![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"Haydi yar-gı-ya gidelim!.."
Gerçi arkitera haberler bölümünde var ama Perihan Mağden'in bugün (13 Mayıs 2004) tarihli bu yazısını pekiştirici olması için buraya taşımak istedim.
Bir kez daha teşekkürler Perihan Mağden![]() MK ///////////////// Haydi yar-gı-ya gidelim!.. 1983 yılında, Pera Bahçeleri adıyla maruf arsa, YEŞİL ALAN koşuluna karşılık Mustafa Süzer tarafından satın alınır. Bir Yeni Zengin, yalnızca yeşil alan olarak kullanılabilecek, şehrin göbeğindeki bir yeri ne diye satın alır ki? Babasının hayrını mı düşünmektedir? Bu Yeni Zengin, Aydınlık Yarınlar'a, iş bilenin kılıç kuşananın diyarlarının hukuksuzluğuna, allem edip kallem edip orayı büyük bir Rant Kapısı'na çevireceğine güvenmektedir ki, korunma altındaki bu arsayı satın alır: Nitekim sezgileri ve sezgi ağbileri kendisini haklı çıkartacaktır!.. 1983'te Anıtlar Yüksek Kurulu, Sedat Hakkı Eldem'in sekiz katlı otel projesinin arsa üstünde inşa edilmesini onaylar. Ama Aydınlık Yarınlar'ın asıl aydınlığı, Temmuz 84'te Özal+Bedrettin Dalan ikilisinin, 'Yağma Bedro'nun İstanbulu' döneminde parlar: Müjdeler olsun! Proje uygulanmaya başlamadan, Bakanlar Kurulu kararıyla 'Turizm Merkezi' ilan edilir! Beyoğlu Belediyesi İmar Planı, Turizm Merkezi ulvi (ve İstanbul halkına sorulmadan alınmış) kararıyla tadil edilir: Plan, Turizm Bakanlığı'nca Ekim 87'de onaylanır. Artık Süzer Baba'nın çiftliği sekiz kattan 43 kata çıkarılmıştır! Yüzde 88 oranında işyeri izni verilmiştir. Proje artık Gökkafes olmuştur! Böylece İstanbul'un olmayacak bir yerinde olmayacak bir yükseklikte bir 'bina' göğümüzü sonsuza dek kafesleyebilecek, eski şehrin siluetinin içine kilometrelerce öteden başlayarak edelebilecektir! Havaalanından arabaya binip de Yenikapı'ya vardığınızda bile gözünüzün içine batan bu Estetik Çıban, bu Özal Dönemi 'Ben Verdim Oldu Lan' eseri, ruhumuzu sıkmaya böylece başlayabilecektir. Daha sonra 'proje sınırları dışına taşıldığı' gerekçesiyle inşaatın defalarca mühürlenmesi, Büyükşehir Belediyesi'yle, İTÜ'yle, Beyoğlu Belediyesi'yle yıllarca süren davalar, kararlar, gecikmeler; hukuksuzluk tarihinde örnek olarak gösterilebilecek envai çeşit alavereler, dalavereler. İster sağdan sola okuyun, ister soldan sağa Gökkafes kanunsuzdur, kanunsuz kalacaktır. AMA burda bir dakika durun: Zira, bu arsanın tapu kaydının üstünde, 1908 yılında Abdülhamit tarafından konulmuş bir şerh bulunmaktadır. Nasıl Osmanlı İmparatorluğu'nun borçlarını Türkiye Cumhuriyeti ödemişse, Padişah'ın koymuş olduğu arsa üstündeki YAPI YASAĞININ DA sonsuza dek geçerliliği vardır. Yani 'Şimdiki zamanda, ne o öyle tapu üstünde padişah yasağı masağı' -Yok öyle! Hukuk kuşları, konu üstüne (yani yapı yasağının geçerliliği ve önemi üstüne) değerli hukuk insanımız Hüseyin Hatemi'nin mütalaasını okuyabilirler. Tapudaki şerhin öneminin, elbette İştahlı Zengin Süzer de farkındadır. Farkındadır ki, 1984 yılında padişah şerhi tapu kaydının üstünden Tapu Bölge Müdürlüğü tarafından sessiz sedasız kaldırılmıştır. Oysa her türlü tapu kaydını değiştirme yetkisi yalnızca mahkemeye aittir. O zaman bu ne ayaktır?.. Yani balık baştan kokmakta, öncelikle doğal sit alanı olan bir yere sekiz kat izni çıkmakta, Özal Bakanlığı devreye girerek izni akıl almaz arsızlıkta bir 43 kata çıkarmakta; bu arada üstünde hukukun devamlılığı/uluslararası hukuk/Medeni Kanun gibi güvencelerle ŞERH yani YASAK olan bir yer, satılmış tapu bölge müdürlerinin devreye girmesiyle, tepsi içinde, daha da zenginleştirilmesine ant içilmiş bir Yeni Zengin'e sunulmaktadır. Bu Tapu Müdürü, Zengin Adam'a hizmet etmeye kararlı ne ilk ne de son satılmış olacaktır: Daha devreye ne hâkimler, belediye başkanları, bakanlar, başbakanlar girecek, hukuksuzluk katlanarak büyüyecek, gözlerimizin önünde 134 metrede tavan yapacaktır. Burada devreye bir kahraman girer: Beyoğlu Hukuk İşleri Müdürü, avukat Gönül Tüfekçi. Tüfekçi tozlu arşivlerde izini bulduğu şerhin yeniden tapuya yazılması için 97 yılında dava açar. Ve bu şerhin gerçek sahipleri olan İstanbul Teknik Üniversitesi, Hazine ve Büyükşehir Belediyesi'nin davaya katılmasını sağlar. Dava, Yargıtay aşamasına geldiğinde, devreye dönemin başbakanı (Gönül İnsanı) Mesut Yılmaz girer. Ve Yılmaz'ın 'yerinde' müdahaleleri, dönemin İstanbul Valisi (daha sonra sosyeteye damat girdi) Kutlu Aktaş'ın cansiperane gayretleri, Tescilli Hırsız Gülay Atığ'ın yerine bakmakta olan (tescilli faaliyetleri sürdürmekte olan) Cüneyt Akgün'ün çalışkanlığıyla, Gökkafes arazisi BİR GECEDE Şişli Belediyesi'nin sınırlarına dahil edilir! Böylece, şerh davasında Beyoğlu Belediyesi davanın tarafı olmaktan çıkarılmış, dost ve ahbap çavuş (güvenilir tescilli Cüneyt Akgün başkanlığındaki) Şişli Belediyesi'nin kollarına, Gökkafes uyusun da, büyüsün, uzasın diye teslim edilmiş olur. THE SAGA CONTINUES (Arkası Yarın) Radikal - Perihan Mağden
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|