Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > Çevre

Çevre Küresel ısınma, susuzluk bütün gündemimizi işgal ediyor, yaşanan teknolojik gelişmelere paralel çevre sorunları azalmıyor, artıyor!..

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 01-03-2007, 11:12   #16
Arkitera Üyesi
 
pingvin'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 03-09-2005
Mesaj: 483
Kyoto'nun Önemi

“Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin Yasa Tasarısı” şubat ayı içersinde TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’ndan geçirildi.

Türkiye muazzam bir yenilenebilir enerji potansiyeline sahip olmasına rağmen şu an bunun %1 ini bile kullanamıyor.Bunun sebebi fosil atıkların kullanımıyla ilgili yasa tasarılarının tartışılmaksızın TBMM den geçerken yenilenebilir enerji yasasının gündeme bile alınmayışı.

Kyoto'nun imzalanması Türkiye'nin seragazı salınımını düşürmek için hedefler belirlemesi ve bu hedeflerin bu protokol ile yasal bir zemini olması açısından çok önemli.

http://www.nukleerehayir.org/

Alman Aerospace Merkezi tarafından hazırlanmış Med CSP (2005) raporuna göre Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyeli nükleer enerjiden beklenen potansiyelin 16 katı.
Nükleer enerjiden beklenen 32 TWs/yıl iken, Med CSP raporunun verileri şöyle.
Eklenmiş İmajlar
 
__________________
esragunes

En son pingvin tarafından düzenlendi : 01-03-2007 11:39.
pingvin offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 01-03-2007, 13:09   #17
Arkitera Üyesi
 
aysuntoprak'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 217
Bugün 1 Mart !!

"Küresel ısınma konusundaki kampanyalara destek için 1 Mart'ta, tüm dünyada ortak bir eylem gerçekleştirilecek. Dünyanın her yerinde yerel saat farkı gözetilmeksizin 19.55-20.00 arasında tüm enerji kaynakları kapatılacak."

Sadece hatırlatma içindi.
aysuntoprak offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 06-03-2007, 16:37   #18
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 274
Ve küresel ısınma ile ilgili bir karikatür....

Name:  4550440_405_06.jpg
Views: 47237
Size:  36,9 KB
__________________
http://forum.arkitera.com/image.php?type=sigpic&userid=20115&dateline=1207565797
Gökçe Aras offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 06-03-2007, 17:29   #19
Arkitera Üyesi
 
pingvin'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 03-09-2005
Mesaj: 483
Smile

Ben de kendi hazırladığım bir karikatürü paylaşmak isterim.Şunu da belirteyim Bush ve Erdoğan Kyoto'yu imzalamayan ülkelerden ikisinin başkanları olduğu için resmedilmiş iki simgedir.Bu işin sorumluluğunu hepimizin paylaştığını düşünüyorum.
Eklenmiş İmajlar
kuresel-iklim-degisikliginin-carpici-sonuclari-kyoto-large-jpg.jpg
Görünüşler: 166
Boyut:  62,1 KB  
__________________
esragunes
pingvin offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 08-03-2007, 10:44   #20
Üye
 
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 312
"İklimde bir değişiklik yok periyodik kuraklığa girdik"

Merhaba,

Bugün Zaman Gazetesi'nde çıkan oldukça ilginç bir habere göre Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Fevzi İşbilir, Türkiye'deki yağış azlığının iklim değişikliği ile açıklanamayacağını belirterek, periyodik bir kuraklık dönemine girildiğini söyledi.

Bunca zamandır Türkiye'yi ve dünyayı çalkalayan tüm bu tartışmaları görmezden gelerek yapılan böyle bir açıklamayla hayrete düşmemek mümkün değil.

Daha fazla bilgi için...
Melis Göker offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-03-2007, 12:00   #21
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-03-2007
Mesaj: 11
Artık yalıtıma gerek yok. Nede olsa küresel ısınma var gibi esprili bir cevap verebilirim sanırım
Alparslans offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 02-04-2007, 10:53   #22
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 26-01-2006
Mesaj: 268
Küresel ısınma dünyayı değiştirecek

Alıntı:
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin çalışmaları sonucunda, küresel ısınmanın Avrupa'da, Asya'da ve dünyanın diğer bölgelerinde yol açabileceği sonuçlar belirlendi. Rapora göre, Asya'da birçok ülkede açlık sorunu olacak, Avrupa'da milyonlarca insan yoksunluk içinde yaşayacak.

Taslak halindeki rapor, 130'u aşkın ülke hükümetinin desteklediği ve 2000 dolayındaki bilim adamını ve hükümet temsilcisini kapsayan BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin 2 Nisan Pazartesi günü başlayacak toplantılarında ele alınacak.

Raporun nihai şekli, 6 Nisan’da Brüksel'de açıklanacak.
Haberin devamı için tıklayınız.
__________________
RAF Urun Dergisi'nin Mayıs Sayısı Çıktı
Derya Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 02-04-2007, 10:55   #23
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 26-01-2006
Mesaj: 268
Küresel ısınmayı önlemenin yolları

Alıntı:
BM raporuna göre, 100 yıl içinde küresel ısınma yüzünden ortalama hava sıcaklığı 1.8 derece artacak. Denizler 59 cm. yükselecek ve İstanbul gibi kıyı şehirlerinin büyük bölümü sular altında kalacak. 3 milyar kişi su sıkıntısı çekecek ve 600 milyon insan kuraklık yüzünden ölümle burun buruna gelecek

Saygın haftalık haber dergisi Time, felaketi önlemenin pratik yollarını açıkladı. Time’a göre, küresel ısınmayı engellemenin en önemli yolu enerji tüketimini azaltmak. Daha az tüketim, ısınmaya yol açan kirli gazların atmosfere daha az salınması anlamına geliyor.
Haberin devamını Arkitera.com'da okuyabilirsiniz.
__________________
RAF Urun Dergisi'nin Mayıs Sayısı Çıktı
Derya Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 06-04-2007, 10:18   #24
Üye
 
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 312
Küresel Isınma, Amazon Ormanlarını Çöle Döndürecek

Bugün Zaman Gazetesi'nde çıkan habere göre "Amazon ormanları, Himalaya buzulları, mercan adaları veya Bengal kaplanı gibi doğa harikası türler ve bölgeler, küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıya..."

Küresel iklim değişikliklrinin alarm sinyalleri verdirmesi gereken çeşitli olası sonuçlarını dile getiren haberin devamını okumak için...
Melis Göker offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-04-2007, 11:31   #25
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
Kyoto yeni baştan ele alınmalıdır.

Kyoto Protokolüne karşı olanlar ne diyorlar:

Kyoto ülkelerin sanayilerinin gelişmişlik durumuna göre orantılı isteklerle ülkelerin karşısına çıkmalıydı.

Kyoto'yu imzalamış ülkeler zaten 1990 yılına kadar sanayileşmesini tamamlamış ülkeler. Oysa Türkiye büyük oranda 1990 sonrası sanayileşti. Bu sebeple gelecek kısıtlamaların kötü etkilerinin bertaraf edilmesi gelişmiş ülkeler kadar kolay olamaz.

Sanayileşmekten vaz mı geçmeliyiz?

Türkiye'nin imzalaması durumunda küresel ısınmaya etkisi fiziksel anlamda son derece kısıtlı olacak iken sermaye anlamında kaybı inanılmaz oranda yüksek olacak ve bir sürü insan iş imkanından yoksun kalacaktır.








Alıntı:
Orijinal metin webalıntı tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
... Kyoto Protokolünün amacı

Kyoto Protokolündeki amaç, "atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamaktır.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli, 1990 ile 2100 yılları arasında 1.4 °C ile 5.8 °C arası sıcaklık artışı tahmin etmektedir. Tahminlere göre, başarılı bir şekilde uygulanması durumunda Kyoto Protokolü bu artışı 0.02 ile 0.28 C arasında düşürebilecektir (kaynak: Nature, Ekim 2003 sayısı)

Kyoto Protokolü savunucuları bu protokolün amaca ulaşmak için ilk adım olduğunu ve amaca ulaşıncaya kadar hedeflerin değiştirileceğini belirtmektedirler.

Anlaşmanın durumu

Anlaşma Aralık 1997'de Japonya'nın Kyoto şehrinde görüşülmüş, 16 Mart 1998'de imzaya açılmış ve 15 Mart 1999'da son halini almıştır. Rusya'nın 18 Kasım 2004'te katılmasıyla 90 gün sonra 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aralık 2006 tarihinde toplam 169 ülke ve devlete bağlı örgütler anlaşmaya imza atmışlardır. İmza atmayan önemli ülkeler arasında ABD ve Avustralya gibi gelişmiş ülkeler haricinde, gelişmekte olan Türkiye gibi ülkeler de yer almaktadır.

55 ülke şartı 23 Mayıs 2002'de İzlanda'nın anlaşmayı kabul etmesi ile, yüzde 55 şartı da Rusya'nın 18 Kasım 2004'te anlaşmayı imzalaması ile sağlanmış, anlaşma 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Anlaşmanın Detayları

Birleşmiş Milletler Çevre Programı basın bildirisine göre: "Kyoto Protokolü gelişmiş ülkelerin sera gazı salınımlarını 1990 yılına göre yüzde 5.2 azaltmalarını öngören bir anlaşmadır (protokolün uygulanmaması durumunda 2010 yılı salınım tahminleri dikkate alınırsa bu, yüzde 29'luk bir azalmaya karşılık gelmektedir). Amaç altı sera gazının - karbon dioksit, metan, nitrous oksit, sülfür heksaflorid, HFC'ler ve PFC'ler - 2008-2012 arası beş yıllık ortalama salınım değerlerini azaltmaktır. Ulusal hedefler AB ve başka bazı ülkeler için yüzde 8'lik, ABD için yüzde 7'lik, Japonya için yüzde 6'lık azaltma, Rusya için yüzde 0 değişiklik ve Avustralya için yüzde 8 ile İzlanda için yüzde 10'luk bir artış şeklinde çeşitlilik göstermektedir."

Kyoto'nun imzalanması gerektiğini savunan görüş

Kyoto'nun imzalanmasının gerektiğini savunan Yeşiller İklim Değişikliği Sözcüsü Dr. Ümit Şahin :: TÜRKİYE KYOTOYU İMZALA :: web sitesinde 16.02.2007 itibarı ile basın açıklaması ile şunları vurgulamış:

Kyoto Protokolü 1997 yılında imzalandı ve bundan tam 2 yıl önce, 16 Şubat 2005'de yürürlüğe girdi. Kyoto Protokolü, yükümlülük altına giren ülkelerin sera gazı salımlarını azaltmasını öngören uluslararası bağlayıcı bir antlaşma. Kyoto'nun öngördüğü hedefler çok kısıtlı ve yetersiz. Dünya ülkeleri küresel ısınmayı durdurmak için Kyoto Protokolü'nü kat kat aşan indirimler yapmak, önlemler almak zorunda.

Dünyada sera gazı salımlarını en hızlı arttıran ülke Türkiye. 1990-2004 yılları arasında sera gazı salımlarını 170 milyon tondan 357 milyon tona çıkaran, yani yüzde 110 artış gösteren Türkiye bir rekor kırdı.

Türkiye bu rekorla dünyanın tüm sera gazı salımlarının yüzde 1,3'ünü yaparak, küresel ısınmaya en çok neden olan ülkeler sıralamasında 13. sıraya yükseldi.

Kyoto'nun imzalanmaması gerektiğini savunan görüş

Karşıt görüş olarak ismini öğrenemediğim biri bir forum sitesine şunları yazmış:

Şimdi biz Kyoto protokolünü imzalarsak, olacakları söyleyeyim. Şu anda dünya toplam emisyonun yüzde 1.3 ü kadar olan emisyonumuzu, 2008 de yüzde 60 azaltmak zorunda kalacağız. Bunu ben söylemiyorum. "Türkiye Kyoto'yu İmzala" kampanyasını başlatan şahıs söylüyor. Bu durumda Türkiye'nin toplam dünya emisyonuna katkısı yaklaşık yüzde 0.5 civarına inecek. Yani Dünya nüfusunun yüzde 1 ine sahip ülkemize tanınan hak en azından olması gerekenin yarısı kadar bir hakka sahip olacak. Gelişmiş Avrupa ülkeleri ise haklarının 4-5 katına varan mertebelerde emisyona devam edecekler. Bu haksızlığı razıysak mesele yok.

Diyelim imzaladık, bunun sonuçları hakkında 5-10 dakika düşünelim. Öncelikle enerji tasarrufuna gitmemiz gerekecek. Enerji tasarrufu iyi bir şey. Ama, nasıl yapabiliriz? Binalarımızın ısı yalıtımını güçlendirebiliriz. Çünkü en çok fosil yakıt bina ısıtmasında kullanılıyor. Araçlarımızın yakıtını verimli yakmasını sağlayacak şekilde bakımlarını yaptırabiliriz. Bunlar ha diyince başarılacak şeyler değil. Bunlar da kendisine göre gideri olan hususlar. Diyelim ki bu şekilde yüzde 10 tasarruf sağladık. Geri kalan yüzde 50 tasarruf için, kullandığımız kömürü, petrolü ve doğalgazı yarı yarıya azaltmamız gerekecek. Eğer doğal gaz aynı zamanda elektrik üretiminde de kullanıldığı için bizim için çok önemliyse; doğalgazdaki azaltmayı çok sınırlı tutup, kömür ve petrol tüketimini yüzde 50 den de fazla azaltmamız gerekecek.

Şimdi soralım

Her gün arabasını kullanan arkadaşlar arabalarını yarı yarıya daha az kullanmaya razı olacaklar mı? Eğer daha önce araba kullanmayan vatandaşlarımız araba sahibi olurlarsa yarı yarıya azalmış araba kullanma haklarının bir kısmını onlarla paylaşmaya ve daha da az araba kullanmaya razı olacaklar mı? Kışın kömürle ısınan vatandaşlarımıza kömürü yarı yarıya daha az yakacaksın ve hakkına kalan kömürün de bir kısmını yeni ev kuranlarla paylaşacaksın deme cesaretini kendilerinde görecekler mi? Keza kendi kömür kaynaklarımıza dayalı kömürlü elektrik santralı yapılmasını engelleyecekler mi?

Kyoto protokolünün imzala kampanyasını başlatan vatandaşın bundan böyle, ülkemizin neredeyse tüm yatırımlarını durdurması gerektiğini söylediğini biliyor musunuz.

Kampanyayı başlatanların sözleri benim yukarıda belirttiğim görüşleri teyit ediyor. Aslında eksik bile söylemiş. Yeni konutlar, okullar da yapmamamız lazım. Dahası, yeni fabrikalar da yapmamamız lazım. Yeni petro-kimya tesisleri de yapmamamız lazım. Yani, "Bu yatırımlara aktarılacak kaynaksa iklim değişikliği mücadelesine ayrılmalı" cümlesiyle demek istiyor ki "Dünyayı Kurtaran Adam" olmasak da, her şeyi durdurup, "Dünyayı Kurtaran Ülke" olalım. Olabiliyorsak olalım bakalım.

Yine protokolü imzalamayan ülkelerden Avustralya Başbakanı John Howard "Eğer Kyoto Protokolünü imzalarsak birçok sanayi koluna darbe vurarak, Avustralya'nın işlerini Çin, Endonezya ve Hindistan gibi ülkelere göndeririz" diyor.

Küresel ısınmanın asıl sorumlusu ABD' den ise 14 Mayıs 2005' te konuyla ilgili şöyle bir haber alıyoruz:

Başkan George Bush'un danışmanlarından Harlan Watson, Bush yönetiminin Kyoto anlaşmasına karşı çıkmasını açıklarken, "Kyoto anlaşması ekonomimize zarar verecek ve milyonlarca Amerikalı'nın işsiz kalmasına neden olacaktı." dedi. Amerikan Yönetimi'nin , 2012 yılına kadar, Kyoto anlaşmasıyla ilgili herhangi bir adım atmayı planlamadığını söyleyen Watson, sera gazlarının kullanımını, ekonomiyi ve işyerlerini etkilemeyecek bir şekilde azaltmak için çaba göstereceğini belirtti. Yetkili, ABD Kongresi'nin, ülke ekonomisini olumsuz etkilyecek küresel bir çevre anlaşmasına imza atılmasına karşı çıktığını da kaydetti.

Ayrıca 2007 Mart ayının Bilim ve Teknik Dergisinden de şu bilgilere ulaştım:

"Geçtiğimiz Şubat ayının ortalarında ABD' de gerçekleştirilen bir zirvede bir araya gelen ülke temsilcileri (G8 ülkeleri yanında gelişmekte olan 5 ülke), 2012 yılında sona erecek olan Kyoto Protokolü' nün daha etkili bir benzerlik kapsamında, karbon salımlarını azaltmaya yönelik yeni sınırlar belirleme gerekliliği konusunda anlaştılar. AB ülkeleriyse Avrupa Komisyonu'nca Ocak ayında yayımlanan ve stratejik enerji kullanımıyla ilgili incelemede yer alan önerileri (sera gazı salımlarını 2020 yılına kadar 1990 düzeylerinin yüzde 30'u kadar düşürme hedefi başta olmak üzere) yeniden görüşmeye hazırlanıyor.

Bu konuda benim fikirlerimi soracak olursanız, kafamda net yargılardan çok net tespitler var ve onları sizinle paylaşmak istiyorum:

* Türkiye Kyoto' yu imzalarsa, sanayisi zorlanacak. Kyoto'yu imzalamış ülkeler zaten 1990 yılına kadar sanayileşmesini tamamlamış ülkeler. Oysa Türkiye büyük oranda 1990 sonrası sanayileşti. Bu sebeple gelecek kısıtlamaların kötü etkilerinin bertaraf edilmesi gelişmiş ülkeler kadar kolay olamaz.

* Türkiye protokolü imzalarsa mevcut üretim kaybı bir yana, protokol şartlarını yerine getirmek için önemli harcamalar yapmak zorunda da kalacak ve bu konu için ayrılmış bir kaynak yok.

* Türkiye protokolü imzalarsa, durumun küresel ısınmaya fiziki anlamda pek bir etkisi olmayacak. Lakin bu konuda küresel ısınmaya yol açan gazların sonucu değiştirmeyecek kadar küçük bir kısmı Türkiye' nin suçu. Mesela ABD, mevcut gazların yüzde 25' ini çevreye salan bir sanayiye sahip. Türkiye' nin protokolü imzalaması aslında sadece, "ben de dünyanın geleceğini garanti altına almak isteyenlerdenim." beyanı vermek olacak.

* Nüfus artışı devam ettikçe ve tüketim bilinci artmadıkça bazı yasaklamaların, küresel ısınmayı önleyebileceğine inanmıyorum.

Küresel ısınmayı önlemenin yolu bence:

* Kyoto ve benzeri protokolleri oluşturmak, ülkelere göre uygulanabilir formüllerle uygulamak.

* Her alanda tüketim bilinci oluşturmak için eğitimler düzenlemek. Bu amaçla basın, Milli eğitim, sivil toplum kuruluşları vb. mekanizmaları kullanmak.

* Küresel ısınmayı önleyici bilimsel çalışmaları madden ve manen desteklemek. Bu konuda teşvik mekanizmaları oluşturmak.

* Artık geldiğimiz bu noktada, silah, kozmetik ve bunun gibi sanayilerin bizlerden neler alıp, bizlere neler kattığını oturup enine boyuna tartışıp sonucunda bir karar vermek.(HOE/EÜ)

* Hakan Ozan Erzincanlı, Ziraat Yüksek Mühendisi





[/b][/url]

En son ArtificiaLIntelligence tarafından düzenlendi : 16-04-2007 14:42.
ArtificiaLIntelligence offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-04-2007, 12:27   #26
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 12-09-2006
Mesaj: 274
Alıntı:
Prof. Or, Doç. Kumbaroğlu, Doç. Karaosmanoğlu, 'Türkiye'nin Kyoto Protokolü'nü imzalaması halinde ağır yükümlülük ve maliyetlerle karşılaşacağı yolundaki iddialar doğru değil. Türkiye, ileride söz sahibi olabilmek, mevcut fonlardan yararlanabilmek için protokolü imzalamalı' dedi.
Derya Sazak'ın söyleşisinin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
__________________
http://forum.arkitera.com/image.php?type=sigpic&userid=20115&dateline=1207565797
Gökçe Aras offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-04-2007, 14:40   #27
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
Talking Kyoto protokolüne katılmalıyız diyenler ne diyor :

Kyoto protokolüne katılmalıyız diyenler ne diyorlar :


KATILIRSAK NE OLUR;

Türkiye’nin mevcut konumda, Ek-B Dışı konumunu koruyarak, 2012 öncesinde herhangi bir yükümlülük almadan Kyoto Protokolü’ne katılması halinde yaşanabilecek olumlu gelişmeler aşağıda listelenmektedir.
o "Avrupa Birliği'nin taraf olduğu bütün uluslararası sözleşmelere Türkiye'nin de katılmış olması" koşulu yerine getirilecek ve çevre başlığı altındaki en önemli tartışma konusu kapanmış olacaktır.
o Ama bu sonuç, Türkiye'nin AB'nin izlediği bütün önlemleri anında uygulaması anlamına da gelmeyecek, en azından 2020’ye kadar Türkiye’nin kendine özgü politika ve önlemler izlemesine bir engel olmayacaktır.
o Hatta uluslararası alanda ABD’den çok AB’ye yakın bir strateji izlediği için süreç içerisinde teknik ve kurumsal altyapısının geliştirilmesi konularında AB ile çeşitli işbirliği süreçlerine girebilecektir.
o Son derece özgün bir durum olan “Ek-I ülkesi ancak Ek-B dışı ülke” konumunu garantileyerek, 2012 sonrası müzakerelerde oluşacak ve daha esnek koşullar (karbon yoğunluğunun azaltılması, gönüllü hedefler, sektörel hedefler gibi) içerecek yeni Ek-C, Ek-D gibi listelerinde çok büyük olasılıkla G. Kore, Meksika ve diğer İleri Gelişmekte Olan Ülkeler ile beraber yer almak yönünde bir strateji izleyebilecek, bu alanda AB’nin çabalarına da katkı sağlayabilecektir.
o 27 ya da 28 ya da 30 üyeli AB’nin 2012/2020 sonrası stratejilerinin belirlenmesi müzakerelerine fiilen katılabilecek, 2. ya da 3. AB Balonu içerisinde uygun koşullarda yer almayı tartışmaya başlayabilecektir.


EĞER KATILMAZSAK NE OLUR ;

- Türkiye’nin mevcut konumda, Ek-B Dışı konumunu koruyarak, 2012 öncesinde herhangi bir yükümlülük almadan Kyoto Protokolü’ne katılması halinde yaşanabilecek olumsuz gelişmeler aşağıda listelenmektedir.
o AB, Kyoto Protokolü’ne uygulanması konusunda kendi iç hukukuna kazandırdığı sera gazı salımları izleme, Salım Ticareti gibi uygulamaların Türkiye’de de uygulanmasını isteyebilir.
o Türkiye bu taleplere kendi Ulusal koşulları izin verdiği ölçüde uygulamak için AB ile zorlu bir müzakereye girebilir. (Ama bu aile içerisindeki 2 kardeşin kavgasına benzeyecektir. Kyoto Protokolü’ne Taraf olmayan bir Türkiye AB ile çok daha zorlu bir müzakere sürecine hazırlanmalıdır.)
o AB içerisinde oldukça ilginç uygulamaların varlığı bu noktada Türkiye’nin en büyük avantajıdır. Uyum Fonu nedeniyle, 1. Yükümlülük Dönemi’nde İspanya, Portekiz, İrlanda ve Yunanistan için özel koşulların tanındığı bilinmektedir. Ayrıca Kıbrıs (GKRY) ve Malta Sözleşme’de Ek-I Dışı ülke olmalarına rağmen, hiçbir ek yükümlülük almadan AB üyesi olmuşlardır. (Üstelik Kıbrıs (GKRY) ve Malta, kendi başvuruları doğrultusunda, Montreal Protokolü kapsamında gelişmiş ülke kategorisinde yer almaktadır.)
o Türkiye’nin, 2012 sonrasında uygun yükümlülük grubuna dahil olabilmesi için, Kyoto Protokolü’ne, AB’ye katılım öncesinde taraf olarak AB müzakerelerini yürütmelidir. Aksi takdirde, hem AB’ye katılımı hem de 2012 sonrasında dahi Kyoto Protokol’e katılımı hemen hemen İMKANSIZ HALE GELEBİLİR.
o Türkiye Kyoto Protokolü sürecine AB Uyum müzakeresine endekslerse, hem AB’nin eline MÜTHİŞ bir koz vermiş olur hem de elindeki bütün müzakere yeteneklerini kaybetmiş olur. (Kıbrıs nasıl AB değil BM sorunuysa, Kyoto Protokolü de öncelikle BM, ardından AB sorunudur. AB süreci her zaman farklılaşabilir ama Türkiye’nin BM üyeliği ve konumu ulusal devleti varlığını sürdürdükçe geçerli olacaktır.)


Bu durumda Türkiye'nin aslında bu protokol'e katılmak dışında bir seçeneği yoktur.

Eğer AB sürecinde başarılı olmak istiyorsak.
ArtificiaLIntelligence offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-04-2007, 18:30   #28
Arkitera Üyesi
 
cgdm'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 13-04-2006
Mesaj: 52
küresel ısınmanın ardından küresel soğutma çalışmaları

en son okuduğum bir haberde sayın kadir topbaş ,atmosferdeki sera etkisini azaltabilmek adına ürettikleri konutlarda artık -özellikle halkalı civarıydı sanırım- teras çatı uygulamaları yapacaklarını ve bu çatıları yeşillendireceklerinden bahsediyordu. ne diyelim hayırlısı.
__________________
]...
cgdm offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-04-2007, 10:01   #29
Arkitera Üyesi
 
BuRaQuE'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 21-09-2002
Mesaj: 6
iyi haber

ben de okudum o haberi we sewindim cunku halkali'da yapmakta oldugum projenin konseptinin buyuk bir parcasi teras we bahce catilar...bu haberi gosterek sanirim hem belediyeden hem de isverenden onay almamiz daha kolay olacak artik , ayni zamanda da kuresel isinma konusunda birseyler yapabilmis bir mimar olmaktan mutluluk duyacagim..
BuRaQuE offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-04-2007, 14:37   #30
Arkitera Üyesi
 
cgdm'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 13-04-2006
Mesaj: 52
Alıntı:
Orijinal metin BuRaQuE tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
ben de okudum o haberi we sewindim cunku halkali'da yapmakta oldugum projenin konseptinin buyuk bir parcasi teras we bahce catilar...bu haberi gosterek sanirim hem belediyeden hem de isverenden onay almamiz daha kolay olacak artik , ayni zamanda da kuresel isinma konusunda birseyler yapabilmis bir mimar olmaktan mutluluk duyacagim..
size projede başarılar burak bey umarım projeniz çokça değişmeden küresel ısınmaya muhalif olabilir
__________________
]...
cgdm offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 06:55.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173