![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
Teröre karşı...
Kamuoyuna açıklama:
Teröre karşı demokrasi İstanbul’a sahip çıkmak, demokrasiye, bir arada yaşayabileceğimiz bir çevreye sahip çıkmak anlamına geliyor. Evet saldırılar İstanbul’u ve Türkiye’yi hedefledi. Belki bir taşla iki kuş vurulmak isteniyordu. Ama unutmamak lazım ki İstanbul yüzyıllardır farklı inanış ve kültürlerin bir arada ve barış içinde yaşayabilme çabası verdikleri çok önemli tarihi bir kent. İstanbul’a atılan bombalar bu arayışı ve pratiği kendisi için tehdit olarak görenlerin elinden çıktı. Bu bakımdan bizler, İstanbul’un, İstanbul’un temsil ettiği farklılıkların bir arada, birbirleriyle iletişim içinde yaşayabilecekleri demokratik bir düzenin taraftarlarıyız. Bu anlamda bizler tarafız. 15 ve 20 Kasım saldırılarında arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, aile büyüklerimizi, sevdiklerimizi kaybettik. Acımız büyük. Yaralı kardeşlerimizin bir an önce iyileşmesini diliyor, yakınlarını kaybeden, mağdur olan bütün vatandaşlarımızın sorunlarını paylaşmak için elimizden geleni yapmak istiyoruz. Her zaman olduğu gibi terörün gerçek adresi bir devlet, bir ideoloji, hatta bir ‘hasım’ bile değil, doğrudan doğruya sivil toplum. Terörün hedefi tek: Tüm insanlar. Dolayısıyla terörün karşısında olmak da, insanların yanında olmak demek. Çok iyi biliyoruz ki teröre siyasal bir neden aramak mümkün değil. Acıları paylaşmak yerine taraf olmak, terörü anlamaktan uzaklaşmaktır. Böyle bir hataya bugüne kadar kimse düşmedi. Bundan dolayı umutluyuz. Teröre karşı direncimizi güçlendirmenin yolu, dayanışmamızı, demokrasimizi, birbirimize saygımızı ve barışı güçlendirmekten geçiyor. Biliyoruz ki terörü bahane edip ortak değerlerimizi yok etmeye, demokratik gelişmeyi ve barışı engellemeye çalışmak yalnızca terör odaklarını güçlendirir. Ortak yaşam alanımızı bu nedenle daha fazla demokrasi ve daha çok barışa kavuşturmak zorundayız. Bugüne kadar devlet, siyasetçiler, halk hep birlikte davrandı. Her kesimden insan acısını paylaştı. Farklı kimliklerimiz, görüşlerimiz, inanışlarımız olsa da, yaşadığımız acının ortak olduğunu hissettik. Bundan dolayı biz İstanbul’da, Beyoğlu’nda, Galata’da yaşayanlar geleceğimizden umutluyuz. Bu umutla yaşadıklarımızın üstesinden geleceğimizi biliyoruz. Ortak yaşama alanımızı eskisinden daha güçlü kardeşlik ve dostluk ilişkileri içinde yeniden kurmak istiyoruz. Teröre karşı mücadelenin en önemli unsuru demokrasimizi güçlendirmek ise, bununla eş anlamlı olan bir başka unsur da teröre ve diğer risklere karşı dayanıklı bir yaşama çevresi oluşturmamız. Bu ise yönetimlerin tek başına yapabilecekleri bir şey değil. Her kuruluşun, her bireyin bunun için çaba göstermesi ve taraflar arası bir sorumluluk alanı yaratması gerekiyor. Yalnızca bir örnek vermek gerekirse: Galata Büyükhendek Caddesi’nin belki baştan beri araç trafiğine kapalı olması gerekirdi. Ancak bu, riskleri çok iyi gözlemleyen teknik insanların ve yönetimlerin kendi başlarına alabilecekleri bir karar değildi. Bu riskin, burada işyeri, ibadethanesi, konutu olan insanlarla paylaşılması, kuralların bu bilgi paylaşılarak uygulanması gerekirdi. Görüldüğü gibi mikro ölçekten makro ölçeğe kadar bütün önlemlerin demokrasimizi güçlendirmekle ilişkisi var. Ortak yaşam alanımızı güvenli hale getirmek için kurallardan vazgeçip demokrasimizi güçlendiremeyiz. Demokrasimizi güçlendirmekten vazgeçip, kendi başımıza kuralları uygulayamayız. Çünkü demokrasi olmadan ortak yaşama alanımızı düzenleyecek kurallarımızı üretemeyiz. Ne yapabiliriz? Şimdi yapabileceklerimizi konuşmak istiyoruz: İstanbul yaralarını nasıl saracak? Korkunç terör eylemleri ağır hasarlar bıraktı. Hastanelerde çok sayıda yaralı var. İşyerlerinde ailesinin geçimini temin ederken hayatını kaybeden insanlar ve onların yardıma muhtaç yakınları var. Bunlarla ilgili sorumlulukları büyük olasılıkla devlet ve yerel yönetimler üstlenecek. Ancak devletin, yerel yönetimlerin yardımları, destekleri ne kadar yeterli olacak? Bu insanlarla kim ilgilenecek? Kim onların ihtiyaçlarını tespit edecek? Kim onlara yardımcı olmak isteyen kurumlar, kişiler için yol gösterecek? Bu hizmetleri yerine getirmeye çalışan kamu görevlilerine kim yardımcı olacak? Kim bu insanların yeniden hayata dönüşlerini kolaylaştıracak? Şüphesiz bu sorular yönetimler kadar sivil toplumu ve kuruluşlarını ilgilendiriyor. Her acı olayın, arkasında bıraktığı yaraların sarılmasında gösterilen dayanışma ve kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi ile bir yeniden toparlanma süreci yaratması mümkün. Bu tür olaylar karşısında toplumun dayanışması, felakete uğrayan insanların yaşama sevinçlerini yeniden kazanması için çalışmayı gerektirir. Teröre verilecek en gerçek tepkinin bu olacağından eminiz. Bu metin Beyoğlu Belediyesi ve Yerel Yönetim Ortak Çalışma Grubu tarafından hazırlanmıştır. ( Galata Derneği, Cihangir Derneği, Ayaspaşa Derneği, İnsan Yerleşimleri Derneği, Şehir Plancıları Odası, TAÇ Vakfı, TÜROB, TÜRSAB, EİSD...) |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|