Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > İstanbul

İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 08-02-2003, 00:30   #1
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 4
Exclamation Kentlerimizin Kimliksizliği Kimliğimiz Oldu

geçen gün televizyonda bir Fransız kanalını izlerken,çekimlerdeki konut yerleşimlerini görünce burası ne kadar çok Türkiye'ye benziyor dememe kalmadan gerçekten de Türkiye'den bahsettiklerinin farkına vardım. hep söyleniriz 'ne kadar kimliksizleşti şu kentlerimiz diye' oysa ki KENTLERİMİZİN KİMLİKSİZLİĞİ KİMLİĞİMİZ OLMUŞ DA HABERİMİZ YOK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
dide offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 15-04-2003, 21:35   #2
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 4
Red face İzmit!i tanımaya herkesi bekliyorum...


kimliksizleşen kentlerimizden biri olan İzmit'in dünü ve bugünü hakkında İSTON'un düzenlediği sempozyumda görüşmek üzere...

Harbiye Askeri Müze 22. 04.2003 09.15
dide offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 07-05-2003, 00:40   #3
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 04-05-2003
Mesaj: 10
Re: kentlerimizin kimliksizliği kimliğimiz oldu

Alıntı:
Orjinal mesajı gönderen: dide
KENTLERİMİZİN KİMLİKSİZLİĞİ KİMLİĞİMİZ OLMUŞ DA HABERİMİZ YOK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
kimliksizlik de bir kimlikse amaç "özgün kimliksizliği yaratmak" olabilir mi
PuRGe offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 07-05-2003, 12:30   #4
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 4
Re: Re: kentlerimizin kimliksizliği kimliğimiz oldu

Alıntı:
Orjinal mesajı gönderen: PuRGe
kimliksizlik de bir kimlikse amaç "özgün kimliksizliği yaratmak" olabilir mi
yaklaşım ilginç!!!!!!!!
fikrinizi biraz daha açmanızı bekliyorum...
dide offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 08-08-2003, 11:41   #5
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-04-2003
Mesaj: 10
Re: Re: Re: kentlerimizin kimliksizliği kimliğimiz oldu

kimliksizlesen Turklerin timsali de kimliksiz igrenc sehirler iste, baska ne denir ?
abdullah hamdo offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-08-2003, 22:56   #6
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-02-2003
Mesaj: 4
Re: Re: Re: Re: kentlerimizin kimliksizliği kimliğimiz oldu

Alıntı:
Orjinal mesajı gönderen: abdullah hamdo
kimliksizlesen Turklerin timsali de kimliksiz igrenc sehirler iste, baska ne denir ?
OLAY, SADECE ŞEHİRLERİMİZDE DE DEĞİL. BU YAZ ,TATİL İÇİN NEREYE GİTTİYSEM HEDİYELİK EŞYALAR REYONUNDA UZAK DOĞU VB. KÜLTÜRLERİN İŞLERİ SATILMAKTA AMA KÖYLERİMİZE İLİŞKİN EL İŞİ AZINLIKTA KALMAKTAYDI. BİZE ÖZEL HİÇ SATIŞ YAPMAYANLAR BİLE VARDI. BİR TURİST TÜRKİYE'YE GELİYOR ALIŞ-VERİŞ YAPIYOR, FOTO- FİLM ÇEKİYOR VEEEEEE ÜLKESİNE DÖNDÜĞÜNDE ELDE ÇİN İŞİ -HİNT İŞİ VB. VAR. BUNLARIN YANINDA MÜTHİŞ KENT MİMARİMİZİ DE GÖRDÜYSE ARTIK TAMAM... WOW TATİL MERKEZİNİN REKLAMLARINI İZLİYORSUNUZDUR HERHALDE...KREMLİN ARTIK TÜRKİYE'DE...SIRA AMERİKA'NIN YUNAN MİMARİSİNİ KOPYALADIĞI GİBİ BAŞKA KÜLTÜRLERİ TÜRKİYE'DE KOPYALAMAYA GELDİ. HADİ AMERİKA'YI ANLAMAK LAZIM ADAMLARIN ZATEN TEK KÜLTÜRÜ KIZILDERİLİLERDİ- Kİ ONLARI DA TANIMADILAR- KÜLTÜR FAKİRLERİ BU DURUMDA SAĞA SOLA SALDIRDILAR. AMA TÜRKİYE'DE BU YAPILANLARI BİR YERE KOYAMIYORUM. KÜLTÜR TARİHİ EN ZENGİN TOPRAKLARDAYIZ. ... VE BU HALDEYİZ... ŞAPKAYI ÖNÜMÜZE KOYUP BİR DAHA DÜŞÜNMELİYİZ...
dide offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 08-12-2003, 23:51   #7
Arkitera Üyesi
 
uyanob'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 01-12-2003
Mesaj: 29
Lightbulb

kimlik kavramı globalizmin en çok tartışılan sorunudur. dünyada serbest pazar ekonomilerinin uygulanmaya başlanması ve özellikle de 80 sonrası politikaları ile uluslarötesi hakim güçler ortaya çıkmıştır. bu uluslar ötesi güçler ki aslında kapitalin toplandığı merkezlerdir (çok uluslu şirketler) bütün dünyayı tüketime açık ortak bir pazar olarak algıladılar. zamanla global yayılımları doğrultusunda kentlerde simgesel olarak ortaya çıktılar. kent meydanlarında ki mc donalds'lar, migros türevi alışveriş merkezleri, zara'lar ve benzerleri ile doldu. ve hemen hemen her kentte bu manzara aynılaştı ve yerel olanı evrenselleştirirken bölgeseli yok etti. Bodrum da bodrum'a özgü hediyelik eşya bulunamaz noktaya geldi. Milano da üzerinde Prada Milano yazan çantalar Duomo Katedralinin bir çiziminin ya da küçük metal maketinin önüne geçti. Ancak bu gün gelinen noktada anlaşıldı ki açık pazar anlayışı ve tüm dünyanın ortak tüketme güdüsü şehirlerde ve ürünlerde aynılaşmayı ve ardından kimliksizliği getirdi. aslında kimliksizlikten ziyade tek kimliğe doğru gidişi. aslında bugün sorun tam ortada duruyorken buna çözüm arayan sadece kentsel planlamacılar ya da mimarlar değildirler. kuramsalcılar ile birlikte küreselleşmenin ve zihniyetinin merkezinde yer alan yöneticilerininde kaygılanmaya başladıkları görünüyor. Temelde insan kurgusu olan serbest pazarın ve piyasa ekonomisinin sürdürülebilirliğinin tek destekçisi olan refah toplumu kimliksizliğin sonuçlarından etkileniyor.
İşte bu tartışma sadece ülkemizde değil dünyanın heryerinde ciddi bir sorun olarak gözlemleniyor. Bu gün artık her mega kentte 5. caddenin kötü birer kopyalarına rastlamak mümkündür...
__________________
o.b.u.
uyanob offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 03-03-2004, 12:41   #8
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 27-02-2004
Mesaj: 36
Bu dogru, tuketim cilginligi insanlari bir tur barbarliga ve kulturel yokolusa surukluyor. Tuketim carki bazen isin icine kulturel gecmisi filan sokmaya kalksa da urunun asiri populerlesmesi oyle bir tablo yaratiyor ki bu tarihsel mesaj da zaman icinde banallesiyor. Turketim cilginligini savunan zevat genellikle tuketim olmaz sa uretim de olmaz ve issizlik dogar diyor ama olayi %100 kapitalist bir suzgecle inceliyorlar, sanki dunya ekonomisi sonsuza kadar buyuyebilirmis gibi...
epicureo offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 03-03-2004, 12:58   #9
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 27-02-2004
Mesaj: 36
Bu dogru, tuketim cilginligi insanlari bir tur barbarliga ve kulturel yokolusa surukluyor. Tuketim carki bazen isin icine kulturel gecmisi filan sokmaya kalksa da urunun asiri populerlesmesi oyle bir tablo yaratiyor ki bu tarihsel mesaj da zaman icinde banallesiyor. Turketim cilginligini savunan zevat genellikle tuketim olmaz sa uretim de olmaz ve issizlik dogar diyor ama olayi %100 kapitalist bir suzgecle inceliyorlar, sanki dunya ekonomisi sonsuza kadar buyuyebilirmis gibi...
epicureo offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 12-04-2006, 10:12   #10
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 12-04-2006
Mesaj: 3
Exclamation koruma kültürüne bir örnek

Koruma Kültürüne bir bakış; Bir İngiliz Kasabası...


Turizm Pazarlaması eğitimi almak amacıyla İngiltere’de bulunduğum 2004-2005 yıllarında, yaşadığım deneyimlerin desteğiyle, İngiliz toplumunun sahip olduğu koruma kültürünü sizlere örneklerle anlatmayı bir görev sayıyorum;

İngiltere’nin Midland olarak adlandırılan bölgesi, Londra’nın kuzeyinden başlayıp Northampton merkezinde, batısında Birmingham kuzeyinde Nothingham ve doğusunda Kuzey Denizine değin uzanan ve özellikle 50’li yılların başında İngiltere’nin ilk iç turizm deneyimlerinin başladığı yerler olan Skegness ve Huntington’u da içine alan bir bölgedir.

Ailemle birlikte, bu bölge içinde yer alan tipik bir İngiliz şehri Kettering’te 1 yıl yaşadım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki İngiliz şehirleşme felsefesi, büyük şehirlerin olmadığı (1 milyonu aşan şehir sayısı sadece 3), nüfusu 80.000 ile 200.000 arasında değişen merkezlerin yoğunluk kazandığı (ülke nüfusunun %75) bir anlayışı benimsemiş gözükmektedir. Northampton bölgesi de bu anlayış çerçevesinde oluşmuş, doğal sulama sistemi haline gelmiş, tipik Britanya iklimi sayesinde, yemyeşil fakat ormandan yoksun bir coğrafyaya sahip bulunuyor. Şehrin en yüksek yapısı Bölge Kilisesi (Paris Chuch) ise bu özelliğini halen muhafaza ediyor. Şehir dışındaki, 3 katlı apartman diyebileceğimiz yapılar dahi şehrin merkez sokaklarındaki tuğla yapıların otoritesini henüz sarsabilmiş değil! Kendi ülkemde 20 yıldan daha fazla bir geçmişe sahip bir yapıda yaşamamış bir kişi olarak Kettering’deki 1901 yapımı kırmızı tuğlalı evimiz, hayatımız boyunca unutamayacağımız bir olgu olarak hatıralarımızda yerini almıştır. Düşünün ki insanlar, büyük babalarının oturdukları evlerde tüm çağdaş gereksinimlere sahip olarak oturuyor, onların geçtikleri sokaklardan geçiyor ve hatta onların gittikleri kütüphane ve okullara gidiyorlar. Böyle bir ortamda toplumun kültür bilincini ve onu koruma güdüsünü tahmin edebiliyor musunuz? Toplumumuzun yaşadığı değişimler ve yıkımların böylesi bir koruma kültürünün oluşması yönünde engel oluşturduğunun farkında olmakla beraber, herşeyi de bu kadar çabuk tüketmenin ve geçmişe dair yaşanmışlıkları ve onların kalıntılarını yok etme hakkımızın da olmadığını düşünüyorum.

İngiliz toplumunun bilincinde yer alan Wictoria tuğlalı evleri, yılın her mevsimi hareketli ve güzel bahçeleri ve her faaliyete uygun geniş çim düzlükleri ile kentli olarak doğayla nasıl uyum içinde yaşanabileceğinin kanıtını bizlere sunmaktadır.

Oğlumun arkadaşı Richard’ın ailesinin 38 yıldır aynı evde yaşadığını ve aynı sokaktan geçip tüm aile fertlerinin aynı okula devam ettiklerini öğrenince, ne kadar göçer ruha sahip olduğumuzu ve o an orada oluşumuzun da ne anlama geldiğini düşünmeden edememiştim. Böylece kent silüetinin korunmasının toplum bilincine sağladığı katkıyı da yaşayarak öğrenmenin hazzını aldım.

Kettering kütüphanesinde 19.yy ve 20. yy’nin başlarında çekilmiş birçok fotoğrafı inceledikten sonra kent merkezinin omurgasının hep aynı olduğunu ve sokak isimlerinin ise 30 yıl sonra gittiğimde de aynı olarak kalacağını farkederek nedense bir rahatlık yaşadığımı hatırlıyorum. Seneler sonra oğlumun tekrar aynı sokakları, devam ettiği okulu görebilme imkanı insanı rahatlatıyor. İşte bu noktada kök salmanın kültürel korumayı da beraberinde getirdiğini, topluma bilinç kattığını ve bu bilincin gelecek kuşaklara aktarılarak sürdürülebilirliğin sağlandığını anlıyorsunuz.

Ülkemizde ise eskiye dair ne var ise yıkılıp yenisinin yapılması isteği ile yetiştirilen kuşakların, öncelikle kendi ailelerinin ve sonrasında toplumun geçmişine ve geçmişin yarattığı değerlere sahip çıkma bilinci oldukça düşük düzeydedir. Geçmiş ile bağımız adeta bir balta ile koparılmakta geçmişe dair hiçbir şeyi hatırlayamaz duruma gelmekteyiz. Hatta bir yıl önce dinlediğimiz müziği bile hatırlamıyor, açıkçası pek de umurunda olmuyoruz. 2001 yılında Keçiören Kalaba Vadisi! Yol kenarında bir törenle dikilen ağaçların üzerine 2005 yılında 10 katlı binaların yükseltildiğini görüyor hiç kimseye hiçbir soru sormuyoruz! İşte böyle olunca da kendi bilincimizi kendimiz yok ediyoruz!


İrfan ÖNAL
riben offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 13-04-2006, 09:12   #11
Forum Üyesi
 
rapsodyred'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 23-08-2005
Mesaj: 132
ortaçağ karanlığı yaşıyoruz da kendimizi modernleşiyor sanıyoruz sanırım...
rapsodyred offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 13-04-2006, 12:33   #12
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 23-01-2005
Mesaj: 101
Koruma Kültürü...

Sayın Riben ingilterede yaşadığı ve gördüğü bir şehirin nasıl korunduğunu çok açık ve çokta güzel anlatmış.Şimdi bizim ukalalar canım burası Türkiye beğenmiyorsan oraya git demeye başlıyacaklardır.tabii burada düşünülecek İlk şey neyin, nasıl ve kimler tarafından koruması.İnsanlarımız yağma sisteminde doğup yağma sisteminde yetişmiş.Başkada bir bilgisi yok. Anadolu topraklarına şehirleri yayarak güzel yerleşim alanları yaratacaklarına çuvalını sırtlıyan rant bölgelerine akın etmiş.Ne karışan var ne soran herkes istediğini yapabiliyor.Kendi tarlasından bir metre içeriye girdi diye ortalığı kan gölüne çevirenler rant oldumu na tarihi eser ne tarihi yapı ne bulurlarsa yıkıp yerine ucubet yapılar yapmayı çok iyi bilirler.Bu gün Türkiyede 81 il var .Bunların içinde ile benziyen bir tane şehir gösterbilirmisiniz.Bir şehire şöyle uzaktan bir bakın bakalım ,muntazam bir yol ,bir yapı ,bir eser görebiliyormusunuz.Her taraf tuğla yığıntısı.eski medeniyetlerden kalma yapılar birer birer yok edilmiş,yerine hiçte hoş olmıyan yapılar kondurulmuş.
Ben İstanbulun her semtine rahatca tramvaylarla gidildiği zamanları hala hatırlıyorum.Lizabon'u gidin görün ayni raylı sistem hala mevcut ve çalışıyor.Bir aklı evvel
efendim raylı sistem trafiği aksatıyor bunları kaldırıp geniş yollar yapalım dedi ve o güzelim şehrin bu gün kü karmaşık duruma gelmesine sebep oldu.Bu gün bir akllı da yine raylı sisteme döndürmek için çırpınıyor.Tabii bunu cebini doldurmak için yapıyor.Bundan rant sağlıyan bir kesim herşeyi güllük gülistanlık görüyor.
Plansız yapılaşma bizim en büyük hastalığımız.bu hastalıktan nasıl kurtulmak lazım onuda başka bir zamanda anlatmaya çalışacağım..
bortluce offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 31-05-2006, 16:30   #13
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 31-03-2003
Mesaj: 21
fikir-zikir olayı

Bence mevcut durumu ortaya koymak dışında da bir takım girişimlerde bulunulması gerekiyor. Bilmiyorum ne olabilir... Yani tamam konuşuyoruz bir yere kadar güzel ama lafla peynir gemileri de yürümüyor.
Bir kampanya.
Belki sivil bir hareket.
Yanlış anlaşılmasın söylemeye çalıştığım ama bence bu görüşleri eğitimli-aydın katmanından halk katmanına indirmek gerekiyor...
Önerisi olan var mı?
zozdamar offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 10-07-2006, 14:48   #14
Forum Üyesi
 
ozga'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 07-07-2006
Mesaj: 5
bi önerim var

mesala önümüzdeki secimlerde dogru secimler yapmak gibi
ozga offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-07-2006, 11:05   #15
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 29-11-2004
Mesaj: 9
özgün kimliksizleşme yada kabullenme.

Zozdamar a bir cevap vermek sanırım sorunun temelinde ne gibi düşüncenin yattığını biraz ön plana çkarıyor. Konuyu halk katmanına indirmek gerekiyor. Evet çoğunluğunu eğitimsiz diye düşündüğümüz halk kitlesinin oluşturduğu Türkiye coğrafyası ve diğer tarafta İngiltere örneği.
Ben'de İngilterede yaşamış biri olarak ve şu andada Viyanada bulunuyorum, sorunun Türk kültür yapısıyla ilgili olabileceğine dair düşüncelerim var. Yani aslında bu kimliksiz diye nitelendirdiğimiz yapı bir çeşit gerçek kimliğimizi oluşturuyor. Tabi genel yapıdan bahsediyorum.
İngilterede yada Avrupanın diğer şehirlerinde dolaşırken sokak aralarında çirkin bir bina görüyorsanız büyük olasılıkla Türklere aittir! Yanlış parketmiş bir araba varsa muhtemelen Türk sürücüye aittir. Uzaktan birilerinin gürültü yaparak yaklaştığını duyuyorsanız Türk olma olasılığı yüksektir. Trafik kurallarına uymayan birisi varsa tahmin etmek zordeğil.
Böyle olunca bir mimar olarak türkiyede yaşayan türklerrin bir sorunu genel yapı ve mevcut politika gibi görünsede bireylerde aranması gereken cevaplar olduğuna inanıyorum.
Archinter offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 00:37.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177