Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > İstanbul

İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 15-03-2004, 22:46   #1
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-03-2004
Mesaj: 4
Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya

İbrahim BERKSOY


Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya
(Edebiyata tutkuyla bağlı bir felsefecinin tarih ve mimarlık dünyasına açılan penceresinin ürünü Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya adlı incelemesi üzerine bir deneme)



Gürsel KORAT
Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya (inceleme)
İletişim Yayınları, 2002, 328 sayfa


1.
"Gitmediğin Yer Senin Değildir"
Bir Osmanlı Paşasının Sözü


Gürsel Korat'ın Kapadokya üzerine yazacağı bir kitabı bir gün eninde sonunda kitabevi raflarında bulacağımı biliyordum. Daha önce Zaman Yeli ve Güvercine Ağıt adlı romanlarında Kayseri'den başlayıp neredeyse tüm Kapadokya'yı mekan tutarak, okuru, şaşırtıcı kurgularla ve tarihsel göndermelerle bezeli "zaman içinde yolculuk"lara çıkaran yazarın, bu coğrafyayı iyi bilmesinin bir ürünü olarak, romanlarının yanı sıra Kapadokya üzerine bir inceleme kitabı yazmaması düşünülemezdi.

Kitapla bağlantılı olması açısından yazarla ilgili şu bilgileri okurun bilmesinde yarar var: Gürsel Korat Kayseri'de doğdu. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları "tarihsel mimarlık yapılarının çoğunun henüz yok edilmediği bir dönemde" Kayseri'de geçti. Gürsel Korat, ilk romanı Zaman Yeli'nden (1994) beri Kapadokya ve İç Anadolu'yu mekan tutuyor yazdıklarında. Yazarın Kapadokya gibi eşsiz bir coğrafyayı estetik bir varlık olarak yeniden kurma isteği kendisini bu kez Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya adlı inceleme kitabında göstermiş. Gürsel Korat'ın, yaşlı bir çınar ağacı gibi kim bilir kaç kuşağın yaşam tarzını ve anılarını saklayan sivil mimarlık ürünü yapıların; içinde gürül gürül hayatların aktığı avlulu evlerin, Arnavut kaldırımlı dar sokakların, bir dönem içinde yaşadığı Kayseri'de ve diğer kentlerde deyim yerindeyse "kentleri kent yapan mekânların" birer birer yok edilmesi karşısında duyduğu tepkiyi Sokakların Ölümü (1997) adlı incelemesinden biliyorum. Sokakları birer özgürlük alanı olarak tanımlayan Gürsel Korat'ın "Kayseri bir gün yıkılacaktır!" adlı yazısını hep anımsarım.

Gürsel Korat, kitabının başında "okuyucuya" hitaben yazdığı satırlarda Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya kitabının nasıl ortaya çıktığını okurlarıyla paylaşmak istemiş: " Kapadokya sanatını ve tarihini iyi bildiğim için tarihsel roman yazmış değildim; romanlarımı yazdığım sırada bunları öğrendim. Elinizdeki kitap edebî çalışmalarım sırasında tuttuğum bilgi notlarının kışkırtması sonucu oluştu." Yazarın romanlarını yazarken tuttuğu "bilgi notları" kapsamlı bir klasör tutuyor olmalı ki bölgedeki Osmanlı yapıları, kâgir (bağımsız taş yapı) kiliseler, sivil mimarlık örnekleri, evler, köprüler, çeşmeler, güvercinlikler kapsam dışı tutulduğu halde, kaya kiliselerinin de belli başlıları ele alınmışken yine de ortaya içinde 234 resim ile 44 çizimin yer aldığı 328 sayfalık bir inceleme kitabı çıkmış!

Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya, mimarlık ve kültür bağlamında genel bir Kapadokya tarihiyle başlıyor. Kitap, "yer altı şehirlerinde kullanılan ve "tığraz" adını alan taş kapının yapıldığı zamandan, Selçuklu camileri ve medreselerinin giriş kapılarındaki taçkapının yapıldığı zamana kadar geçen tarihsel dönemi" kapsıyor.

Türkiye haritası üzerinde bugünkü Kayseri, Niğde ve Kırşehir merkezlerinden geçen bir üçgen çizdiğimizde Kapadokya bölgesinin coğrafi sınırlarını da çizmiş oluruz.

Gürsel Korat'ın da belirttiği gibi pek çok kaynakta Kapadokya'nın Persçe "Katpatuka"dan geldiği ve bunun anlamının da "Güzel Atlar Ülkesi" olduğu yazılır. Bu nedenle, başka "olasılıklar" bir kenara bırakılarak, Kapadokya'nın eskiden "Güzel Atlar Ülkesi" olduğu "akıl yürütmesi" bugün artık neredeyse "her ağızda çiğnenen bir sakız" haline gelmiştir.

Bölgenin jeolojik geçmişinde üç yanardağın etkisi vardır: Erciyes, Melendiz ve Hasan Dağı. Kapadokya'nın bugünkü eşsiz "panoramik görünüş"ünü bu üç yanardağın bundan yirmi beş milyon yıl önce "neojen" adlı bir dönemde harekete geçmesine borçluyuz. Kapadokya'daki eşsiz görünüm hakkında Gürsel Korat şu satırları yazmış:" Dünyanın pek çok yerinde yanardağlar var olduğu halde yalnızca Kapadokya'ya özgü bu yeryüzü şekillerinin ortaya çıkması, bölgenin yalnızca tarihsel miras açısından değil coğrafi nitelikler açısından da eşsizliğinin işaretidir."


2.
"Neyin Varsa Senin Değildir"
Aziz Basileos

Gürsel Korat, büyüteç altına aldığı yapıları anlatmadan önce, okura Kapadokya üzerine genel bir "Tarih ve Mimarlık" perspektifi sunmayı gerekli görmüş. Yazarın sunduğu perspektif üç temel alan üzerine kurulmuş: tarihsel arka plan, mimari yapılar ve dinlerin (Hıristiyanlık ve Müslümanlık) bu bölge üzerindeki (ve tabii ki bu bölgenin dinler üzerindeki) etkisi. Okur bu bölümde, yazı öncesi dönemdeki Kapadokya'dan başlayarak Hitit'ten Roma'ya Kapadokya'ya; Kapadokya'da Hıristiyanlığın gelişiminden Kapadokya ve İslam'a kadar geniş bir spektrumdan bölgeye bir göz atabilir. Yine bu bölümde, okur, tamamlayıcı olması bakımından, Kapadokya bölgesinde etkili olan iki büyük dinin (Hıristiyanlık ve Müslümanlık) kimi temel özelliklerini ve zaman içerisinde bu dinlerde ortaya çıkan değişim ve etkileşimleri genel hatlarıyla okuyabilir. Bu bölümde kimi peri bacalarının (Yorgo Seferis'in deyimiyle -ki Gürsel Korat da kitabında bu deyime bağlı kalıyor- "monolit"lerin) keşiş hücreleri olarak kullanıldığını okumak ilgimi çekti. Ayrıca, Hıristiyanlığın temelinde yer alan Kutsal Ruh, Baba ve Oğul "üçleme"sinin (Ayia Triada [Teslis, Kutsal Üçleme] iki farklı tarzda el işaretiyle sembolize edildiğini gösteren resimler, bölgeyi pek çok kez gezmiş olmama karşın, daha önce farkına varmadığım bir ayrıntıya işaret etmesi bakımından benim için yeni bir bilgiydi. Ancak, kitapta Kutsal Üçleme ile ilgili satırların hemen sonrasında İnsanın Yaratılışı ile ilgili şu cümle dikkatimi çekti: "Hıristiyanlık için İnsanın Yaradılışı konusu Tevrat'ın Tekvin adlı bölümündeki düşüncelerle aynıdır. Yani tanrı evreni yedi günde yarattı ve Sebt [sabbath, Yedinci Gün] dinlendi." Gürsel Korat'ın böyle bir cümle kurmuş olabileceğine hiç ihtimal vermiyorum. Sanırım dizgi sırasında bir karışıklık olmuş. Yaradılış bahsinde "tanrı evreni altı günde yarattı ve yedinci gün (Sebt) dinlendi" denilmiyor muydu? Sebt (yedinci gün) günümüzde Cumartesi gününe karşılık gelmektedir ve Tevrat'ın izinden gidenler Tevrat'ta anlatılan Yaratılış bahsine bağlı kalarak Cumartesi gününü tatil günü olarak benimserler. Kısacası, Tevrat'a göre altıncı günde yaratma bitiyor. Yedinci gün Tanrı dinleniyor. Yaratılışın "altı günde" tamamlanması çeşitli ayetlerde Kur'an'da da aynen yinelenir: "Gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa yerleşen Rahmandır."

Kitabın "Tarih ve Mimarlık" adlı temel giriş bölümünde yer alan "Kapadokya'nın Heteredoks Karakteri" başlıklı kısa bölüm aslında başlı başına ilginç bir kitap konusu. Bu anlamda Karaman, Karamanlılar ve Karamanlıca başlı başına bir inceleme konusu olabilir.

Gürsel Korat "Mimarlık"la ilgili bölümün başına çağlar boyunca Kapadokya'daki mimarlık yapılarını anlamaya yarayacak küçük bir "mimarlık sözlüğü" eklemeyi de ihmal etmemiş.

Kitabın ikinci bölümü "Kapadokya Ortodoks Dinsel Bezeme Sanatı"na ayrılmış. Kitabın giriş bölümünde "ortodoks" terimiyle ilgili şu satırlar yazılıydı:"Hıristiyanlık İsa'dan sonra hem hızla yayıldı, hem de çeşitli yorumlarla değişime uğradı. Bu değişime direnenlerin görüşleri orthe doxa (Ortodoks=sağlıklı düşünce olarak anıldı."

Bu bölümde erken Hırıstiyanlık dönemindeki ikonalardan başlayarak daha sonra İncil'den bahislerin simgesel tarzda değil de olduğu gibi resmedildiği tablolara kadar pek çok ünlü ikona ve resim (kitabın bu bölümünde tam 87 resim yer alıyor) konu edinilmiş.

Bir sonraki bölüm "Kapadokya'daki Roma ve Hıristiyan Yapıları"nın analizine ayrılmış. Bölgedeki belli başlı kiliselerin mimari özelliklerine değinildiği bu bölüm Kapadokya'yı gezmeye gelen gerçekten meraklı gezginler için yararlı bir rehber niteliği taşıyor.

Kitabın son bölümü "Selçuklu Yapıları"na ayrılmış. Kitaba adını veren taçkapılarla bu bölümde karşılaşırız. Selçuklu yapıları, taş mimarlığının öne çıktığı, taçkapıların anıtsallaştığı, geometrik motiflerin çok zengin bir tarz ve içerikle kendini gösterdiği bir dönemin yapılarıdır. Bu bölümün girişinde Gürsel Korat haklı olarak şu satırları yazmış:" Kapadokya'yı yalnızca kilise ve manastır ruhuyla bütünleşmiş bir coğrafi oluşum olarak kabul etmek hem daha önceki Hitit ve Frig dünyasını, hem de daha sonraki Selçuklu kültürünü yadsımak anlamına gelir. Kapadokya'nın, Ermeniler de dahil olmak üzere pek çok kültürün biçim verdiği, Anadolu'nun eşsiz zenginliğini yansıtan önemli bir tarih mirası olduğu unutulmamalıdır." Gürsel Korat'ın bu satırlarının yanına, Anadolu'nun aslında eşsiz bir tarihsel ve kültürel panoramanın merkezi olduğunu, gelmiş geçmiş pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığını, bu bakımdan da "meraklısı için" burada her dönemde şaşırtıcı bir ize rastlanabileceğini vurgulaması açısından Halikarnas Balıkçısı'nın şu sözünü de koymak isterim: "Dünyada düzenli bir anlatışa hiç gelmeyen bir yer varsa, o da Anadolu'dur."

Üniversite yılları dışında hep Kayseri'de, Kapadokya'nın yanı başında ikamet etmiş birisi olarak kitapta anlatılan yerlere bugüne değin pek çok kez gittim. Hem meraklı bir gezgin olarak hem de konuklarını gezdiren bir rehber olarak. Bu bakımdan Gürsel Korat'ın kitabını hem meraklı bir "gezgin" hem de bir "rehber" gözüyle okudum. Okudukça, bugüne değin değişik kaynaklarca Kapadokya'ya yönelik ne kadar çok basmakalıp, abartılı, asılsız bilginin(!) üretilmiş olduğunu; bu bilgilerin günümüzün kolaycı iletişim araçları aracılığıyla hızla "yaygın yanlışlara" dönüşmekte olduğunu görmek beni oldukça şaşırttı. Kitaptaki pek çok ayrıntı "Kapadokya'yı doğru okumak" konusunda benim üzerimde uyarıcı bir etki yaptı. Bundan böyle Kapadokya'ya gidişlerimde bu kitabı yanımdan ayırmamam gerektiğini anladım.
İbrahim Berksoy offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 01:43.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177