![]() |
|
|||||||
| Diğer Kentler İstanbul, Ankara dışındaki kentler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-03-2008
Mesaj: 115
|
yine yanlış bilgi
redrapsody isimli arkdaşımız kayseriliyim diyor ama kayseriden haberdar olduğunu sanmıyorum,diyor ki belediye iyi çalışıyor,iyi çöp topluyor vs.. terminal yeri ve raylı sistem için kent plancılarından bilgi almıyolar mı diyor,halbuki onunda iyi bilmesi gereken bu üst planlamaların ankara da yapıldığı,kayseri nin en son planlarının 70 li yıllarda yapıldığı,2000 den sonra bi tadilat daha geçirdiğidir,mesela yapılan üst planlarda terminal mimarsinan kasabasında gözüküyor,mimarsinan kasabası ne demek,şehrin 30 kilometre doğusu demek,yani yapılan istatistiklere göre şehrin yüzde 80 inin batıya gittiğini,batıya yolculuk ettiğini düşünürsek yapılan üst planın ne kadar saçma olduğu çıkıyor ortaya,yani batıya gidecek adam önce doğuya 30 kilometre gidecek sonra aynı yolu yeniden alıcak,60kilometre boşa gidecek,belediye napıyor bu istatistiği değerlendirip terminali şehrin batısına yapıyor,bunun neresi yanlış,
raylı sistem kayseri nin en çok çalışanının bulunduğu organize sanayi ve uydu kentlerle,toki konutlarını,26 km lik bir hatla birbirine bağlıyor, raylı sistemin geçtiği hat trafiğin en yoğun olduğu hat,raylı sistem yapılmasıyla bu hattaki dolmuş ve otobüslerin kaldırılması hesaplanıyor,bununda ne kadar doğru olduğu hemen anlaşılabilecek bi durum,raylı sistemin üstten gitmesi belki kötü bişey ama çoğu yerde bilhassa meydan ve çevresinde yeraltında kalan kalenin dış surları nedeniyle kazı yapılamıyor,yapılamaz da,raylı sistem ilk önce ulaşım yapılarını birbirine bağlar sözü kısmen doğru olsada bu raylı sistemin 2. etabının olduğu unutulmamalıdır,yani raylı sistem yapldı bi daha ekleme ya da başka hat eklenemez diye bi kural yok,raylı sistem hattı yeni terminale 300 metre uzaktan geçiyor,isteyen yürüyerek ulaşabilir,ama ordan bir hat,bir servis,yada elektronik bir başka hat çalışıldığını biliyorum,raylı sistem kullanıma başladığında oda başlıcak,ayrıca stad yeri raylı sisteme göre seçildi,yani stada göre raylı sistem hattı gitmedi,onda da yanlışlık var,stad sonra planlandı, deniyoki raylı sistem neden tren garına gitmedi,redrapsody kayseri den haberdar olsa,demir yolunun dışarı alınması çalışmasının olduğunu bilirdi,yani şimdi çevreyolu şehrin kuzeyine alınıp şehrin dışına alındı,demiryolunada aynı uygulama olması için çalışılıyo,yani şehrin dışına çıkacak yeni yeri belli olmayan tren garına raylı sistem götürmek ne kadar doğru olur,aslında redrapsody belediyenin sitesine girse bunlar yazıyor,ya da belediyeye telefon açsa bunları öğrenir,neden yapmıyor anlamadım,kayseriyi çok seviyorum diyor ama gelişmelerden haberi yok,demek ki sadece sevmek yetmiyor,ayrıca belediye bunları bilmiyo mu,raylı sistem için hem yurtiçi hem de yurtdışı firmalardan danışmanlık alınıyor,hemde çok uzman kişilerden,mesela raylı sistem geçiş güzergahı içinde belediyede toplantı yapıldı,ona da katılmamış anlaşılan....hem bilgi sahibi olmayalım,hem de ağzımıza geleni söyleyelim,bilişim devrinde biz mimarların bu hataları yapmaması gerekir... En son mute tarafından düzenlendi : 03-05-2008 11:00. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 519
|
Aydınlattığınız için teşekkürler. Fakat ben istatistiklerin yanında deneyimlerin de önemli olduğunu düşünüyorum. Beni falancanın yaptığı araştırmadan çok kentteki deneyimlerim ilgilendiriyor.
Sivas Caddesinin bozulan yapısını ve kentin bu sistemle bir bariyerle ikiye bölünmesi istatistiklerle değil birkaç yıl sonra deneyimlenerek anlaşılacaktır. Ankara gibi heryer altgeçit-üstgeçit dolacak. Yayaları aşağıya al, yukarı çıkar , trafiğe yol ver. Bana hiçbir istatistik yürüyerek dolaştığım yerlerde dolaşan bir treni kabul ettiremez.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-03-2006
Mesaj: 16
|
bu gibi konuları belediyede bu işlerden sorumlu kişilere söylemek doğru olur,biz olaylara kendi açımızdan bazen romantik bakıyoruz,onlara sorup bunun aslını öğrenmek gerek,sonuçta ordaki bu kararları verenlerde bizim gibi mimar ve mühendis veya nasıl olmalıydı? diye kafa yormak gerek biraz,belki meclis toplantılarına katılmak gerek,ya da mimarlar odası bi hamle yapmalı,bu toplantılara girmeli,yoksa ordan karar çıkıyor biz bol bol konuşuyoruz,buna müdahil olalım,kararlar böyle çımasın,karar çıktıktan sonra konuşmanın anlamı yok,mimarlar odası daha aktif görev almalı....
|
|
|
|
|
|
#19 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 519
|
Haklısınız, ortamda bir korku hakim. Ben belediyeyle hiç alakalı olmadım, ama daha önce Şükrü beyle tanışmıştım. Şükrü Karatepe'nin Kayseri için çok önemli bir insan olduğunu düşünüyorum, nasıl bir komplonun kurbanı oldu bunu zaman açığa çıkaracaktır. Orası biraz karanlık.
Ben onun kitabında okuduğum fikirlerinin Kayseri'nin gerçek vizyonu olduğunu düşünüyorum. Şuan herkes birşeylerden çekinip kifir beyan ederken ' aman belediyeyle ters düşmeyim' mantığıyla hareket ediyor. Belediye'nin en üstündeki insanların özverilerini biliyorum, bu yüzden içim açıyor yanlış işler yapılınca. Konuşamazsak çözemeyiz, konuşmaktan tartışmaktan, eleştirilmekten kaçmadığımızda yol alırız. Sorumluluk alırız... Ben bahsettiğiniz gibi Kayseriden uzağım. Birkaç işte göstermelik olarak adım geçiyor ve ofisim orda duruyor ama Kayseri ile pek alakam yok. Ama emin olun Kayseri'de yaşamayı ve oraya hizmet etmeyi istiyorum. Bunu zaman gösterecek, şimdilik sadece gözlemlerimi yazmakla yetinebiliyorum.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-03-2006
Mesaj: 16
|
yani belediye başkanı gördüğüm kadarıyla iyi niyetli,ama hukukçu sonuçta,bu işlere mimarlar odası müdahil olmalı,belki de bizde gitsek yapılanların doğru olduğuna ikna olacağız,o yüzden bu tür konularda daha aktif olmalıyız,karalama kampanyasıyla olmuyor bu işler,medenice ortak yol bulunur sanıyorum,ama özellikle raylı sistemi incelerken avrupada ne yapılmış ona bakmak gerek,sadece bizim meydanda mı üstten gidiyor? incelemek gerekiyor,onlar bu evreleri bizden 50 yıl önce yaşamışlar.........
|
|
|
|
|
|
#21 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 519
|
Avrupa takıntısının bizim en büyük handikapımız olduğunu düşünüyorum. Bizim 'Türk Kenti' diye bir tiplojimiz var(dı). Daha organik ve İslam Kültüründen beslenen, faklı kültürlerle zenginleşen.
Sade, insancıl, özgün ... Avrupa'nın modernizmde çıkış yolları bulduğu pek çok felsefe zaten İslam kentinde, Türk kentinde varolan şeylerdi. Biz toplumsal değişim sürecinde bunları yorumlamak yerine, büsbütün yabancılaştık. unuttuk, işin kötüsü neyi unuttuğumuzun farkında bile değiliz. Şimdiki şuursuz halimize geldik. Postmodern kubbeli,kemerli,taç kapılı yapılarla bunu geri kazanacağımızı sandık. Önemli şehirlerde raylı sistem genellikle metro şeklinde çözülmüş. Kayseri gibi düz bir şehirde ben metro beklerdim. Benim için Avrupada nasıl olduğu fln önemli değil. Ben artık Sivas caddesinde yürümekten zevk almıyorum. Gürültülü bir çevreyolu olmuş sivas caddesi. Ben düz bir mantıkla raylı sistemin şimdiki çevre yolundan, mimsin-inönü parkı-hastane-terminal-belsin-organize şeklinde bir hat hayal etmiştim. Bence sorun planlamacıların işe hava fotoğraflarından bakmasından kaynaklanıyor, kentsel kararlarda mimari ölçeği önemsenmeyince bu tür problemler yaşanması çok doğal. Ankara raylı sistemi incelense Avrupaya bakmaya gerek kalmazdı bana kalırsa. Artık yapılacak birşey yok. Ben raylı sistemin yarattığı kentsel bariyeri kırmaya yönelik eskizler, çizimler karalıyorum şu sıralar. Kayseri'ye döndüğümde bunları samimiyetle sunmayı istiyorum. Kayseri ile ilgili öneri verme alışkanlığı edinmeliyiz belediyeye karşı. Fakat belediye de önerilen projelere değer vermeli. Mimarları zorlamalı, yormalı... Mimarları bir araya getirip tartıştırmalı. Haklarını da vermeli. Ciddi bir yapıcı eleştiri ortamı oluşursa bence iyi niyetle iş yapma düşüncesindeki herkes kazanır. Bazan dinamikleri harekete geçirmek için kışkırtıcı yazılar yazmak gerekiyor. Ama bunun kişisel ihtiraslarla değil, samimi düşüncelerle yazıldığı zamanla anlaşılır diye düşünüyorum. Toplumsal olarak öncelikle buna ihtiyacımız var. Kayseri bunu yapabilir, yapabilirse muhteşem olur. O zaman Kayseri'de kimse imar yönetmeliğini delmeye cesaret edemez, proje yaparken titiz çalışması gerektiğini bilir, projeyi sahiplenir. Kayseri kazanır, düzgün iş yapanlar kazanır. Kayseri'de bunu yapan hiçkimsenin yazdıklarımdan alınmaması gerek. Gerçekten mimarlığı öğrenmek ve arkasında iyi birşeyler bırakmak isteyenler biraz sabırla mücadele etmeli, biraraya gelmeli. Kaliteli iyi mimarların yanında yetişmeli, yanlarında çalıştıkları mimarları zorlamalı. Tek başlarına değil, 4-5 kişi birleşip ofis açmalı, ofis açacaklarsa da. Yoksa dekorasyon işleriyle yetinmek zorunda kalırız. Kente mimarların etkisi diye birşey olmaz. Kendimizi geliştemeyiz biz de, gelişemeyiz. Türkiye'de pek çok yerde bu mümkün değil ama Kayseri'nin şansı var. Ama kenti yönetenlerin bu ortamın oluşmasında başı çekmeleri gerekiyor. Düzeyli bir tartışma zemininde , herşey didik didik konuşulabilirse aklıselim insanlar , iyi niyetli olanlar kazançlı çıkar diye düşünüyorum.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 08-05-2008 20:29. |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-03-2008
Mesaj: 7
|
sayın Redrapsody, Mute'nin söylediklerine katılıyorum bende.
Sanki Sivas Caddesinde dükkanınız varmış raylı sistem yüzünden dükkanınıza gelen müşteri sayısı azalmış gibi yorumlamışsınız. söylediklerimi yanlış anlamayın ama Kayseri son 5 yılda hiç olmadığı kadar hızlı gelişen bir şehir. |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 519
|
Kayseri kurulduğundan beri gelişiyor zaten. Kayseri herzaman Türkiye'nin en sorunsuz kenti olmuştur. Belediye'nin son dönem çalışmaları da bunu geliştiren nitelikte. Fakat 'kent kültürü' ve 'kent kimliği' konusunda ciddi hatalar yapıldığını düşünüyorum. Kayseri'de yürürken, Malatya'da , Antep'te veya herhangi benzer altgeçitlere sahip bir kentte yürümekten farkı kalmıyor artık. Bu önemli kentsel kararlarda 'planlama' anlamında belediye kendince doğru işler yapmış olabilir, falat 'zevksiz' 'kuru' bir fiziksel çevreden ötesi değil. Kayseri'de nerede gezmekten yürümekten, oturup çay içmekten zevk alıyorsunuz? Kayseripark, İpeksaray? Evet AVM lere kapanın kenti ulaşım amaçlı kullanın. Kayseri değil heryerde temel yaklaşım bu, Kayseri'de bu tuzağa düştü. Düşürüldü.
Kayseri'de bir geçmişi olmayanlar için bunun çok önemi yok, çünkü zaten herşey onlar için yeni. Ama 20-30 yılı Kayseri'de geçmiş biri için bir çöküntü bu yeni ulaşım planlaması. Benim için böyle enazından. Bunu da dile getirmek, yakınmak en doğal hakkım. Sivas Caddesinde dükkanım yok, ama olsaydı elbette daha çok tepki gösterirdim. Yaşayan bir cadde öldü. üstelik kentin tek kamusal sosyal alanı... Şimdi merakla bekliyorum, yeni sosyal kamusal alan neresi olacak? Alparslan mahallesi mi? Hiç sanmıyorum saat 6 dan sonra sokağa çıkmayan insanların yaşadığı bir kentte sosyal kamusal alan oluşsun. Ne demek istediğimi aşağıdaki yazı daha güzel anlatıyor. İstanbul?u İstanbul Yapmak
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 26-05-2008 19:02. |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 29-12-2007
Mesaj: 119
|
Uğur Tanyeli'nin şubat 2007 Arredamento Mimarlık Dergisindeki başyazısından aynen aktarıyorum,okumayanlara da tavsiye ediyorum;
Türkiye'de kimlik ve özellikle de kimlik kaybı merkezli mimarlık söylemleri bitmez tükenmez bir ilgiye mazhar olur.Örneğin,biz Türkler kimliğimizi yitirme tehlikesiyle yüzyüzeyizdir;kimliğimizi yitirmişizdir;kentlerimiz kimliğini yitirmektedir;sahte kimlikler peşinde koşmaktayızdır;gerçek kimliğimiz bu değildir.Hepsinin olağan sonucu da mimarlığımız kimliksizleşmektedir.Durumdan vazife çıkarıp,onu yapının mikro ölçeğinden kentin makro ölçeğine dek "gerçek" kimliğimizi yansıtacak hale getirmemiz gerekir. Her yeni kuşaktan sayısız insan bu ve benzeri söylemlerin altına imzasını atmakta tereddüt etmez.Ne var ki,kolay ikna eden,bildiği gerçeği dile getiren,altına düşünmeksizin imza atılan her sözün biraz düşünülünce "içeriksiz" olduğu farkedilir.Bazense içeriği gözüktüğünden farklıdır. .......................................................... Sonuç bölümü; "Kimliğimizi doğru yansıtan bir mimarlık yaratmak,sahte kimliklerden sıyrılmak" gerektiğini söyleyen herkes,ne denli tehlikeli bir söylemin kapısını açtığını umarım bir gün gelir kavrar.Ne yazık ki bu gibi özcü söylemlerin kapısı açıldığında,sonuçlar hemen daima Pnadora'nın kutusunu açmak gibidir.İyi niyetli meraklılar açarlar ve devasa toplumsal yıkımlar pahasına da olsa,onu bir daha kapatmak kolay kolay mümkün olmaz.Kısacası,mimarlıktan kimlik bağlamında konuşmak "en hafif deyişle" seyrek olarak masum bir edimdir. |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 519
|
Ama o pandoranın kutusu çoktan açıldı, içine kimin girip çıktığı da belli değil... Giden benim kenti yaşama zevkim oluyor, yaşama sevincim oluyor... Sonra ne yazarsan yaz, ne çizersen çiz...
__________________
R&R |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|