![]() |
|
|||||||
| Çevre Küresel ısınma, susuzluk bütün gündemimizi işgal ediyor, yaşanan teknolojik gelişmelere paralel çevre sorunları azalmıyor, artıyor!.. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.242
|
Rusya petrolünü İstanbul Boğazı'nı kullanmadan Akdeniz'e geçmesini sağlamak adına yapılması düşünülen petrol nakil boru hattının geçtiği hat, bir çevre felaketine sebep olabilir.
Düşünülen hat ise; Trakya'da Kıyıköy'den başlayarak Saros'da İbrice /Erikli Limanı'na ulaşacaktır. Saros, Marmara Denizi içerisnde yaşanan onca olumsuzluğa rağmen halen doğal güzelliğini korumuş ender bölgelerden biri ve aynı zamanda dalış turizminin de önemli bir noktası. İzmit Limanı'nın endüstriyel tesis ve petrol taşımacılığı ile gelmiş olduğu durumu gözardı etmeden eldeki nadide değerlerimizi kaybetmek ne büyük bir acı! ![]() |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 1.242
|
Ölçümler
bu arada bu konu ile ilgili arazi ölçümleri de yapılmakta imiş. Sırf bu nedenle yöre halkı bugün İbrice Balıkçı Barınağı'nda toplanarak bir çevre bildirisi sunmuşlar.
![]() |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-12-2006
Mesaj: 30
|
bu petrol boru hattının çevre açısından ne kadar büyük bir yıkım olacağını ulusal basında yalnızca birgün ve cumhuriyet gazeteleri dile getirdi, getiriyor. herkes de uyuyor...
birgün gazetesinden birkaç alıntı: *** 7 ağustos 2004 trakya'ya ölüm hatti tapan hali hazırda, doğal hayatı koruma derneği (dhkd) ve doğal hayatı koruma vakfı (dhkv) -wwf türkiye üyesi. daha önce dhkv'nin başkanlığını da yapmış. 1994 yılından bu yana, wwf'nin yarı üyesi olarak, akdeniz projesi de dahil olmak üzere çeşitli projelerde yer alan dhkv'nin, katmandu 'da yapılan wwf uluslararası komite toplantısında , wwf türkiye olması kararı alındı. yunan delegasyonunun tam destek vermesi sonucunda, tam katılım kararı 2000 toplantısında alındı ve tüm üye ülke temsilcilerine duyuruldu. dünyanın en etkili çevre kuruluşlarından biri olan ve 25 ulusal örgütü , 4 yarı üyesi ve 100'e yakın temsilciliği olan wwf'ye türkiye'nin de üye olması dhkv başkanı olduğu dönemde petrolcü okan tapan' a nasip oldu. aynı yılın şubat ayında istanbul'da gerçekleşen toplantıda hollanda eski başbakanı ve wwf'nin başkanı ruud lubbers ile dhkv başkanı petrolcü okan tapan arasında atılan imzalarla dhkv - wwf türkiye oluyordu. doğal hayatı koruma vakfı'nın kurulduğu yıl ise 1996. vakıf olmak , aynı zamanda, dünya doğayı koruma vakfı world wıde for nature'ın (wwf) üyesi olmanın da yolunu açıyordu. ilk yıllarında urfa birecikte kelaynak kuşlarını korumaya alarak adını duyuran dhkd daha sonra da caretta caretta ile ilgili dalyan'da yaptıkları çalışmalar ile tanındı. dhkd ve dhkv-wwf türkiye ise bugünlerde bakü-tiflis-ceyhan (btc) petrol boru hattı üzerinde yürüttükleri çalışmalar ile seslerini duyuruyor. btc pipeline company (btc co), btc boru hattı şirketi boru hattının tamamının inşasından ve işletmesinden sorumlu. halihazırda, boru hattı işletmecisi olacak bp liderliğinde, dokuz ülkeyi temsil eden 11 katılımcı şirket bulunuyor. botaş götürü bedelli anahtar teslim anlaşma (gbata) çerçevesinde btc co.'ya boru hattının türkiye'deki kısmını inşa etmeyi ve işletmeyi taahüt etti. btc co. hisselerinin büyük kısmına sahip olan bp ve azerbaycan cumhuriyeti devlet petrol şirketi (socar) kendi aralarında özvarlıkların yüzde 55'ini ellerinde bulunduruyor. btc co.'yu oluşturan şirketlerin, destekledikleri çevre yapılandırma programı (çyp) ve türkiye yapılandırma programları (ytp) çerçevesinde destekleri projeler bulunuyor. btc tarafından belirlenen typ bütçesi 9 milyon dolar. çyp bütçesi ise 3,3 milyon dolar. btc tarafından desteklenen çyp projeleri ise; deniz kaplumbağalarının keşfi, iskenderun körfezi akdeniz foku araştırmaları, huş tavuğu yaşam alanı araştırmaları, btc hattında önemli kuş alanları, btc hattında önemli bitki alanları. çyp kapsamında yürütülen projelerin içinde dhkv-wwf türkiye, dhkd doğal hayatı koruma derneği de var. çyp kapsamında, istanbul üniversitesi yardım vakfı adına istanbul üniversitesi eczacılık fakültesi farmasötik botanik anabilim dalı tarafından yürütülen projelerde, anabilimdalı başkanı prof. dr. neriman özhatay proje yöneticisi olarak yer alıyor. prof. dr. neriman özhatay aynı zamanda dhkd (doğal hayatı koruma derneği) başkanı olarak da görev yapıyor. prof. dr. özhatay btc petrol boru hattında uygulanan çyp çerçevesinde yürütülen çalışmalar sonucunda, çevreye verilen zararın asgari ölçülere indirgendiğini söylüyor. kıyıköy-ibrice petrol boru hattı ile ilgili olarak da ''kesinlikle uzmanlar tarafından incelenmesi raporlanması gereken çalışmalar yapılmalı. biliyorum ki kıyıköy de ve saroz da sadece bu bölgelerde yetişen bitkiler var. trakya mutlaka korunmalı'' diyor. sözü transtrakya petrol boru hattını, enerji bakanlığı'na bir proje halinde sunan petrolcü okan tapan'a getiriyoruz. hem doğal hayatı koruma vakfı -wwf türkiye de bir dönem başkanlık yapmış olması, hem de dhkd ve wwf- türkiye üyeliğini sürdürürken, petrolcü kimliğiyle boru hattı hamiliğine soyunmasını soruyoruz. özhatay, ''kesinlikle etik değil bir kere. ama bu dhkd ve wwf-türkiyenin kişiliğinde tartışma yaratacak bir sorun değil. olayın tartışılır boyutu tapan'ın şahsı ile ilgilidir. bu derneğe ve vakfa üye olan insanların doğaya saygılı olması gerekir. bu petrol boru hattının gerçekliği varsa bunun yanlışlığını da belirtiriz. çünkü bizim için saros da kıyıköy de önemlidir. çok önemli bitki alanları var orada'' dedi. mercek altına alınmalı |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Nereye yapalım? Çok önemli bitki alanı ya da doğal güzellik olmayan bir yer var mı?
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-12-2006
Mesaj: 30
|
tabiki yok bende tam olarak bu noktada karıştım zaten.. hem korunması gerek bir çok güzelliğimiz var hemde bu güzelliklerle nasıl başedeceğimizi bilmiyoruz yada bu savunmayı çok önemsemiyoruz. belki biraz ağır olacak ama kendimizi geliştiricez diye doğamıza,suyumuza,canlılarımıza kısacası çevremize zarar vermekten kendimizi alamıyoruz..
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Peki çözüm nedir? Nasıl olacak? Gelişmek de zorundayız. Enerji ihtiyacımızı karşılamak zorundayız. Üzücü biliyorum ama doğayı bir şekilde belli bir ölçüde tahrip etmek zorundayız.
Nasıl olacak? Gökova'yı gördüm. Saros'u görmedim. Gökova gibi bir cennet parçasına üzülürüm ama devlet nereyi seçerse seçsin aynı tepkiyle karşılaşıyor. Peki ne yapacağız? |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-12-2006
Mesaj: 30
|
bu durum karşısında bende yapıcak bişey göremiyorum ama daha dikkatli ve özverili olursak eminim ki daha az tahribatla (bu cümleyi aslında kullanmak bile istemiyorum) çevremizi biraz daha az yorarak gelişebiliriz..
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-01-2007
Mesaj: 54
|
Saroz petrol boru hattı.. (Tema vakfindan alıntı)
TRAKYA’YI KIYIKÖY- SAROZ PETROL BORU HATTINA KURBAN ETMEYELİM
İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki tehlikeli madde taşımacılığını azaltmak amacıyla Kıyıköy-Saroz arasına petrol boru hattı yapılması son günlerde ülke gündemini meşgul etmektedir. Bilindiği üzere Türk boğazlarından geçen gemilerin ve özellikle tehlikeli madde taşıyan tankerlerin bölgedeki ekolojik sistem, doğal, tarihi, kültürel ve ekonomik değerler açısından tüm komşu ülkeler için doğurduğu tehlike her geçen gün artmaktadır. Son elli yılda bölgede 500’ün üzerinde kaza olmuş ve bir çoğu da şans eseri ucuz atlatılmıştır. Bu noktada boğazlardaki tehlikeli madde taşımacılığının en aza indirilmesi kaçınılmaz bir durum ve zorunluluktur. Ancak mutlaka giderilmesi gereken bir sorunu çözerken, geri dönüşü olmayan yeni sorunlara neden olma hakkına ve lüksüne sahip değiliz. Boğazlardaki trafiği azaltmak amacıyla Kıyıköy-Saroz arasına Petrol Boru Hattı yapmak en kısa ve en kolay çözüm olarak görünmekte ve değerlendirilmektedir. Ancak, yapılması planlanan boru hattının ; Longos ve lagün göllerinin üzerinden geçmesi Yıldız ve Koru dağlarının doğal ormanları ile su toplama havzası içinde yer alması Türkiye’nin en verimli tarım topraklarının bir kısmının üretim dışı bırakması ve bölgenin yaratılan toprak ve su kirliliğine ilave bir kirliliğe tahammül edemeyecek olması Türkiye’nin belki de tek temiz deniz suyu ve deniz fauna ve florası bakımından çok zengin ve bakir bir yapıya sahip olan Saroz Körfezi ile Kıyıköy (ve/veya İğneada)’de denizlerin kirlenmesine ve ekosistemlerinin bozulmasına yol açacak olması Belirtilen doğal varlıkların olumsuz etkilenmesi nedeniyle Türkiye’nin taraf olduğu (Biyolojik Çeşitlilik (UNCBD), İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD), Ramsar, Cartagena, Barcelona, Montreal Protokolü, Bazel vb) anlaşmalara uymama durumuna düşürmesi Özellikle başta Saroz Körfezi olmak üzere hattın bir bölümünün ve Saroz terminalinin etkili fay hattı üzerinde yer almasının taşıdığı risklerin gözardı edilemeyecek olması, Uzun çalışmalar sonucunda tamamlanan Hükümetçe onaylı bir resmi doküman haline getirilen Trakya Çevre Düzeni Planı’nda petrol boru hattının geçirilmesinin öngörülmemesi, mutlaka göz önünde bulundurulması gereken sakıncalardır. Boru hattının neden olabileceği olası çevresel sorunların giderilmesi, saptanacak güzergahla doğrudan bağlantılıdır. O nedenle, güzergahın başta toprak su olmak üzere doğal çevresel kaynaklara zarar vermeyecek bir anlayışla, doğru belirlenmesine zaruret vardır. Bu belirleme sürecinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi’nin yeterli ve güvenilir bir ölçekte yapılması sağlanmalı, hattın geçeceği alanların fiziksel özellikleri doğru saptanmalıdır. Kabaca belirlenmiş güzergahın “ne kadarı orman?”, “ne kadarı mera?”, “ne kadarı tarım arazilerinden geçiyor?”, “arazilerin sınıfsal nitelikleri ne?”, gibi sorulara gerçekçi yanıtlar verilmelidir. Böylesi bir saptama sonrasında, güzergahın bu kaynaklara zarar vermesi olası ise güzergah yeniden tartışılmalı gerekirse değiştirilmelidir. Çok büyük bir zorunluluk olmadıkça güzergah olabildiğince ormanlık alanlardan, birinci ve ikinci sınıf toprağa sahip arazilerden ve mera alanlarından geçirilmemelidir. Güzergahın geçtiği arazilerin mülkiyet yapısı açısından da değerlendirilmesi gerekir. Bilindiği gibi devlete ait hazine arazilerinin bir bölümü tarım amacı ile kullanılamayacak derecede niteliksizdir. O açıdan, bu araziler dururken, üretken tarım arazilerinin kullanılması yanlıştır. Güzergahın öncelikle hazine arazilerinden geçirilmesinde yarar vardır. Ayrıca, işletim sürecinde boru hattından doğabilecek gaz sızıntılarının bitki örtüsü ve doğal yaşama yapacağı olumsuz etkiler de gözetilmeli ve başlangıçta önlemleri alınmalıdır. TEMA Vakfı olarak; yapılması hedeflenen petrol boru hatlarından Trakya (Kıyıköy-Saroz) seçeneğine yukarıda belirtilen nedenlerle karşıyız. Bu konudaki çalışmalarımızı halen sürdürmekle birlikte çözümün Samsun-Sivas-Yumurtalık Hattı olabileceğini değerlendiriyoruz. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu hazırlanmış olan bölgede halihazırda petrol-doğalgaz terminal ve boru hatlarının bulunmaktadır. Bu nedenle petrol boru hattının inşaasında başta toprak su olmak üzere doğal çevresel kaynakların tahribine yönelik mahsurların en asgari düzeyde kalacağını değerlendiriyoruz. Ülke olarak bu seçenek benimsenirse, hattın geçeceği güzergahın detaylarının tespitinde ilgili üniversiteler ve Gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapılması olumsuzlukları en aza indirgeyebilecektir. TEMA bu işbirliğinde görev almaya hazırdır. Saygılarımızla; Toprağına Sahip Çık ! TEMA Vakfı |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
Çok uzun,biri özetleye bilir mi?
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 25-03-2008
Mesaj: 67
|
son calisdigim sirketin sahibi TEMA uyesiydi, ama termik santral bacalari yapiyordu!
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|