![]() |
|
|||||||
| Çevre Küresel ısınma, susuzluk bütün gündemimizi işgal ediyor, yaşanan teknolojik gelişmelere paralel çevre sorunları azalmıyor, artıyor!.. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 310
|
Karadeniz Sahili'ne Atılan Tıbbi Atıklar
Karadeniz Sahili'ne bir süredir yoğun bir şekilde tıbbi atıklar atılıyor. Sahilde yürürken ayağınıza bir şırınga batma ihtimali bile var.
Bugün Zaman Gazetesi'nde çıkan bir haber ise bu tıbbi atık tehtidiyle ilgili Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin verdiği olumlu kararı anlatıyor. Darısı Karadeniz'deki diğer sahil kentlerinin başına. Haberin tamamı için; http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=14875 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-03-2007
Mesaj: 11
|
Daha kendi denizlerimizin değerini bilmeyi bile öğrenemeyenler var... Üstelik ilerleyen zamanlarda en değerli varlıklardan birinin su olacak.
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-03-2007
Mesaj: 13
|
karadeniz sahili
bir karadenizli olarak bu tür haberler beni çok üzüyor sahillerin bu denli kirletilmesi çok üzücü yakın zamanda yapılan yol inşaatı dolayısıyla zaten yok denecek kadar az kalan sahilleride insanlarımız kirletiyor ne yazıkki truziminde çok gelişmediği karadeniz ve karadeniz sahilleri kimse tarafından umursanmıyor.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 292
|
Karadeniz hızla çöplüğe dönüşüyor
Karadeniz kıyıları, çöplüğe dönüştü. Deniz kenarlarına dökülen evsel ve tıbbî atıklar, derelere boşaltılan kanalizasyonlar ve sanayi atıkları yüzünden Karadeniz'deki kirlilik hızla artıyor. Katı atık depolama sahası bulunmaması da atıkların denize ve ormanlık alanlara atılmasına neden oluyor.
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
|
Size hayatımda gördüğüm en uzun, en geniş sarı kumsalın, benim bildiğim, kısa tarihini anlatmak istiyorum.
Bu anlatım hem sahillerdeki tıbbi atık kirlenmelerini, aynı zamanda denize akan kanalizasyon derelerini ve kıyı kullanımıyla ilgili güncel bir tartışmayı kapsayacaktır. Sene yanılmıyorsam 1988–1989 yaz ayı, o ucu bucağı olmayan Karadeniz kıyısında ki kumsalla karşılaşmam. Bebekliğimi ve yaşama dair hatırlayacağım ilk hatıralarımı yaşadığım Sinop’tan arkamızda bir Fransız gemisinden atılan zehirli varilleri bırakarak Samsun'a taşınmıştık. Çocukluğuma dair ilk hatıralarımda bu zehirli atıkların büyük bir yeri vardır. Sinop’ta oturduğumuz evin bir kaç sokak aşağısında bu varillerle ilgili acı bir olay hatırlıyorum. Denizden çıkan bu varilleri boya zanneden bir garip guruba evine kadar taşıdıktan sonra varil içerisindeki madde ile evini boyamış. Çok geçmeden kendisi fenalaşıyor, bize daha sonra öldüğü söylenmişti. Eşi ve çocukları ve hatta yakın komşuları da mahalleye yayılan zehrin etkisiyle hastaneye kaldırılmışlardı. İtfaiyede o dönem sarıp sarmaladıkları vücutlarıyla evin duvarlarını kireçleyip, duvarlara yıkarcasına tazyikli su tutmuşlardı. (Çoğumuzun bilmediği ve bilenlerinizin ise varillerin zehirlilikleri hakkında pek bir fikrinizin olamayacağı bir konu Sinop ve çevresi denizden çıkan Zehirli Variller konusu) İşte 1989 yazın da ucunu göremediğim Samsun kumsalına bakıp " anne buralarda varil yoktur dimi? " diye soran bir velettim. Kısa zaman için de sahilde her iki yüz metrede bir denize kavuşan dereler diye baktığım suların, denize açıktan verilen lağımların olduğuna bir türlü inanamamıştım. İnanılacak gibi değil ama çocukluğumuz annemin itirazlarına rağmen kaçıp arkadaşlarımla sahilde yüzmeye giderdim. Bazen ters esen bir rüzgârla sahilden içerilere kadar lağım kokusu gelirdi. Beş yüz metre gidersiniz burun direklerinizi sızlatan koku başlar, bir süre burnunuz kapalı gittikten sonra rahat nefes alırsınız ve sonra başka bir atık su deresinin kokusuna kapılı verirdiniz. Derelerin açıktan verilmesi 90'lı yılların ortasına kadar sürdü. Daha sonra bir kısmı arıtılmadan açıklara verildi bir kısmı da sahilin göbeğine yapılan bir arıtma tesis ile denize bırakıldı. Yinede koku her zaman için, Samsun sahilinin ayrılmaz bir parçası olarak kaldı. Bu denize girdiğinden dolayı hastalanan, deri ve kulak rahatsızlıkları ile uğraşan birçok kişi bilirim. (o dönemde alınan önlemler ile bugün Samsun sahilinin biraz daha iyi bir durumda olduğunu söyleniyor ama 2000 de hala bazı yerlerde kıyı kirliliğini açıklayan tabelalar bulunuyordu.) Bu Samsun'un birde 19 Mayıs Üniversitesi vardır. Halk arasında ünlüdür ama birçok kişi üniversite hastanesine işi düşmezse nerede olduğunu, kimin nasıl okuduğunu bilmez. Şehre öyle uzak bir yere konulmuştur ki, ne şehrin ondan haberi vardır nede o şehirden bihaberdir. İstenir üniversite şehrin sosyal demografik yapısını değiştirsin, şehirlerimizi aydın bir hale getirsin, yok öyle bir şey. Ala bildiğine uzaktır üniversitemiz şehrimize. Samsun'un şehir dışı kıyılarını çayır yeşili bir tepeden izler. Bu enfeksiyonlar ile şehir dışında denize girdikleri bu kıyılarda karşılaşanlar o dönem de üniversiteyi suçlarlardı. Sularını denize arıtmadan bırakıyorlar diye halk arasında bir söylence de gezinir dururdu. Ve sahilde bazı yaz dönemlerin de bir kaç adımda bir rastladığım şırıngalardan televizyonlarda gördüğüm eroinmanlardan Samsun da amma da varmış diye düşünürdüm. Nasıl olmuşsa o dönemde birinin üzerine bile basmamışım, şans işte. Birde tabi şu deniz kıyılarının kullanımıyla ilgili yasa. Elbette kıyı kullanımı ve mülkiyet haklarında yapılacak düzenlemelerin kıyı alanlarının temizliği açısından önemli olduğunu da düşünmekteyim. Samsun da yetiştiğim bu sahil bölgesinde 1975’lere kadar sahil evleri kıyıları kullanma hakkına sahiplerdi. Bu nedenden dolayı ben denizde yüzerken yada sahilde yürürken dalgaların arasında bu evlerin bahçe duvarlarını görürdüm. Bu durumda biraz kamusal alan tartışmasının içerisine girsede kesinlikle çevre bilinciyle birinci dereceden ilişkili bir durum oluşturmaktadır. Çünkü kıyıların kullanımı ve mülkiyeti üzerine yapılan tartışmalar 1972 mevzuatından sonra bir düzene oturtulmuş ve buralar da imar kirliliğinin önüne geçilmiştir. 1972 mevzuatına rağmen 1980’lere kadar haksızca kullanılan kıyı çizgileri şehrin/şehirlinin kıyıyla barışık olmasını engellemiştir. Bu engellemenin batıl bir düşünceyle yapıldığı sanrısına kapılmak istemiyorum, ama bugün Galataport gibi projelerle gündemimize giren kıyı kullanımında yapılmak istenen değişikliklerin bu açıdan da dikkate alınması gerekliliğini vurgulamak isterim. Konuyla ilgili TMMOB inin basın açıklamasının uzantısı İKK İstanbul En son isdensim tarafından düzenlendi : 19-08-2007 19:32. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|