![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 28
|
Kaza değil, cinayet olacak
Taksim Gezisi’nin ortasında yeralan yaya aksını birbirine bağlayan ve Ceylan Oteli ile Hyatt Regency Oteli arasında yeralan yaya köprüsünden geçtiğimiz günlerde Taksim’de yapılan hafriyatın artıkları olan taşlar, beton bordürleri taşıyan ağır kamyonlar geçirildi.
Yıllardır aynı yaya köprüsünden, sabah ve akşam altındaki trafiğin en yoğun olduğu saatlerde kepçe, damperli ve toprak, mıcır, taş yüklü kamyonlar geçiriliyor. Çünkü Gezi’nin içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün bölge şefliği var ve bu şefliğin deposu parkın içinde. Şeflik asıl giriş kapısını kullanmak veya depoyu başka yere taşımak yerine, defalarca yaptığımız uyarılara rağmen insanların hayatını tehlikeye atmayı tercih ediyor. Göz göre göre bir çökme olduğunda en az onlarca insan ölecek. Kendilerine başvurduğumuzda ise, yaya köprüsünü yıkmak gerektiğini ve yerine daha sağlam bir köprü inşa etmenin gerekli olduğunu söyleyerek görevlerini ihmal etmenin yanında, kamu kaynaklarını israf etmek için de bir gayret içinde olduklarını gösteriyorlar. Bu köprü yaya köprüsüdür. Hiçbir kamu görevlisinin planda taşıt trafiğine kapalı olan yaya alanında ağır iş makineleri kullanmaya, insanların hayatını tehlikeye atmaya ve kendilerine emanet edilen kamu mülklerine zarar vermeye hakkı yoktur. Narin yapılı yaya köprüsü bugüne kadar ağır iş makinelerini taşıdığına göre, yayaları haydi haydi taşır. Ancak şu anda yaya yoluna gereksiz yere serilen asfalt bile yükten çatlamıştır. Bu nedenle insanlar ölmeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni aşağıdaki önlemleri almaya, insan hayatını hiçe sayan sorumlular hakkında soruşturma açmaya çağırıyoruz: 1. Yaya köprüsü’nün üzerinden ağır iş makineleri de dahil, hiçbir motorlu aracın geçişine izin vermemenizi istiyoruz. Bunun için köprünün her iki tarafına da babalar konabilir. 2. Yaya köprüsünü acil olarak onarımdan geçirmenizi istiyoruz. Köprünün sıvaları tamir edilmeli, kopan çelik donatıları kaynak ve ekleme yapılarak sağlamlaştırılmalıdır. 3. Yaya köprüsünün araç geliş yönlerine mesafe uyarı çubukları konarak sürücüler muhtemel çarpmalara karşı uyarılmaladır. Gezi’nin hikayesi ‘İnönü (Taksim) Gezisi’ni alelade bir Belediye bahçesi sanmak hatalıdır. Burası büyük garp şehirlerindeki ‘promenade ‘ denilen gezinti bahçeleri nevindendir. Nitekim Paris’te böyle bir çok gezinti bahçeleri vardır. Bunların en meşhuru Tuileries bahçesidir. Yine Paris’teki Luxembourg bahçesi, Trocadero denilen büyük binanın bahçesi de İnönü (Taksim) Gezisi kabilinden gezinti bahçeleridir. ‘ Bu satırlar 40’lı yılların İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar’a ait. Dr. Lütfi Kırdar, İstanbul’da kendi döneminde yapılanları ‘Yenileşen İstanbul ‘ başlığını taşıyan ve Belediye Matbaası tarafından 1947’de basılan kitapta aşağı yukarı bu üslupla anlatıyor. Dr. Lütfi Kırdar’ın Avrupa başkentlerindeki gezi parklarıyla karşılaştırdığı park bugün Hyatt Regency Oteli’nin arkasında yer alan, son bölümü otel inşaatı sırasında otopark ve şantiye yapılarak yok edilen yer. ‘Gezi ‘ olarak adlandırılan bu parkın bilindiği gibi ucu Hilton Oteli tarafından kapatılmıştı. Aslında bu ‘gezinti yolu ‘nun yeşilliklerle çevrili biçimde Spor ve Sergi Sarayı, Nişantaşı, Maçka istikametine, bugün özlemle andığımız Maçka Parkı’na doğru uzanacağı varsayılmıştı. (Maçka Parkı dünyanın parası harcanarak, mimarlık birinici sınıf öğrencilerinin bile yapamayacağı ilkellikte bir projeye kurban gitti.) Bu parkın kalan bölümünü, Hyatt Regency Oteli’nin inşaatından hemen önceki halini bile hatırlayanlar, isminden de anlaşıldığı gibi ‘alelade bir park’ olmadığını, şehir merkezinde güzel bir gezinti alanı olduğunu çok iyi bilirler. Hafta içi günlerde, öğle tatillerinde, sabah akşam, işe giderken gelirken bu ‘gezinti yolu ‘ hem gençler, hem de yaşlılar tarafından kullanılırdı. İstanbul’un bir çok tanınmış simasını bu parkta elinde bastonu ile yürüyüş yaparken görebilirdiniz. ‘Gezi ‘ sözcüğü parka tahmin ediyorum bu açıdan çok yakışıyordu. (O zaman henüz ‘yaya alanı ‘ kavramı daha icad edilmemişti.) İşte böyle güzel bir gezinti parkının özellikle Tenis Eskrim Dağcılık Klübü’nün arkasındaki bölümü ile birlikte gerçekten İstanbul’un şehir içindeki son ‘medeni ‘ yeşil alanıydı. İstanbul’un kalan son yeşil alanları inşaat için bir boşluk, sahipsiz alanlar olarak değerlendirildi. Sıra en son TED (Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü)’ne gelmişti. Burası rekreasyon amaçlı bir tesis olarak Gezi’nin bir bölümünü oluştururken, kendi halindeki kulübün bulunduğu yere bir gökdelen ‘taslağı ‘ hazırlandı. Çünkü buraya yapılması düşünülen gökdelenin Belediye Başkanı’na ‘sunulduğunda ‘ yalnızca basit bir perspektiften ibaretti ve daha henüz avan projesi bile yoktu! Ancak gelişmeler gökdelenin gerçekleşmesine fırsat vermedi. Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nün yerine yapılacak olan Hyatt Regency Oteli’nin yüksekliğinin hemen yanıbaşındaki Taşkışlayı geçmemesi sağlandı. (Ancak gene de otelin inşaatı sırasında bu gezinti alanının yaklaşık dört sene şantiye olarak kullanılmasına ve yok edilmesine izin verildi.) Parkın düzeninin bozulması bir yana, hele hele basit bir duvar inşaatı uğruna, Dr. Lütfi Kırdar’ın sözünü ettiği ‘özellikle seçilen kışın yaprağını dökmeyen cinsteki sıra sıra ağaçları ‘ göz göre göre, birer ikişer yıkıldığına nasıl seyirci kalındığını hiç anlayabilmiş değilim! Anlaşılan inşaat firması ağaç kesmek yerine daha ‘medeni ‘ sayılabilecek altını oyarak yıkma yöntemini benimsemişti. İstanbul’un son ‘batılı tarzda ‘ imar edilmiş gezinti parkının düştüğü durum içler acısıydı. Güzelim park gitmiş, yerine çamur ve mezbeleliğin, otomobiller ile kamyonların, barakalar ile inşaat molozlarının yığıldığı bir saha gelmişti. Parkın bu arada Pasteur Hastanesi’nden Taşkışla’ya geçit veren güzel kapısı da bir daha açılamamak üzere kapatılmıştı. Daha da tuhafı Belediye’nin Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne ait araçların, dozer ve kamyonların ait oldukları kuruluşun ismiyle çelişir biçimde burayı sürekli bir ‘makine parkı ‘ olarak değerlendirmeleriydi. Bu keşmekeşi, bu park katliamını görenlere, şikayet edenlere verilecek cevap hazırdı: İnşaat bittiğinde park tekrar eski haline getirilecekti. Gerçi inşaat süresince burayı tarumar etmenin hesabını verecek bir sorumlu yoktu, ama en azından parkın tekrar İstanbullular’a iade edileceğine dair bir ‘umut ‘ vardı. Hyatt Regency Oteli bahçesi içinde kalan son ufak ayrıntıların orasını burasını süsleyerek kendi ‘çevre düzenlemesi ‘ni de bitirdi. Ama ne yazık ki gezinti parkı İstanbullular’a iade edilmedi. İade edilmesi şöyle dursun, şimdi parktan geçenler bir daha asla düzelmeyecek garip yol inşaatını, başka yer yokmuş gibi tam parkın ortasına dikilen hilkat garibesi bir trafo binasını ve betonlar görüyorlar. Konan yamuk yumuk kaldırım bordürleri, garip köşeler yaparak Gezi’nin bu bölümüne gecekondu bölgelerine benzer bir görünüm kazandırmakta.
__________________
Korhan Gümüş |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 917
|
Bunların yanında Pasteur Hastanesi de arazisinin büyük bir bölümüne ek inşaat yapılarak rezidıns adı altında garip birşeye çevrilecek.
TEKFEN tarafından, pek yakında... En son phin tarafından düzenlendi : 04-04-2003 11:17. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|