![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
Sivriada Mevlana Heykeli
arkitera haberlerden:
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Yönetici
|
Sanki çok daha önceden kaybetmiştikde bunu görmezden gelmek istiyorduk
![]() "İstanbul Girişimi" grubundan gelen metin ekte: Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Yönetici
|
Topbaş rüyasında Konya belediye başkanı mı oldu?
Mehmet Barlas'ın Sabah'taki bugünkü yazısı da konuyla ilgili:
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Yönetici
|
Bu haberin bir şaka olmadığını ve İBB'nin resmi web sitesinde yer aldığını da ayrıca vurgulamak iyi olur:
http://www.ibb.gov.tr/ibbtr/142/1420...cfm?sayfa=6712 Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
kadir topbas'i ne zaman kazanmistik?
hadi heykeli biraz anladim diyelim!! new york hayrani bir belediye baskani filan tamam... e cami kilise sinagog'a kim gider sivriada'ya neyle giderler? yarim gunlerini vapurda mi gecirecek turistler? en onemlisi buradaki kilise, sinagog ve caminin ne ozelligi olacak onlari cekecek? daha da onemlisi ve korkuncu bu cami, kilise ve sinagog'u siz mi tasarlayacaksiniz yine?
bu mesaj ile ilgili tek beklentim kadir topbas tarafindan okumasi. eger bu mesajimi okuyorsaniz sayin topbas, ben de simcity oyununda benzer seyler yapiyordum cocukken, mesela kendi adami yapiyordum denizde (yukseltme diye birsey var su icinde BUM diye cikiyor bir ada sudan) sonra ustune heykel filan koyardim, sizin yaptiginiz gibi kilise cami sinagog bir arada koyardim iyi bir fikirdi cunku o zamanki yillardaki aklima gore. sonra ne olurdu? elektrik gelmezdi oraya boyle simsek resimleri yanip sonerdi, sonra danismanlarim vardi oyunda onlar da derlerdi ki bu masraflari niye yaptiniz sayin baskan? paramiz yok yol yapacak filan derlerdi ![]() ben siddetle size bu oyunu alip bu oyundan bazi cikarimlar yapmanizi oneriyorum biz bazi seyleri de simcity'de ogrendik mimarlik okulunda da ogrendigimiz gibi.. cunku simcity'de ilkel bir bilgisayar zekasi da olsa karsi taraf var, mimarlikta musteriyi, parayi cok ogrenmeyiz... mimarlik kut kut tasarlamak koymak degil insanlarla binalarin saglikli bir sekilde bulusmasini saglamaktir. neyse SIMCITY 3000, SIMCITY 4 var MAXIS yapiyor bu oyunlari microsoft satin aldi sanirim sonra... bulabilirsiniz herhangi bir oyun satan dukkanda... simdi bir de anlamadigim sey su; heykeli balikesirden gelenler, canakkale bogazindan rusyaya gecenler mi gorecek? ozgurluk anitinin oldugu yer cok cok ozel bir noktadir siz de bilirsiniz bunu, gocmenleri karsilar daha ozgur bir ulke olan amerika'ya! ayni sey mi simdi bu bari denizden gelenlere birsey diyecek bu anit demeseydiniz... tamam hadi herseyi anladim, bu adalarin altindan baya saglam bir fay gecmiyor mu? yarin birgun allah korusun sivriada batsa heykeliniz deniz icinden bize el sallar artik 110m oldugu icin... ama bu problemin de ustaca ustesinden gelinecektir. diger butun istanbul problemlerinin gelindigi gibi bu heykelin halic koprunuzden istanbul'a daha az zarar verecegi kesin ama olmasa da olur bu heykel o kadar masrafa yazik degil mi? benim daha iyi bir fikrim var bu yuksekten istanbul'a bakma konusunda ama simdi o fikrimi buraya yazip sizin kendi kendinize proje yapmaniz ile ziyan olmasini istemiyorum acikcasi ben size saygisizlik da yapmak istemiyordum ama baskan oldugunuz zamandan beri kendi kendinize gelistirdiginiz projeleriniz benim size olan saygimi malesef neredeyse sifirladi. cok iyi niyetli bir insansiniz hatta cok temiz bir kalbiniz var gibi de gozukuyor uzaktan herhangi bir antipati de asla duymuyorum size karsi ama cesur projelerinizi yaparken ulkemizdeki mimarlarin kapali goruslu olduguna inanip onlarla tartismiyorsaniz bari uluslararasi kendini ispat etmis ustalardan bir komite kurun lutfen ve projelerin potansiyel etkilerini gercekci olarak bu tip gruplarla birlikte degerlendirin insa etmeden once... hele bir de boyle cesur projeleriniz varsa, ki aslinda bu iyi birsey, bunlari profesyonel gruplarla hazirlayin ve lutfen bu sehirde yasayan uzmanlarin da fikrini alin... sandiginiz kadar kapali goruslu degil uzmanlar dogru kisileri secerseniz. bir tartisma vardi yine ayasofya(rumuz) ile konusmustuk ahmet vefik alp'in adalari yesilkoy ve tuzlayla birlestirecek otoyolu hakkinda. cesur projelere utopik fikir cimnastigine ihtiyacimiz var demistim orada, ama simdi ayasofya'nin da demek istedigini anliyorum ben. bu sekilde utopik cimnastikler bize zarar da verebilir dogru sekillerde yapilmazsa. utopik cimnastikler hassas bir istir normal bir projeden cok daha fazla calisma, analiz + ongoru gerektirir! ongorulerin sonuclari tecrubeyle saglikli kaliplara girer... ben hayatimi yurtdisindaki okulumda, yasadigim sehir istanbul'u nasil daha iyi calisir hale getirebiliriz konusuna kafa patlatarak harcarken sizin havadan proje indirmeniz beni baya incitiyor. pardon ama siz belediye baskani misiniz basmimar mi? ha bakin bir yukaridaki arkimeet reklamlarina; rem koolhaas 17 mayis'da geliyormus! bence ne yapin edin o'nun kolundan bir tutun bu akvaryumlara verdiginiz parayi OMA (http://www.oma.nl + office for metropolitan architecture) 'ya verip onlari danisman secin bir takim kursunlar daha faydali isler cikabilir bu sehir icin en azindan bolgesel cozumler olarak... benim havasini soludugum, icinde yasadigim sehrin baskani oldugunuz icin isinize boyle karisma hakkim varmis gibi davraniyorum, demokratik bir ulkede oldugumuz icin gorusumu soylemeye hakkim oldugunu biliyorum. ve bu hakkimi kullaniyorum. farkinda olmadan yanlis anlasilabilecek birseyler yazdiysam ozur dilerim, sadece bu konuda biraz daha duygusalim. hepimizin amaci bu sehri daha yasanabilir yapmaksa birlikte kafa kafaya verip dusunmeliyiz. benim hayalimdeki sehir ile sizinki ayni olmayacaktir ve bu hayallerden biri illa ki dogru olan degildir. eger ki siz bu heykel cok iyi bir fikir diyorsaniz lutfen bizi ikna edin. asla herkes ayni anda mutlu olamaz ama kazanan fikir artilari eksilerinden fazla olan olmalidir! + istanbul girisimi'nin yazisinin altina da imzami atarim. |
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-04-2004
Mesaj: 227
|
Semazen heykeli
Semazen heykeli herkesin kafasını karıştırdı..
Aşağıdaki haber Hürriyet'ten alıntı.. Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
mehmet yılmaz, milliyet, 11.1.2004
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-07-2001
Mesaj: 166
|
bu filmi geçen sene de vermişlerdi
sahip oldukları siyasi altyapıyı desteklemek için vaktiyle söylenmiş daha sonra da bunu nasıl dedim ben seviyesine gelmiş bir söylem izlenimi veriyor ankaradaki örneğini görünce ,insan bunları duyunca büyükşehirlerimiz kimlere emanet diyor ama burası bir hollanda , ingiltere yada amerika bütçesine benzer temellere sahip olmadığından havadaki projemiz yere inmeden ütopik olması gerçeği elmacık kemiğimize çarpıyor ve lafta kalanlar kategorisinin en kült söylemler raflarına taşnıyor.Bu yüzden bu tarz söylemler sadece komik oluyor ,hani 10-15 m dese tasalanabiliriz ama 110 m derse gülebiliriz , vaziyete bakıp halimize üzülebiliriz.Sonuç olarak büyük ihtimal yapılmayacak yapılamayacak.
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
zulkarneyn dogru soyluyor...
hangi sivri finanse eder ki boyle bir projeyi... istanbul bir theme park olmaz, yakismaz. bu sehir su pransiz, %70 kacak igrenc haliyle bile kendini bize ve turistlere sevdiriyor... mehmet yilmaz'in da yazisinda verdigi orneklerden cikarabilecegimiz sonuc su ki sadece ozgurluk heykeli turist cekebilecek bir dev heykel cunku 1. yapilis oykusu ozel bir oyku, hediye olarak geliyor. 2. gemi ile new york'a gelen gocmenleri karsilamis ozgurlukler ulkesine, dolayisiyla tarih kokuyor, etrafi pek cok insan icin anilarla dolu 3. new york, new york olmadan once orada varmis 4. yuzlerce filmde gozukuyor amerika'nin neredeyse sembolu olmus bir heykel bunlar yuzunden turistik oluyor ozgurluk heykeli... istanbul'un cagdas eserlere de ihtiyaci var bu sehrin onu da not etmek lazim bu tartismalar sirasinda. meydanlarda sokaklarda daha cok heykel olmasi gercekten cok daha iyi olurdu. zaten kitap, gazete okumayi cok sevmiyor insanlar, bari heykellerden unlu sairleri, sanatcilari tanirlar... hakikaten cok dogru bir noktayi isaret etmis mehmet yilmaz ![]() |
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
kadir topbaş kimseye yaranamıyor. bu da islamcıların itirazı (kaynak yeni asya gazetesi, 10.1.2005):
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#11 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 28
|
Semazen heykeli projesi katılımcı yöntemlerle geliştirilmeli
Gazetelerde yeralan bir habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sivriada’da 110 metre boyunda bir semazen heykeli yapılacakmış. Belediyenin web sitesinde de yeralan proje “ne olursan ol, yine gel” diyen Mevlana’nın düşüncesini temsil edecekmiş. İçi kullanılabilecek bir biçimde tasarlanan heykelin çevresinde üç ilahi dinin mabedi, etek altlarında ise turizm amaçlı işletmeler öngörülüyormuş. Uygulama ise “yap-işlet modeli” ile gerçekleştirilecekmiş.
“İstanbul’un yeni simgesi” olarak sözedilen ve Sivriada’ya yapılması düşünülen dev heykelle, bu önemli eserle ilgili ayrıntılar gazete haberlerinde ve açıklamalarda yeterince yeralmıyor. Ancak belediye yönetimi her türlü katkıya açık olduklarını belirterek, projenin katılımcı yöntemlerle geliştirmek istediklerini ifade etmiş. Ben de projenin geliştirilmesi için yararlı olacağını düşündüğüm bazı öneriler getirmek istiyorum: Birincisi, semazen heykeli mutlaka döner bir mekanizmaya sahip olmalı. Bence sabit duran bir semazen hiçbir zaman dünyanın ilgisini çekmez. Hatta zaman zaman hızlandıkça döner semazenin etekleri hafifçe açılmalı. Bugünün teknolojisi ile bunları gerçekleştirmek çok zor olmasa gerek. İkinci olarak, eğer İstanbul’un bir Dünya Kenti olduğunu vurguluyorsak, çevresine yalnızca üç ilahi dinin mabedini, cami, kilise ve sinagogu yerleştirmek yeterli olmaz. İstanbul’un küresel bir barış kenti olduğunu vurgulamak istiyorsak, mutlaka çevresinde bir budist mabedi de olmalı. Budizmi unutursak, ekonomik ilişkilerimizi güçlendirmek istediğimiz bazı ülkeleri ve halkları gocundurabiliriz. Belki de düşünülmüştür, ancak gene de değinmekte yarar görüyorum: Döner semazen heykeli içindeki restoranda yeralacak müzik ve sunulacak yemekler de mutlaka aynı çeşitlilikte olmalı. Her ne kadar çeşit sayısı fazla olsa da en azından belli başlı yemekler seçilmeli. Ayrıca Sivriada’ya gelen turistlere hatıra olarak küçük semazen heykeli verilmeli. Bu hatıra obje aslı gibi döner bir mekanizmaya ve düğmeye basınca harekete geçen basit bir müzik sistemine sahip olabilir. Ayrıca semazen heykeli 2005 İstanbul Bienali’ne yetiştirilebilirse çok iyi olur. Bu çaptaki bir sanat eseri hiç şüphesiz İstanbul’un Dünya Sanatı’na yaptığı bir katkı olarak tarihe geçecektir. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Katılımcı bir yöntemle bu önemli proje geliştirilirse, öyle umuyorum ki daha başka bir çok yaratıcı fikir ortaya çıkacaktır. Döner semazen heykelinin simgelediği İstanbul yalnızca barışta, hoşgörüde değil, sanatta ve yaratıcılıkta da Dünya’ya bir örnek olacaktır.
__________________
Korhan Gümüş |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-01-2005
Mesaj: 1
|
Semazen neyi simgeliyor?
8 Ocak tarihli Milliyet’te yeralan bir habere göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş belediyeye devredilen Sivriada’ya 110 metre boyunda bir semazen heykeli dikileceğini açıklamış... Dev heykel “Ne olursan ol, yine gel” diyen Mevlana’nın düşüncesini temsil edecekmiş... Gazete haberi “bu heykeli bütün dünya konuşacak” başlığı ile yayımlıyor!
Fikrin kendisine ait olduğunu ve bir heykeltraşın bu konuda çalışmalar yaptığını belirten Kadir Topbaş, “İstanbul’u dünyaya böyle bir simge ile yansıtmak istiyoruz” demiş. Belediye başkanı heykelin çevresine üç ilahi dinin mabedi, cami, kilise ve sinagog yerleştirmeyi düşündüklerini, ayrıca heykelin içine girilebileceğini, etek altlarında turizm amaçlı işletmeler öngörüldüğünü ve uygulamanın “yap-işlet modeli” içinde gerçekleştirileceğini sözlerine eklemiş. “İstanbul’un yeni simgesi 110 metrelik semazen anıtı” başlığı ile konuyu işleyen Hürriyet Gazetesi haberin başlığında İstanbul’un yeni bir simgeye kavuştuğu müjdesini veriyor. Heykel “İstanbul’un medeniyet, kültür ve inançların buluştuğu ve hoşgörünün dorukta olduğu bir barış kenti olduğunu” simgeleyecekmiş. Topbaş “AB’ye giriş adımları attığımız şu günlerde merkezi yönetim, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve halk olarak el ele vererek İstanbul’u dünyanın bir numaralı kenti yapmaya azmetmeliyiz” demiş. Bu haber olsa olsa bir şaka olabilir diye düşünüyor insan. İstanbul gibi bir kentte böyle bir şeyin bırakın uygulanmasını, bu şekilde geliştirilmesini düşünmek, bunu basına açıklamak ve basının da bu haberi bir “müjde” olarak işlemesi olsa olsa bir şaka olmalıdır. Ancak Topbaş’ın daha önceki açıklamaları da dikkate alındığında bu olayın bir şaka olmadığı ortada. Topbaş, bir süre önce de Leonardo da Vinci’nin hayalini gerçekleştireceğini ve Haliç’e şeffaf bir köprü yapacağını açıklamıştı. Öğrencilik döneminden bu yana hayalini kurduğu köprünün çizimlerinin bile hazır olduğunu söylemişti. İstanbul’un yönetimi kendi tasarrufunda bulunan kamu alanlarını bu şekilde dönüştürmeye niyetleniyorsa, görevlerini ve sorumluluklarını böyle yorumluyorsa, İstanbul’un işi çok zor demektir. Belediye başkanı ne iş yapar? Belediye başkanı sanattan, mimarlıktan, şehircilikten anlamak zorunda değil. Ancak yönetimde başarılı olmak için bu işlerden anlayan insanların fikirlerinden yararlanmayı bilmek zorunda. Bir kamu yöneticisi olarak belediye başkanının mimar olması en azından yöntem hakkında kendisine bir bilgi vermeli, tekelci ve fırsatçı bir zihniyet olmamalı. Dünyada kentlerin yarıştığı bir dönem yaşıyoruz. Kent yönetimleri fikir ürünlerini, yaratıcılığı desteklemek için bağımsız bir alan yaratıyorlar. İktidarlarının eteğine yapışan çevreler tarafından kuşatılmalarına izin vermiyorlar. Bu nedenle biz aşağıda imzası bulunan kişiler bu sorunu önemsiyoruz. İstanbul’un güncel kültür ve sanatla bağını koparacak bu tür uygulamalar karşısında İstanbul’un güncel kültür ve sanatla ilişkisini savunmak için bir girişim başlatıyoruz. Eğer yap-işlet modeli ile uygulanacağı söylenen bu ucube Sivriada’ya dikilirse, biz İstanbullular onu yıllarca seyretmek zorunda kalacağız. İstanbul’un güncel kültür ve sanatla bağını koparmayı hedefleyen olan bu dayatma aynı zamanda ortak yaşam alanımıza karşı bir tehdittir. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı bu girişimden ve projelerini informel yollarla geliştirmekten vazgeçirmek için bütün kültür ve sanatla ilgili kişilere, kurumlara çağrı yapıyor ve bu metini imzaya açıyoruz. İstanbul Girişimi |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-12-2001
Mesaj: 57
|
Sayın Topbaş, bizi yanlış anladınız!
Yerel seçimler öncesinde, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’nin bir yemekli toplantısına, aday sıfatı ile konuk olan Sayın Kadir Topbaş, şöyle demişti:
“Ülkemizde, mimarlığın prestiji gerçekten zayıf. Sizler, mimar sıfatı ile aday olan benden beklediklerinizi sıralıyorsunuz. Kazanırsam, benden desteğinizi esirgemeyin. Ben de korkuyorum doğrusu. İstanbul’da bir mimar Belediye Başkanı da başarılı olamazsa, bizim mesleğin prestiji iyice zedelenir…” Yaklaşık olarak aktarabildiğim bu görüş gerçekten üzerinde düşünülmeye değer. Bir kaça anlamda… Artık Başkan olan mimar Kadir Topbaş, elindeki iktidarı ilginç projeler üretme yolunda kullanmaya niyetli görünüyor. Haliç’e camdan köprü, Sivriada’ya dev Semazen heykeli… Hepimiz biliyoruz ki büyük anıtlar, “büyük” dönemlerin eserleridir. Bir ülkede faşist veya hadi otoriter bir rejim yoksa anıtlar egemenlerin emirleriyle değil, halkın katılımı ile, tarihsel göstergeler olarak gerçekleşir. Hele çağımızda “anıt” anlayışı tümüyle değişmiştir. Ama, bu tartışmayı bir yana bırakalım. Daha oralara çok var! Demokratik bir kentte, metropolde yaşayanlar birbirlerine karşı sorumludur. Bunun için bir çok yasaya yönetmeliğe de uymak zorundayız. Bizler nasıl ki yeni bir yapı yaparken bu kurallara uymak ve izinler almak zorundaysak, onlar da böylesine dehşetli belirleyici kararalar alırken bizlere danışmak zorundadırlar. Yöneticiler, bizim seçtiğimiz kişiler olarak öncelikle bu kentin dörtbin yıllık tarihine sonra da aynı mekanı paylaşan bizlere karşı sorumlulardır ve her akıllarına eseni yapmaya hakları yoktur. Mimarlık bugün gerçekten iktidar açlığı çekiyor. Ama bu anlamda mı? Hangi aklı başında mimar, “hele bir iktidarı ele geçireyim de şu aklımdakileri gerçekleştireyim” diye düşünebilir? İktidarı ele geçiren bir Başkan bunu kendi özel fantazileri doğrultusunda mı kullanır? Ya Haliç’te Başkanın kendi projelendirdiğini iddia ettiği camdan köprüye ne demeli? Gene her aklı başındaki insan (bunun için mimar veya mühendis olmaya da gerek yok) bugünkü teknoloji ile böyle bir şey yapılamayacağını bilir. Mimar Kadir Topbaş’ın, örneğin Calatrava’dan daha müthiş bir tasarım gerçekleştirebileceğine hangimiz inanabilir? Semazen anıtının eteklerinde yeralacağı iddia edilen Cami-Sinagog-Kilise kompleksine ne demeli? Bu kentte, onlarca yıkılmaya terk edilmiş kilise, sinagog, onarım ve canlandırılma beklerken yenilerini yapmaya kalkışmanın ne anlamı var? Üstelik yalnızca şov amaçlı yapılar, içleri boş, cemaatsiz. Tek başına bu öneri bile bu topraklarda yaşamış Hristiyan ve Musevilerin kemiklerini sızlatmaya yeter doğrusu. Sayın Topbaş, bizler, ülkemizde Mimarlık biraz “iktidar” istiyor derken bunu kastetmemiştik. Yanlış anlaşılmışız. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 243
|
Kadir Topbaş'ın bu projeyi Frank Gehry'ye yaptırmak istediğine dair söylentiler de etrafta dolaşıyor. Hatta Kadir Topbaş'ın geçtiğimiz aylarda iki kez Frank Gehry'i ofisinde ziyaret ettiği de söylentiler arasında. Bilindiği gibi Frank Gehry bu tür "ulvi" projelere yakın bir mimar. En son Kudus İsrail'deki "Museum of Tolerance" ile adı gündeme gelen Frank Gehry sadık bir yahudi olarak da biliniyor.
http://www.samuelfreedman.com/articl...t08012004.html http://www.museumoftolerance.com/sit...PILqF&b=249635 |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 23-07-2002
Mesaj: 966
|
Semazen diksinler, nasıl olsa Mevláná’yı bizden alamazlar
Hürriyet gazetesi yazarı Gila Benmayor'un 11 Ocak Salı günü Hürriyet'te çıkan yazısında semazen heykeli tartışmaları ile ilgili olarak Konya Belediye Başkanı Tahir Akyürek’e ile görüştüğünü yazıyor. Görüşleri sorulan başkan heykel ile ilgili:
‘Semazen Türk kültürüne malolmuş bir simge. Türkiye’nin tanıtımına katkısı olacaksa karşı çıkmayız’ diyor ve ‘Mevláná’yı alma şansları yok nasılsa’ diye de ilave ediyor. Haberin devamı... |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|