![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
|
Tarlabaşı ve Fener & Balat Projeleri
"Tarlabaşı projesi" olarak duyduğumuz kentsel tasarım projesi başlamış.
Çalık Grubu'nun üstlendiği projede her mimar, Tarlabaşı'ndaki proje alanında bir yapı adasını tasarlıyormuş. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
|
Evet bu konuda bize de bazı duyumlar geldi...
Aslında bunlar gayet güzel gelişmeler. Ama artık Türkiye'de bir alışkanlık haline gelen; işlerin şeffaf bir şekilde yapılmıyor olması bu güzellikleri görmemize engel oluyor. En azından bu işi yapan mimarlık ofisleri projeyi yaptıklarını kamuoyu ile paylaşabilirler... Bakıyorsunuz ne mimarlık ofislerinin web sitelerinde, ne Çalık Grubu web sitesinde, ne ilgili belediyelerin web sitesinde ne de bu işlere ucundan biraz dokunduğunu duyduğumuz sektörel medya web sitesinde bu konuyla ilgili hiç bir haber yok. Mimarların bir sorumluluğu da bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmak değil midir?
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 274
|
Tarlabaşı Kentsel Dönüşüm Projesi ile ilgili Cumhuriyet gazetesinden Esra Açıkgöz'ün Tarlabaşı Toplum Merkezi sorumlusu Ceren Suntekin, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Tarlabaşı sakinleri ile yaptığı söyleşilere buradan ulaşabilirsiniz.
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yönetici
|
Kerem Erginoğlu & Hasan Çalışlar
Tülin Hadi & Cem İlhan Han Tümertekin Hasan Kıvırcık Yavuz Selim Sepin Duyduğumuz isimler.. 9 ada 7 mimar çalışıyormuş. Geriye kalıyor 2 mimar daha?
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-02-2003
Mesaj: 82
|
Mehmet Alper de projede yer alan mimarlardan biri...
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 274
|
Tarlabaşı Dönüşüm Projesi ile ilgili Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'la söyleşinin de bulunduğu söyleşiler dizisinden oluşan habere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Tarlabaşı'nda 'cumbalı okazyon' günleri başladı |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 03-08-2007
Mesaj: 153
|
Tülin Hadi, Cem İlhan, Hasan Çalışlar, Kerem Erginoğlu, Yavuz Selim Sepin, Han Tümertekin gibi pek çok mimarın adının geçtiği Tarlabaşı ve Fener - Balat Kentsel Dönüşüm Projeleri ile ilgili son gelişmelerin yer aldığı habere buradan ulaşabilirsiniz.
|
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Yönetici
|
Önce Arkitera.com haberinin biraz daha aydınlattığı durumu daha net okunur ve dileyenler için takip edilebilir bir hale getiren aşağıdaki mesajı gönderiyorum; ardından yorumlar gelecek.
Alıntı:
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 23-11-2007 17:57. |
|
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Yönetici
|
Arkitera Forum'da bu konu açılalı dört aya yaklaşıyor. Konu hakkında bugüne kadar medyada yayınlanmış bir yazı bilmiyorum. Arkitera Forum bu tür belirsizliklerin bir şekilde ortaya çıkabildiği (Herkes aynı zamanda yazar olduğu için herhangi bir şeyin kolay kolay kapalı kalması mümkün olmuyor.) en uygun platformlardan birisi olduğu halde burada bile yukarıda yazılan üç-beş satırdan fazla bilgi yoktu.
"Tarlabaşı ve Fener & Balat projeleri neden açık bir süreçle yürütülmüyor?" sorulması ve üzerinde tartışılması gereken başka herhangi bir konu yok. Bu basit sorunun cevabı belli ki o kadar kolay verilemiyor. "Kentsel dönüşüm" bir terim olarak tüm belediyelerin ağzına dolandığı için olsa gerek Tarlabaşı ve Fener & Balat projelerine kentsel dönüşüm projesi denmeye çekiniliyor; yerine "yenileme projesi" terimi tercih ediliyor. Yine basit tarafından bakalım; eğer karşımızda tarihi bir alanın yenilenmesi için kentsel dönüşüm ve yenileme başlıklı iki adlandırma seçeneği varsa ve bunlardan yenileme tercih ediliyorsa orası için yapılanın basit bir onarım olduğunu düşünürsünüz. Bu kadar danışman, bu kadar mimarlık ofisi işin içinde olduğuna göre burada başka durumlar olmalı; zaten bildiğimiz kadarıyla basit onarımın ötesinde yapılanlar... Sulukule'deki operasyonun boyutlarını bilmiyorum ama Tarlabaşı ve Fener & Balat projelerinin onlarca kat büyük olduğundan kuşkum yok. Projeye dahil olan mimarlık ofislerinden sadece Teğet Mimarlık web sitesinde konuyla ilgili kısa bir bilgi bulabildim. Alıntı:
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 139
|
Kentsel Dönüşüm - adıyla nitelendirilen projelerde kentin sadece yol, sokak, bina , ev bileşenlerinden ibaret olmayıp insan, komşuluk, gelenek , gelecek ögelerinin de sorgulanmasını umalım.
|
|
|
|
|
|
#11 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-06-2006
Mesaj: 2
|
Tarlabaşı Projesi Hakkında
Tarlabaşı için yapılan çalışmaların belirli bir şeffaflık anlayışı içinde halka sunulması gerçekten olumlu bir yaklaşım. Proje büyük bir emek ve belli ki özverili bir çalışma sonucu ortaya çıkmış.
Bölge tarihi sosyolojik açıdan incelenmiş, planlama, inşaat ve sonraki aşamalarda burada yaşayan insanların selameti için bir takım çözümler önerilmiş. Ancak şık grafik tasarımlı sunumlarda vaat edilen, çamaşır iplerinden ve meyve kasalarından arındırılmış, steril ve güneşli sokakların bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle halka eğitim vermek, gençleri okutmak, fakir ya da sorunlu insanları topluma kazandırmak romantik ama özünde iyi niyetli planlar olarak gözükmekle birlikte, bunun büyük çapta inşai faaliyetleri gerektirdiği savunulabilir mi? Böylesi bir toplumsal iyileştirme çabası, mimarlık ve şehircilik disiplinleri ile doğrudan ilişkili olsa bile, özünde sosyal bir müdahaledir. İmkanları kısıtlı olanların buradan uzaklaştırılmasının, TOKİ bloklarına yerleştirilmesinin, başka yerlerdeki okullara gönderilmesinin onlara nasıl bir fayda getireceği ise belli değil. Bu eğer sadece naif bir niyet değilse, inşaatı meşrulaştırmaya yönelik bir söylemmiş gibi algılanıyor. Proje tanıtımında, bölgenin planlanmasında “bütünleşik” bir yaklaşımın kaçınılmaz olduğu öne sürülüyor. Bu ifade kavramsal olarak alındığında, sürdürülebilirlik açısından çok olumludur, hatta bu bütünleşme Tarlabaşı’nın tarihsel ve fiziksel ilişki içerisinde bulunduğu daha geniş bir çevreyi kapsamalıdır. Ne var ki ortaya çıkan çalışmalarda göze çarpan “bütünleşik” yaklaşım bölgenin belirli parsel gruplarına bölünerek bu gruplarda dev yapılaşmalara gidilmesi yönünde şekilci bir anlam kazanmış. Yeşil alanların arttırılması, ışık ve hava imkanının iyileştirilmesi, otopark sıkıntısının çözülmesi gibi dayanağı tartışılmayacak program verileri, sergilenen projelerdeki halihazır yapı yoğunluğunun ve yüksekliğinin arttırılma eğilimi ile çelişir gözüküyor. Eldeki yapılar iç sirkülasyon, altyapı ve statik özellikleri bakımından farklılıklar taşımaktadır, bu durumda bu binaların üzerlerine kat ekleyerek yükseltilmesi işi de (mutlaka gerekiyorsa) parsellere özgü olmalıdır. Burada getirilen “bütünleşik” çözüm ancak eski binaların cephelerinin yeni dev blokların “cephe dekoru” olarak hizmet vermesine yol açabilir ki zaten projenin açıklamasında bazı yapıların içlerinin boşaltılarak cephelerinin “korunacağı”ndan da söz edilmekte. Planlanan bu -tabirimi affedin- “Frankensteinvari” binaların cephe çözümleri sırasında 19.yy eklektisist yapıların yüzleri “korumaya değer” bulunmuş, 50’li yılların pragmatik anlayışla yapılmış iddiasız binaları ise ortadan kaldırılarak bunların yeri geniş cam yüzeyler ve güneş kırıcı lamellerle donatılmış. Bu şekilde “mimari bir hava” verilmiş karizmatik cephelerin bir kısmı da kuzeye bakmakta!. Halihazırdaki yapıların doluluk boşluk oranları sadece eski teknolojik imkanların sınırlılığı ile açıklanamaz. Dış dünyayı iç mekan ile ilişkilendiren bu “arayüz”lerin morfolojisi mekanların havalandırması, ısıtılması, soğutulması, camların temizlenebilmesi, mahremiyetin sağlanması gibi asırlarca tecrübe edilmiş pragmatik verilere dayanır. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki İstanbul “boş bir masa” değildir. Burada sokaklar tarihsel bir sürekliliği, zengin bir kültürel patchwork ‘ü yansıtır, farklı dönemlerin kendine özgü sosyolojik yapısına göre şekillenir. Buna 19.yüzyılın eklektisist yapıları kadar modern döneme ait betonarme bloklar da dahildir. Yapılar yenilenir, yeniden programlanır, modifiye edilir. Ekonomik ömrünü tamamlayanlar, güvenli olmayanlar, kentsel gelişime engel olanlar yıkılabilir. Boşluklar doldurulur, boşluklar korunur. Ara mekanlara geçici işlevler verilebilir, yeni geçitler, bağlantılar kurgulanabilir. Ancak bunları yaparken binaların ölçeklerini, oranlarını, toplumsal ve çevresel özelliklerini, tarihi bağlamlarını objektif bir gözle değerlendirebilmek gerekir. “Korumaya değer” yapı ve giderek burada “yaşatmaya değer” insan gibi kavramlar, belki de belirli kişi ve gruplar tarafından sınırlı sürede verilebilecek kararlara bağlı olmamalıdır. Tohumlar atılır, yeşermesi için gereken yapılır. Noktasal müdahaleler zamanla çevresini şekillendirir. Tarlabaşı’nı da, benzer diğer sorunlu yerleşimler gibi “bütünleşik” bir anlayışla, ama mutlaka “bireysel” ve sınırlı inşai müdahalelerle ele almak, çok daha ekonomik, sürdürülebilir ve her şeyden önce “insani” sonuçlar verecektir. Y. Mimar Can Taşkent, MSGSÜ, AKBILD |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 18-02-2008
Mesaj: 56
|
Ahmet Misbah Demircan: Tarlabaşı Ekonomik Bir Değer Olarak Görülmüyordu
Tarlabaşı Yenileme Projesi, Anıtlar Kurulu’ndan alınan onay sonrası halkın ve uzmanların görüşüne sunuldu. Aralarında proje alanında yaşayanlar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve özel sektörden uzmanların bulunduğu bir çevrenin katkılarıyla, deneyimli danışmanlar ve mimari gruplar tarafından hazırlanan ve şu anda avan proje aşamasında olan proje, son halini almadan önce halkın ve uzmanların öneri getirebilmesini sağlamak amacıyla “Tarlabaşı Geleceğini Paylaşıyor” adıyla sergilenmeye başlandı.
![]() 23 Mayıs 2008 Cuma günü Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın konuşmalarıyla açılan sergide Yenileme Projesi konuşuldu. Habere ulaşmak için tıklayın. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-04-2008
Mesaj: 8
|
şu ana kadar gözümüzün önünde hiçbir veri olmadan getirilebilecek en olası yorum sürecin şeffaflığına dairdi ve bu şeffaflık talebi doğrultusunda artık yapılabilecek birşey yok. demek istediğim şu andan itibaren önümüze birtakım bilgiler gelmeye başlasa bile şeffaflık eleştirisi bağlamında artık çok geç. öte yandan özenle ve ısrarla bahsedilen "yenileme" kavramı başlı başına bir dönüşümün tetikleyicisi değilse nedir. sonuçta bölgenin rant bağlamında değeri değişecekse bu dönüşümü getirir. kullanıcı profili değişecek, bölgenin hali hazırda orada bulunan kullanıcıları burada tutunamayacaktır. renderlardan birkaçında gözüme çarpan elinde bond çantası ve üstünde takım elbisesiyle tarlabaşı sokaklarında salınan iş adamı profili de bence bunun bir göstergesidir.
mimari anlamda nitelikli yorum yapabilmek için hala yeterli veriye sahip olmadığımız görüşündeyim. yeni bir kimlikle sarmalanan varolan yapılar(üstüne kat çıkılmış cumbalı yapılardan bahsediyorum) daha nitelikli görünmekle beraber bana beyoğlu tünel'deki richmond oteli anımsattı. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2002
Mesaj: 32
|
Ülkemizde henüz çok yeni bu projeler.
Batıda ise ikinci dünya savaşı sonrasında başlamış halen daha devam ediyor. Gerek Arkitera’da gerek Mimdap’ta yayınlanan projelerin önemli bir kısmı “kentsel dönüşüm”ler kapsamında hazırlanmış projelerdir. Ancak bizim çok sağlıklı olmayan meslek ortamımızın tavrı biraz farklı; sözgelimi meslek odası daha projeler ortaya çıkmadan dava açtı. Hem de tüm toplantılara katılmış olmasına rağmen “dava dilekçesine” haberi olduğu tarih diye garip bir madde koyarak. Neden? Çünkü bu günkü yönetime oy veren kesimin bir bölümü bunu kenti koruma zannediyor. Halbuki bu alanın bir depremde çok ciddi hasarlara açık olduğunu görmüyorlar. Ayrıca onun dışında bu alanın batı ülkelerinde mimarlara iş sağlayan çok önemli bir alan olduğunu bile henüz görmüyorlar. (Geçen yıl Fransa da uygulaması yapılmakta olan iki tane proje üzerinde çalıştık: birisi bir fabrikanın dönüşümüydü. Diğeri yine bir fabrikanın artık mevcut olmayan gabarisinin kullanımı üzerineydi ve kentsel dönüşüm adı altında yapılıyordu) Bizde karşı çıkıyorlar neden? çünkü kimileri “bunu ancak ben yaparım başkası yaparsa engel olmalıyım” düşüncesinde. Kimileri ise “bu işin böyle yapılabileceği ortaya çıkarsa benim yıllardır savunduğum tezlerin yanlış olduğu anlaşılır” endişesinde. Bölgede oturanlar kat adedinin arttırılarak kendilerine daha fazla alan verilmesinin peşinde (hatta bunun için odanın desteğini bile talep etmişler)Yerel yönetimler başarılı olmanın peşinde ve tüm bu aktörler çok ince dengelerde bir araya geliyorlar. Eğer ortam müsaitse yaptığınız çalışmaları daha çalışmanın bitiminde ilgili sokakta sergilersiniz. Tıpkı geçmişte İzmit’te, Muğla’da, Amasya’da…… daha birçok yerde yaptığımız gibi. İnsanlar geldiklerinde bir menfaat söz konusu olmadığını gördükleri zaman içleri rahat ayrılırlar. Ama her yerde bu mümkün olmaz. Ayrıca ortada sağlam bir finansman olmadan da bu tür projeleri hayata geçiremezsiniz. Bunlar gerçekten kolay projeler değiller. Normal olarak bir mimari büroya bir parsel projesi siparişi verildiği zaman süre de bellidir ve çoğu durumda en fazla onbeş gündür. O da eğer tasarımı yeniden yapacaksa, yoksa eskinin çekmece şimdinin copy/paste/strech projelerini proje yerine koyarsak bir kaç saat.... onun da çoğu ozalitciye gitme gelme süresi. Burada bunların hiç birisi söz konusu değildir. Her detayı ince ince düşünmek zorundasınız. Öyle ki avan proje safhası bile uygulama projesinden detaylı olmak zorundadır. Han bürolarında yapılan ve damga pulu işlevi gören projeler çoğu kez toplum tarafından masum sayılırlar, göz yumulurlar ve sorun edilmezler. Mimarlar odası onlara karşı en ufak bir girişimi yoktur. Nitelik arayışları, iddiaları… yoktur. Halbuki İstanbul'un neredeyse tamamı bu projelerle katledilmiştir. İddiasız proje bir kentte bir kent cinayetidir. Dünyada kentsel dönüşüm projelerine bakılınca durum farklıdır. Çünkü tek bir parsel söz konusu değildir. (bu arada dünya parsel boyutunu aşalı yıllar oluyor) en azından bir ada hatta daha büyük alanlar sözkonusudur. Projenin sosyal yönü vardır (en zor tarafı da budur çünkü insanların imkanlarını geliştirmeniz gerekir.) (Halbuki parsel bazında yapılan çalışmalarda bu yoktur), Ekonomik boyutu vardır (yani finansmanını çok karmaşık sistemler içinden bulmanız gerekir), Altyapı boyutu vardır. Çünkü ortaya çıkacak sorunları da önceden düşünüp çözmeniz gerekir. Estetik boyutu vardır çünkü mevcut bir dokuya çağdaş mimari açısından bakmanız gerekir. Sürekli geri dönüşler vardır çünkü bu tür projeler doğaları gereği tartışılırlar. Ve bizim gibi hukuki altyapısını oluşturamamış sonucuna bakmadan olura olmaza dava açan meslek odalarının olduğu bir yerde bu tartışmalar mesleki boyutta değil politik boyutta geçer. Projeler ise politika ortamında kimsenin umurunda değildir. Ayrıca eleştirileri de sloganlaşmış kalıplarladır –"bu bir yağma projesidir" derler, "bu rant projesidir" derler- proje ne olursa olsun aynı kalıplar kullanılır. İnsanların evlerinden kovulduğu söylenir ama yapıların yarısının boş olduğu gizlenir. Deprem kelimesi mimari sorumluluğu da hatırlattığı için unutulur. Çöküntü kelimesi anlamsızlaşır. Dil sınırlanmıştır. Kelime haznesi de daralmıştır artık. Davranışlar da garipleşir: 95 planlarında olduğu gibi dava açarlar plan iptal olur sonra iptal olan planın yasını tutarlar. (3 emsaldi 10 emsale çıktı derler) Hani timsahlar da ağlarmış… Bu arada ortaya çıkan boşlukta gerçek anlamda "yağma" "talan" alır başını gider mimarlık ise neredeyse yapılamaz hale gelir. Kimin umurunda? Bu tür projelerde özellikle Türkiye’de sonucun başarılı olması ise çok fazla etkene bağlıdır çünkü toplumumuz batılı anlamda örgütlenememiştir. Modelleri eksiktir. Örneğin Kocaeli nde yapılan bir çalışmada (bu tür projeler için organize sanayi bölgelerinin örgütlenme modelinin kuran) sanayi odası sekreteri “organize kültür bölgesi” gibi bir tanım önermişti. Çünkü hukuki statü bulamıyorduk. Bir deprem Valisi “benim evimin banyosu akıyor onu da yapın” demişti. Halka gelince evinin çatısını yaptığımız (çünkü çatı yoktu ve yağmur kar evin içine yağıyordu) bir adam kirası arttı diye bizi şikayet etmişti. Bu uzun yıllar bir kötülük işareti olarak anlatıldı. Kimsenin evin içen yağan kara yağmura baktığı yoktu. Yine Avrupa Topluluğu’nun Türkiye’de bir örnek gösterme girişiminin amacı da yeni toplumsal örgütlenme modellerinin tanıtımını yapmaktı. (İlk Fener Balat projesinin amacı) Ama olmadı o tarihte Toki kredilerinin bile on yılı aşan yapılarda kullanılmasını kabul ettiremedik. Türkiye katkı koyamadı. (Avukatımız Derviş Parlak’ı bir kez daha anmak isterim) En sonunda “madem öyle alın bu parayı ne yapabiliyorsanız yapın” diyerek işin içinden çıkmışlardı. Onun için şeffaflık evet gayet tabi. Tartışma kesinlikle. Yarışma ile proje elde etme. En büyük temennim, hayalim.(çünkü gelişmişlik işaretidir bu, tıpkı tüm kamu yapılarının hatta özel yapıların da yarışmalarla elde edilmesi gibi) Ama burası Türkiye. Sınırlar var ve sınırlar sanılandan çok daha dar. Sınırları genişletmek zorundayız; zaten MİMARLIĞIN ÖNÜNÜ AÇIN sloganının kastettiği de bu değil mi? Yukarıda koşulları özetlemeye çalıştım ama umarım bunları sorunsuz, rahat, her aşaması şeffaf ortamlarda gerçekleştirebilmek için günün birinde yeteri kadar gelişmiş oluruz. Yılmaz Kuyumcu
__________________
galatalıyım En son yilmaz tarafından düzenlendi : 26-05-2008 21:26. |
|
|
|
|
|
#15 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 03-07-2006
Mesaj: 268
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|