Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > Çevre

Çevre Küresel ısınma, susuzluk bütün gündemimizi işgal ediyor, yaşanan teknolojik gelişmelere paralel çevre sorunları azalmıyor, artıyor!..

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 05-03-2007, 12:15   #1
Üye
 
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 310
Karadeniz Sahili'ne Atılan Tıbbi Atıklar

Karadeniz Sahili'ne bir süredir yoğun bir şekilde tıbbi atıklar atılıyor. Sahilde yürürken ayağınıza bir şırınga batma ihtimali bile var.

Bugün Zaman Gazetesi'nde çıkan bir haber ise bu tıbbi atık tehtidiyle ilgili Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin verdiği olumlu kararı anlatıyor. Darısı Karadeniz'deki diğer sahil kentlerinin başına.

Haberin tamamı için; http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=14875
Melis Göker offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-03-2007, 11:25   #2
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-03-2007
Mesaj: 11
Daha kendi denizlerimizin değerini bilmeyi bile öğrenemeyenler var... Üstelik ilerleyen zamanlarda en değerli varlıklardan birinin su olacak.
Alparslans offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 21-03-2007, 10:25   #3
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 21-03-2007
Mesaj: 13
karadeniz sahili

bir karadenizli olarak bu tür haberler beni çok üzüyor sahillerin bu denli kirletilmesi çok üzücü yakın zamanda yapılan yol inşaatı dolayısıyla zaten yok denecek kadar az kalan sahilleride insanlarımız kirletiyor ne yazıkki truziminde çok gelişmediği karadeniz ve karadeniz sahilleri kimse tarafından umursanmıyor.
ARKHE MAKET offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-06-2007, 10:51   #4
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 292
Karadeniz hızla çöplüğe dönüşüyor

Karadeniz kıyıları, çöplüğe dönüştü. Deniz kenarlarına dökülen evsel ve tıbbî atıklar, derelere boşaltılan kanalizasyonlar ve sanayi atıkları yüzünden Karadeniz'deki kirlilik hızla artıyor. Katı atık depolama sahası bulunmaması da atıkların denize ve ormanlık alanlara atılmasına neden oluyor.

Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
__________________
http://forum.arkitera.com/image.php?type=sigpic&userid=20115&dateline=1207565797
Gökçe Aras offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-08-2007, 19:20   #5
Forum Üyesi
 
isdensim'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 01-03-2007
Mesaj: 62
Blog Mesajları: 9
Size hayatımda gördüğüm en uzun, en geniş sarı kumsalın, benim bildiğim, kısa tarihini anlatmak istiyorum.
Bu anlatım hem sahillerdeki tıbbi atık kirlenmelerini, aynı zamanda denize akan kanalizasyon derelerini ve kıyı kullanımıyla ilgili güncel bir tartışmayı kapsayacaktır.


Sene yanılmıyorsam 1988–1989 yaz ayı, o ucu bucağı olmayan Karadeniz kıyısında ki kumsalla karşılaşmam.
Bebekliğimi ve yaşama dair hatırlayacağım ilk hatıralarımı yaşadığım Sinop’tan arkamızda bir Fransız gemisinden atılan zehirli varilleri bırakarak Samsun'a taşınmıştık. Çocukluğuma dair ilk hatıralarımda bu zehirli atıkların büyük bir yeri vardır. Sinop’ta oturduğumuz evin bir kaç sokak aşağısında bu varillerle ilgili acı bir olay hatırlıyorum. Denizden çıkan bu varilleri boya zanneden bir garip guruba evine kadar taşıdıktan sonra varil içerisindeki madde ile evini boyamış. Çok geçmeden kendisi fenalaşıyor, bize daha sonra öldüğü söylenmişti. Eşi ve çocukları ve hatta yakın komşuları da mahalleye yayılan zehrin etkisiyle hastaneye kaldırılmışlardı. İtfaiyede o dönem sarıp sarmaladıkları vücutlarıyla evin duvarlarını kireçleyip, duvarlara yıkarcasına tazyikli su tutmuşlardı. (Çoğumuzun bilmediği ve bilenlerinizin ise varillerin zehirlilikleri hakkında pek bir fikrinizin olamayacağı bir konu Sinop ve çevresi denizden çıkan Zehirli Variller konusu)
İşte 1989 yazın da ucunu göremediğim Samsun kumsalına bakıp " anne buralarda varil yoktur dimi? " diye soran bir velettim.
Kısa zaman için de sahilde her iki yüz metrede bir denize kavuşan dereler diye baktığım suların, denize açıktan verilen lağımların olduğuna bir türlü inanamamıştım. İnanılacak gibi değil ama çocukluğumuz annemin itirazlarına rağmen kaçıp arkadaşlarımla sahilde yüzmeye giderdim. Bazen ters esen bir rüzgârla sahilden içerilere kadar lağım kokusu gelirdi. Beş yüz metre gidersiniz burun direklerinizi sızlatan koku başlar, bir süre burnunuz kapalı gittikten sonra rahat nefes alırsınız ve sonra başka bir atık su deresinin kokusuna kapılı verirdiniz. Derelerin açıktan verilmesi 90'lı yılların ortasına kadar sürdü. Daha sonra bir kısmı arıtılmadan açıklara verildi bir kısmı da sahilin göbeğine yapılan bir arıtma tesis ile denize bırakıldı. Yinede koku her zaman için, Samsun sahilinin ayrılmaz bir parçası olarak kaldı. Bu denize girdiğinden dolayı hastalanan, deri ve kulak rahatsızlıkları ile uğraşan birçok kişi bilirim. (o dönemde alınan önlemler ile bugün Samsun sahilinin biraz daha iyi bir durumda olduğunu söyleniyor ama 2000 de hala bazı yerlerde kıyı kirliliğini açıklayan tabelalar bulunuyordu.)
Bu Samsun'un birde 19 Mayıs Üniversitesi vardır. Halk arasında ünlüdür ama birçok kişi üniversite hastanesine işi düşmezse nerede olduğunu, kimin nasıl okuduğunu bilmez. Şehre öyle uzak bir yere konulmuştur ki, ne şehrin ondan haberi vardır nede o şehirden bihaberdir. İstenir üniversite şehrin sosyal demografik yapısını değiştirsin, şehirlerimizi aydın bir hale getirsin, yok öyle bir şey. Ala bildiğine uzaktır üniversitemiz şehrimize. Samsun'un şehir dışı kıyılarını çayır yeşili bir tepeden izler. Bu enfeksiyonlar ile şehir dışında denize girdikleri bu kıyılarda karşılaşanlar o dönem de üniversiteyi suçlarlardı. Sularını denize arıtmadan bırakıyorlar diye halk arasında bir söylence de gezinir dururdu. Ve sahilde bazı yaz dönemlerin de bir kaç adımda bir rastladığım şırıngalardan televizyonlarda gördüğüm eroinmanlardan Samsun da amma da varmış diye düşünürdüm. Nasıl olmuşsa o dönemde birinin üzerine bile basmamışım, şans işte.
Birde tabi şu deniz kıyılarının kullanımıyla ilgili yasa. Elbette kıyı kullanımı ve mülkiyet haklarında yapılacak düzenlemelerin kıyı alanlarının temizliği açısından önemli olduğunu da düşünmekteyim. Samsun da yetiştiğim bu sahil bölgesinde 1975’lere kadar sahil evleri kıyıları kullanma hakkına sahiplerdi. Bu nedenden dolayı ben denizde yüzerken yada sahilde yürürken dalgaların arasında bu evlerin bahçe duvarlarını görürdüm. Bu durumda biraz kamusal alan tartışmasının içerisine girsede kesinlikle çevre bilinciyle birinci dereceden ilişkili bir durum oluşturmaktadır. Çünkü kıyıların kullanımı ve mülkiyeti üzerine yapılan tartışmalar 1972 mevzuatından sonra bir düzene oturtulmuş ve buralar da imar kirliliğinin önüne geçilmiştir. 1972 mevzuatına rağmen 1980’lere kadar haksızca kullanılan kıyı çizgileri şehrin/şehirlinin kıyıyla barışık olmasını engellemiştir. Bu engellemenin batıl bir düşünceyle yapıldığı sanrısına kapılmak istemiyorum, ama bugün Galataport gibi projelerle gündemimize giren kıyı kullanımında yapılmak istenen değişikliklerin bu açıdan da dikkate alınması gerekliliğini vurgulamak isterim.

Konuyla ilgili TMMOB inin basın açıklamasının uzantısı İKK İstanbul

En son isdensim tarafından düzenlendi : 19-08-2007 19:32.
isdensim offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 03:25.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177