurgulamak iyi olur:

http://www.ibb.gov.tr/ibbtr/142/1420...cfm?sayfa=6712

Alıntı:
İstanbul'a yapılacak 'Semazen Heykeli'ni dünya konuşacak...
Büyükşehir, Sivriada'ya İstanbul'da yüzyıllardır yaşanan hoşgörünün sembolü olarak 110 metrelik bir semazen heykeli dikecek. Çevresine de cami, kilise ve sinagog kurulacak.


--------------------------------------------------------------------------------

8 Ocak 2005


Dünya barış görüşmeleri için en uygun kentin İstanbul olduğunu söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mimar Kadir Kadir Topbaş, Hazreti Mevlana'nın önemli temsilcilerinden biri olduğu hoşgörü ve sevgi anlayışını Sivriada'ya (Hayırsızada) dikilecek dev boyutta bir semazen heykeliyle (yaklaşık 110 metre) yaşatacaklarnı açıkladı.



İstanbul'un bir barış şehri olduğunu, yüzlerce, binlerce yıl farklı din ve kültürlerden insanların bu kentte birlikte huzur ve barış içinde yaşadığına dikkat çeken Başkan Topbaş, "İşte buradan hareketle İstanbul'u dünyaya böyle bir simge ve vizpon projesi ile yansıtmak istiyoruz. Artık, İstanbul'un semalarını barışın ve hoşgörünün sembolü olacak bir semazen süsleyecek. Çünkü İstanbul sevgi ve hoşgörünün merkezi konumundadır. Ben inanıyorum ki dünyadaki barış görüşmeleri dahi İstanbul'da yapılmalıdır" dedi.

Hayırsızada olarak da bilinen Sivriada üzerinde yapmayı planladıkları semazen heykelinin New York'taki, 93 metre yüksekliğindeki (kaidesiyle birlikte 100 metre) Hürriyet Heykeli'nden (Özgürlük Anıtı) daha büyük boyutta olacağını vurgulayan Mimar Topbaş, heykelin çevresine 3 ilahi dinin mabedi cami, kilise ve sinagog yerleştirmeyi düşündüklerini kaydetti.

Projenin fikrinin kendisine ait olduğunu ve bir heykeltıraşın bu konuda çalışmalar yaptığını belirten Topbaş, açıklamalarını şöyle sürdürdü; "Heykelin içine girilebilecek. Bir başka tasarımda heykelin önündeki mavi bölümün camlı olması düşünülüyor. Etek altlarında da turizm amaçlı yerler öngörülüyor. 93 metre olan Hürriyet Abidesi'nden büyük olacak. Tam ölçüyü şimdi veremem, çünkü heykel adanın büyüklüğüne göre tasarlanacak. Heykelin yanında üç ilahi dinin ibadethanesi olan cami, klise ve sinogog inşa edeceğiz. Ayrıca yine burada psikolojik danışmanlık hizmeti verecek bir rehabilitasyon merkezi yapmayı da düşünüyoruz. 'Ne olursan ol yine gel, bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil, tövbeni yüz kez bozmuş olsan da yine gel' diyen Hazreti Mevlana'nın çağırdığı bir ada, barışı yansıtan bir ada olur diye düşünüyoruz. Marmara Denizi açığından İstanbul'a gelirken ilk algılanacak bir anıt olarak ortaya çıkacak. Anıt geçildikten sonra İstanbul'un asıl silueti belirecek."

Proje ile ilgili diğer heykeltıraşların yorumlarına açık olduğunu da ifade eden Kadir Topbaş, "Kimseye angaje olmuş değiliz. Yap işlet olarak vermeyi hedefliyoruz. O nedenle maliyeti hakkında şimdilik açıklama yapmak doğru olmaz. Heyecanı olan yatırımcılara açık olduğumuzu söylüyorum" diye konuştu. Topbaş, Sivriada'nın Büyükşehir'e devredilmesiyle ilgili girişimlerin başlatıldığını da sözlerine ekledi.

Balıkçıların adası

Piramide benzediği için Sivriada diye tanınıyor. Eski adı, yine 'sivri' anlamına gelen Oxia. 90 metre yüksekliğindeki ada, denizden çıkan bir dağın sivri ucudur. En yakın ada, 1.7 kilometre mesafedeki Yassıada'dır. En uzak ada ise 8.2 mil mesafedeki Kaşıkçı Adası'dır. Güney yönünde küçük bir limanı, tonozlu tatlı su kuyusu vardır, tepesinde bir fener bulunur. Çevresi çok akıntılıdır. Ada yakınlarında istiridye, midye ve çok çeşitli balık bulunur. Bir balıkçı adasıdır.

Bizans döneminde işkencelere uğrayan prensler ve din adamlarının sürgün edildiği bilinir. Adadaki manastırın varlığı, 10. yy'dan beri bilinmektedir. 1911'de İstanbul'un başıboş köpeklerinin bu adaya sürülmesi ve birbirlerini yiyerek açlıktan ölmeleri, ada tarihinin önemli olaylarındandır. Ada, bugün tamamen boştur.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 09-01-2005, 21:21   #5
Forum Üyesi
 
orange'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
kadir topbas'i ne zaman kazanmistik?

hadi heykeli biraz anladim diyelim!! new york hayrani bir belediye baskani filan tamam... e cami kilise sinagog'a kim gider sivriada'ya neyle giderler? yarim gunlerini vapurda mi gecirecek turistler? en onemlisi buradaki kilise, sinagog ve caminin ne ozelligi olacak onlari cekecek? daha da onemlisi ve korkuncu bu cami, kilise ve sinagog'u siz mi tasarlayacaksiniz yine?

bu mesaj ile ilgili tek beklentim kadir topbas tarafindan okumasi.

eger bu mesajimi okuyorsaniz sayin topbas, ben de simcity oyununda benzer seyler yapiyordum cocukken,

mesela kendi adami yapiyordum denizde (yukseltme diye birsey var su icinde BUM diye cikiyor bir ada sudan) sonra ustune heykel filan koyardim, sizin yaptiginiz gibi kilise cami sinagog bir arada koyardim iyi bir fikirdi cunku o zamanki yillardaki aklima gore. sonra ne olurdu? elektrik gelmezdi oraya boyle simsek resimleri yanip sonerdi, sonra danismanlarim vardi oyunda onlar da derlerdi ki bu masraflari niye yaptiniz sayin baskan? paramiz yok yol yapacak filan derlerdi

ben siddetle size bu oyunu alip bu oyundan bazi cikarimlar yapmanizi oneriyorum
biz bazi seyleri de simcity'de ogrendik mimarlik okulunda da ogrendigimiz gibi.. cunku simcity'de ilkel bir bilgisayar zekasi da olsa karsi taraf var, mimarlikta musteriyi, parayi cok ogrenmeyiz... mimarlik kut kut tasarlamak koymak degil insanlarla binalarin saglikli bir sekilde bulusmasini saglamaktir.

neyse SIMCITY 3000, SIMCITY 4 var MAXIS yapiyor bu oyunlari microsoft satin aldi sanirim sonra... bulabilirsiniz herhangi bir oyun satan dukkanda...

simdi bir de anlamadigim sey su; heykeli balikesirden gelenler, canakkale bogazindan rusyaya gecenler mi gorecek?

ozgurluk anitinin oldugu yer cok cok ozel bir noktadir siz de bilirsiniz bunu, gocmenleri karsilar daha ozgur bir ulke olan amerika'ya! ayni sey mi simdi bu bari denizden gelenlere birsey diyecek bu anit demeseydiniz...


tamam hadi herseyi anladim, bu adalarin altindan baya saglam bir fay gecmiyor mu? yarin birgun allah korusun sivriada batsa heykeliniz deniz icinden bize el sallar artik 110m oldugu icin... ama bu problemin de ustaca ustesinden gelinecektir. diger butun istanbul problemlerinin gelindigi gibi

bu heykelin halic koprunuzden istanbul'a daha az zarar verecegi kesin ama olmasa da olur bu heykel o kadar masrafa yazik degil mi?

benim daha iyi bir fikrim var bu yuksekten istanbul'a bakma konusunda ama simdi o fikrimi buraya yazip sizin kendi kendinize proje yapmaniz ile ziyan olmasini istemiyorum acikcasi

ben size saygisizlik da yapmak istemiyordum ama baskan oldugunuz zamandan beri kendi kendinize gelistirdiginiz projeleriniz benim size olan saygimi malesef neredeyse sifirladi.

cok iyi niyetli bir insansiniz hatta cok temiz bir kalbiniz var gibi de gozukuyor uzaktan herhangi bir antipati de asla duymuyorum size karsi ama cesur projelerinizi yaparken ulkemizdeki mimarlarin kapali goruslu olduguna inanip onlarla tartismiyorsaniz bari uluslararasi kendini ispat etmis ustalardan bir komite kurun lutfen ve projelerin potansiyel etkilerini gercekci olarak bu tip gruplarla birlikte degerlendirin insa etmeden once...

hele bir de boyle cesur projeleriniz varsa, ki aslinda bu iyi birsey, bunlari profesyonel gruplarla hazirlayin ve lutfen bu sehirde yasayan uzmanlarin da fikrini alin... sandiginiz kadar kapali goruslu degil uzmanlar dogru kisileri secerseniz.

bir tartisma vardi yine ayasofya(rumuz) ile konusmustuk ahmet vefik alp'in adalari yesilkoy ve tuzlayla birlestirecek otoyolu hakkinda. cesur projelere utopik fikir cimnastigine ihtiyacimiz var demistim orada, ama simdi ayasofya'nin da demek istedigini anliyorum ben. bu sekilde utopik cimnastikler bize zarar da verebilir dogru sekillerde yapilmazsa. utopik cimnastikler hassas bir istir normal bir projeden cok daha fazla calisma, analiz + ongoru gerektirir! ongorulerin sonuclari tecrubeyle saglikli kaliplara girer...

ben hayatimi yurtdisindaki okulumda, yasadigim sehir istanbul'u nasil daha iyi calisir hale getirebiliriz konusuna kafa patlatarak harcarken sizin havadan proje indirmeniz beni baya incitiyor. pardon ama siz belediye baskani misiniz basmimar mi?

ha bakin bir yukaridaki arkimeet reklamlarina;
rem koolhaas 17 mayis'da geliyormus! bence ne yapin edin o'nun kolundan bir tutun bu akvaryumlara verdiginiz parayi OMA (http://www.oma.nl + office for metropolitan architecture) 'ya verip onlari danisman secin bir takim kursunlar daha faydali isler cikabilir bu sehir icin en azindan bolgesel cozumler olarak...

benim havasini soludugum, icinde yasadigim sehrin baskani oldugunuz icin isinize boyle karisma hakkim varmis gibi davraniyorum, demokratik bir ulkede oldugumuz icin gorusumu soylemeye hakkim oldugunu biliyorum. ve bu hakkimi kullaniyorum. farkinda olmadan yanlis anlasilabilecek birseyler yazdiysam ozur dilerim, sadece bu konuda biraz daha duygusalim.

hepimizin amaci bu sehri daha yasanabilir yapmaksa birlikte kafa kafaya verip dusunmeliyiz. benim hayalimdeki sehir ile sizinki ayni olmayacaktir ve bu hayallerden biri illa ki dogru olan degildir. eger ki siz bu heykel cok iyi bir fikir diyorsaniz lutfen bizi ikna edin. asla herkes ayni anda mutlu olamaz ama kazanan fikir artilari eksilerinden fazla olan olmalidir!

+ istanbul girisimi'nin yazisinin altina da imzami atarim.
orange offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 10-01-2005, 10:19   #6
Forum Üyesi
 
Rabia Alga'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 13-04-2004
Mesaj: 227
Semazen heykeli

Semazen heykeli herkesin kafasını karıştırdı..

Aşağıdaki haber Hürriyet'ten alıntı..

Alıntı:
Semazen heykeli kafa karıştırdı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Sivriada’ya farklı kültürlerin birlikteliğini simgelemek amacıyla dikmek istediği 110 metrelik semazen heykeli tartışmaya yol açtı. Sit alanı üzerine yapılması planlanan dev heykelin planını henüz gören yok.

Konuyla ilgili, bölgede yetkili olan 3 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na da herhangi bir başvuru yapılmamış. Ancak uzmanların çoğu böyle bir heykel fikrine soğuk bakıyor.

İstanbul’un sembolü değil

ALİ MÜFİT GÜRTUNA

(Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı)

Projeyi, uygun görmüyorum. Böyle bir heykel İstanbul’u sembolize etmez. Mevlana şüphesiz bütün ülkenindir, bizim tarihimizdir. Ama semazen heykeli, Mevlana figürü daha çok Konya’ya aittir. İstanbul’u sembolize etmek için İstanbul’u yansıtan, geleceğini yansıtan anıtlar düşünmeliyiz.

İmar hukukuna da aykırı

EYÜP MUHCU

(Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı)

Hangi gerekçeyle, niye böyle bir şey yapmak istedikleri belli değil. Projenin ikna edici bir gerekçesi olabileceğini de sanmıyorum. İmar hukukuyla bağdaşmadığı gibi, adanın doğal, tarihsel değerleriyle de uyuşmuyor. Proje, adanın değerlerine bir saldırıdır. Bu nedenle kabul etmemekteyiz. Sit alanında bu tür uygulalamalar mümkün değildir. Uygulanmamasını diliyoruz. Uygulanması halinde, heykelin yapılmaması için hukuki olanakları araştıracağız.

Simgeyi iyi seçmek lazım

ALİ ATIF BİR

(Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Hürriyet Gazetesi yazarı)

Türkiye’yi pazarlamak, tanımlamak, gelenlerin kafasına çivi çakmak için doğru bir simge mi bilemiyorum. Semazenler, daha çok Konya’ya özgü bir simge. Neden İstanbul’a mal ediyoruz. İstanbul’a gelen herkesin görebileceği, bu kadar tanımlayıcı bir simgenin ne olacağına doğru, dikkatli karar vermek lazım.

Anlamsız ve faydasız girişim

MEFTUN GÜRDALLAR

(Türkiye Mühendis Ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri)

Bu tür ilginç projeler birilerinin aklına geliyor ve bir anda sanki mutabakat sağlanmış gibi ortaya atılıyor. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Florya’da dünyanın en büyük akvaryumunu yaptığını web sitesinden duyurdu. Bunu yap-işlet-devret modeliyle uyguladıklarını söylüyorlar. Oysa ihaleyle yapılıyor. Şimdiye kadar 10 milyon dolar harcamışlar. Firma 150 milyon dolara mál olacağını söylüyor. Yaklaşık 10 yılda bitecek. Oysa belediyenin 2025’e kadar ödenecek 3 milyar dolar borcu var. İSKİ Genel Müdürü, zaman zaman ölümlere bile neden olan derelerin ıslahı için 2 milyar dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı. Böyle problemler yaşanırken, semazen heykeli ne fayda sağlayacak? Anlamsız ve faydasız bir girişimdir.
Rabia Alga offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-01-2005, 11:23   #7
Forum Üyesi
 
kramer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
mehmet yılmaz, milliyet, 11.1.2004
Alıntı:
İstanbul sembol eksikliği mi yaşıyor ki?

Arkadaşımız Mehmet Demirkaya'nın cumartesi günü Milliyet'te yayımlanan "İstanbul'a 110 metrelik Semazen Heykeli" haberini okurken tebessüm ettim.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın sözleri buna neden oldu:
Topbaş, muhabirimize şöyle diyordu: "Kimseye angaje olmuş değiliz. Yap, işlet olarak vermeyi düşünüyoruz. O nedenle maliyeti konusunda şimdiden bir açıklama yapmam doğru olmaz. Heyecanı olan yatırımcılara açık olduğunu söylüyorum."
"Heyecanlı yap - işlet yatırımcılarına açık" olan "şey" bir heykel..
İçinde cami, sinagog, kilise bulunan, "camlı göbeğinde" bir de restoran çalıştırılacak olan bir "anıt"..
Üç ilahi dinin mabetlerinin nasıl "işletileceği" sorusunu bir kenara bırakıyorum. Çünkü soru böyle ortaya konunca ciddi bir şeyler yazabilmek mümkün değil.
O nedenle bu "dev heykel fikri" üzerinde durmaya çalışacağım.

Ronaldo'nun hareketi İçinde yer aldığı kentin sembolü haline gelmiş böyle dev heykeller birçok yerde var.
En ünlüsü New York'un Özgürlük Anıtı sanırım..
Bir de Rio de Janeiro'daki "Corcovado'nun İsa'sı" ya da "Andların Mesihi" olarak bilinen heykel..
Brezilyalı futbolcu Ronaldo'nun gol attıktan sonra ellerini iki yana açıp sahada koşturması bu heykelden kaynaklanıyor. Gerçi bizim okuma yazmayla başı pek hoş olmayan bazı futbolcularımız da bu "sevinç gösterisini" tekrarlıyorlar gol attıklarında ama sanıyorum onlar "uçak" yaptıklarını düşünüyor olmalılar. Aksi "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak" oluyor çünkü..

Anlamları farklı Bunlardan başka az sayıda kişinin bildiği ama bence gerçekten çok güzel ve anlamlı bir kadın heykeli olan "Kartlis Deda" var. Gürcistan'ın başkenti Tiflis'teki bu heykel "Gürcü Ana" diye biliniyor.
Bir elinde şarap tası, diğerinde kılıç taşıyor. "Dostluk için gelenlere şarap, düşmanlık için gelenlere kılıç var" anlamında..
Kiev'deki, Saint Petersburg'daki "İkinci Dünya Savaşı sonrası"nda yapılmış ve Stalinist sanat anlayışını yansıtan kentsel anıtları da bunlara katabiliriz..

O kadar çok var ki Bütün bu heykellere bakıp İstanbul'a da böyle sembol olacak bir heykel gerekir diye düşünmek bana doğrusu biraz saçma geliyor.
New York'taki heykel yapıldığında henüz New York'un simgesi haline gelen gökdelenler ortada yoktu..
Rio ve Tiflis'teki "simge anıt"lar için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Bu kentlerde de insan eliyle yapılmış ve kenti simgeleyecek başka anıtsal yapılar yoktur çünkü..
İstanbul için bir sembol aranıyorsa "insan eliyle yapılmış" o kadar çok sembol bulabiliriz ki...
Cumhuriyet dönemi için Boğaziçi Köprüsü, daha eski dönemler için Ayasofya, Sultanahmet Camii, Galata Kulesi, Beyazıt Kulesi gibi..
Başkan Topbaş, hayalini kurduğu heykeli "Marmara Denizi açığından kente gelirken ilk algılanacak anıt olarak ortaya çıkacak ve sonra İstanbul'un asıl silueti belirecek" diye anlatıyor.
Demek ki İstanbul'a gelenlerin çok küçük bir bölümü, bu heykeli fark edip İstanbul'a geldiklerini anlayacaklar..

Fanteziyi bırakırsak İstanbul, kendisi kadar tarihi olan başka şehirlerle kıyaslandığında "heykel fakiri" bir kent. Bunu kabul ediyorum. Ama bu özelliği bile İstanbul'a bir dönem hâkim olmuş siyasi - dini anlayışın bir sonucu olarak "değerli"dir diye düşünüyorum.
Dolayısıyla bu kenti bir tek "heykelle" sembolize etmek fikri, aslında kentin tarihinden de bir kopuş demek.
Heykel eksikliği şimdi, tarihin bu döneminde kapatılacaksa, bu da böyle dev tekil örneklerle olmamalı..
Bu, "heykel"i kent halkına sevdirecek, kentli yaşamımızın bir parçası haline getirecek bir girişim olacaksa da bir tane yetmez, büyüklü küçüklü her meydana güzel heykeller koymakla gerçekleşebilir.
Siyasetçilerin büyük hayaller peşinde koşmalarını, büyük projeleri gerçekleştirmelerini desteklerim aslında.. Süleyman Demirel'in GAP'ı böyle bir şeydi ve sadece bir bölgenin değil, bütün bir ülkenin de yaşamında önemli bir yer edindi.
Başkan Topbaş da böyle fanteziler yerine daha ayağı yere basan büyük projeler geliştirmeli diye düşünüyorum.
kramer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-01-2005, 12:16   #8
Arkitera Üyesi
 
Zulkarneyn'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 22-07-2001
Mesaj: 166
bu filmi geçen sene de vermişlerdi

sahip oldukları siyasi altyapıyı desteklemek için vaktiyle söylenmiş daha sonra da bunu nasıl dedim ben seviyesine gelmiş bir söylem izlenimi veriyor ankaradaki örneğini görünce ,insan bunları duyunca büyükşehirlerimiz kimlere emanet diyor ama burası bir hollanda , ingiltere yada amerika bütçesine benzer temellere sahip olmadığından havadaki projemiz yere inmeden ütopik olması gerçeği elmacık kemiğimize çarpıyor ve lafta kalanlar kategorisinin en kült söylemler raflarına taşnıyor.Bu yüzden bu tarz söylemler sadece komik oluyor ,hani 10-15 m dese tasalanabiliriz ama 110 m derse gülebiliriz , vaziyete bakıp halimize üzülebiliriz.Sonuç olarak büyük ihtimal yapılmayacak yapılamayacak.
Zulkarneyn offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-01-2005, 14:55   #9
Forum Üyesi
 
orange'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
zulkarneyn dogru soyluyor...
hangi sivri finanse eder ki boyle bir projeyi...

istanbul bir theme park olmaz, yakismaz.
bu sehir su pransiz, %70 kacak igrenc haliyle bile kendini bize ve turistlere sevdiriyor...

mehmet yilmaz'in da yazisinda verdigi orneklerden cikarabilecegimiz sonuc su ki sadece ozgurluk heykeli turist cekebilecek bir dev heykel cunku

1. yapilis oykusu ozel bir oyku, hediye olarak geliyor.
2. gemi ile new york'a gelen gocmenleri karsilamis ozgurlukler ulkesine, dolayisiyla tarih kokuyor, etrafi pek cok insan icin anilarla dolu
3. new york, new york olmadan once orada varmis
4. yuzlerce filmde gozukuyor amerika'nin neredeyse sembolu olmus bir heykel

bunlar yuzunden turistik oluyor ozgurluk heykeli...

istanbul'un cagdas eserlere de ihtiyaci var bu sehrin onu da not etmek lazim bu tartismalar sirasinda.

meydanlarda sokaklarda daha cok heykel olmasi gercekten cok daha iyi olurdu. zaten kitap, gazete okumayi cok sevmiyor insanlar, bari heykellerden unlu sairleri, sanatcilari tanirlar... hakikaten cok dogru bir noktayi isaret etmis mehmet yilmaz
orange offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-01-2005, 01:26   #10
Forum Üyesi
 
kramer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
kadir topbaş kimseye yaranamıyor. bu da islamcıların itirazı (kaynak yeni asya gazetesi, 10.1.2005):
Alıntı:
M. Latif SALİHOĞLU

Muhafazakârları tüketen heykel merakı

Hayırsızada'ya gökdelen boyunda Mevlevî semazen heykeli diktirmeye niyetlenen İstanbul Şehremini Kadir Topbaş'a evvel-âhir tavsiyemiz şudur: Ne olursan ol, yine de heykelci olma!

Cumartesi günkü Milliyet'te çıkan bir resimli habere göre, Başkan Topbaş, "Ne olursan ol, yine gel" diyen Mevlânâ'nın düşüncesini temsilen Sivriada'ya (Marmara'daki Hayırsızada) dev boyutta (yaklaşık 110 metrelik) semazen heykeli dikileceğini açıklamış.

Biz ise, muhafazakâr Topbaş'a böylesi bir gayretkeşliği yakıştıramadığımız için, onu bu niyetinden vazgeçirinceye kadar, ısrarla aynı tavsiyede bulunmak durumundayız: Ne olursan ol, sakın ha heykelci olma!

Tabiî, aynı tavsiyemiz, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek için de geçerli. Bir ara söylentisi duyuldu ki, Ankara'da 50 metre yükseklikte bir semazen heykeli diktirmek istiyormuş kendisi.

Sakın ha, birbirinizle bu türden bir heykel yarışına girmeyesiniz. Bu işten hem rahmet duâsı almaz, hem de o diktireceğiniz heykelden evvel, kendiniz yıkılıp gidersiniz.

Zira bu heykel merakı, meslektaşınız olan sizden evvelki bazı muhafazakâr reisleri de devirip götürdü. Meselâ, bunlardan biri ve belki de en başta geleni, 20 yıl önceki Fatih Belediye Başkanı Yetkin Gündüz dostumuzdur.

ANAP'lı Yetkin Bey, Fatih İtfaiye Parkının orta yerine Fatih Sultan Mehmet ile onun temsilî atının ayakları dibinde birkaç âlimin heykelini diktirdi. Sonra da, bu "harika eser"i bizzat kendi aklıyla tasarlayıp elleriyle vücuda getirdiğini öve öve anlatmaya koyuldu.

Ne var ki, yirmi senedir bir daha da belediye başkanı olamadı, Yetkin Bey. Kendi ifadesine göre, aynı partiden ikinci kez aday olup seçilmesini Semra Özal engellemiş. Demek ki, bu eseriyle eğlence, magazin ve görselsanat meraklısı Semra Hanıma bile yaranamamış.

* * *
Sivriada'da sipsivri bir Mevlevî heykeli, öyle mi? Hayırsızada'da hayırsız bir semazen heykeli, öyle mi?

Acaba, bu iş için Hazret-i Mevlânâ'dan bir fetvâ bulabilir misiniz? Diktireceğiniz böyle gösterişli mi gösterişli bir heykel varlığından, acaba o Hazretin ruhu incinmez mi?

Mevlânâ, her ne kadar günahkârlara hitaben "Ne olursan ol, yine gel" demiş olsa bile, asla "Geldikten sonra, benim heykelimi dikmen lâzım" dememiştir. Demez de. Olsa olsa, bunun tersini söyler ancak.

Sahiden size ne kazandıracak, partinize ne hayır getirecek bu heykelcilik uğraşı?

Fatih'teki Sultan Fatih heykeli Yetkin Beye ve muhafazakâr ANAP'lılara ne kazandırdı ki, benzer şeyler size de bir hayır getirsin?

Parkın ortasına Fatih'in, Molla Gürani'nin heykelini diktirenler, bu Müslüman halktan bir hayır duâsı alıyorlar mı ki, Ankara'da, yahut İstanbul'da gökdelen misâli diktirmeyi tasarladığınız semazen heykelleri, sizin için de birer duâ vesilesi olsun?

Hâsıl-ı kelâm. Muhterem büyük Şehreminler! Şu heykelcilik denilen işler, 12 Eylül cuntacılarına yakışır belki; ama, sizin gibi muhafazakâr siyasîlere hiç mi, hiç yakışmıyor. Çünkü, böyle iki zıt bir arada olmuyor yani.

Dileriz ki, Melih Gökçek bu sevdadan vazgeçmiş olsun.

Temenni ederiz ki, Kadir Topbaş aynı sevdaya hiç kapılmasın.

İllâ da heykel yaptırmak istiyorsanız, Üstad Bediüzzaman'ın şu sözlerine kulak veriniz: "Müslümanların heykelleri, hastahaneler, mektepler, yollar, mâbetler ve yetimleri koruyan yurtlar gibi âbidelerdir." (Av. H. Bitlisî Aktürk; 1948 Afyon Mahkemesi Müdafaasından.)
kramer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-01-2005, 08:51   #11
Arkitera Üyesi
 
Korhan Gümüş'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 28
Semazen heykeli projesi katılımcı yöntemlerle geliştirilmeli

Gazetelerde yeralan bir habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sivriada’da 110 metre boyunda bir semazen heykeli yapılacakmış. Belediyenin web sitesinde de yeralan proje “ne olursan ol, yine gel” diyen Mevlana’nın düşüncesini temsil edecekmiş. İçi kullanılabilecek bir biçimde tasarlanan heykelin çevresinde üç ilahi dinin mabedi, etek altlarında ise turizm amaçlı işletmeler öngörülüyormuş. Uygulama ise “yap-işlet modeli” ile gerçekleştirilecekmiş.

“İstanbul’un yeni simgesi” olarak sözedilen ve Sivriada’ya yapılması düşünülen dev heykelle, bu önemli eserle ilgili ayrıntılar gazete haberlerinde ve açıklamalarda yeterince yeralmıyor. Ancak belediye yönetimi her türlü katkıya açık olduklarını belirterek, projenin katılımcı yöntemlerle geliştirmek istediklerini ifade etmiş. Ben de projenin geliştirilmesi için yararlı olacağını düşündüğüm bazı öneriler getirmek istiyorum:

Birincisi, semazen heykeli mutlaka döner bir mekanizmaya sahip olmalı. Bence sabit duran bir semazen hiçbir zaman dünyanın ilgisini çekmez. Hatta zaman zaman hızlandıkça döner semazenin etekleri hafifçe açılmalı. Bugünün teknolojisi ile bunları gerçekleştirmek çok zor olmasa gerek.
İkinci olarak, eğer İstanbul’un bir Dünya Kenti olduğunu vurguluyorsak, çevresine yalnızca üç ilahi dinin mabedini, cami, kilise ve sinagogu yerleştirmek yeterli olmaz. İstanbul’un küresel bir barış kenti olduğunu vurgulamak istiyorsak, mutlaka çevresinde bir budist mabedi de olmalı. Budizmi unutursak, ekonomik ilişkilerimizi güçlendirmek istediğimiz bazı ülkeleri ve halkları gocundurabiliriz.

Belki de düşünülmüştür, ancak gene de değinmekte yarar görüyorum: Döner semazen heykeli içindeki restoranda yeralacak müzik ve sunulacak yemekler de mutlaka aynı çeşitlilikte olmalı. Her ne kadar çeşit sayısı fazla olsa da en azından belli başlı yemekler seçilmeli. Ayrıca Sivriada’ya gelen turistlere hatıra olarak küçük semazen heykeli verilmeli. Bu hatıra obje aslı gibi döner bir mekanizmaya ve düğmeye basınca harekete geçen basit bir müzik sistemine sahip olabilir.
Ayrıca semazen heykeli 2005 İstanbul Bienali’ne yetiştirilebilirse çok iyi olur. Bu çaptaki bir sanat eseri hiç şüphesiz İstanbul’un Dünya Sanatı’na yaptığı bir katkı olarak tarihe geçecektir.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Katılımcı bir yöntemle bu önemli proje geliştirilirse, öyle umuyorum ki daha başka bir çok yaratıcı fikir ortaya çıkacaktır. Döner semazen heykelinin simgelediği İstanbul yalnızca barışta, hoşgörüde değil, sanatta ve yaratıcılıkta da Dünya’ya bir örnek olacaktır.
__________________
Korhan Gümüş
Korhan Gümüş offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-01-2005, 11:39   #12
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 12-01-2005
Mesaj: 1
Semazen neyi simgeliyor?

8 Ocak tarihli Milliyet’te yeralan bir habere göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş belediyeye devredilen Sivriada’ya 110 metre boyunda bir semazen heykeli dikileceğini açıklamış... Dev heykel “Ne olursan ol, yine gel” diyen Mevlana’nın düşüncesini temsil edecekmiş... Gazete haberi “bu heykeli bütün dünya konuşacak” başlığı ile yayımlıyor!

Fikrin kendisine ait olduğunu ve bir heykeltraşın bu konuda çalışmalar yaptığını belirten Kadir Topbaş, “İstanbul’u dünyaya böyle bir simge ile yansıtmak istiyoruz” demiş.
Belediye başkanı heykelin çevresine üç ilahi dinin mabedi, cami, kilise ve sinagog yerleştirmeyi düşündüklerini, ayrıca heykelin içine girilebileceğini, etek altlarında turizm amaçlı işletmeler öngörüldüğünü ve uygulamanın “yap-işlet modeli” içinde gerçekleştirileceğini sözlerine eklemiş.

“İstanbul’un yeni simgesi 110 metrelik semazen anıtı” başlığı ile konuyu işleyen Hürriyet Gazetesi haberin başlığında İstanbul’un yeni bir simgeye kavuştuğu müjdesini veriyor. Heykel “İstanbul’un medeniyet, kültür ve inançların buluştuğu ve hoşgörünün dorukta olduğu bir barış kenti olduğunu” simgeleyecekmiş. Topbaş “AB’ye giriş adımları attığımız şu günlerde merkezi yönetim, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve halk olarak el ele vererek İstanbul’u dünyanın bir numaralı kenti yapmaya azmetmeliyiz” demiş.

Bu haber olsa olsa bir şaka olabilir diye düşünüyor insan. İstanbul gibi bir kentte böyle bir şeyin bırakın uygulanmasını, bu şekilde geliştirilmesini düşünmek, bunu basına açıklamak ve basının da bu haberi bir “müjde” olarak işlemesi olsa olsa bir şaka olmalıdır. Ancak Topbaş’ın daha önceki açıklamaları da dikkate alındığında bu olayın bir şaka olmadığı ortada. Topbaş, bir süre önce de Leonardo da Vinci’nin hayalini gerçekleştireceğini ve Haliç’e şeffaf bir köprü yapacağını açıklamıştı. Öğrencilik döneminden bu yana hayalini kurduğu köprünün çizimlerinin bile hazır olduğunu söylemişti. İstanbul’un yönetimi kendi tasarrufunda bulunan kamu alanlarını bu şekilde dönüştürmeye niyetleniyorsa, görevlerini ve sorumluluklarını böyle yorumluyorsa, İstanbul’un işi çok zor demektir.

Belediye başkanı ne iş yapar?

Belediye başkanı sanattan, mimarlıktan, şehircilikten anlamak zorunda değil. Ancak yönetimde başarılı olmak için bu işlerden anlayan insanların fikirlerinden yararlanmayı bilmek zorunda. Bir kamu yöneticisi olarak belediye başkanının mimar olması en azından yöntem hakkında kendisine bir bilgi vermeli, tekelci ve fırsatçı bir zihniyet olmamalı.
Dünyada kentlerin yarıştığı bir dönem yaşıyoruz. Kent yönetimleri fikir ürünlerini, yaratıcılığı desteklemek için bağımsız bir alan yaratıyorlar. İktidarlarının eteğine yapışan çevreler tarafından kuşatılmalarına izin vermiyorlar. Bu nedenle biz aşağıda imzası bulunan kişiler bu sorunu önemsiyoruz. İstanbul’un güncel kültür ve sanatla bağını koparacak bu tür uygulamalar karşısında İstanbul’un güncel kültür ve sanatla ilişkisini savunmak için bir girişim başlatıyoruz. Eğer yap-işlet modeli ile uygulanacağı söylenen bu ucube Sivriada’ya dikilirse, biz İstanbullular onu yıllarca seyretmek zorunda kalacağız. İstanbul’un güncel kültür ve sanatla bağını koparmayı hedefleyen olan bu dayatma aynı zamanda ortak yaşam alanımıza karşı bir tehdittir. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı bu girişimden ve projelerini informel yollarla geliştirmekten vazgeçirmek için bütün kültür ve sanatla ilgili kişilere, kurumlara çağrı yapıyor ve bu metini imzaya açıyoruz.


İstanbul Girişimi
İstanbul Girişimi offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-01-2005, 13:34   #13
Diyalog Konugu
 
Haydar Karabey'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 01-12-2001
Mesaj: 57
Sayın Topbaş, bizi yanlış anladınız!

Yerel seçimler öncesinde, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’nin bir yemekli toplantısına, aday sıfatı ile konuk olan Sayın Kadir Topbaş, şöyle demişti:
“Ülkemizde, mimarlığın prestiji gerçekten zayıf. Sizler, mimar sıfatı ile aday olan benden beklediklerinizi sıralıyorsunuz. Kazanırsam, benden desteğinizi esirgemeyin. Ben de korkuyorum doğrusu. İstanbul’da bir mimar Belediye Başkanı da başarılı olamazsa, bizim mesleğin prestiji iyice zedelenir…”
Yaklaşık olarak aktarabildiğim bu görüş gerçekten üzerinde düşünülmeye değer. Bir kaça anlamda…

Artık Başkan olan mimar Kadir Topbaş, elindeki iktidarı ilginç projeler üretme yolunda kullanmaya niyetli görünüyor. Haliç’e camdan köprü, Sivriada’ya dev Semazen heykeli…

Hepimiz biliyoruz ki büyük anıtlar, “büyük” dönemlerin eserleridir. Bir ülkede faşist veya hadi otoriter bir rejim yoksa anıtlar egemenlerin emirleriyle değil, halkın katılımı ile, tarihsel göstergeler olarak gerçekleşir. Hele çağımızda “anıt” anlayışı tümüyle değişmiştir. Ama, bu tartışmayı bir yana bırakalım. Daha oralara çok var!

Demokratik bir kentte, metropolde yaşayanlar birbirlerine karşı sorumludur. Bunun için bir çok yasaya yönetmeliğe de uymak zorundayız. Bizler nasıl ki yeni bir yapı yaparken bu kurallara uymak ve izinler almak zorundaysak, onlar da böylesine dehşetli belirleyici kararalar alırken bizlere danışmak zorundadırlar. Yöneticiler, bizim seçtiğimiz kişiler olarak öncelikle bu kentin dörtbin yıllık tarihine sonra da aynı mekanı paylaşan bizlere karşı sorumlulardır ve her akıllarına eseni yapmaya hakları yoktur.

Mimarlık bugün gerçekten iktidar açlığı çekiyor. Ama bu anlamda mı? Hangi aklı başında mimar, “hele bir iktidarı ele geçireyim de şu aklımdakileri gerçekleştireyim” diye düşünebilir? İktidarı ele geçiren bir Başkan bunu kendi özel fantazileri doğrultusunda mı kullanır?
Ya Haliç’te Başkanın kendi projelendirdiğini iddia ettiği camdan köprüye ne demeli? Gene her aklı başındaki insan (bunun için mimar veya mühendis olmaya da gerek yok) bugünkü teknoloji ile böyle bir şey yapılamayacağını bilir. Mimar Kadir Topbaş’ın, örneğin Calatrava’dan daha müthiş bir tasarım gerçekleştirebileceğine hangimiz inanabilir?

Semazen anıtının eteklerinde yeralacağı iddia edilen Cami-Sinagog-Kilise kompleksine ne demeli? Bu kentte, onlarca yıkılmaya terk edilmiş kilise, sinagog, onarım ve canlandırılma beklerken yenilerini yapmaya kalkışmanın ne anlamı var? Üstelik yalnızca şov amaçlı yapılar, içleri boş, cemaatsiz. Tek başına bu öneri bile bu topraklarda yaşamış Hristiyan ve Musevilerin kemiklerini sızlatmaya yeter doğrusu.

Sayın Topbaş, bizler, ülkemizde Mimarlık biraz “iktidar” istiyor derken bunu kastetmemiştik. Yanlış anlaşılmışız.
Haydar Karabey offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-01-2005, 15:45   #14
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 243
Kadir Topbaş'ın bu projeyi Frank Gehry'ye yaptırmak istediğine dair söylentiler de etrafta dolaşıyor. Hatta Kadir Topbaş'ın geçtiğimiz aylarda iki kez Frank Gehry'i ofisinde ziyaret ettiği de söylentiler arasında. Bilindiği gibi Frank Gehry bu tür "ulvi" projelere yakın bir mimar. En son Kudus İsrail'deki "Museum of Tolerance" ile adı gündeme gelen Frank Gehry sadık bir yahudi olarak da biliniyor.

http://www.samuelfreedman.com/articl...t08012004.html

http://www.museumoftolerance.com/sit...PILqF&b=249635
Ömer Kanıpak offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-01-2005, 15:50   #15
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 23-07-2002
Mesaj: 966
Semazen diksinler, nasıl olsa Mevláná’yı bizden alamazlar

Hürriyet gazetesi yazarı Gila Benmayor'un 11 Ocak Salı günü Hürriyet'te çıkan yazısında semazen heykeli tartışmaları ile ilgili olarak Konya Belediye Başkanı Tahir Akyürek’e ile görüştüğünü yazıyor. Görüşleri sorulan başkan heykel ile ilgili:

‘Semazen Türk kültürüne malolmuş bir simge. Türkiye’nin tanıtımına katkısı olacaksa karşı çıkmayız’ diyor ve ‘Mevláná’yı alma şansları yok nasılsa’ diye de ilave ediyor.

Haberin devamı...
__________________
Emine Merdim offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 00:34.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58