![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
bu heykeli uzaktan izleme noktalari oldukca sinirli olurdu... merkezi yerler hep bogaza bakiyor marmara denizinin aksine... topkapi sarayi bile istanbul'u kuzeye dogru izliyor. sisli havalar yagmurlu gunlerde zaten gormeyi unutalim da benim sorum acaba hava acikken bile gozukur muydu?
![]() bosuna o kadar donen heykel yapip da sonra "aa gozukmuyormus" olmasin diye... |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-01-2005
Mesaj: 12
|
Sayın Topbaş'ı bu inanılmaz projesinden ötürü kutlamak lazım çünkü başkan oluşundan bu yana hakikaten de en ' İNANILMAZ ' projesi bu olsa gerek! Mevlana heykelinin boyu sorulduğunda 'bunu şa an bilemem ama adı gibi büyük olacak' tarzındaki cevabı da hayretle karşılamaktayım...Lakin bu heykelin boyutu Mevlana'nın adının yüceliği ile orantılanacak olursa sanırım dünyadaki inşaat teknolojisi bunca yüksek bir yapının oluşturulmasında epey zorluk çekeceğe benziyor!Zaten hepimizin de bildiği gibi gösteriş,şaşa gibi kavramlar Mevlana felsefesi ile taban tabana zıt!
Buradan sayın Kadir Topbaş'a sesleniyorum;söz konusu İstanbul olunca adaya şaha kalkmış atın üzerinde bir Fatih heykeli daha manalı olmaz mı,ne dersiniz?Hadi bunu geçin İstanbul'da bir sürü ada mevcut,ya diğer adaların günahı ne?İnanın bu konu hakkında mizah yapmak dahi hiç de zevkli değil!Kimsenin manevi hazları maddeye dönüştürmeye ne hakkı ne de ' YETKİSİ ' var! |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-04-2004
Mesaj: 227
|
Mehmet Konuralp'in köşe yazısından...
"Her biri köşeleri dolduracak konuları nerelerden başlayayım derken birkaç gün önce gazete haberlerindeki bizim Sivriada’ya dikilmesi “tasarlanan” hormonlu, azman semazen kafamdaki tüm şikayetleri sildi süpürdü. Senelerdir pilava katık olsun diye dalıp topladığım midyeler, tekneleri kıçtan demirleyip baştan bağladığımız o asude barınak, her nasılsa temiz kalıp yüzülebilen sular aklıma geldi. Bir an İstanbul’un o muhteşem silüeti ile hormonlu derviş bir araya geldi gözümün önüne. Ben oldum olası insandan büyük insandan hoşlanmam, heykele dönüşse de... Hele gece karanlığında Marmara Denizi’nde, yakamozların ışığında, teknemde asude yol alırken benden 50 kat daha büyük üstelik yerinde sayan bir dervişle karşılaşmak ancak kötü senaryolu bir korku filmi olabilir dedim ve teknemi sattığıma ilk defa bu denli sevindim."
Devamını okumak için tıklayın. |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-07-2004
Mesaj: 25
|
Sayin mimarbasina en guzel elestiri bir gazeteciden gelmis, arkitera haberlerden aktariyorum, ulkemiz mimarliginda "postmodern" sig dusuncelerin ne kadar yer ettigini gorelim artik. Buyrun okuyun:
Harabeye dönen mevlevihane İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş görevinde 9 ayı geride bıraktı. Bu süre bir kentin tarihi açısından kısa olabilir, ama sözünü ettiğimiz kent birçok açıdan 'imdat' diye bağıran İstanbul olunca, bu süre çok önemli. Peki bu sürede İstanbul'un kent yaşamını etkileyen, değiştiren hangi proje gündeme geldi? İstanbul'un simgesi olabileceği düşünülen Sivriada'ya dikilecek semazen heykeli ... Bu konuda günlerdir çok şey yazıldı ve söylendi. Başkan Topbaş'ın 9 ay sonra İstanbul kamuoyuna sunduğu bu proje aslında yeni de değil. Çünkü, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, 28 Mart seçimleri öncesi benzer bir proje yapacağını açıklamıştı. İşin doğrusu, Türkiye'yi AB'ye ve dünyaya taşıyacak İstanbul, şimdi bununla zaman öldürüyor. Oysa ortada çok vahim bir tablo var; İstanbul'un zorlama semazen simgelerini aşan derin ve etkileyici tarihi bizim hoyratlığımızla ya talan ediliyor ya da çirkinlikler içinde ilgisizliğe mahkediliyor. Cumhuriyet gazetesinde yazdığı ilginç yazılarla İstanbul'a dikkat çeken eski Esenyurt Belediye Başkanı Dr. Gürbüz Çapan'la konuşurken, bu konuyu sordum. Çapan, sözü uzatmadan cevap verdi: "Önce İstanbul'un tarihine sahip çıksın. Şu, Yenikapı Mevlevihanesi'nin hali ortada. Bu tarihi mirası, pislik içinde bırakan bir anlayış, semazen yapsa ne olur yapmasa ne olur?" Hiç vakit kaybetmeden Mevlanakapı'da bulunan o tarihi mekâna gidip gezdim. Muhteşem bir tarih yatıyor orada. Ama duvarlarından, pencerelerine her şey dökülüyor. 1997'de sabotajla yakılan koca binanın sadece taş duvarları, adeta 'Yeniçağ'ın hoyratlığına karşı ayakta duruyor. Şeyh Galip'in çilesini doldurduğu, Türk musıkisine gönül vermiş Itri'nin ve Hamamzade İsmail Efendi'nin yetiştiği Yenikapı Mevlevihanesi tam bir harabe durumunda. Ama sadece o değil, Eyüp'teki Bahariye Mevlevihanesi ve Beşiktaş Mevlevihanesi'nden şimdi eser yok. Mevlana'nın evrensel sevgi mesajının semazen heykeliyle simgeleşmesi çabası ne yazık ki bizzat mevleviler tarafından bile hoş karşılanmıyor. Galata Mevlevihanesi Yaşatma Derneği Başkanı Gürcan Kaftan bu konuda şunları söylüyor: "Neden hayırsız, ıssız ada? Akıllarınca orayı inanç turizmi merkezi yapmak istiyorlar. Mevlana insanların gönüllerine hitap ediyor, midelerine değil. Siz orada semazenin eteklerine restoranlar kuracaksınız. Eee tabii tuvaletler de yapacaksınız. Semazenin içine tuvalet olur mu? Dünyevi şeyle kirletmek olmaz. Tasvip etmiyoruz tabii. Semazenlikle restoran iyi bir ikili değil." Sabah - Mahmut Övür |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
bu kadar genis bir kitleden ters tepki aldiktan sonra kadir topbas'in bu projeyi gerceklestirme ihtimali saniyorum ki artik yok denecek kadar az.
gerek var miydi boyle ortalara "yapacagim" diyip cikmaya karizmayi cizdirmeye? ustelik "mimar" sifatini kullanarak. umarim bundan sonraki projelerde "yapalim mi? ne dersiniz istanbullular?" diye sorar belediyecilerimiz "yapacagiz, turist akacak!" diye insanlari aptal yerine koymak, kendilerini de rezil etmek yerine. tamam biraz basinin da abartmasi vardir icinde bu isin ama yine de ciddi ciddi nasil insa edilecegini filan tartismaya baslamisti topbas. bu kadar tepkinin guclu bir sekilde bir araya gelmesi, gazetelerin de sehir konularina daha cok yer vermesi olumlu seyler, bir yerlere gidiyoruz ulke olarak, istanbul olarak... belediyecilerle de insallah diyalogumuz daha guclu olacaktir yakin gelecekte. umarim bundan sonra bu tip projeler maketcilere, mimarlara tek kurus harcanmadan once sozle tartisilarak icinde zekice bir adim varsa, ise yarayacaksa ileri asamalara tasinir ve unkapani koprusu fiyaskosundan sonra bu heykel olayi son olur... |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 31-03-2003
Mesaj: 21
|
K.T. ile Diyalog
Bu kadar tepki varken bu tepkilerin burada kalmaması ve 5 Mayıs tarihinde gerçekleşecek olan Kadir Topbaş'la Diyalog'da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
|
|
|
|
|
|
#23 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-06-2004
Mesaj: 286
|
evet belki de taşınmalı ama,
burada gerçekleşmiş tartışma da gizli bir tartışma değildi. kapalı kapılar ardında yapılmadı, bir şekilde düşüncelerimiz duyuluyor. basında da bu proje oldukça yer buldu ve yanılmıyorsam "bir zamanlar düşünülmüş bir şey" olarak bir sonraki nesillere "şu şu nedenlerden dolayı gereksiz bulundu ve yapılmadı" mesajı verilecek şekilde rafa kalktı. sonradan turizm bakanlığı bir de fatih sultan mehmet heykeli önerdi alel acele yapılmak üzere, o da tartışıldı... büyük ihtimalle, resmi bir bilgim olmasa da, bitmiş bir tartışmayı tekrar alevlendirmenin çok doğru olmadığına inanıyorum, söylenecek belki çok şey var ama sorulacak birşey benim aklıma gelmiyor, gelse bile çok açık ve net bir cevap geleceğini sanmıyorum... hatta konu yine rumuz arkasına saklanmaya kadar gidebilecektir... bir yere varılacağını sanmıyorum. şimdi bu konuşulmuş konu(lar)da tekrar bir soru yöneltip çift dikiş bir şekilde ukalaca bir eleştiri yapmanın da anlamı yok çünkü buradakileri başkan'ın bir şekilde bir gün okuduğunu varsayıyorum. ileriki dönemlerde mimarlık mesleğinde çeşitli derecelerde tecrübeleri ve heyecanları olan pek çok mimarın fikirlerinden ve düşüncelerinden yararlanarak-danışmanlığında proje geliştirilmesi veya basına sunulmadan önce bu insanların eleştirilerinin alınması dışında birşey dileyemiyor insan şu durumda. hatta arkitera madem neredeyse bütün türkiye mimarlık dünyası içerisinde olan insanların arada bir baktığı, ustaların fikirlerini zaman zaman köşe yazılarıyla sunduğu bir adres, buradan belediyenin ve istanbul'luların heyecanları ışığında yapıcı tartışmalar yürütülebilir. bence istanbul belediyesi bunu değerlendirmeli. çünkü sürekli sitelerini güncellemeleri ve bilgi vermelerinden de anlaşılacağı üzere internetin gücünü küçümsemeyen bir kurum ibb... ve herşeyden önemlisi belediye başkanı mimarlık eğitimi almış bir insan ise mimarların fikirlerine saygı duymasını beklememiz çok normal sanırım... |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-01-2005
Mesaj: 101
|
insanların yaşayabileceği şehirler
Burada ben türkiyede çalışan veya tahsil gören mimarlarımıza bir öneri getirmek istiyorum.hemen herkes bulunduğu şehirlerdeki rahatsızlıklardan şikayet ediyor ama çare üretmek düşünülmüyor.benim bildiğim kadarı ile şehirleri kasabaları köyeri o bölgeden seçilen insanlar kendi düşüncelerine veya kendi menfaatlerine uygun biçimde kendi aralarında aldıkları karalarla yaptıkları imar planlarını yönettikleri zamana sığdıracak şekilde uygulayıp rantlarını temin ettikten sonra bir kenara çekilyorlar.yenileri geliyor onlarda ayni tempo ile ayni şekilde işlerini bitiriyorlar.neticede ortaya alt yapısız ,
yolsuz ,kaldırımsız şehirleri arkalarında bırakıyorlar. ilerlemiş devletler imar işlerini sadece siyasilere bırakmayıp bu işi devlet siyasetçi ve halk karışımı bir kuruma yaptırıyor.yaplan şehirlerde insanlar daha rahat yaşama ortamı buluyor.daharahat sokak kaldırımlarında yürüyebiliyor yeşil alanlarda ki parklarda dolaşabiliyor.türkiyede hiç bir şehirde yaya kaldırımı,yeşil alan gibi bir kültür yok.birkaç yerde göz boyamaya yarıyan birşeyler yapılıyor o kadar. Mimar ve inşaatmühendisleri odaları siyasi iradeye baskı yaparak imar işlerini çapulcuların ellerinden alıp daha ciddi kurumlara verecek kanunların çıkarılması için bir hareket başlatmayı düşünemezlermi?Zararın neresinden dönülse kardır.... En son bortluce tarafından düzenlendi : 29-04-2005 16:59. |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 17-05-2005
Mesaj: 1
|
merhaba öncelikle.mimarların unuttuğu bişey yok mu sizce?bence siz şeihr plancılarını unutuyorsunuz..yapıların biçimleriyle ilgilenseniz de şehir plancıları da hangi biçimdeki yapıları nerelere tatbik edeceğiniz söylese sizce de çok hoş çalışmalar ortaya çıkmaz mı?rantı yerel yönetimler vs. tüm olumsuzlukları yok sayalım bu konuda.siz şehir plancılarını yok saymıyormusunuz.bırakın yolsuz kaldırımsız sokakları onlar düşünsün.siz kaldırımın yer döşeme taşlarını vs... biçimlendirin bence..
keşke şu plancılar kendşlerini yetişterseler de rekabette hakettikleri yerlerine gelseler artık ama işte gel gör ki gerek üniversitede verilen eğitim gerek plancının kütüphaneye ne az uğraması bu stratejik işleri mimarlara kaptırıyor. benim lafım size değil yanlış anlamayın.sözüm bizim plancılara.bizim derslere peyzaj mimarı mimar inşaat mühendisi hocalar girerse yetişecek plancıların halini bir var sen gör..allah kurtarsın beni bu cehennemden.. size de başarılar |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-08-2005
Mesaj: 5
|
Cahilliğin verdiği ateş ile "Sivriada'ya Semazen Heykeli Dikme Projesi"ne girişmek bazen öyle komik sonuçlar doğurur ki şaşkınlıktan sakalınızı yersiniz. Sadece göstermelik bir hoşgörü anlayışının temsilciliğini yapan, tamamen ideolojik kaygılarla şekillendirilmiş bir projeyi kimbilir hangi siyasi projeler uğruna ve kime "şirin" gözükmek için kotaran bir Belediye'dir mevzubahis olan. Haberi okuyunca çok güldüm. Neden mi? Semazen Heykeli'yle birlikte Sivriada'ya inşa edilecek olan bir de sinagog varmış. Peki, acaba Kadir Topbaş ve sevgili "yap-işlet-modelci"leri bilirler mi acaba, bir sinagogun açılabilmesi için öncelikle orada yerleşim olması gerekir. Yerleşim olmazsa cemaat olmaz çünkü. Ve bu cemaatin sinagoga yürüme mesafesi ile ifade edilen bir yakınlıkta yaşaması gerekir. Yoksa sinagog açılmaz. Böyle bir durumda yerleşim olmayan Sivriada'da bir sinagog açılması son derece saçma görünüyor çünkü burayı kullanan bir cemaat olmayacak. Zaten İstanbul'daki Musevî cemaatinin açık tutuğu ve kullandığı sinagoglar var. Buraya kim gelsin? Yarım gününü teknelerde harcayıp buraya gelmeyi kim göze alır? En iyi ihtimalle sadece seyirlik bir amaca hizmet eden, hoşgörünün ve Topbaş'ın kemiklerini sızlattığı Mevlana idealizminin göstermelik bir yansısı, plastik bir kozmopolitlik söyleminin sanrısı olarak kalır orası.
|
|
|
|
|
|
#27 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-08-2005
Mesaj: 5
|
ve ne yazık ki bunu hala anlayamadik; hoşgörü sadece göstermelik birkaç adımın getirdiği bir olgu değildir. yani, sivriada'ya kilise ve sinagog inşa etmekle ne kadar hoşgörülü olduğunuzu gösteremezsiniz; çünkü siz öte yanda azınlıklara ait vakıflara tarif edilemez işkenceler (tabii ki maddidir bunlar; mesela vakıflara ait taşınamaz mülklere sorgusuz sualsiz bir "ben-devletim-ben-yaparım-el-koydum-oldu-bitti" anlayışı) uygularsınız. ve de hunharca utanmazlığınızla hem dinler arası diyaloğa son derece açık olan laik (ki cumhuriyet türkiye'sinin azınlıklara kasıtlı olarak uyguladığı yıldırıcı politikaları hepimiz bilirz. en basit örneği varlık vergisi ve sonra edirne'de yahudilere yönelik gerçekleşen yarı-devlet yarı-sivil saldırılar) türkiye'nin hoşgörüsünü sırtınıza yüklenirsiniz, hem de osmanlı'nın mirasını taşıdığınızı iddia edersiniz. ben de size gülerim. vallahi de ve billahi de gülerim. çünkü ulus-devlet kavramının suyunu çıkardıysaniz siz, adı konulmamış bir ümmetçiliğin temellerini usul usul 1950'lerden beri attıysanız, size ait hiçbir hoşgörü söylemine kimse kanmaz. hem türk-islam sentezini aratmayacak bir milliyetçiliğin hem de ümmetçilği rahatsız etmeyecek bir islamcılığın temelini kendinizce kurduysanız, eh o zaman bu kent sizin elinizde rahatlıkla harcanacak demektir. ve siz bunu 1950'lerden beri yapmaktasınız; aksaray'ın canına okuyarak, tarlabaşı'nın canına okuyarak (müsaade etmeyen terbiyemdir; duyduğumn öfke de küfretmeye beni sevk edecek kadar fazladır; yoksa "içine etmek" birleşik fiilini kullanırdım, bakın kullanmadım), kadıköy-bostancı arası sahil şeridini doldurarak ve kentin dokusuna (ister tarihi olsun, ister olmasın önemi yok; tarih zamanla oluşur; kent organik bir varlıktır, ve yaşanılanlar hep kentin tarihi olarak tezahür eder) bilumum şekillerde tecavüz ederek kendinizi gösterdiniz. yahu insaf, bir kere aklınızı başınıza toplamayı, ama hakikaten toplamayı ve akli melekleri yerinde olan bir insan gibi düşünmeyi deneyin. çok çaba harcamanız gerekmiyor, deneyin yeter. gerisi kendiliğinden gelecektir zaten.
bir başbakan'ın geçmişle ilgili büyük sembolik önemi olan bir kente keyfi uyarınca el atması ve büyükşehir belediye başkanı'nın da buna onay vermesi sizce nasıl bir utanmazlığın tablosudur? burada kim kimin adına utanmalı? "tamamdır, oraya otel dikelim", "burası güzel, hem de deniz manzaralı. buraya heykel dikelim" boyutlarına varan bir keyfiyetin, uygarca ve insancıl bir şehir planlama ve tarih korumacılığı anlayışıyla müşterek olduğu noktalar sizce nelerdir? |
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 23-07-2002
Mesaj: 966
|
Mevlana Heykeli Hortladı
2 sene aradan sonra, tam da unutuldu derken Sivriada'ya Mevlana Heykeli yeniden gündemde. Cumhuriyet gazetesinde konuyla ilgili çıkan haber:
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 255
|
Aman Allahım yinemi ?Heykel fikrini duyunca tüylerim ürpermişti.Ne çeşit bir akıl belediyenin başında ? üstelik meslektaşımız
![]()
__________________
Veni, vidi, vici |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-09-2006
Mesaj: 232
|
kasmayın kendinizi.
sevgi ve saygılar |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|