![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.249
|
Kentin merkezinden kaçarak sitelere sığınmak, özellikle deprem sonrası ve deprem beklentisi içerisinde belli bir kesimin tercihi oldu.. Amerikalılar için malum “suburb” yaşamı kent merkezinden uzak, ancak otomobille ulaşılabilen, bahçe içinde evleri, v.b. özelliklerde. Bir gazete ilanında işte böyle bir site için “gişelerden çıkınca California” ibaresi kullanılmış. Resimleri gözönüne getirmek zor değil. Şöyle ki
TEM yolu, özel otomobil,gişeler,villa tipi bir ev, bahçede babayı karşılayan sağlıklı çocuklar. Burada önemli bir sorun başlıyor. Bu insanlar nasıl sosyalleşecek.Bu evlerin daimi kullanıcıları aslında bayanlar. Evde işe giden eş ve çocuklara olan sorumluluklarla akşam olmakta. Aslında yalnızlaşmaya doğru bir yol. Yakın arkadaş çevresinin pratikte de çok sık gelmesinin mümkün olmadığı bir mesafe, alışveriş ya da telefon fakat iki-üç derken sonra ?! 1950’ler Amerikasındaki bu tür yaşam alanları hiçte cennet değildi. Araştırmalar orada yaşayan kadınlar arasında depresyon ve alkolizmin müthiş arttığını göstermiş. Bu saptamayı Emre Aköz, SABAH Gazetesi’deki köşesinde bu konuya böyle bir yorum getirmiş. ![]()
__________________
BP |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
Bence Emre Aköz doğru bir yorum yapmış... Şehirden o kadar uzak yerlerde yaşamak insanları asosyalleştiriyor, başka da bir işe yaramıyor..
Biraz ilgisi var diye eskiden Platform'da tartışılan bir konuya bağlayabiliriz belki bu konuyu... "Konut Alanlarının Değişen ve Değişmeyen Yüzü"... http://www.arkitera.com/forum/showth...p?threadid=980 |
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Hep aynı sorun...
Bu konunun biraz daha yaygın ve sürekli olarak gündemde tutulması gerekiyor.
Uzun yıllar yurtdışında çalışmış olan Y. Mimar Mete Göktuğ'da bir söyleşide bu konudan örnekler vermişti. Brezilyanın anahtar teslimi kenti Brasilio'da da akşam saat:18.00 oldumu kent terkedilmiş hale geliyormuş... Ama aynı kentin inşaası sürerken oluşmuş kenar mahalleler saat: 18.00 sonrasında ayrıca cıvıl cıvıl canlılık kazanıyormuş. Bir de Habitat-2 sırasında katılan ülkeler kendi ulusal habitat raporlaroını da getirmişlerdi; bunlardan biri de France Habitat başlıklı Fransa'nın habitat ulusal raporu idi. Bu raporda: Sosyal dokuyu/insan ilişkilerini tahrip ettiği için aslında hiç de sosyal olmayan; "sosyal/toplu konutları" dinamitleyerek yıkmaya başladıklarından fotoğraflar söz ediyordu... Düşünün ki; ikinci dünya savaşının yol açtığı yıkımın ardından acil barınak ihtiyacı için öne çıkan toplu konut yapılaşmasından önce Fransızlar vazgeçiyorlar... Ancak ellerinde kalan tünel kalıp sistemlerini bize "ucuza" okutarak burada satın aldıkları çimento fabrikalarını verimli işletmeye soyunabiliyorlar... Dünya da terkedilmeye başlanmış olan sosyal soykırım (toplu konut) yapılaşması, bizde böyyük banka yatırımı himayesiyle marifet olarak sunulabiliyor... Tarih boyunca süregelen organik kent yapılaşması; bir süreliğine bile olsa steril kent yapılaşması olarak önemli tahribat alanları yarattı... İzole çocuk yuvası İzole yaşlılar evi İzole aparman komşuluğu İzole ulaşım İzole iş yaşamı İzole insanlar topluluğu Pek de hobi edindirme kursları ile onarılamayacak insan ilişkileri; katlanan biçimde artık varlığından söz bile edilemeyen/olmayan insan ilişkilerinin tahribatına devam ediyor. Nasıl düzelecek bunlar? Biraz üzerinde düşünmek ve konuşmak gerekiyor...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|