Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > İstanbul

İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 01-08-2003, 01:23   #1
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Neden Avrupalı değiliz?

Çünkü hiçbir Avrupalı millet, elinde bir "Colosseum" varken ona böyle davranmaz:

http://www.arch.uiuc.edu/research/rg...ippodrome.html
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 01-08-2003, 01:40   #2
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Dün bir arkadaşımla Hipodrom'un güney tribününün (sphendone) etrafında dolaşıp bazı incelemelerde bulundum, bir iki de fotoğraf çektim.

Rendering'de de görebileceğiniz gibi, Hipodrom'da iki kat tribün vardı:



Bugün ayakta duran güney tribününün (sphendone) üzerindeki kemerler ise, renderingin alt kısmında bulunan kırmızı kemerler:



Bu iki kat tribünün üstteki katıyla onun üzerindeki kolonlar, 1204 yılındaki 4. Haçlı Seferi sırasında yıkıldılar. Ancak alt tribün, 1993 yılında Atmeydanı'na bir umumi tuvalet inşa edilirken yer seviyesinin yaklaşık 6 feet altında bulundu:

http://www.arch.uiuc.edu/research/rg...ippodrome.html

Eğer bu eşsiz yapı Avrupalı bir ülkenin elinde olsaydı, hiç değilse alttaki tribünleri ve yarış pistinin ortasındaki "spina"yı çoktan yer seviyesinin üzerine çıkarmışlardı...

Istanbul'un Hipodrom'u ile kıyaslayabileceğimiz tek bina eski Roma'daki Circus Maximus'tur, ki Circus Maximus'un etrafında bulunan alan günümüzde binalarla kaplı olduğu için onun tamamını ortaya çıkarmak mümkün değil, oysa Hipodrom'un bulunduğu alan genel olarak çimle kaplı olduğu için bu konuda çok daha şanslıyız.

Ancak ülkemizi yöneten "değerli" insanlar, nedense "gayrimüslim" eserlerin korunması söz konusu olduğu zaman son derece ilkel bir zihniyete sahipler (gerçi Osmanlı eserlerini de doğru dürüst koruyamıyoruz ya...) Dün Tekfur Sarayı'na gidip de uzunca bir zamandır kapalı (ve sahipsiz) olduğunu görünce bunu daha iyi anladım. Oysa devlet, Kariye Camii'nin (Chora Manastırı) hemen yanıbaşındaki Tekfur Sarayı'nı turizme açsa ne kadar çok para kazanacağının farkında bile değil...

En son Kazansky tarafından düzenlendi : 01-08-2003 20:07.
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 01-08-2003, 10:46   #3
Yönetici
 
phin'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 917
sphendone ve digerleri, ne ülkemizde yasayan cok insanin ne de degerli yoneticilerin umurunda bile degil.

sadece bizim umurumuzda, onlari koruyabilecek kisiler de bizleriz.

yapabileceklerinin en iyisini yaptilar, oradalarda duvara yapisik yapilar ve kalintilari vardi, onlari temizlediler. cevre duzenlemesi yaptilar. cay bahcesi actilar.

bir de su var, arkeolojik olarak o bolgede bir kalintiyi gun isigina cikarmaya karar vermek o kadar basit degil.
phin offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 01-08-2003, 20:28   #4
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Zor olduğunu biliyorum, ama bence buna fazlasıyla değer...

Düşünsenize bir, aynı meydanda Istanbul'un başkentlik ettiği üç imparatorluğa ait eser yan yana duracak:

Hipodrom (Roma), Ayasofya (Bizans) ve Sultanahmet (Osmanlı).

Başka hangi şehirde üç ayrı imparatorluktan kalma bu denli "büyük" ve "görkemli" üç yapı aynı meydanda toplanabilir?

Evet, Türkiye yoksul bir ülke. Ancak Hipodrom'u kazamayacak kadar yoksul olduğuna inanmıyorum. Ayrıca, turizme açılacak bir Hipodrom (tribünlerin ve yarış pistinin altındaki tünellerin gün ışığına çıkarılmasıyla - tıpkı Colosseum'da olduğu gibi) onun kazı masraflarını çok kısa zamanda, fazlasıyla geri öder ve zamanla bir para basma makinesine dönüştürülür.

(Tekfur Sarayı'na kocaman bir zincir vurup turizme kapatan bir ülke, sonsuza dek "ben neden zengin olamıyorum?" ya da "niye Italya/Fransa/Ispanya kadar turist çekemiyorum?" deyip hayıflanmaya mahkumdur.)

Ayrıca Hipodrom'un üzerinde bir-iki tane de yapı var, ancak hiçbiri Hipodrom kadar değerli değil. "Altın madenini" kurtarmak için gerektiğinde "bakır" parçalarını da feda edebilmek gerek. Ayrıca o binalar (örneğin sphendone'un hemen üzerindeki bina) biraz uzağa, aslına uygun olarak yeniden inşa edilebilir, ancak sadece bir tane "Hipodrom" var ve bence en az Ayasofya ya da Sultanahmet kadar değerli bir yapı ve kurtarılmaya değer...

Bu konu Mimarlar Odası toplantılarında dile getirilemez mi? Niye Habitat toplantısında ele alınmadı? Istanbul Büyükşehir Belediyesi'ni bu konuda birşey yapmaya ikna etmek mümkün mü?

Las Vegas tarzı kitsch "Minyatürk" parkları ile uğraşıp bunlara para harcamadan önce elimizdeki Colosseum/Circus Maximus tarzı hazineleri yerin üstüne çıkarmamız bence daha doğru olur - zira her millet bu konuda bizim kadar şanslı değil (sadece Italya ve Türkiye bir "Roma başkenti"ne sahip olmanın ayrıcalığını ellerinde tutuyorlar.)
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 03-08-2003, 23:27   #5
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 06-09-2002
Mesaj: 40
Bugün Miniatürk'ü gezdim. Dikkatimi çeken ilk şey, Atatürk ile ilgili anıt ve binaların maketlerinin küçük oluşu idi....
Sonra Rahmi Koç Müzesi'ne gittim, müzeyi gezdim ve soluklanmak için cafe'sinde oturdum. Kahvemi içerken de Haliç ve tarihi yarımadayı incelemeye başladım. Binaların iğrençliği, birkaç camii minaresinin dışında herşeyi örtüyordu. Bu forumda daha önce de fikrimi söyledim. Eski Paris'teki uygulama, Eski İstanbul'da da geçerli olur ise, eskiyi gün ışığına çıkarmak mümkün olabilir. Ancak rant sağlamanın çok kolay olduğu bu yerlerde tarihi eserleri koruma ve ortaya çıkarma fikri hiçkimseyi cezbetmiyor... Surların içinde kalan Eski İstanbul'u yaşatabilmek için, bu alanın ortasında kalan en az 1/3 yerleşimi ortadan kaldırma cesaretini göstermek gerek...
Ben yapardım.
cecille offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 07-08-2003, 19:09   #6
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-04-2003
Mesaj: 10
Turkiye'de mimari ile veya cevre ile ilgili konularda elestiri yapanlarin cogu (hepsi degil, cogu) tuzukuru ve kendini elit goren cevrenin insanlaridir, hicbiri de tutup bir belediyede calisip burokrasi ile mucadele edip bir seyler yapmayi aklindan gecirmez, bunu kariyerlerinde bir heyelan dususu olarak gorurler (yalan mi?). Bu boyle kaldigi surece belediyeler veya bu tur kurumlar sehircilik ve mimari gibi konulara amatorce bir ilgi bile beslemeyen insanlarin eline gecer (yalan mi?). Bunun cok dogal bir sonucu da Turk sehirlerinin su anda icinde bulunduklari icler acici durumdur. Sivil toplum veya mahalli orgutlenmelerin sehircilik politikalarina yapabilecekleri etki Green Peace'in Amerikan ordusunun kullandigi nukleer denizaltilara yapabilecegi etki kadardir. Politikaya soyunulmazsa (siyasi partiler yolu ile), butun riskine ragmen, sehirler bugunleri bile aratacak noktalara gelecektir.
abdullah hamdo offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 15:00.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177