![]() |
|
|||||||
| İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 01-02-2002
Mesaj: 28
|
Istanbul'da gökdelen bölgesi
Bence Levent - Maslak hatti ülkemizde kamu mekaninin ve sehircilik kültürünün daha emekleme asamasinda oldugunun en büyük kaniti. Tek tek güzel binalar olsa da bir bütünlük olusturmuyorlar.
Yani o gökdelenlerin arasinda parklar, havuzlar, meydanlar olsa. O mekanlarda insanlar ögle yemeklerini yese, cimlere uzansa... Cok mu ütopik düsünüyorum ülkemiz gercekleri icin? |
|
|
|
|
#2 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
eyide dostum azcik kafasi calisan ve istanbul u haritasina bakmis biri levet-maslak hattinin gelismeye kapali oldugunu bilir ve kastettigin hattin tam tersi istikamette (ikitelli bolgesinde olmasi gerektigini rahatca idrak edebilir
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
|
Ikitelli'deki gecekondu çöplüğüne Olimpiyat Stadı'mızı kurban verdik zaten; bari gökdelenlerimize yazık olmasın. Zaten jeoloji uzmanlarına göre (hatırladığım kadarıyla) güçlü bir depremde Ikitelli-Büyükçekmece arasındaki hemen herşey yerle bir olacak.
Oradaki "cilt kanseri" artık tedavi olamayacak kadar ilerlemiş durumda. O yüzden oraya yapılacak olan her yeni güzel binaya yazık olur bence. Levent-Maslak hattı ve Kozyatağı Istanbul'un jeolojik olarak en güçlü yerleri arasındalar, zaten bu yüzden yüksek binalar da buraya yapılıyor. Bence gökdelenleri şehirden uzağa yapmak için onlardan nefret ediyor olmak lazım. Çirkin binalara ben de karşıyım, ama iyi tasarlanmış gökdelenler şehire çirkinlik değil, güzellik katarlar. Hatta o şehrin sembolü haline gelirler. Tıpkı Commerzbank ve Frankfurt, ya da Chrysler Building ve New York City gibi... Istanbul, Venedik ya da Floransa gibi "cam faunus" içinde korunan ölü bir "müze şehir" değil. Tıpkı New York City gibi sürekli değişen ve yenilenen bir şehir; National Geographic'in de tanımladığı gibi "ölümsüz" bir şehir. Elbette ki tarihi yarımada (Suriçi) ve Galata bölgeleri koruma altına alınmalı, oradaki binalar özenle restore edilmeli ve bölgede yeni yapılaşmaya da izin verilmemeli. Ama Istanbul'un tarihi olmayan kısımları da (eskiden dutluk olan Levent ve düne kadar gecekondu mahallesi olan Ayazağa gibi yerler) gelişmeye açık tutulmalıdır. |
|
|
|
|
#4 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
ahh be dostum bi istanbul haritasina bakda oyle konus.nere gidecek levent istikametinde ki aks ormanlari yaripta denize mi girecek.
sunu unutma depremin dunyadaki max yogun oldugu yer gokdelenler ulkesi japonya .gokdelenler de h1cb1r deprem sorunu olmaz . ikitelli dememin nedeni o aksin oldukca uygun olmasi. hem benim fikrime göre istanbulda sanayininde isi yok.(finans merkezi olmasi gereken bir sehirdir istanbul) gecekonduya gelince:mit baskaninin mabitata da dedigi gibi. "gece kondular sizin halen bozulmamasi servetlerinizdir. formlardan birinde bunu anlatmistim bence ne anlama geldigini. beyninizi biraz yorum ve artik farkli dusunun.yoksa kaybedenler olursunuz |
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.249
|
Ne derse densin şehirin yaşayan bir organizma olduğu gerçeğinden yola çıkarak “şehir planlaması” olgusunun bazı kısımlarda artık kontrolden çıktığı da bir gerçek.
İkitelli zaten devasa organize sanayi bölgesi ve basın-yayın firmalarının bir merkezi oldu bile. Levent- Maslak için de artık yerleşmiş düzenler sözkonusu. Koskoca bir Atatürk Sanayi Sitesi’ni yerinden kaldıramazsınız. Örneklerinin gördük. Perşembe Pazarı esnafını Perpa’ya taşımak için bile Belediye neler çekti. Zaten Levent-Maslak aksında finans ve sanayi organı yapılarının şehirin siluetine değer katıp katmadığı tartışılabilecek bir durumda şu an için bir bütünlük arzetmesi pek mümkün değil ki bir Cesar Pelli’nin Petronas Kuleleri olmadan önce Malezya’yı belki de hiçbir şeyle özdeşleştirmek mümkün değildi. Bir landmark yaratmak tabii ki tekil bir ifade olamaz. Gerçekten New York örneğindeki Chrysler Binası’nın yapıldığı dönemde neredeyse yalnız başına bir abide olarak Manhattan’ı taçlandırdığı gerçeği de var. Şehir efsane görüntüsüne bir30-40 sene içerisinde ulaştı. Yani bahsedilen akstaki yapılaşma içerisinde Hausmann gibi de çıkıp İskender’in Kılıcı gibi bir düzen uygulamanız mümkün değil. Çözümler bütünlük taşımaya çalışıyor gibi. Metrocity bile içinden Metronun geçeceği ağırlıklı olarak da Residence kısmındaki katmana hitap edecek. Bir de şunu soralım. planlama yaparken halkın tümüne mi yoksa belli bir kısmına mı hitap edeceksiniz ?! Levent – Maslak aksında bir Central Park olabilecek rekreasyon alanı varda mı kullanmadılar ?! Kısıtlı arazinin zorunluluğu olan dikine yapılaşma kaçınılmaz. Son olarak şunu demek isterim. Şehirin yeni “çağdaş !” görünümüne kavuşması için daha bir süre daha beklemek gerekiyor. ![]()
__________________
BP |
|
|
|
|
#6 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Bahsettiklerim İTÜ, Harp Akademileri ve 3.Kolordu; bunlardan Central Park'dan da daha büyük bir park çıkar herhalde.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.249
|
Bahsettiklerim İTÜ, Harp Akademileri ve 1.Kolordu; bunlardan Central Park'dan da daha büyük bir park çıkar herhalde. [/b][/quote]
Sorunda zaten bu alanlar. Kolordu gibi bir düzeni değiştirmek imkansız. Askeri kurumlar şehirin stratejik kısımlarında konumlanma zorunluluğu var. Yani bir sefer durumunda İstanbul'un merkezi yeri olduğu için toplanma alanı olarak kullanılması durumu sözkonusu.
__________________
BP |
|
|
|
|
#8 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
sevgili dostlar
artik karar vermek için eskiden yapilmis yanlislarin üzerine dogru yapmaya calismak kadar meslegininize hakaret etmeyin. "....gercegini göz ardi etmemek gerekir.." gibi soylemler gunumuzun finanasman hizina yakismayan soylemlerdir. atakoy den basliyarak iceri dogru giren ve ikitelliye ulasacak bir finans merkezi olusturmak bence oldukca yerinde bir karar olucaktir. tabii bu projeyi mevcut hali ile bu bolgelerde dusunmek yanlis olur .mega bir donusum gerektirmektedir. metrocity tarzi,daha dogrusu berbat bir mimari soylemle ortaya cikip ,mevcut altyapi sorunlarini gormezden gelerek yapilacak olan kisir donusum calismalari ciliz ve yetersiz olucaktir. tüm bu sorunlari aslinda bir panel seklinde tartismak daha verimli olucagina inanmaktayim.ancak mega donusumler icin lutfen yapilan yanlislari gormezlikten gelip yeni bir dogus düsünmek gerekir.tüm bu calismalar hayal diye lekelenmeye calisilacaktir.ancak unutmayalim ki "hayal kuramayanlarin ;cep telefonu ile konusmak ve ucaga binmek gibi luksleri olamaz. |
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
|
Bence Tokyo ile Ikitelli-Büyükçekmece'yi kıyaslamak pek doğru değil çünkü tamamen farklı jeolojik özelliklere sahipler.
Japonya'da sürekli deprem oluyor çünkü Japonya tıpkı Hawaii gibi "volkanik" bir takımada (denizden yukarıya doğru volkanik patlamalarla yükselip oluşmuş) Ama Tokyo'nun şehir merkezinin "jeolojik" yapısı, Ikitelli-Büyükçekmece arasından daha sağlam (Ikitelli-Büyükçekmece'nin tabanı kum, Tokyo'nun tabanı kaya) Buna rağmen Tokyo'da 300 metrelik bir gökdelen yok. En yüksek bina "sadece" 243 metrelik Tokyo City Hall. Eğer uygun olsaydı zaten Japonlar 800-900 metrelik gökdelenlerle Tokyo'yu doldururlardı (böyle şeylere herkesten daha çok meraklılar aslında...) Ikitelli-Büyükçekmece hattında bırakın gökdelenleri, 1 katlı gecekondular bile 7.5'luk bir depremde yerle bir olacaklar. Zaten niye Düzce depreminde (ki Düzce aslında uzak sayılır) koskoca Istanbul'da sadece Avcılar-Büyükçekmece arasındaki binaların yıkıldığını sanıyorsunuz ki?... Ben en çok Avcılar'daki Korteks Plaza'ya üzülüyorum... Levent'teki binaların çoğundan daha güzel (hem iç hem dış olarak) ama ilk büyük depremde de sizlere ömür olacak... |
|
|
|
|
#10 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
büyükçekmece de nerden çıktı. ben oyle bişey demedim dediysem yanlış yazmışımdır.
ama iddiamda ısrarlıyım levent olu bolge gelecegı yok |
|
|
#11 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.249
|
metrocity tarzi,daha dogrusu berbat bir mimari soylemle ortaya cikip ,mevcut altyapi sorunlarini gormezden gelerek yapilacak olan kisir donusum calismalari ciliz ve yetersiz olucaktir.
Metrocity benim zaten örnek gösterdiğim bir yapı değil aksine yorumum içinde yeralan sözde "çağdaş" kelimesine özellikle dikkat çekmek istedim. Buradan yola çıkarak İstanbul'daki bazı bölgelerin statü simgesi bölgeler olmasından dolayı tercih edildiği gerçeği var. Bu bütün dünyada böyle. Şöyle düşünün New York'un statü bölgesi finans ve global firmalar için Manhattan, Roma içinse şehrin antik yapıları arasında koruma altında bulunan bölgeler içerisindeki tarihi binalar. Şehrin iş, kültür, v.b. birçok konuma yakın olması bir rastlantı değil. ![]()
__________________
BP |
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
|
"Gökdelen" denen mevhum zaten tamamen "ütopik", "gösterişçi" ve hatta "arogan".
"En büyük benim" iddiasının yapıya dönüştürülmüş hali. Durum böyleyken "prestij/gösteriş" amaçlı bu tip yapıların şehrin çok dışına, yani kimsenin hiçbir zaman göremeyeceği ve "dedikodusunu yapamayacağı" varoşlara inşa edilmesini beklemek de zaten mantıksızca. Tarihte bilinen ilk gökdelenler şaraplarıyla ünlü San Gimignano'da yapılmış. Zaten yıkılan World Trade Center'ın ilham kaynağı da San Gimignano'daki dünyanın ilk "ikiz kuleleri" olan 42 metrelik Salvucci Kuleleridir (WTC'ın 1/10 yüksekliğinde). Salvucci Kuleleri (sol), Dükalık Kulesi (sağ): ![]() Salvucci Kuleleri (sağ), Dükalık Kulesi (orta): ![]() ![]() Salvucci ailesi bu kuleleri hem "prestij" amacıyla yapmış, hem de dönemin yerel idaresinin koyduğu "hiçbir kule Dükalık Kulesi'nden yüksek olamaz" yasağına "biz de o zaman bir değil iki kule yaparız" diye karşılık verip şehrin en varlıklı ailesi olduğunu göstermek istemiş. Hal yüzyıllardır böyleyken (görgüsüzlük kavramı hiç değişmemişken) bu tip yapıların şehir merkezinden uzağa inşa edilmesini beklemek bence gerçekçi değil. Kaldı ki iyi yapılmış gökdelenler bence bir şehire gerçekten de "prestij" ve "estetik" kazandırır - en azından uluslararası yatırımcılar ve finans dünyasının gözünde. Bence Istanbul'un kuzeyindeki modern bölgelerin (Levent, Maslak) gökdelen merkezi olması güzel birşey. En azından Istanbul, Atina gibi sefil, köhne ve "geri kalmış" durmuyor. En son Kazansky tarafından düzenlendi : 25-11-2002 20:53. |
|
|
|
|
#13 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
dostum ikitelli bolgesını arastırdım
zemini gayet iyi.... kaynak JAIKA academy |
|
|
#14 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
|
Bugün bir film çekimi için Ikitelli'den geçtim ve gördüğüm manzara Istanbul hakkındaki tüm duygularımı değiştirdi.
Daha düne kadar Istanbul'un dünyanın en güzel şehri olduğuna inanıyordum, bugünse dünyanın en çirkin şehri olduğunu düşünüyorum. Yer gök gecekondu olmuş!... Çoğu boyasız ve sıvasız; ilk büyük depremde içinde yaşayan insanlara mezar olmayı bekliyorlar... Gönlüm bu kadar "çirkin" bir yere gökdelen inşa edilmesine el vermiyor, zira Ikitelli'deki urbanistik "cilt kanseri" artık düzeltilemeyecek boyutlara ulaşmış durumda (Istanbul'un pek çok başka yerinde olduğu gibi...) Tekstilkent'e (çatısının cam kaplaması tamamlanmadığı için çirkin dursa bile) çok acıyorum, çünkü uçsuz bucaksız bir gecekondu çöplüğünün ortasında çok komik ve zavallı duruyor... Tam anlamıyla "dam üstünde saksağan"... ![]() Bir de utanmadan olimpiyatları İkitelli'de düzenlemeye kalkıştık; zaten IOC de nazikçe "çevre sorununuz var" diye geçiştirdi... Merak ediyorum, acaba "Olimpiyat Stadı'nın 20 km çapı içinde olması gereken" maraton koşusunda dünyaya "Istanbul" diye hangi görüntüleri göstermeyi düşünüyorduk?... En fakir Afrika ülkelerinde bile bulunamayacak iğrençlikteki boyasız-sıvasız tuğla yığınları arasında koşan maraton atletlerinin helikopterden çekilmiş görüntüsü de emin olun Türk turizmine çok faydalı olur... ![]() Ben bu ülkeye olan inancımı gün geçtikçe yitiriyorum. O türbanlı "tavuk"ların gittikçe artan (onlar yumurtladıkça) görüntüsü bile artık sinirimi bozuyor. "Avrupalı" olduğunu iddia eden garip kılıklı, geri kafalı insanlar ve bu insanların içinde yaşadıkları boyasız-sıvasız, çirkin tuğla yığınları... 1960'ların Istanbul'unda böyle görüntüler yok denecek kadar azdı. 2020'lerin Istanbul'u ise bugünden bile daha beter olacak... Türkiye sürekli olarak "geriye" gidiyor; ve yobazlar bugünkü hızla "yumurtlamaya" devam ederlerse (tıpkı Filistinliler'in Israil'i ele geçirmek için uyguladıkları "üreme" taktiği gibi - zaten Tayyip niye "doğum kontrolüne karşı olduğunu" söyledi sanıyorsunuz?) çok geçmeden Türkiye tam anlamıyla Iran'a dönecektir. |
|
|
|
|
#15 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
aman allahım ne antidemokratik faşist bir laf
turbanlı tavuklar... inanamıyorum bir mimar bir sanatçı nasıl bu kadar yobaz düşünceli olur.. tanrım inanılmaz bir söyle ...iğrenç..terbiye dışı... senin gibi yobazlar yüzünde ne avrupa birliğine gireriz nede demokratiklereşbiliriz .. o gecekondu diye hakaret ettiğin ve bazı soylemlerınde de hakılı oldugun konular unutmakı senın gıbı orumcek beyınlıler yuzunde bu cozumsuz hal aldı. lanet adam |
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|