Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > İstanbul

İstanbul Dev bir metropol olan İstanbul'un bitmeyen, her gün yeni birisi eklenen sorunları, kentle ilgili güncel gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 22-12-2006, 18:28   #1
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
1/100 000 Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'nın İptali İçin Yargı'ya Başvurduk.

22.12.2006

26.08.7756

BASIN AÇIKLAMASI

TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARI OLARAK

1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI’NIN İPTALİ İÇİN YARGI’YA BAŞVURDUK

_________________________________________________________

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN ŞİRKETLERİNDEN BİMTAŞ A.Ş. BÜNYESİNDE OLUŞTURULMUŞ OLAN İMP (İSTANBUL METROPOLİTEN PLANLAMA VE KENTSEL TASARIM MERKEZİ) TARAFINDAN HAZIRLANAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ’NİN 14.07.2006 TARİHLİ TOPLANTISINDA OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLMESİNİN ARDINDAN, 22.08. 2006 TARİHİNDE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI TARAFINDAN DA ONAYLANARAK 28.08.2006 TARİHİNDE ASKIYA ÇIKARILMIŞTIR.



BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANI VE İMP YETKİLİLERİ TARAFINDAN, MESLEK ODALARININ DA BU PLANIN KATILIMCILARINDAN OLDUĞU BİÇİMİNDE SÜRDÜRÜLEN YANILTICI PROPAGANDA ÇALIŞMALARINA, KATILIM, BİLGİLENDİRME VE ŞEFFAFLIK KONUSUNDAKİ REKLAM AMAÇLI GERÇEK DIŞI AÇIKLAMALARINA KARŞIN, PLANIN HAZIRLANMA SÜRECİ BOYUNCA TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARININ GÖRÜŞ VE KATKILARININ ALINMASI SÖZ KONUSU OLMAMIŞTIR. KATILIMCILIK VE ŞEFFAFLIK MASKESİYLE PAZARLANMAYA ÇALIŞILAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, TEKNİK OLARAK YETERLİ OLMAYAN, PLANLAMA CİDDİYETİYLE HİÇ BAĞDAŞMAYAN, CİDDİ SAKINCALAR İÇEREN, KENTE İNSAN ÖNCELİKLİ DEĞİL, RANT VE PAZARLAMA ÖNCELİKLİ BAKAN BİR YAKLAŞIMIN ÜRÜNÜDÜR. UYGULANDIĞI TAKDİRDE, İSTANBUL’UN SORUNLARINI ÇÖZMEK BİR YANA, GELİŞİMİNİ BUGÜNKÜNDEN DE DAHA TEHLİKELİ BOYUTLARA SÜRÜKLEYECEK, KENTİN TARİHİ VE DOĞAL DEĞERLERİNDE GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YARATACAKTIR.



AYRICA, BU PLAN, PLAN YAPMA YETKİSİ OLMAYAN İMP TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR VE BU NEDENLE , “YASAL AÇIDAN YOK HÜKMÜNDEDİR.”



PLANA, YASAL SÜRESİ İÇİNDE, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NEZDİNDE İTİRAZ EDİLMİŞ; ANCAK, İTİRAZ DİLEKÇELERİMİZİN 60 GÜN İÇİNDE CEVAPLANMAYARAK ZIMNEN REDDEDİLMESİ ÜZERİNE, PLANIN İPTALİ İÇİN YARGIYA BAŞVURULMUŞTUR.



DAVA DİLEKÇELERİMİZE ESAS RAPOR ÖZETİ EKTE BİLGİLERİNİZE SUNULMAKTADIR.



TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi



EK: Dava Dilekçelerimize Esas Rapor Özeti







DAVA DİLEKÇEMİZE ESAS RAPOR ÖZETİ



I- PLANIN HAZIRLANMA VE ONAYLANMA SÜRECİ YASA DIŞIDIR



1/100 000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı , BİMTAŞ A.Ş. bünyesinde oluşturulmuş olan ve bu planı yapma konusunda hiçbir yasal yetkisi olmayan İMP (İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi) tarafından hazırlanmıştır. Bu nedenle, ne bu planın onama işlemleri ne de bu plan yasal değildir.



İşin başından beri İMP ve İstanbul’un planlanması konusunda tam bir yanıltma taktiği uygulanmıştır. Bu yanıltma, BİMTAŞ A.Ş. nin bünyesinde oluşturulmuş olan İMP’nin kurumsal yapısı, görevi ve İstanbul planlaması ile ilişkisi üzerine odaklanmıştır. Planlama süreci boyunca İMP, oluşumu, yapısı, görev ve yetkileri açısından gerçeğe uygun olmayan bir biçimde tanıtılmıştır ve tanıtılmaya da devam etmektedir. Burada en kritik nokta, İMP’nin, Belediye’nin bünyesinde, İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’ nı yapma yetkisi taşıyan bir yapı olarak tanıtılmasıdır. Oysa işlerin hiç de öyle olmadığı, İMP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin değil, BİMTAŞ A.Ş.’nin bünyesinde oluşturulan bir yapı olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin BİMTAŞ’a ihale ettiği işin de, İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’nı yapmayı kapsamadığına, sadece “İstanbul Büyükşehir Nazım İmar Planı Analitik Etütler İşi” ile sınırlı olduğuna ilişkin tüm bilgi ve belgeler Belediyenin kendi kaynaklarından da açıkça belgelenebilmektedir.



Yasal olarak plan elde etmenin iki yolu vardır. İdare “ yapar ya da yaptırır “ der imar mevzuatı. Oysa burada ne İMP Belediye’nin kurumsal yapısı içinde bir oluşumdur, ne de işin ihalesi söz konusudur .. Anlaşılan o ki, bu plan Belediyeye, “analiz çalışmalarının yanında bir ilave hediye “ olarak sunulmuştur. Bu planın onay için meclise havalesi ve onayı işlemleri açıkça yasayı çiğnemektir. Bu plan yasal olarak ÖLÜ DOĞMUŞTUR VE YOK HÜKMÜNDEDİR.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Plan yapımı konusunda BİMTAŞ’a yetki veren bir ihalesi söz konusu olmadığı gibi, zaten böyle bir ihalenin yapılabilmesi de yasal olarak söz konusu değildir. Çünkü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan söz konusu şirketin anılan “müellif” tanımına uygun olarak plan hizmetini yüklenebilmesi için, “hissedarları içinde hisseleri ortakların meslek grubuna göre dağılımında eşit veya daha fazla paya sahip gerçek kişi” koşuluna uygun en az bir hissedara sahip olması gerekmektedir. BİMTAŞ’ın bu koşullara uygun , yasal olarak plan müellifi olabilecek bir ortaklığı söz konusu değildir. Bu çerçevede, zaten “YOK” hükmünde olan bu plandaki imzalar da, “Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmelik” hükümlerine de aykırı ve dolayısıyla da geçersizdir.



II- PLANIN SAKINCALARI



1-) Plana ilişkin açıklamalarda ve Plan Raporu’nda “ İstanbul’un küresel düzeydeki metropoller arası yarışta hak ettiği yeri alması ve uluslar arası pazarda daha rekabetçi olabilmesi” temel hedef olarak tanımlanmaktadır. Görüleceği üzere, İstanbul planlamasının temel hedefi kentli değil, yatırımcıdır.



İstanbul planlamasının temel hedefi , öncelikte, “İnsanca yaşanabilecek bir kent yaratabilmek” olmalıdır. Şu anda ortaya çıkan plan ise, kenti her ne pahasına olursa olsun pazarlamak, yerli ve yabancı sermayenin hizmetine ve kullanımına sunmak hedefinin damgasını taşımaktadır. Bu planla kent bir yatırım alanına dönüştürülmüştür.



2-) Haydarpaşa- -Zeytinburnu kıyı ve liman alanlarında, Küçükçekmece ve Kartal’da, bir üst plana dayanmaksızın gündeme getirilmiş olan bir çok sakıncalı kentsel dönüşüm projeleri ve yatırım kararları, adeta bir veri kabul edilerek, plana aynen işlenmiştir. Bu ve benzeri durumlar, planın bu tür projeleri yasallaştırmanın bir aracı gibi algılandığı ve ona göre hazırlandığı konusundaki düşüncelerimizi güçlendirmektedir.



Bu tür projelerle ilgili plan kararlarına dayanak oluşturmak amacıyla, Plan Raporu’nda, bazı doğru olmayan tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş olduğu da görülmektedir. Örneğin, Zeytinburnu Kentsel Dönüşüm Projesi’ne dayanak oluşturmak amacıyla, Zeytinburnu’nun İstanbul’un mevcut Merkezi İş Alanı (MİA) içerisinde kaldığı gibi gerçekdışı bir tespite yer verilmekten kaçınılmadığı görülmektedir



Bu kentsel dönüşüm projeleri kent ve insan odaklı olmayıp “İstanbul’un pazarlanması ve küresel şirketlere rant alanı sunulması” anlayışı temelinde gündeme getirilmiş projelerdir. Bu projeler ve bunların tetikleyeceği diğer plansız projeler İstanbul’un tarihsel, doğal değerlerine zarar verecek ve gereksinimi olan sağlıklı gelişiminin önünde engel teşkil edecektir.



Herhangi bir araştırmaya, bir üst plana dayanmayan, sadece İstanbul’un pazarlanmasına yönelik bir yaklaşımın eseri olan ve kentin tarihi ve doğal değerlerini yok sayan bu kentsel projelerin hiçbir analiz ve sentez çalışmasına ve değerlendirmesine dayanmaksızın kabul edilerek plana dahil edilmesi, olması gerekli planlama ciddiyetiyle asla uyuşmamaktadır. Bu planlama yaklaşımı, sonuçta ortaya çıkan planı bir “paylaşım ve pazarlama” belgesine dönüştürmüştür.



3-) Plan kararları ve lejant bir çok belirsiz, çelişkili ve korunması gerekli alanların alt ölçekte yapılaşmaya açılabilmesinin kapısını aralayan bir yaklaşımın ürünü olarak görülmektedir. Bu yaklaşım planlamaya aykırıdır ve plan kararlarının geçerliliğini tartışmaya açmaktadır. Bir planın bir yandan plan kararları getirirken bir yandan da o kararları geçersiz kılacak kararlar üretmesi plansızlığı planla empoze etmekten başka bir şey değildir. Bu yaklaşımdan kesinlikle vazgeçilmesi gerekmektedir. Örneğin;



“Mutlak Korunması Gereken Tarım Alanları” ve “Bölgenin Riskli Jeolojik Yapısı Nedeniyle Kullanımı Alt Ölçekte Netleştirilecek Alanlar” lejantı aynı alanlar için birlikte kullanılmıştır. Burada açıkça bir kullanım belirsizliği ve muğlaklık söz konusudur. Bu durumda, bu planda” mutlak korunması gerekli tarım alanları”nın jeolojik sakıncalı alanlarda kalanları, alt ölçekli planlarda yeni ve tarım dışı kullanımlara dönüştürülebileceklerdir.

4-) Planda yer verilen ulaşım kararlarına bakıldığında, plan eki olan yazılı dokümanlarda tanımlanan ilkeler ile planda yer alan ulaşım kararlarının çeliştiği görülmektedir.



Plan Raporu’nda kuzeye doğru gelişmeyi engellemek ; yolcu ve yük taşımacılığında raylı sistem kullanmak planın öncelikli hedefleri arasında sayılırken, planda, Batı yakasında TEM’in kuzeyinden geçen yeni bir otoyolun yer alması ilginçtir. Bu otoyolun ne amaçla planlandığı konusunda plan raporunda da herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Bu otoyolun, şu anda planda yer almayan 3. Köprü’nün bağlantı yoluna dönüştürülmek üzere getirildiği açıktır.



“Yönetici Özeti ” başlıklı özet raporun “Mekansal Konumlandırmalar” bölümünde ise, “Anadolu Yakası için Çevre Düzeni Planı çerçevesinde geliştirilen diğer bir fiziki gelişme konusu ise, TEM ve E-5 arası bağlantı yollarının çeşitlenmesi ile doğu batı yönünde Maltepe-Kurtköy arasında sürekliliği olan bir ara yol önerisidir. Önerilen raylı sistemin etkinliğini de arttırabilecek ve sistemler arası entegrasyona hizmet edecek bu karayolunun, E-5 ile TEM arası yerleşmelerin dönüşüm sürecinde de ana işlevlerin ve yatırımların konumlandığı aks olarak ele alınması hedeflenmektedir.” denmektedir.


Devamı aşağıda...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 18:30   #2
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Devam...

Görüleceği üzere, kentin batı yakasında olduğu gibi, doğu yakasında da yeni karayolu projeleri gündeme getirilmektedir. Ulaşım yatırımlarının artık raylı sistem ve metro üzerinde yoğunlaşması genel kabul görmüşken, hala büyük karayolu projelerini gündeme getirmek son derece hatalı ve çok geç olmadan geri alınması gereken plan kararlarıdır.



Plan Açıklama Raporu’nun “.Ulaşım” bölümünde ise, öneri raylı sistem ve karayolu güzergahları kastedilerek, “……………hazırlanmakta olan ulaşım ana planı verileri ışığında hatlarda değişiklikler olabilecektir.” denmektedir. Arazi kullanım kararları ile ulaşım kararlarının ayrı süreçlerde ele alındığı bir planlama olamaz. 1/100 000 ölçekli üst planın, hazırlanmakta olan “ana ulaşım planı” tamamlanmadan hazırlanması ve ulaşımla ilgili temel kararlarının , “ileride değişebilir” rahatlığıyla alınması kabul edilemez bir planlama yaklaşımıdır.



5- ) Planda 2B alanları, “Sürdürülebilirlik Çerçevesinde Koruma Alanları” başlığı altında yer alan ayrı bir lejantla gösterilmiştir . 2-B ile ilgili Plan Lejantı: “Yasal Statüsü netleşince 1/25 000 ve/veya 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planlarında Kullanım Kararları Belirlenecek 2B Alanları” adını taşımaktadır.



Bir planda, bir alana bu şekilde bir kullanım kararı getirilemez. Planda 2B alanları ile ilgili ayrı bir plan jejantı görmek, hele bu alanların kullanım kararlarının 2B alanlarının yasal statülerinin belirlenmesiyle ilişkili olarak alt ölçekli planlara bırakılması, planlama açısından alışılmamış, ilginç, ilginç olduğu kadar da planlama anlayışının dışında bir yaklaşımdır. Plan, bu alanların kullanım kararlarının belirlenmesini, orman alanlarından çıkarılıp satışları yapılarak imara açılmaları sürecinin neticesine bağlanmıştır. Bu plan kararının, orman alanlarının pazarlanması ve işgallerinin yasallaştırılması uygulamalarında bir araç olduğu açık olan 2B uygulamasının planla desteklenmesi anlamına geleceği açıktır.



Ayrıca, 2B alanı lejantının mevcut orman alanları ve su havzaları içinde de (Ömerli, Elmalı, Terkos, Alibeyköy, Büyükçekmece) yer aldıkları; hatta Ömerli ve Elmalı havzalarında mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarına kadar uzandıkları görülmektedir. Kesin korunması gereken bu alanların hiçbir şekilde yapılaşmaya açılmaması gerektiği halde, bu alanlarda dahi “Yasal Statüsü netleşince 1/25 000 ve/veya 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planlarında Kullanım Kararları Belirlenecek 2B Alanları” biçimindeki plan hükmünün geçerli olması, bu alanları imara açarak orman ve içme suyu havzalarını tahrip edici sonuçlar doğuracak son derece sakıncalı bir planlama yaklaşımıdır.



6-) Su Toplama Havza Alanları ile ilgili olarak da planın kullanım kararları üretmediği görülmektedir. Planda, İstanbul’un temel sorunlarından biri olan havza alanlarındaki kirletici yapılaşmalar ve yerleşimler için de çözüm oluşturacak ilkesel kararlar bulunmamaktadır. Havza yerleşimlerindeki büyük miktardaki nüfus çevre düzeni planında yok sayılmış, bu konu ile ilgili hiçbir çözüm önerisi, hiçbir planlama kararı getirilmemiş; bu yerleşimlerin yer aldığı alanlar için sadece “rehabilite edilecek” demekle yetinilmiştir.



Bu arada, planda Küçükçekmece Gölü su kaynağı olarak kabul edilerek havza sınırları plana işlendiği halde, koruma kuşaklarında getirilen plan kararlarının diğer havzalara getirilen kararlardan farklı olduğu görülmektedir. Diğer havza alanlarında havzaların kullanımı ile ilgili bir belirsizlik söz konusu iken, Küçükçekmece su havzası için getirilen plan kararlarının hiç birinin diğer su havzalarındaki kararlarla ilgisi yoktur. Bu havzada, diğer havza alanları için kullanılan lejantlar değil, herhangi bir alan için kullanılabilecek lejantlar yer almaktadır. Bu çerçevede, planda, Küçükçekmece su havzasının yapı yasağı olması gereken mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında dahi “konut” fonksiyonunun yer aldığı , mevcut konut alanları için diğer içme suyu havzalarında rehabilitasyon önerildiği halde böyle bir yaklaşımın Küçükçekmece havzası için gösterilmediği, havza içinde “Gelişme konut alanları”, “Sıhhileştirilecek Sanayi Alanları”, “Kültür Endüstrileri Gelişme Yoğunlaşma Alanı”, “Kentsel Hizmet Alanı” gibi fonksiyonların getirildiği görülmektedir. Bu yaklaşımın, içme suyu havzası olmanın yanı sıra, yaklaşık 400 endemik (bu bölgeye özgü) türe de sahip olan havzanın gözden çıkarılması anlamına geldiği açıktır.





7-) “Toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek” görevleri, Anayasa’nın 44 ve 45. maddeleri ile Devlete yüklenmiştir. Bu amaç doğrultusunda da 2005 yılında “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” çıkarılmıştır. Bu kanuna göre öncelikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacak Arazi Kullanım Planları ile belirlenmiş tarım arazilerinin amacı dışında kullanılamayacağı belirtilmektedir. Ayrıca, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile de, Büyükşehir Belediyelerine “Sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak çevrenin, tarım alanlarının ve su havzalarının korunmasını sağlamak;…” görevi verilmiştir.



1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni planı ile, yukarıda özetle belirtilen mevzuatların hiçbirine uymadan, üretilen plan kararları ile korunması gereken tarım alanları yapılaşmaya açılmıştır. Aşağıda yer alan sakıncalı plan kararlarına ilişkin değerlendirmelerimiz arasında tarım alanlarının yapılaşmaya açılması ile ilgili bu tür kararlar da yer almaktadır.



8-) Planda, kentin kuzeye doğru gelişmesini önlemek adına, kentin batıya lineer biçimde geliştirilmesinden bahsedilerek, korunması gerekli doğal kaynaklar ve yakın çevresinde yeni konut alanları açılmıştır. Bu alanları iki bölüm halinde ele alabiliriz:



a-) Avrupa Yakası’nda, Büyükçekmece Gölü’nden itibaren Batıya Marmara Denizi boyunca uzanan yerleşim alanlarından kuzeye doğru, “Doğal Yapı Eşik Sentezi-1” paftasında “Mutlak Korunacak Alanlar” ve “Öncelikli Korunacak Alanlar” olarak gösterilmiş olan alanlar konut gelişme alanları olarak yapılaşmaya açılmıştır.

b-) Küçükçekmece İçmesuyu Havzası içinde, TEM Otoyolu’nun kuzeyinde, Sazlıdere su havzası sınırına bitişik alanlar da gelişme konut alanları olarak planlanmıştır. Küçükçekmece gölünün kuzeyinde, Sazlıdere barajının güneyinde düşünülen gelişme konut alanları, Küçükçekmece İçmesuyu Havzası içinde ve Sazlıdere Havzası sınırında yer aldığından her iki içmesuyu havzasında da kirlenmeye neden olacaktır. Hem içme suyu havzası olması, hem de taşıdığı biyoçeşitlilik nedeniyle kesinlikle korunması gereken bu alanların gelişme konut alanları olarak yapılaşmaya açılması son derece sakıncalıdır.

9-) Plan ilkelerinde “doğal eşiklerin aşılmaması, doğal kaynakların korunması” hedefleri belirtilmesine rağmen, İl sınırında, Gümüşyaka’da, “ Doğal Yapı Eşik Sentezi-1” paftasına göre “Mutlak Korunacak Alan” olan bölge, planda “Lojistik Alan+Çalışma Alanları ” olarak gösterilmiştir. Bu alan, tamamıyla tarımsal üretimde kullanılması gereken mutlak kuru tarım arazileri üzerinde yer almaktadır.



10-) Planda Lojistik Alan kullanımına çok önem verilmiş olup, bu çerçevede, bir çok alan üzerine Lojistik Bölge kararı getirilmiştir.



Ancak, Lojistik tanımı bir çok fonksiyonu kapsamakta olup, planda Lojistik Alanlar tanımı ile yetinilerek bu alanlarda hangi lojistik fonksiyonların yer alabileceğinin belirtilmemiş olması uygulamada sakıncalar getirecektir.



Devamı aşagıda...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 18:32   #3
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Devamı...

Plan Raporu’nda,


“İstanbul İli’nde Lojistik Odaklar :

Organize sanayi bölgeleri, Küçük sanayi siteleri, Nakliye Ambarları, Haller, Antrepo ve depolar, Patlayıcı ve Parlayıcı Madde Depoları.”; “İstanbul İli’nde Lojistik Terminaller;

Limanlar, Havaalanları, Demiryolu Yükleme İstasyonları, Gümrük Alanları”; “İstanbul İli’nde Yük Akışları: “Petrol Dağıtımı Lojistiği, Kargo Dağıtımı, Perakende Sektörü, Katı Atık Lojistiği.” olarak belirtilmiştir.



Planda Lojistik Alanları olarak gösterilmiş bölgelere , hiçbir ayrım gözetmeden, bu fonksiyonların herhangi birinin gelebilmesini öngören plan kararları sakıncalı sonuçlara yol açacaktır. Lojistik Alan olarak gösterilen bir alana, sayılan bu fonksiyonlardan birinin gelmesi uygunken, bir diğerinin gelmesi son derece yanlış olabilir. Bu nedenle, bu konudaki muğlaklık ve sınırsızlık ortadan kalkmalı, Lojistik Alanlara hangi lojistik fonksiyonların gelebileceği açık olarak belirtilmelidir.



11-) Planda, Avrupa Yakası’nın kuzeyinde, Hadımköy’de yer alan Lojistik Alan Küçükçekmece İçme Suyu Havzasının Büyükçekmece İçme Suyu Havzası sınırında, Anadolu Yakası’nın kuzeyinde, Orhanlı’da yer alan Lojistik Alan ise Ömerli İçme Suyu Havzası sınırında yer almaktadır. Lojistik fonksiyonlardan bir kısmı kirlilik yaratabilecek fonksiyonlar olduğundan ve planda Lojistik Alan tanımı dışında fonksiyon açısından bir kısıtlama getirilmediğinden, bu plan kararları uygulandığı takdirde, bu alanlara gelecek fonksiyonların içme suyu havzalarında ciddi kirliliğe neden olma riski vardır.



12-) Planda, İstanbul’un batı sınırında “ Doğal Yapı Eşik Sentezi-1” paftasında bir kısmı “Mutlak Korunacak Alanlar”, bir kısmı da “Öncelikli Korunacak Alanlar” olarak gösterilmiş, orman alanları içinde kalan bölgeye iki Üniversite Alanı ile bir Sağlık Alanı getirilmiştir. Değirmenköy sulama göletinin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda yer alan her iki “üniversite alanı” da tarımsal üretimde kullanılması gereken mutlak kuru tarım arazileri üzerinde yer almaktadır. Korunacak alanları yapılaşmaya açmanın yaratacağı tahribat açıktır. Bunun da ötesinde, getirilen bu fonksiyonlar, nitelikleri gereği başka fonksiyonları da bölgeye çekeceklerinden, çevrelerindeki doğal yapının da tahrip olmasına yol açacaklardır.



Ayrıca, il sınırına getirilen bu fonksiyonların, komşu il üzerindeki etkileri de belli değildir. Bu kararların bir de bu açıdan test edilmesi ve değerlendirilmesi gerekirken bunun yapılmamış olduğu da ortadadır.



13-) İstanbul’un Batı yakasında, “T (Teknoloji Geliştirme Parkları)” olarak planlanan alanın bir kısmı, “Doğal Yapı Eşik Sentezi-1” paftasında “Öncelikli Korunacak Alanlar”da kalıyor. Alan doğuda Büyükçekmece İçmesuyu havza sınırına dayanırken, kuzeyi ve batısı da ormanlarla çevrilidir. Hem fonksiyonun getirildiği alanın, hem de yakın çevresinin kesinlikle korunması gerekli alan olduğu böylesi bir alana Teknoloji Geliştirme Parkı fonksiyonu getirmek sakıncalı bir plan kararıdır.



14-) İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda Şile-Ağva Beldesi’nin güneydoğusuna, Kocaeli İli sınırına, fındık bahçeleri üzerine Üniversite ve Teknoloji Geliştirme Alanları planlandığını görüyoruz. Fındık, 8 milyar dolarlık 2005 yılı tarım ürünleri ihracatımızın 2 milyar dolarlık kısmını oluşturan ekonomik değeri yüksek bir tarım ürünümüzdür. Bu alanın devamında, Kocaeli sınırları içerisinde kalan sahalar “Tarımsal Karakteri Korunacak Alan” olarak gözükmektedir. Ayrıca, teknoloji geliştirme parkının büyük bölümünün, Doğal Yapı Araştırma Raporları içerisinde Tarımsal Kaynaklar Bölümünde yer alan Tarım Toprağının Kullanımı Analizi haritasında mera arazisi üzerinde kaldığı görülmektedir. Bu bölgede planlanan Üniversite ve Teknoloji Geliştirme Parkı kararı İstanbul’un doğal kaynaklarının korunması ilkesi ile uyuşmayan sakıncalı bir karardır.



Ayrıca, bir bölge planı olmadığından, il sınırına getirilen bu fonksiyonların, komşu il üzerindeki etkileri de belli değildir. Bu yönüyle de planın büyük eksikleri bulunmaktadır.



15-) Anadolu Yakasında 3, Avrupa Yakasında 4 adet olmak üzere İstanbul ilinde toplam 7 noktada “Ekolojik Tarım ve Turizm Alanı (ETTA)” kurgulanmış olduğu görülmektedir. Avrupa Yakası’nda yer alan ekolojik tarım ve turizm alanlarının 3 adedi su havzaları içerisinde, Anadolu Yakası’nda bulunanlar ise tarım arazileri üzerinde yer almaktadır. Bu alanlarda zamanla turizmdeki gelişmeyle bağlantılı olarak tarım dışı amaçlı kullanımlar yaygınlaşabileceğinden su havzaları ve tarım arazileri risk altında kalacaktır. Ayrıca, bu alanlar kentin kuzeyindeki orman alanları içinde kalmaktadır ve bu alanlardaki her olumsuz gelişme bu orman alanlarını da etkileyecektir.



16-) Plan lejantında , “Kentsel Donatı- Hizmet Alanları” başlığı altında, “Kentsel Hizmet Alanları” tanımı yer almaktadır. Bu tanımın hangi fonksiyonları kapsayacağı ise, Plan Uygulama Hükümleri’nin 9.7. 3. maddesinde ;

“9.7.3. Kentsel Hizmet Alanları:

Kentin yerleşik dokusuna ve kentsel gelişme alanlarına hizmet verecek bütün kentsel fonksiyonları barındıran alanlardır. Çekim Merkezlerinde yer alacak kentsel fonksiyonların bölge ekonomisine ve sanayisine hizmet edebilecek nitelik taşıması hedeflenmektedir.” biçiminde belirtilmiştir.



Görüleceği üzere, “Kentsel Hizmet Alanları” tanımı, çok genel, belirsiz ve neredeyse tüm kentsel fonksiyonları içeren bir tanımdır. Bu niteliğiyle de, “planda “Kentsel Hizmet Alanı” olarak gösterilen alanlara gelecek fonksiyonlar belirsizdir; bu alanlarda neredeyse istenen her fonksiyon yer alabilecek gibi görünmektedir. Bu tanıma dayanarak yapılacak uygulamalar son derece sakıncalı sonuçlar doğurabilecektir. Küçükçekmece su havzasının mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında dahi “Kentsel Hizmet Alanı” kullanımı getirilmiş olması gerçeği de, bu sakıncanın boyutlarını daha da artırmaktadır.


III. Hazırlanma ve onama şekli açısından yasadışı ve yok hükmünde olan, temel kararları ve öngörüleriyle ciddi sakıncalar taşıyan, şehircilik ve planlama ilkelerine ve kamu yararına açıkça aykırı olan 1/100 000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı, telafisi olanaksız sonuçlara yol açmadan, bir an önce iptal edilerek yürürlükten kaldırılmalıdır. İstanbul’un kent kültürünü, tarihini ve geleceğini tehlikeye atmadan, ülke planlamasına uygun, gölleri, nehirleri, kıyıları, ormanları, tarım alanlarının korunmasını içeren doğal ortamların sürdürülebilirliğini sağlayan, bilime ve planlama ilkelerine uygun, toplumsal mutabakata dayalı gerçek bir Çevre Düzeni Planı çalışmasının, Belediye bünyesi içinde sürekliliği olan bir kamu planlama birimi tarafından, hazırlanmış olan analiz çalışmalarını da değerlendirerek, acilen başlatılması vazgeçilemez bir zorunluluktur.


-son-
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 20:33   #4
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Sayın Metin Karadağ,
Bu metni okudunuz mu? Bu ilk sorum.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 20:44   #5
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
İkinci soru: Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Bir görüşünüz var mı? Yoksa sadece ortak hareket mantığı içinde mi foruma gönderdiniz mesajı?

Üçüncü sorum: Neden hiç bir İMP Toplantısına izleyici olarak katılmadınız? Gönderdiğiniz mesajdaki konularla ilgili tartışmalar yapıldı; bunu biliyor musunuz? ŞPO İstanbul Şube Başkanı Ahmet Turgut toplantılardan birisinde "İ.K.K. (Benim gibi bilmeyenler için açıklama: TMMOB'ya bağlı odaların İl Koordinasyon Kurulu) İMP'de yapılan hiç bir toplantıya katılmama kararı aldı, ben buna rağmen buraya geldim." dedi. Siz bu karardan dolayı mı toplantılara katılmadınız? Katılmamanız bu karardan ya da değil, bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? Aynı şekilde Eyüp Muhçu ve Mücella Yapıcı da gönderilen daveti çeşitli sebeplerle kabul etmeyerek toplantıya davetli tartışmacı olarak katılmadı. Sizce sebebi İKK kararı ise tutumları doğru mu bu iki oda yöneticisinin?
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 21:10   #6
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Bugüne kadar İMP Toplantıları kapsamında 7-8 toplantı yaptık. Tümüne katıldım ve dikkatlice dinlemeye çalıştım. Hiç bu toplantıları dinlemediğimi varsayalım.

Yine de yukarıdaki açıklama metninin hatalarla dolu olduğunu söyleyebilirim:
Alıntı:
11-) Planda, Avrupa Yakası’nın kuzeyinde, Hadımköy’de yer alan Lojistik Alan Küçükçekmece İçme Suyu Havzasının Büyükçekmece İçme Suyu Havzası sınırında, Anadolu Yakası’nın kuzeyinde, Orhanlı’da yer alan Lojistik Alan ise Ömerli İçme Suyu Havzası sınırında yer almaktadır. Lojistik fonksiyonlardan bir kısmı kirlilik yaratabilecek fonksiyonlar olduğundan ve planda Lojistik Alan tanımı dışında fonksiyon açısından bir kısıtlama getirilmediğinden, bu plan kararları uygulandığı takdirde, bu alanlara gelecek fonksiyonların içme suyu havzalarında ciddi kirliliğe neden olma riski vardır.
Aşağıdaki planda sağ altta L ile işaretlenmiş bölgeden bahsediliyor. Bu bölge Orhanlı'nın kuzeyinde, Tepeören yakınlarında ve Ömerli Havzası'nın içinde değil.

Bu kadar zaman; bu kadar oda; henüz yukarıdaki metni bir defa okudum. Bir gariplik yok mu? Tümü doğru olsa da söylenecek çok söz var bu itiraz metni için... Ama üstüne üstlük doğru olmayan bilgiler içeriyor...
Eklenmiş İmajlar
1-100-000-olcekli-istanbul-il-cevre-duzeni-planinin-iptali-icin-yargiya-basvurduk-clip_2-jpg  
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 21:23   #7
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
İki kurum arasındaki fark

Arkitera'nın manşetinde bir haber var: İstanbul’un Ulaşım Sorunları İçin Çözüm Önerileri.

Bu habere konu olan çözüm önerileri (İMP ile ilgili olduğu için değil yöntem olarak örnek olması amacıyla yazıyorum.) İSMD tarafından İBB ve İstanbul Valiliği'ne sunuluyor. Nelerin yapılması gerektiği üzerine düşünüyor ve bunu kent yönetimi ile paylaşıyor İSMD.

MO'na örnek olmasını dilerim. Umarım bir gün yapılması gerekenler üzerine kafa yorulur.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2006, 21:51   #8
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Alıntı:
4-) Planda yer verilen ulaşım kararlarına bakıldığında, plan eki olan yazılı dokümanlarda tanımlanan ilkeler ile planda yer alan ulaşım kararlarının çeliştiği görülmektedir.

Plan Raporu’nda kuzeye doğru gelişmeyi engellemek ; yolcu ve yük taşımacılığında raylı sistem kullanmak planın öncelikli hedefleri arasında sayılırken, planda, Batı yakasında TEM’in kuzeyinden geçen yeni bir otoyolun yer alması ilginçtir. Bu otoyolun ne amaçla planlandığı konusunda plan raporunda da herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Bu otoyolun, şu anda planda yer almayan 3. Köprü’nün bağlantı yoluna dönüştürülmek üzere getirildiği açıktır.
Yukarıda adı geçen "yeni otoyol" aşağıda görünüyor. Görünmesine görünüyor da yukarıdaki cümle ile tutarlı bir tarafı yok. (Ya da ben bu otoyolu planda bulamıyorum.) Yukarıda yeni olarak görünen, TEM üzerinde, Okmeydanı kavşağından batıya doğru devam edince kuzeyebatıya doğru ayrılan otoyol. Ve çok net olarak görülüyor ki TEM ile Fatih Köprüsü'ne bağlanıyor, ucu açık değil.

Üçüncü köprü yapılacak. Hele seçimlerden AK Parti yeniden iktidar olarak çıkarsa 5 yıllık dönemde bu köprünün yapılacağından herhangi bir kuşkum yok. Kuşkusu olanlar Hasan Bülent Kahraman'ın Radikal 2'deki yazısına gözatmalılar.

Dün gece İMP Toplantıları kapsamında "Marmaray" toplantısı vardı. Üç tane birbirinden ilginç sunum izledik bu toplantıda. İBB Ulaşımdan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rafet Bozdoğan'ın sunumu sonrasında raylı sistemler üzerine Nadir Yayla'dan bazı eleştiri ve öneriler geldi. Önerilerden birisi olası 3. köprünün raylı sistemi de üzerinde taşıyabileceğiydi. Bunun üzerine Rafet Bozdoğan kendini tutamayarak etüd aşamasındaki raylı sistemlerden birisinin zaten olası bu durum için planlandığını söyledi. Yani İBB 3. köprü için aslında bir B planı hazırlıyor, en azından ulaşım planlamasında. Umarım İMP de pozisyonunu 3. köprünün varlığına göre şekillendirilebilir.

Hal böyleyken odalar bu durumu da doğru okuyamıyor son derece cılız ve başarısız itirazlar...

Hüseyin Kaptan her toplantıda söylüyor 3. köprünün çevre yolları Ömerli Barajı'nın üzerinden geçirilmek istenmiş. Evet yanlış okumadınız TEM Elmalı Barajı'nın hemen kıyısından geçti ve Elmalı devre dışı kaldı. Düşünün Ömerli'nin üzerinden viyadükler ile bir otoyol geçtiğini... İMP buna karşı duruyor. En azından Hüseyin Kaptan bunu söylüyor, aksini görene kadar bizlere buna inanmak düşer.

Böyle bir durum varken varsayılan bir kuzey otoyoluna itiraz! İMP'ye hep birlikte destek olmamız lazım...
Eklenmiş İmajlar
 
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 16:22   #9
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Okumam var da, henüz yazma işini çözemedim...

Sayın Ömer Yılmaz

Okumam var da, henüz yazma işini çözemedim... Kasalar bile yazar oldular(yazarkasa) ben hala bir dikiş tutturamadım...

Neyse şaka bir yana;...

Bu açıklama bana da geldiginde hemen okuyup kamusal bir anlamı olduğu için; konu ile ilgili ilgisiz 42 bin kişi ve kurumun adresi bulunan e-posta gruplarına dağıttım....

Gelen tepkiler ilgi ile okunduğu yönünde.

Tabii ardından buraya ve başka birkaç forum sayfasına da yapıştırdım.

İstemiyorsanız, silebilirim ya da silebilirsiniz...

Diğer sorularınızın doğrudan muhatabı olmadığım için izninizle sadece bu kadar yanıtla yetinmek istiyorum...

Ama bu arada uzman olmuş gördüm sizi...

Haydi hayırlısı...

...


Aman aman unutuyordum.

Sürekli yanlış bir algı/anlayış var.

Demokrasinin "kuvvetler ayrılığı ilkesi" ile ilgili...

Bu ilkenin ihlali, cüzzam/lepra hastalığında görülen sinir sisteminin tahribine benzer bir duruma yol açar.

Sinir sistemi tahrip olduğu için beden yavaşça(aslında hızlı) çürüyüp parçalanarak hazin bir ölüme yol açar...

Bildiğiniz gibi insan bedeni bir çok sistemin birbirini denetlemesi ile sağlıklı kalır.

Örneğin sinir sistemi insanı sinir eder ama en önemli sağlık güvence sistemidir.

Sindirim sistemi, dolaşım sisteminin; dolaşım sistemi, sinir sisteminin yerine geçerek onun işini yapmaz.

Ama denetlerler yine de birbirlerini...

Bu nedenle kuvvetler ayrılığı ilkesi çok çok hayatidir.

Bu aşağıdaki yazıyı da bu nedenle geçtiğimiz Temmuz ayında yazmış idim...

Herkes kendi işini doğru yapsın ama açık, şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilirliğe açık olarak...

Tekrar aşağıya yapıştırıyorum.
...



“Ahlakın Ahlaksızlığı...”

Metin Karadağ

“...kardeşim bu istemezükçüler de zaten her zaman her şeye sadece itiraz ederler...”

Kamusal kaynakların kullanım kararları sürecinde konunun farklı taraflarının bulunması doğaldır. Nasıl ki sinir sistemi, insanın sağlığını uyarı yoluyla koruma işlevini görüyorsa, kamusal denetim mekanizmaları da toplumun sağlığı için “taraf olarak” aynı işlevi görürler. Sinir sistemine, ona ait olmayan bir işlev yükleyemeyeceğimize göre, kamusal denetim mekanizmalarına da başka işlev yükleyemeyiz.

İlgili konularda sağlıklı ve doğru yolu bulmak, tabii ki çözüm üretmek üzere toplumun yetki verdiği yapıların işidir.

Adalet gibi köklü ve meşru bir temele dayandığını ifade etmek için, “kanun devleti” yerine “hukuk devleti” sözünün kullanılmasına özen gösterilir. Aynen “demokrasilerde kuvvetler ayrılığı ilkesi”ni kullanırken gösterilen özen gibi...

“Kuvvetler ayrılığı ilkesi” gereği “yasama”, “yürütme” ve “yargı” gruplarının birbirinden bağımsız olarak ayrılığını korumak hukukun üstünlüğü yani adalet için temel şarttır. Bu şart adalete ulaşmanın yollarının her an herkese açık tutulduğunun kanıtı olarak gereklidir. Çünkü “hem hâkim”, “hem avukat”, “hem suçlu”, “hem mağdur”, aynı kişi olamaz. Yani tek kişilik adalet olamaz ve üstelik gerçekleşmez de. Adalet kavramının anlam kazanabilmesi için en az iki kişi gerekir. Bunun için de en yalın örnek, iki kişi arasında bir şeyin (örneğin ekmeğin) en adil biçimde paylaşılması için verilmiştir. Bu, “birinin ekmeği bölmesi, diğerinin de seçmesi”dir. Adalet en yalın haliyle bu örnekte görülebilir.

Yerel yönetimlerin, “kuvvetler ayrılığı ilkesi”ne göre Anayasadaki yeri, kamu yararına “yürütme grubudur.”

Kamu yararına çalışan bir kurum olarak Mimarlar Odası’nın, “kuvvetler ayrılığı ilkesi”ne göre Anayasadaki yeri ise kamu yararına “yargı grubudur.” Yine aynı noktadan hareketle Anayasa’nın TMMOB ile ilgili 135. maddesi kapsamındaki Mimarlar Odası’ndan, yerel yönetimin yerine geçerek yürütme (örneğin, proje üretme, vb.) görevi yapması beklenemez. Sinir sistemine, başka bir görev yüklenemeyeceği gibi...

Bazen yazıp konuşurken işin nereye varacağı bilinemez hale gelir. “...kardeşim bu istemezükçüler de zaten her zaman her şeye sadece itiraz ederler...” örneğinde olduğu gibi...

Bir kurumun, anayasal silsile içinde görevini hakkıyla yapıyor olmasını bir problem olarak görmek, büyük ölçüde o ülkenin demokrasi kalitesiyle ilgilidir. Ve bu durum, aynı zamanda toplumu oluşturan bireylerin büyük çoğunluğunun “hukuk üretme yeteneği” ya da “sosyal empati” hakkında hiçbir bilgi, deneyim ve kültür sahibi olmamalarıyla doğrudan ilgilidir.

Bir insan, yapmadıklarından veya yapacaklarından dolayı değil, yaptıklarından dolayı ahlaklı ya da ahlaksız olarak değerlendirilir. Yani ahlak bir yerde sonuçlara dayanır. Ahlak, aynı zamanda kişiye ve yakın anlayış çevresine özgüdür, özeldir. Hukuki değeri, o yakın anlayış çevresiyle, yani “özel meşruiyet”le ancak anlam kazanır. O dar alanda da kalır.

Ama herhangi bir an ve yerde, bir konu çevresinde, o an orada bulunanların sayısı kadar “farklı ahlak anlayışı” da ortaya çıkabilir.

Nedense, karşılıklı olarak kendi ahlak anlayışına göre karşısındaki, yani öteki ahlaksızdır. Aynı şekilde öteki için de “karşısındaki öteki” ahlaksızdır. Öyle bir an ve durum oluşur ki “ahlakın ahlaksızlığı”, apansız gökkuşağı gibi oluşur. Çünkü hukuki anlayış sınırları, ötekinin hukukunu (saklı haklarını) meşru kabul etmeye yeterli değildir. Ve bir türlü “beklenen” adalet gerçekleşmez! Çünkü adalet, tüm hukuki süreçlerin ortak meşruiyet temelinden hareketle vardığı ve saklı hakların zenginleştirilerek korunduğu minval noktasıdır.

Öte yandan, ulaşılmış olan tüm adil sonuçlar, insanlığın bir sonraki gelişkin sürecinin hukukunu kurmakta temel teşkil ederler. Karşılıklı olarak tavizsizlikle ortaya çıkan bu ahlakın ahlaksızlığı konumu ise bir sonuca ulaşmaz ve ulaştırmaz da.

Özel alanlara ait değerler, bir tür ahlakların ortak hukuku (saklı hakları) gereği yeniden yapılanır. İnsanlığın ortak mirası olan evrensel hukuk değerleri, yani “etik kodlar” devreye girer. Çünkü ortaya çıkan durum, tek tek özel/keyfi ahlak anlayışlarının çözerek aşabileceği bir durum değildir.

Artık bu düzeydeki bir kamusal alan, özel/keyfi ahlak anlayışlarının, o kamusal alanı tek başına kendi değer yargılarıyla boyayamadığı, renksiz ve şeffaf evrensel hukuk değerlerinin geçerli olduğu “kamuyasal” değere ulaştırır.

Evet eninde sonunda ahlakın ahlaksızlığı gider, yerine evrensel hukuk değerleriyle birlikte “etik kodlar”ın işlemeye başladığı bir yaşam gelir. Çünkü bu ortak kent yaşamı, ahlakın ahlaksızlığına layık olamayacak kadar, adaletli olmak ve öyle kalmak zorundadır. Dikkat ederseniz günlük hayatta bu gibi örnekleri, her zaman ve her yerde görebilirsiniz.

“...kardeşim bu istemezükçüler de zaten her zaman her şeye sadece itiraz ederler...” diyen ahlak tacirleri de olsa olsa bozuk düzenin nasılsa aşılacak tümsekleridir...

Geçiniz bunları.




/////////////


Alıntı:
Orijinal metin Omer Yilmaz tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Sayın Metin Karadağ,
Bu metni okudunuz mu? Bu ilk sorum.
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 23-12-2006 17:19. Nedeni: Ek...
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 16:43   #10
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Teveccühünüz.

Neden sileceğimizi düşünüyorsunuz? Siz henüz foruma göndermeden editör arkadaşlara "hemen manşet yapalım" diye email göndermiştim; yoğunluktan yapamadılar sanıyorum. Tartışılmasını çok önemli buluyorum. Fakat açık görüşlü olmadan tartışıldığında bir işe yaramıyor ne yazık ki...

Size sorduğum bir soru vardı. Doğrudan muhatabı olduğunuz:
Alıntı:
Üçüncü sorum: Neden hiç bir İMP Toplantısına izleyici olarak katılmadınız? Gönderdiğiniz mesajdaki konularla ilgili tartışmalar yapıldı; bunu biliyor musunuz? ŞPO İstanbul Şube Başkanı Ahmet Turgut toplantılardan birisinde "İ.K.K. (Benim gibi bilmeyenler için açıklama: TMMOB'ya bağlı odaların İl Koordinasyon Kurulu) İMP'de yapılan hiç bir toplantıya katılmama kararı aldı, ben buna rağmen buraya geldim." dedi. Siz bu karardan dolayı mı toplantılara katılmadınız? Katılmamanız bu karardan ya da değil, bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? Aynı şekilde Eyüp Muhçu ve Mücella Yapıcı da gönderilen daveti çeşitli sebeplerle kabul etmeyerek toplantıya davetli tartışmacı olarak katılmadı. Sizce sebebi İKK kararı ise tutumları doğru mu bu iki oda yöneticisinin?
Umarım bir birey olarak cevap verirsiniz. Takım olarak hareket edilecek yerler elbette vardır. Ama her zaman bir görüşün ardından körü körüne gitmek ne derece doğru?

Sizden yukarıdaki sorum ile ilgili cevap bekliyorum. Lütfen kaçmadan cevap verin.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 16:49   #11
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Mesajınıza sonradan yaptığınız ek ayrı bir tartışma konusu dilerseniz bu konuyu dağıtmamak için eki oradan alıp yeni bir konu yapalım.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 16:58   #12
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
O zaman bu soruyu sormayacaktınız...

O zaman bu soruyu sormayacaktınız...

Yandı gülüm keten helva...




Alıntı:
Orijinal metin Omer Yilmaz tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Arkitera'nın manşetinde bir haber var: İstanbul’un Ulaşım Sorunları İçin Çözüm Önerileri.

Bu habere konu olan çözüm önerileri (İMP ile ilgili olduğu için değil yöntem olarak örnek olması amacıyla yazıyorum.) İSMD tarafından İBB ve İstanbul Valiliği'ne sunuluyor. Nelerin yapılması gerektiği üzerine düşünüyor ve bunu kent yönetimi ile paylaşıyor İSMD.

MO'na örnek olmasını dilerim. Umarım bir gün yapılması gerekenler üzerine kafa yorulur.
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 17:06   #13
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Peki, yapmayalım. Konuyu dağıtmamak için cevap vermiyorum bu mesajınıza.

Size sorularım var. Kaçmadan cevap vermenizi bekliyorum. Ya da sizin de standartlar içinde hareket ettiğinizi göreceğiz. Bu standart artık en çok can sıkan şey halini aldı. Birisine soru soruyorsunuz cevap vermek yerine başka yerlere sapıyor. Lütfen yanlış anlamayın bu söylemim size karşı değil. İMP Toplantıları'nda sıkça yaşıyoruz. En son Korhan Gümüş toplantıda sordu ve sorusunu benim sizi takip ettiğim gibi takip etti yine cevap alamadı. Zaten azıcık politik bir pozisyonunuz varsa kesinlikle hiç bir konuda net konuşamazsınız. Kıvırtır durursunuz...

Şimdi sizden açık yüreklilikle cevaplarınızı bekliyorum.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 17:14   #14
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Üçüncü sorunuzun yanıtı...

Üçüncü sorunuzun yanıtı...

Benim katılmama gerekçem sıradan, basit ve insani şeyler; ciddiyet, samimiyet ve dürüstlük konusundaki taşıdığım tereddütler gibi...

Yani benim gerekçem o kadar da önemli değil...

Ama, bu aşağıdaki kamusal bir sorumluluk gereği olarak, gerçeklik taşıyor;...

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu'nun katılmama gerekçesi dava dilekçesinin dibacesinde yer alıyor.


"BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANI VE İMP YETKİLİLERİ TARAFINDAN, MESLEK ODALARININ DA BU PLANIN KATILIMCILARINDAN OLDUĞU BİÇİMİNDE SÜRDÜRÜLEN YANILTICI PROPAGANDA ÇALIŞMALARINA, KATILIM, BİLGİLENDİRME VE ŞEFFAFLIK KONUSUNDAKİ REKLAM AMAÇLI GERÇEK DIŞI AÇIKLAMALARINA KARŞIN, PLANIN HAZIRLANMA SÜRECİ BOYUNCA TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARININ GÖRÜŞ VE KATKILARININ ALINMASI SÖZ KONUSU OLMAMIŞTIR. KATILIMCILIK VE ŞEFFAFLIK MASKESİYLE PAZARLANMAYA ÇALIŞILAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, TEKNİK OLARAK YETERLİ OLMAYAN, PLANLAMA CİDDİYETİYLE HİÇ BAĞDAŞMAYAN, CİDDİ SAKINCALAR İÇEREN, KENTE İNSAN ÖNCELİKLİ DEĞİL, RANT VE PAZARLAMA ÖNCELİKLİ BAKAN BİR YAKLAŞIMIN ÜRÜNÜDÜR. UYGULANDIĞI TAKDİRDE, İSTANBUL’UN SORUNLARINI ÇÖZMEK BİR YANA, GELİŞİMİNİ BUGÜNKÜNDEN DE DAHA TEHLİKELİ BOYUTLARA SÜRÜKLEYECEK, KENTİN TARİHİ VE DOĞAL DEĞERLERİNDE GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YARATACAKTIR."




Alıntı:
Orijinal metin Metin Karadağ tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle

22.12.2006

26.08.7756

BASIN AÇIKLAMASI

TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARI OLARAK

1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI’NIN İPTALİ İÇİN YARGI’YA BAŞVURDUK

_________________________________________________________

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN ŞİRKETLERİNDEN BİMTAŞ A.Ş. BÜNYESİNDE OLUŞTURULMUŞ OLAN İMP (İSTANBUL METROPOLİTEN PLANLAMA VE KENTSEL TASARIM MERKEZİ) TARAFINDAN HAZIRLANAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ’NİN 14.07.2006 TARİHLİ TOPLANTISINDA OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLMESİNİN ARDINDAN, 22.08. 2006 TARİHİNDE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI TARAFINDAN DA ONAYLANARAK 28.08.2006 TARİHİNDE ASKIYA ÇIKARILMIŞTIR.



BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANI VE İMP YETKİLİLERİ TARAFINDAN, MESLEK ODALARININ DA BU PLANIN KATILIMCILARINDAN OLDUĞU BİÇİMİNDE SÜRDÜRÜLEN YANILTICI PROPAGANDA ÇALIŞMALARINA, KATILIM, BİLGİLENDİRME VE ŞEFFAFLIK KONUSUNDAKİ REKLAM AMAÇLI GERÇEK DIŞI AÇIKLAMALARINA KARŞIN, PLANIN HAZIRLANMA SÜRECİ BOYUNCA TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARININ GÖRÜŞ VE KATKILARININ ALINMASI SÖZ KONUSU OLMAMIŞTIR. KATILIMCILIK VE ŞEFFAFLIK MASKESİYLE PAZARLANMAYA ÇALIŞILAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, TEKNİK OLARAK YETERLİ OLMAYAN, PLANLAMA CİDDİYETİYLE HİÇ BAĞDAŞMAYAN, CİDDİ SAKINCALAR İÇEREN, KENTE İNSAN ÖNCELİKLİ DEĞİL, RANT VE PAZARLAMA ÖNCELİKLİ BAKAN BİR YAKLAŞIMIN ÜRÜNÜDÜR. UYGULANDIĞI TAKDİRDE, İSTANBUL’UN SORUNLARINI ÇÖZMEK BİR YANA, GELİŞİMİNİ BUGÜNKÜNDEN DE DAHA TEHLİKELİ BOYUTLARA SÜRÜKLEYECEK, KENTİN TARİHİ VE DOĞAL DEĞERLERİNDE GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YARATACAKTIR.



AYRICA, BU PLAN, PLAN YAPMA YETKİSİ OLMAYAN İMP TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR VE BU NEDENLE , “YASAL AÇIDAN YOK HÜKMÜNDEDİR.”



PLANA, YASAL SÜRESİ İÇİNDE, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NEZDİNDE İTİRAZ EDİLMİŞ; ANCAK, İTİRAZ DİLEKÇELERİMİZİN 60 GÜN İÇİNDE CEVAPLANMAYARAK ZIMNEN REDDEDİLMESİ ÜZERİNE, PLANIN İPTALİ İÇİN YARGIYA BAŞVURULMUŞTUR.



DAVA DİLEKÇELERİMİZE ESAS RAPOR ÖZETİ EKTE BİLGİLERİNİZE SUNULMAKTADIR.



TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi



EK: Dava Dilekçelerimize Esas Rapor Özeti

...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2006, 17:29   #15
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.146
Blog Mesajları: 53
Alıntı:
Orijinal metin Metin Karadağ tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
"BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANI VE İMP YETKİLİLERİ TARAFINDAN, MESLEK ODALARININ DA BU PLANIN KATILIMCILARINDAN OLDUĞU BİÇİMİNDE SÜRDÜRÜLEN YANILTICI PROPAGANDA ÇALIŞMALARINA, KATILIM, BİLGİLENDİRME VE ŞEFFAFLIK KONUSUNDAKİ REKLAM AMAÇLI GERÇEK DIŞI AÇIKLAMALARINA KARŞIN, PLANIN HAZIRLANMA SÜRECİ BOYUNCA TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARININ GÖRÜŞ VE KATKILARININ ALINMASI SÖZ KONUSU OLMAMIŞTIR. KATILIMCILIK VE ŞEFFAFLIK MASKESİYLE PAZARLANMAYA ÇALIŞILAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, TEKNİK OLARAK YETERLİ OLMAYAN, PLANLAMA CİDDİYETİYLE HİÇ BAĞDAŞMAYAN, CİDDİ SAKINCALAR İÇEREN, KENTE İNSAN ÖNCELİKLİ DEĞİL, RANT VE PAZARLAMA ÖNCELİKLİ BAKAN BİR YAKLAŞIMIN ÜRÜNÜDÜR. UYGULANDIĞI TAKDİRDE, İSTANBUL’UN SORUNLARINI ÇÖZMEK BİR YANA, GELİŞİMİNİ BUGÜNKÜNDEN DE DAHA TEHLİKELİ BOYUTLARA SÜRÜKLEYECEK, KENTİN TARİHİ VE DOĞAL DEĞERLERİNDE GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YARATACAKTIR."
Tartışmalara katılınca planın katılımcılarından mı olunuyor? Şaka yapıyorsunuz herhalde !

Eğer yanlış hatırlamıyorsam Ahmet Turgut, "biz de bu planın oluşturulmasında katkı koyanlardanız" cümlesini kurdu, itiraz gelirse deşifreden bakarız. Bu sözünü "planı hazırlayanlar bizim üyeleriniz" diye de açıkladı. Aynı şey MO için de geçerli olmuyor mu?

Ayrıca bambaşka bir şey söyleyeyim size MO mimarları ne kadar temsil ediyor? Bu odanın beni temsil ettiğini düşünmüyorum ve konuştukça yüzlerce kişinin benimle aynı görüşte olduğunu görüyorum. En son seçimde kullanılan oy toplam oyların %5'i bile değildi. Yanılıyorsam lütfen düzeltin. (Seçim sonuçları odanın sayfasından kolay ulaşılır bir şekilde izlenemediği için hemen kaynak gösteremiyorum size. Neyse MO seçimleri ve MO ile ilgili bir dosya hazırlıyorum, böyle bir sorun kalmayacak 1-2 ay içinde...) Bu %5'lik oy ile mimarları ne kadar temsil edebiliyor o da başka bir sorun...


Alıntı:
Benim katılmama gerekçem sıradan, basit ve insani şeyler; ciddiyet, samimiyet ve dürüstlük konusundaki taşıdığım tereddütler gibi...

Yani benim gerekçem o kadar da önemli değil...
Bu tereddütlerinizi açarsanız devam edecek toplantılarda sizin gibi tereddütleri olan izleyicileri kazanmak için tedbir alırız. Ama ben sizin bu cümlelerinizi içten bulmadığımı da eklemeliyim. Pek çok toplantımızda sizi gördük. Bu defa mı ciddi, samimi ve dürüst bulmadınız bizi? Açıklamanız çok yetersiz bana kalırsa... Neyse okuyanlar karar verir nasılsa..

İtiraz metni ile ilgili dikkatli okuyan birisi çok hata bulabilir. Daha dikkatli, daha iyi çalışılmış bir metin ile kamuoyu karşısına çıkılmalıydı. Son derece zayıf bulduğumu yineliyorum.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle
Doğrusal Mod Doğrusal Mod