Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Arkitera Mimarlık Merkezi > Arkitera Online > Diyalog > Diyalog 2004 Kullanıcı Diyaloğu

Diyalog 2004 Kullanıcı Diyaloğu Arkitera Diyalog’un yeni formatında tartışılan konularla ilgili düşünce ve yorumlarınızı bu başlık altında yazabilirsiniz.

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 08-12-2004, 15:07   #1
Forum Üyesi
 
Beliz Özgür'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 11-11-2003
Mesaj: 162
E. Arolat-A. Ataman-İ. Bilgin-T. Korkmaz-N. Sayın-H. Tümertekin Diyalog'u Hakkında

Emre Arolat, Alpaslan Ataman, İhsan Bilgin, Tansel Korkmaz, Nevzat Sayın ve Han Tümertekin arasında devam eden "Mimarlığı Kavrayışta Teori/Pratik ve Bilgi/Görgü/Sezgi Eksenleri" konusu ile ilgili görüşlerinizi bu konu altında tartışabilirsiniz.

Emre Arolat, Alpaslan Ataman, İhsan Bilgin, Tansel Korkmaz, Nevzat Sayın ve Han Tümertekin Diyalog'unu okumak için tıklayınız.

En son Beliz Özgür tarafından düzenlendi : 08-12-2004 15:19.
Beliz Özgür offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-12-2004, 17:32   #2
Arkitera Üyesi
 
infilak'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 30-10-2002
Mesaj: 54
Şafak 12

28-16=12 gün kaldı. Allah kurtarsın. 12 gün daha sabrederseniz hiç bir şey yazmak zorunda kalmadan diyalog mesuliyetini yerine getirmiş olacaksınız. Ben hergün sizin için şafak sayarım artık.
infilak offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-12-2004, 11:20   #3
Forum Üyesi
 
:node'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 24-02-2004
Mesaj: 17
Ben bir şey yazdım

Bir kaç gündür benim de dikkatimi çekiyordu, kendimden şüphe ediyordum acaba ben mi ulaşamıyorum diye, ama başkaları da farketmiş demek ki.

Sanırım bu diyaloğun başlayamamış olmasına en iyi açıklama, bir önceki Diyalog 2004' te S.Ada N.Sayın tarafından diyaloğun (en azından benim için) netliğe kavuşmuş olan tanımı olacaktır.

Alıntı:
"Ben bir şey yazdım. Sen yazdın. Herkes kendi köşesinden bir şeyler yazdı, bunun adı diyalog mu oluyor?"
........................
"Aynen. Ayrıca üzerinde bu kadar düşünülmüş, hazırlanılmış bir şeyin üzerinden diyalog da çok enteresan. O anda üretilen şeyleri dışarıda bırakıyorsun. Galiba bir monolog, ikinci bir kişi katılınca mutlaka diyalog olmuyor."
Serhan Ada
Diyalog'a Farklı Bir Yaklaşım

Bundan sonra bir de Türk Dil Kurumu'nun tanımına başvurunca aynı kapıya çıktım.
Ama 4., mecaz anlamına da takılmadım değil!

Türk Dil Kurumu

diyalog:
isim Fransızca dialogue
1 . Karşılıklı konuşma.
2 . Oyun, roman, hikâye gibi eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması:
"Kişileri canlı, diyalogları kişilerin karakter özelliklerini yansıtacak gibi ustalıkla seçilmişti."- N. Cumalı.
3 . Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser.
4 . mecaz Anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma.
:node offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-12-2004, 13:27   #4
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 10-09-2002
Mesaj: 114
.

Biraz daha bekleyelim. Ekselansları gün gelir forum kavramının da ciddiyetine varırlar.
izoleli pense offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-12-2004, 19:34   #5
Arkitera Üyesi
 
infilak'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 30-10-2002
Mesaj: 54
Şafak 11!

Geriye 28-17=11 gün ve 9+1-2=8 kişi kaldı. Şimdi diyalog 1 kişi/gün hızıyla ilerlerse hem herkes konuşmuş olacak hem de toplam 2+11=13 entry olacak ki bu da fena değil diyalog kurtulmuş demektir. Ben de ne güzel her akşam mesaj gönderip şafak sayarak "mesajlar" hanemi şişirmeyi planlamıştım ama diyalog sağolsun. Artık başka diyamayaloglara.
__________________
tangent universe has collapsed
infilak offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-12-2004, 09:00   #6
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.231
Blog Mesajları: 55
Daha fazla şafak sayarak burayı meşgul etmenize gerek yok. Bu forumu takip edenler verdiğiniz sayılardan ve mesaj giriş tarihinizden bırakın kendileri saysın.

Bir de "Diyalog zamana homojen bir şekilde yayılmalıdır" dediğimizi gördünüz mü? Belki tüm mesajlar son gün girilecek. Kim bilir.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-12-2004, 19:25   #7
Arkitera Üyesi
 
zahon'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 03-01-2002
Mesaj: 268
Ben de :node' un açtığı yoldan gideyim belki diyalogtaki tıkanıklığı açma yolunda işe yarar... Umarım haddimi aşmış ve saygısızlık etmiş olmam.

Diyalog Konusu:
"Mimarlığı kavrayışta Teori / Pratik ve Bilgi / Görgü / Sezgi Eksenleri"

TDK'ya göre:

mimarlık: (isim)
1. Mimar olma durumu.
2. Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimarî.


O zaman şu mimar olma durumuna bir bakmak lazım...

mimar: (isim) Arapça
Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan, yöneten kimse:
"Binanın mimarını da bulsanız, bu sualinize cevap vermez."- H. F. Ozansoy.


Yaşasın "cümle içinde kullanma"... Nasıl da anlaşılır oluyor birden herşey...

kavrayış: (isim)
1. Kavrama, anlama, algılama yetisi.
2. Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması.
3. felsefe Bir algının doğrudan doğruya kavranması.


Burada çok dallandı. Sözlük açıklamalarının içindeki sözcükleri araştırmayı bundan sonra bırakıyorum...

teori: (isim) Fransızca
Kuram, nazariye:
"Alışılmış kalıpların çok dışında yeni fikir akımları, modern teoriler konuşulurdu o dünyada."- Ç. Altan.


Acaba hangi dünya orası?

pratik: (isim, sıfat) Fransızca
1. Teoriye dayanmayan, davranış ve uygulama ile ilgili olan, kılgılı, uygulamalı, tatbikî, amelî.
2. Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı:
"Çok görmüş halk adamlarına mahsus pratik bir zekâsı vardı."- R. N. Güntekin.
3. Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi, teamül.
4. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerinin, kurallarının uygulanışı, kılgı, uygulama, tatbik, ameliye.


ve (I):
Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.
ve (II): (bağlaç) Arapça
İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatır:
"Galiba bir vehme kapılıyorum ve galiba bir hastalık beynimi kemiriyor."- A. Gündüz.


Tamam kabul ediyorum... Burada işi abarttım artık. Özür dilerim.

bilgi: (isim)
1. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad, malûmat.
2. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malûmat, vukuf:
"Babası, önce ona, Mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti."- H. E. Adıvar.
3. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malûmat, vukuf.
4. felsefe Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malûmat.
5. Bilim.
6. bilişim Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.


görgü: (isim)
1. Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kuralları, terbiye, adabımuaşeret:
"İçinde yaşadığımız aynı çevre, aynı görgü, beni tamamıyla onlara benzetmiyor."- O. C. Kaygılı.
2. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim.
3. Görmüş olma durumu.


Bu maddeyi benim tekrar tekrar okumam lazım...

sezgi: (isim)

1. Sezme yeteneği, feraset:
"Kaynana, yaman halk kadını sezgisi ile teşhisi koymuştur."- H. Taner.
2. Sezme gücü yerinde olan kimse.
3. felsefe Gerçeğin deneye veya akla vurmadan, doğrudan doğruya kavranması.


eksen: (isim)
1. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver:
"Politikacıların kendilerini evrenin ekseni saymamaları gereğini anlamaları için..."- H. Taner.
2. Üzerinde bir pozitif yön var sayılan sonsuz doğru.
3. Araba dingili.
__________________
www.1110110.com
zahon offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 21-12-2004, 11:33   #8
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-01-2002
Mesaj: 36
Blog Mesajları: 6
son zamanlardaki yonetici mudahalelerine baktikca, arkitera'nin farkli dusuncelere acik bir platform olma iddiasinda olmadigini dusunmeye basladim. acaba durum bu mu? eger boyleyse, yoneticilerin aralara dalip katilicilari azarlamasi dogal olabilir. ama eger degilse, belki de soyle bir durup diyalog formatini gozden gecirmeyi deneyebilirsiniz, cunku enikonu sikici olmaya basladi, neticede bircogumuz 'acaba biryerlerde birseyler konusuluyor da biz mi ulasmayi beceremiyoruz allasen' demekteyiz birsuredir.

kaldi ki, diyalog eger zamana yayilip uzayip gidecekse, o zaman neden 1 aylik bir sure konuyor ki bastan? varsin sonsuza kadar acik kalsin, diyalog'a katilan kisiler de, mektuplassinlar bir nevi. teknolojik mektuplasma. sonra da bu mektuplar bir kitap olarak yayinlanabilir hem, kimse de girmek zorunda kalmaz diyalog sitesine falan, kitabi aliriz, olur biter.
budgie offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 21-12-2004, 12:02   #9
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 07-01-2002
Mesaj: 36
Blog Mesajları: 6
mimarligi (ve tabii hayati) kavrayista, teori-pratik arasindaki ucurum, ancak samimiyetle biraz olsun kapanabiliyor gibi geliyor. samimiyet de, bilgi-gorgu-sezgi ekseninin butununde varolmaya calisiyor.
samimiyet derken, bir calakalemlik ya da cehaltin futusuzca disa vurumundan sozetmiyorum. pratikte karsilasilan bir durumu cozmeye calisirken basvurulan yollarin secimindeki samimiyet onemli. elimizden geleni yapmaya calisirkenki samimiyet. zaman zaman elimizden gelenin yetersizligi karsisindaki kizginligimizdaki samimiyet.
kuramlar, insanlik hali yok sayilarak yaziliyor. halbuki pratik, tam da bu insanlik haliyle varoluyor. kuram ideali, pratik reeli yansitiyor mu? hayallerim ideal ben'i, yaptiklarim gercek ben'i mi yansitiyor? ben-yaptiklarim bu kadar rahat ayrisabiliyor muyum? bugunku mimar, yarinki mimar? ozum ve donusumum ne kadar farklilasabilecek? forum konusu cok guzel, umarim sonuna kadar katilimcilardan daha cok seyler okuruz, belki biraz pratige de kayarak? merakla bekliyorum.
budgie offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-12-2004, 20:18   #10
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.231
Blog Mesajları: 55
Alıntı:
Orijinal metin budgie tarafından gönderilmiş
son zamanlardaki yonetici mudahalelerine baktikca, arkitera'nin farkli dusuncelere acik bir platform olma iddiasinda olmadigini dusunmeye basladim. acaba durum bu mu? eger boyleyse, yoneticilerin aralara dalip katilicilari azarlamasi dogal olabilir. ama eger degilse, belki de soyle bir durup diyalog formatini gozden gecirmeyi deneyebilirsiniz, cunku enikonu sikici olmaya basladi, neticede bircogumuz 'acaba biryerlerde birseyler konusuluyor da biz mi ulasmayi beceremiyoruz allasen' demekteyiz birsuredir.

kaldi ki, diyalog eger zamana yayilip uzayip gidecekse, o zaman neden 1 aylik bir sure konuyor ki bastan? varsin sonsuza kadar acik kalsin, diyalog'a katilan kisiler de, mektuplassinlar bir nevi. teknolojik mektuplasma. sonra da bu mektuplar bir kitap olarak yayinlanabilir hem, kimse de girmek zorunda kalmaz diyalog sitesine falan, kitabi aliriz, olur biter.
Bu konudaki görüşlerinizi lütfen ilgili konularda dile getiriniz. Sizin için bazı ilgili konu örneklerini aşağıya sıralıyorum. (Lütfen bu konu altında cevap vermeyin.)

Diyalog 2004 Yeni Formatıyla Başlıyor!
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=2517

Arkitera Diyalog ile ilgili eleştiriler, öneriler...
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=652

Diyalog 2002-2
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=854

diyalog 2004
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=2622

Diyalog 2002-II ve Platform 2003
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=987

Diyalog 2002 konukları
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=514

diyalog saatleri..
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=616

Diyalog forumu ile ilgili sorularınızı bu foruma yazabilirsiniz.
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=377

Diyalog
http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=237

Yönetici müdahale etmesin de ne yapsın!
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2004, 01:19   #11
MNT
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 23-12-2004
Mesaj: 2
"Bugün hala mimarlık okullarında öğrencilere aşılanan bir garip ‘özgünlük’ hissi, olası bir özgünlüğün de önünü tıkıyor. Ataları, selefleri, modelleri reddetmeye, bastırmaya kadar varabilen bu his, Modernistlerin bilinçli bir yöntem olarak kullandıklarına –referansların mimarlık tarihinden doğaya, makineye, matematiğe kayması- bu sefer bir kurtuluş olarak sarılıyor. Daha da ileri giderek temsilin bir ucunu mimarlık kültüründen çok ötelere itiyor; bulanıklaştırarak anlaşılamaz ve kıyaslanamaz bir hale sokuyor; hatta bu yolda yakınlaşamadığı kuramsal metinlere başvurarak ‘özgünlüğünü’ garanti altına alıyor. Sonuç ortada. Halı altına süpürülmüş esaret. "
Mehmet Kütükçüoğlu'nun bu sözlerinin, bu "his"sin kabul edilmesi yönünde dayatma gören bir mimarlık öğrencisi olarak bu derin yarayı işaret etmesi ilgimi uyandırdı.Aslında çoğu zaman düzeni eleştirmekten korkan biz mimarlık öğrencileri-ki bu korkunun altında geleceğe dair kaygılar,kayıplar yatar-ne yapıp edip sindirilmiş bir şekilde dışarıya çıktığımızda teori-pratik ilişkisini kuramıyoruz.Ya da belki de en doğrusu kimliğimizi bulamıyoruz.Ne yazık ki eğitim görmekte olduğum okul,kendini aşamamış ve kendi "özgünlüklerini" dayatmada ısrarlı hocalarımızla ilerleyemiyor,dolayısıyla ilerletemiyor.Şayet kendi "özgünlüğünüzü" ispatlamaya çalışırsanız,Mehmet Kütükçüoğlu'nun da dediği gibi reddedilen bir takım örneklerle karşımıza çıkılıyor.
Forumun genel konu başlığının belki de ötesine geçmiş olabilirim ama konuşmaktan korktuğumuz bu konu açıkçası beni bir adayı olarak gurur duyduğum MİMARLIK 'tan uzaklaştırmamalı diye düşünüyorum.Peki kendimizi nasıl ispatlamalı ya da olması gerekli özgünlüğü nasıl bulmalı?Kendini ispatlamış olan sizlerden belki de bir iz görebilmek için bu sözlerim...teşekkürler...
MNT offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-12-2004, 11:29   #12
Arkitera Üyesi
 
zahon'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 03-01-2002
Mesaj: 268
Bir kaç soru kafamda canlanıyor konuşulmaya başlananlar ışığında, netleştirebilmek için yardımıza gereksinim duyduğum.

"Olmayan" üzerine bir "kuram" geliştirilebilir mi? Yoksa bir anlama, açıklama çabası olarak "Kuram", doğası gereği, her zaman, üzerine inşaa edilebileceği bir "öncül"ü, bir "orada oluş"u mu gerektirir?

Bu çıkarım ışığında, daha spesifik olunursa, bir "Mimarlık Kuramı"ndan söz edildiğinde, kabul olarak, üzerine inşaa edildiği bir "uygulama örneği" gerekliliği mi vardır?

Ters yönde bir düşünceyle, kuramsal cevap üzerine inşaa edilmiş "uygulama" ne derecede "kuram"ın parçası ya da doğal sonucudur? Mehmet Kütükçüoğlu'nun işaret ettiği "bu bakışın bir başka ortamdaki stilize ifade"leri midir yoksa sadece?

Mimari düşüncenin kuramsallaşabilmesi için bir "öncül" gerekiyorsa, "Mimarlık Kuramı" da sadece bu öncülü anlama yolunda "o ana ait" bir "cevap"tır denilebilir mi?

Peki genel anlamıyla "mimarlık kuramları" bir cevapsa, "mimarlık pratiği"nin varoluşunu sürdürebilmek için bu cevaplara kaçınılmaz olarak gereksinimi mi vardır? Yoksa henüz kuramsallaşmamış da olsalar, anlama yolundaki soruları yeterli midir?

Bir de konunun ekseninden hafifçe kaçık genel bir soru... "Mimarlık" dediğimizde herkesin kafasında farklı ışıklar yanıyorsa eğer, neden hala sanki aklı selimle kavranabilir bir mutlak kavram gibi söz ediyoruz ondan?

Alıntı:
Bu anlamda, klasman dışı bırakılmış ‘sırf ticari beğeniye dayanan çağdaş mimari’ yi geri çağırıyorum. Eleştirel düşünce, malzemesini kendisine bir tehdit unsuru olarak görmeden, onun ile arasındaki mesafeyi gözetebildiği ölçüde daha kapsayıcı olacak; haritayı tamamlayacaktır. Mimar/mimar olmayan bir çok insanın mimarlık eseri olarak algıladığı –yanlış anlaşılmasın: pejmürdelikten bahsetmiyorum- külliyatın üzerinden yansımalar, mesleğin hayat ile bağlarını tamir edebilecek bir açılım sunabilir bizlere.
Belki de tam da bu noktada Mehmet Kütükçüoğlu'nun çağrısı daha da anlamlı oluyor. En azından kendi adıma, anlayabildiğim ölçüde.

Ortalığı sulandıracak olsa da, bir başka aforizma geliyor aklıma kaynağını hatırlayamadığım...

"In theory, there is no difference between theory and practice; In practice, there is."
"Teoride, teoriyle pratik arasında fark yoktur, pratikte vardır."
__________________
www.1110110.com
zahon offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 28-12-2004, 19:04   #13
Arkitera Üyesi
 
infilak'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 30-10-2002
Mesaj: 54
Bir diyaloğun daha sonuna yaklaşırken...

Diyalog daha önce tahmin ettiğimden daha yavaş ilerledi. Ama gelen metinler özellikle MK metni ufuk açıcı ama ben yine de zahonun öncüllük üzerine gittiği metni hariçten en iyi gazel seçiyorum. Ayrıca adı diyalog olan bu metin elde etme biçiminin en bir başarılı örneğinin -burası yeri değil ama- serhan ada ve nevzat sayın arasında gerçekleştirilen sayısı olduğunu düşünüyorum. Aç parantez, kullanıcı diyalogları hitlerine bakacak olursak ilgi sorunlu diyaloglardan yana. Coğrafyamız kitle kültürünün a, b, c, zengin, fakir, okumuş, cahil demeden, kendimi de soyutlamadan çizdiği resim 'sorun sevicilik'. Alev Alatlının daha güzel ve gaddar tabiriyle 'nekrofilik' bir tablo bu. Kapa parantez.

Şimdi gelelim teori/pratik | bilgi/sezgi/görgü adlı [(kuple) eksen (triple)] karmaşık formüllü diyalog konusu hakkındaki naçizhane gazelime. Aslında bu başlık bir soru değil bir cevap. Teori Pratik arasındaki bahsi geçen uçurumun kapatılması için gereken formül bilgi/sezgi/görgü üçlüsüdür gibi. Bence bu bilgisezgigörgü daha çok konuşulmaya hakediyor. Herşeyi parçalayarak kavramaya çalışan batı düşünürünün mimarlığı kavramaya çalışırken onun dilöncesindeki o ilk ve bütün haline en çok yaklaşabildiği an bu üçleme. Mimarlık sadece bilgi (pozitif, bilişi, akıl), sadece sezgi (fenomen, duygu, deneyim), sadece görgü (kültür, bağlam, yer, öteki) değil hepsidir anlamında. Metin Karadağ'ın forum sayfalarına dağlar dolusu metin yığarak işlevsiz hale getirmesine gerek kalmadan mesela mimarlık eğitimi nasıl bir prensip üzerin temellendirilmelidir sorusuna da şık, kısa ve derin bir cevap olabilecek bir üçleme: bilginizi arttıracaksınız, sezginizi geliştireceksiniz, görgünüzü derinleştireceksiniz. O kadar.
Teori ve Pratik arasındaki dikilmesi gereğine işaret edilen schism, ingilizce benzeri daha çok hoşuma gidiyor chasm' a gelince. Yok öyle birşey. İhsan Bilgin'in tarif ettiği iki yola da düşmeden böyle düşündüğümü sanıyorum. Pratik teoriden ayrılamaz. Herhangi bir şekilde bir teoriniz olmadan eyleme geçemezsiniz. Kavrayış olmadan davranış gelemez. Peki niçin böyle bir şikayet var? Sanırım varolan konvansiyonel teorik sistemleri beğenmediğimiz, yeterli görmediğimiz için. Mimarlık pratiği uzun zamandır 'iyi bir teori' nin varlığına muhtaçtır. Öyle midir? Eğer her sorunun özgünlüğünü, her yerin biricikliğini, her yaklaşımın orjinalliğini övüyorsak, bütün bunları ipe dizecek 'iyi bir teori' arayışı niye. Eğer başka koşullara göre geliştirilmiş bir kavrayış modeli bana kılavuzluk edeceğine gözlerimi karartıyorsa ortada bir problem var demektir. Poblemin de bir döneme adını koyacak kadar büyüklük ve iyilikte bir teori üretmeye çalışmak ve bunu alın bu size iyi gelecek diye dolaşıma çıkarmak olduğunu düşünüyorum. Böyle bir şeyi talep etmek, beklentisi içerisinde olmak da daha farklı daha masum bir pozisyon değil üstelik. Parodisini yapacak olursak erken dönem Bond filmlerindeki dünyayı ele geçirmeye çalışan adamın şizoid arzularıyla aynı durum.
İyi bir teorinin sirkülasyona çıkamayacak kadar bağlamıyla ilişkili bir teori olduğunu düşünüyorum. Okuyana, çok iyi bir teori bize de böyle iyi bir tane geliştirmek yaraşır dedirtecek türden bir teori. Selefinden icazet alınmayan, naçizhane faydalanılan bir kavrayış. Şu an ulaşılabilecek onlarca iyi mimarlık teorisi var ve yenileri de geliştirilyor, geliştirilmekte. Her öneri, her proje onu yaratan koşulların cismiyle orantılı hacimde teoriler eşliğinde bina ediliyorlar. Fukuhoma, Seattle, Graz ve pek çok yerde teoriler bizzat inşa ediliyorlar. Belki bu Loos'un, Rossi'nin arzuladığı bir biçimde değil, belki öyle, ama daha çok Konstanzvari bir dünya.

Diyaloğa katılanlara, her ne kadar korkudan şafak sayamadıysam da beni banlamayan ömere, hariçten gazelcilere teşekkürlerimi sunar, çıkarım.
__________________
tangent universe has collapsed
infilak offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 29-12-2004, 18:51   #14
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
28+1:)

İnfilak'ın foruma yığdığım yazıların altında kalıp işlevsizleşmesine üzüldüm doğrusu

Beni niye bahane olarak gösterdiğini yazdıklarına bakınca anlar gibi oldum

-----------------
Aşağıdaki alıntıdan alıntı:

"Metin Karadağ'ın forum sayfalarına dağlar dolusu metin yığarak işlevsiz hale getirmesine gerek kalmadan mesela mimarlık eğitimi nasıl bir prensip üzerin temellendirilmelidir sorusuna da şık, kısa ve derin bir cevap olabilecek bir üçleme: bilginizi arttıracaksınız, sezginizi geliştireceksiniz, görgünüzü derinleştireceksiniz. O kadar."
-----------------


Neyse ben diyaloga döneyim.

Bana göre kısa sürmüş olsa bile "Mimarlığı Kavrayışta Teori/Pratik ve Bilgi/Görgü/Sezgi Eksenleri" diyaloğunun keyifli yoğunluğundan ziyadesiyle memnunum.

Diyalogda yazılanları okurken diyalogla doğrudan bir ilgisi yok ama aklıma 1996 Habitat-II için hazılanmış Fransa'nın Ulusal Raporu"ndaki bir kare gözümün önüne geldi ve gitmedi:

"Dinamitlenerek yıkılan toplu konutlar..." fotoğrafının olduğu bölümde "Sosyal dokuyu tahrip ettiği için bu tür toplu konut yapılanmasından vazgeçip mimaride organik yerleşmelere geçmek..." gibi bir açıklama vardı.

Bir kaç ay sonra gazetelerde Fransızların Silivri bolgesinde 300 bin kişilik bir yerleşmenin kurulması için girişimde bulundukları haberinin yaninda renklendirilmiş üç boyutlu vaziyet planı çıkmıştı...

1997 Haziranı'nda bir gün Fransız Sarayı'nın (Galatasaray'da Odakule'nin karşısındaki sokakta bulunan) bahçesindeki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü binasında Fransa Bayındırlık Bakanlığı'nın Habitat-II ilgili Müsteşarı'nın; Habitat-II den bu yana geçen bir yılı değerledirme yapacağı toplantıyı izlemeye gitmiştik Korhan Gümüş'le.

Sunuşlardan sonra sorulara sıra gelmişti.

Bende "Frace Habitat" Fransız Ulusal Raporun'daki bu bölümü hatırlattıktan sonra Silivri'de sözü geçen raporla çelişen yatırımın nedeninin; Türkiye'deki hemen hemen bütün çimento fabrikalarını satın alan Fransız yatırımcılarla bir ilgisi olup olmadığını ve kendi ülkenizde önermediğiniz yerleşim politikasını "Silivri"de önermenin nasıl bir şey olduğunu sordum.

Bir anlık sessilikten sonra kırmızının kendisine ve Fransız heyetine çok yakıştığını gördüm...

Sayın müsteşar "Bazı durumlarda bazı öneriler değişiklik gösterebilir..." türünden bir yanıtla yetindi.


"Mimarlığı Kavrayışta Teori/Pratik ve Bilgi/Görgü/Sezgi Eksenleri"

Demek ki "Bazı durumlarda bazı öneriler değişiklik gösterebilir..." miş.

MK

--------------------









Alıntı:
Orijinal metin infilak tarafından gönderilmiş
Diyalog daha önce tahmin ettiğimden daha yavaş ilerledi. Ama gelen metinler özellikle MK metni ufuk açıcı ama ben yine de zahonun öncüllük üzerine gittiği metni hariçten en iyi gazel seçiyorum. Ayrıca adı diyalog olan bu metin elde etme biçiminin en bir başarılı örneğinin -burası yeri değil ama- serhan ada ve nevzat sayın arasında gerçekleştirilen sayısı olduğunu düşünüyorum. Aç parantez, kullanıcı diyalogları hitlerine bakacak olursak ilgi sorunlu diyaloglardan yana. Coğrafyamız kitle kültürünün a, b, c, zengin, fakir, okumuş, cahil demeden, kendimi de soyutlamadan çizdiği resim 'sorun sevicilik'. Alev Alatlının daha güzel ve gaddar tabiriyle 'nekrofilik' bir tablo bu. Kapa parantez.

Şimdi gelelim teori/pratik | bilgi/sezgi/görgü adlı [(kuple) eksen (triple)] karmaşık formüllü diyalog konusu hakkındaki naçizhane gazelime. Aslında bu başlık bir soru değil bir cevap. Teori Pratik arasındaki bahsi geçen uçurumun kapatılması için gereken formül bilgi/sezgi/görgü üçlüsüdür gibi. Bence bu bilgisezgigörgü daha çok konuşulmaya hakediyor. Herşeyi parçalayarak kavramaya çalışan batı düşünürünün mimarlığı kavramaya çalışırken onun dilöncesindeki o ilk ve bütün haline en çok yaklaşabildiği an bu üçleme. Mimarlık sadece bilgi (pozitif, bilişi, akıl), sadece sezgi (fenomen, duygu, deneyim), sadece görgü (kültür, bağlam, yer, öteki) değil hepsidir anlamında. Metin Karadağ'ın forum sayfalarına dağlar dolusu metin yığarak işlevsiz hale getirmesine gerek kalmadan mesela mimarlık eğitimi nasıl bir prensip üzerin temellendirilmelidir sorusuna da şık, kısa ve derin bir cevap olabilecek bir üçleme: bilginizi arttıracaksınız, sezginizi geliştireceksiniz, görgünüzü derinleştireceksiniz. O kadar.
Teori ve Pratik arasındaki dikilmesi gereğine işaret edilen schism, ingilizce benzeri daha çok hoşuma gidiyor chasm' a gelince. Yok öyle birşey. İhsan Bilgin'in tarif ettiği iki yola da düşmeden böyle düşündüğümü sanıyorum. Pratik teoriden ayrılamaz. Herhangi bir şekilde bir teoriniz olmadan eyleme geçemezsiniz. Kavrayış olmadan davranış gelemez. Peki niçin böyle bir şikayet var? Sanırım varolan konvansiyonel teorik sistemleri beğenmediğimiz, yeterli görmediğimiz için. Mimarlık pratiği uzun zamandır 'iyi bir teori' nin varlığına muhtaçtır. Öyle midir? Eğer her sorunun özgünlüğünü, her yerin biricikliğini, her yaklaşımın orjinalliğini övüyorsak, bütün bunları ipe dizecek 'iyi bir teori' arayışı niye. Eğer başka koşullara göre geliştirilmiş bir kavrayış modeli bana kılavuzluk edeceğine gözlerimi karartıyorsa ortada bir problem var demektir. Poblemin de bir döneme adını koyacak kadar büyüklük ve iyilikte bir teori üretmeye çalışmak ve bunu alın bu size iyi gelecek diye dolaşıma çıkarmak olduğunu düşünüyorum. Böyle bir şeyi talep etmek, beklentisi içerisinde olmak da daha farklı daha masum bir pozisyon değil üstelik. Parodisini yapacak olursak erken dönem Bond filmlerindeki dünyayı ele geçirmeye çalışan adamın şizoid arzularıyla aynı durum.
İyi bir teorinin sirkülasyona çıkamayacak kadar bağlamıyla ilişkili bir teori olduğunu düşünüyorum. Okuyana, çok iyi bir teori bize de böyle iyi bir tane geliştirmek yaraşır dedirtecek türden bir teori. Selefinden icazet alınmayan, naçizhane faydalanılan bir kavrayış. Şu an ulaşılabilecek onlarca iyi mimarlık teorisi var ve yenileri de geliştirilyor, geliştirilmekte. Her öneri, her proje onu yaratan koşulların cismiyle orantılı hacimde teoriler eşliğinde bina ediliyorlar. Fukuhoma, Seattle, Graz ve pek çok yerde teoriler bizzat inşa ediliyorlar. Belki bu Loos'un, Rossi'nin arzuladığı bir biçimde değil, belki öyle, ama daha çok Konstanzvari bir dünya.

Diyaloğa katılanlara, her ne kadar korkudan şafak sayamadıysam da beni banlamayan ömere, hariçten gazelcilere teşekkürlerimi sunar, çıkarım.
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 31-12-2004, 14:24   #15
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Praxis kazaları

Bir kitabın çevirisinde yazılan önsöz nasıl kitaptan önemli gibi olabilir ki? Bana öyle gelmişti, ki hala da öyle.

Orhan Koçak'ın çevirdiği Max Horkeimer'in makalelerinden oluşan Akıl Tutulması başlıklı kitaptaki önsöz beni böylesine etkilemişti.

(Nedense bu örnek bende saplantı halini aldı gibi. İlgili ilgisiz her yerde kullanıyorum

Kitabın önsözünde bir yaşlılar evi diyalogu vardı. Aklımda kalanı aktarmak istiyorum.

-Yaşlı ve yatalak adam yine yaşlı ve ağır işiten oda arkadaşına: "Hey, yan odadaki ihtiyardan lazımlığı al getir çok sıkıştım!..." diye seslenir.

-Yaşlı ve ağır işiten yataktan ağır ağır doğrulup yine aynı ağırlıkta terliklerini giyip yan odaya gider. Odadakilere "Hey, bizim ihtiyar gezmeye gidecek senin paltonu istiyor..." diye aktarır.

Yan odanın yatalak ve sağır olmayan yaşlısı hemen ayağa kalkar ve hızlı hareketlerle yanındaki yatağın altından lazımlığı kaptığı gibi diğer odaya koşar...

Bu örneği aşağıdaki resimle de süsledik mi tamamdır bu iş
Eklenmiş İmajlar
 
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 31-12-2004 14:44. Nedeni: Ek...
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Kapalı
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 05:54.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177