Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > İstanbul

İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 29-01-2001, 14:34   #1
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 139
Günümüzde artık mimaride ve şehircilikte estetik arayışı tamamen yönetimin ve yatırımcının kriterleri tarafından sınırlandırılmaktadır.
Gaudi'nin geçen yüzyılda yarattığı eserlerde hem kullanıcının hem de onun çevresel paylaşanlarının estetik değerleri ön plandaydı.
Geçen sene kaybettiğimiz Avusturyalı Sanatçı Hundertwasser resimlerinde ve sonra yaptığı binalarda insan-doğa ilişkisini çok net biçimde vurgulamıştır.
Bugün neden yalnızca beton, cam ve metal kuşatması altındaki
sokaklar, meydanlar, bina cepheleri, odalar ve duvarlar bizi şaşırtıp gülümsetmiyor artık?


[Mesaj pirinç tarafından 30-01-2001 tarihinde ve saat 04:44 de/da değiştirildi][Mesaj pirinç tarafından 30-01-2001 tarihinde ve saat 04:59 de/da değiştirildi][Mesaj pirinç tarafından 30-01-2001 tarihinde ve saat 05:02 de/da değiştirildi]
pirinç offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 31-01-2001, 10:18   #2
zaz
Forum Üyesi
 
zaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 28-01-2001
Mesaj: 70
şehir mobilyaları

her yeni yapılan yerleşimde tasarımı özgün olan şehir mobilyaları yerleştirileceğine çöp kutusundan aydınlatma armatürüne kadar, parke taşından heykeline kadar standart formlardan sıyrılmak gerekiyor. tarihi dokudaki bina ve sokak ölçeğinde bize özgü form ve oranlara dikkat edilmesi biraz olsun tekdüzelikten kurtarır. bizde eksik olan yaratıcı beyinler değil elbette, eksik olan onu talep edecek, anlayacak ve sahip çıkacak kullanıcı ve yatırımcıların az olması veya bilinçsiz olması.
bir ülkede yerel yönetimler tarafından heykellere hakaret ediliyor, yerlerinden sökülüp atılıyorsa ve toplum tarafından bu farkedilmiyorsa bile biz burada estetik ve yaratıcılığın gelişmesini nasıl bekleriz?
zaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 02-02-2001, 15:48   #3
Forum Üyesi
 
mona'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
Unhappy


Ben şehir estetiğinin dünyanın heryerinde aynı şekilde kaybolduğuna inanmıyorum, Türkiye de dememiz lazım. Avrupada sanata ve sanatçıya saygı var, yatırımcı sanatçının yaratması için para veriyor, sanatla daha fazla içiçeler, dolayısıyla daha bilinçliler. Bizde bu bilinç gelişemedi. Gaudinin binaları burada olsaydı, kolonlar kirişler pek eğri diye, onları alçıpanla kaplayanlar çıkardı, yada Hundertwasser'in cephelerini giydirme cephe ile kaplayıp güzelleştirenler(!) çıkardı. Bizde estetik anlayışı modern, yeni, pahalı, havalı gözükmekten ibaret. Binam Toprak Holdingin Binasının mavi kaplamalarından olsun diyen müşterilerimiz oldu. Onu beğeniyor, aynısını istiyor, tasarım istemiyor, tasarlayacak olanıda kısıtlıyor. Bu ülkede eski ve güzel herşey yok oluyor, yenilerde kültürünü reddeden bir anlayışta çoğalıyor.
Estetik anlayaşının kaybolmasını binaları yaptıran yatırımcılara atmak ne kadar doğru bilmiyorum. Avrupada herhangi bir şehirde konutlara başınızı kaldırp baksanız herkesin balkonu çiçek doludur, balkonlar binanın en estetik yeridir, balkon demirleri özenli seçilmiştir. Birde İstanbulda binaların balkonlarına bakarak dolaşın, ne kadar bakabileceksiniz?!
mona offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 02-02-2001, 16:10   #4
yönetici
 
rennie'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
Bu konuyu kent ve çevre başlığı altına taşımanız daha doğru olurdu. Sanat ve tasarım başlığı daha çok görsel sanatların tartışılması için açılmış bir bölümdü.
rennie offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 03-02-2001, 15:08   #5
Forum Üyesi
 
mona'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
Sanat ve tasarımı, mimarlıktan ayırmak mümkünmü? Burada görsel sanatlar bitiyor, burada mimarlık başlıyor demek imkansız, mimarlık görsel sanatın içinde bir yerde, hep ayrı tutulduğu için şehir estetiğimiz yok zaten.
mona offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 04-02-2001, 15:38   #6
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 04-02-2001
Mesaj: 3
Smile

Merhaba;
Tüm hayata gülümseyerek bakmayı tercih eden biri olarak,
Yani en azından öyle bakmaya çalışan biri olarak;Tabiki binaların da insanları gülümsetmesi hoş bir seda bırakması akıllarda ve bakınca mutlu etmesi insanı en büyük dileğim.
Esasen bunu yıllarca başarabilmiş bir toplumuz, Eski ahşap evlerimiz konaklarımız,cumhuriyet dönemi ilk yapılarımız yani biliyoruz esasen gülümsetmeyi yapılarla da, ancak şu unatganlık huyumuz yokmu unuttuk yaptıklarımızı yine. Nedense artık hep kötü yaptıklarımız hatırlarda çünki onlar çoğunlukta.
Ama yinede yapılmış bir iyi örnek dahi varsa umut bitmemiş demektir aslında.
Zamanın ve Mekanın hep güzel bir birliktelik yakalaması dileğiyle
konikoma offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 04-02-2001, 22:15   #7
yönetici
 
rennie'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
Şehir estetiği için konu açılırken verilen Hundertwasser ve Gaudi bende uzun bir süredir soru işaretleri oluşturuyordu. Açıkçası her iki mimarın fanteziye kaçan estetik anlayışlarının şehir ölçeğine yayılmasını görmeye dayanamazdım sanırım. Zamanında Bruno Taut da Magdeburg şehrinin sokaklarına biraz renk getirmek için sokağa bakan cephelerin rengarenk boyanmasını tavsiye etmişti. Elbette Taut'un Gaudi ya da Hundertwasser'den çok farklı düşünce altyapısı vardı. Ancak yine de şehir estetiği derken rengarenk boyanmış cepheler ya da amorf kütleler bana kalırsa bir şehri estetik yapmıyor. Üstelik pirinç Hundertwasser'in eserlerinden bahsederken insan-doğa ilişkisini yansıttığını açıkça belirtmişsin. Oysa şehir kavramı doğa'dan o kadar uzak ki, beni de bu iki mimarın eserlerinde rahatsız eden sanırım bu... Belki kişisel bir tercih ama ben cam, çelik ve betondan oluşan metropollerde daha çok gülümseyebiliyorum.
rennie offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 06-02-2001, 13:18   #8
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 04-02-2001
Mesaj: 3
Smile çelik,beton,cam yada doğa? mı acaba?

Doğrusu çelik beton ve cam zaten şehirler için olmazsa olmaz malzemeler;Yani esasen belli bir tercih ten bahsettiğini sanmıyorum princin.Bence söylediği yada benim düşünceme göre çelik te beton da cam da öyle bir kullanılmalıki yabancılaşmamalı insana yada yabancılaştırmamalı insanı mekana.Yani tüm yapılar insan için se eğer aşmamalı bence insan ölçeğini.
ve
yanlız
beton
yanlız
cam
yanlız
çelik
yazarken ben sıkıldım
bırakın görmeyi
Gelin bunların arasına güleç nesneler yerleştirlim birde
beton
(ağaç)
cam
(su) )
çelik
(doğal taş) ))
bilmem daha sevecen ve insani sanki
konikoma offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 06-02-2001, 19:06   #9
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 9
Efendim şimdi çok hassas bir konuya değinmişsiniz.

Şehir öyle bir olmalıki insan her an oturduğu yerde, yürüdüğü an da, okulda, ibadet sıradsında yani şehrin tüm mekanlarında içinden şöyle bir geçirmeli:

İyi ki bu şehirde yaşamaktayım.

Demeliki

Beni öldürseler başka bir şehirde yaşayamam

Şimdi İstanbul öyle bir hale geldiki diyoruz ki

Beni öldürseler bu şehirde yaşayamam

Şehir estetik olacak ki şehirde yaşamak isteyelim
Şehir estetiğide öyle camla çelikle betonla olmaz

Şehrin içinde doğada olacak ki yaşanılsın

Cafelere gidince dışarda asmanın yarattığı gölgenin altına oturup bir çay içerken karşı kaldırımdaki ahşap evin penceresine bakarken şehrimizle guru duymalıyız ama bunlar sadece cam ve betonla olmaz

Yeni nesil mimarlarda bu tarz yaklaşımlara rastlamak mümkün oluyor tabi
zAnAtA offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 06-02-2001, 23:02   #10
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 139
Cool peşinden gelecektir bu şehir

sevgili konikoma ve zanata ne güzel yazmışlar, estetiği yalnız görüp dokunarak algılamayız.
sesler kokular ve tatlardır da bir şehrin estetik algılanışı, mısır çarşısını ne bir resimle, ne bir video ile, ne bir parfümle, ne de bir çalgı aletiyle anlatabiliriz.
Safranbolu'nun çıkmazlarını, Amasya'nın kıyı evlerini, Diyarbakır sokaklarını ,Mardin sokaklarının gölgeli ferahlığını da öyle,
Antalya Kaleiçinin çatallaşan taş yollarını da.
Barcelonanın <La Rambla>sını anlatmak için üzerinde yürüyen insanlar, uçan güvercinler de en az tarihi dokusu ve avlulu mimarisi kadar vazgeçilmezdir.
Floransa'nın yapılar etrafında dönüp duran dar yolları da öyle..
Bir şehri sevmek, o şehirden vazgeçememek, yine dönüp dolaşıp ona gelmek ya da <BU ŞEHİR ARKANDAN GELECEKTİR> duygusunu yaşamak...
HALA ŞANSIMIZ VAR...
pirinç offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 10-09-2001, 19:58   #11
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 139
sehir estetigi tartismasi aylardir durup duruyor
bu arada gordugum sehir ve sokak perspektifleri bana daha hala bu konuda soylenecek sozler oldugunu gordum.
lodtz adli sehirde sokaktaki metal piyano basinda oturan unlu besteci ile birlikte muzik yapabiliyorsunuz... ya da unlu bir yazarla yanyana oturabiliyorsunuz..bir parkta devasa chopin heykeli etrafinda canli konserler dinleyebiliyorsunuz...ya da hipodrom gibi bir mekanda depeche mode konserinde yagmurdan sirilsiklam oluyorsunuz...bunlar estetik degil mi?
pirinç offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 02:14.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177