fps* Hayat oyunu
Kıvanç Başak, 14-09-2007, 00:58
Bilgisayar oyunları -oynamaya başladığımdan beri- hayatımda hep büyükçe yerler işgal ettiler. Bilgisayardan önce Amiga, Commodore serileri de vardı elbette, ama bilgisayar oyunlarının yeri benim için hep farklı oldu. Bunun sebeplerinden biri de sanırım benimle birlikte oyun oynayan babam oldu.
Kendimi hiç kaptırmadım -diyebilirim-, bununla beraber büyük tutkuyla bağlı olduğum oyunlar da oldu.
Bağlandığım veya sevdiğim oyunları sevme sebebim hep işin senaryosundan edindiğim tatminle ilgili oldu. Görselliğin ya da oyun süresinin abartılmış olması ise hep canımı sıktı.
Son üç yıldır, eski gözağrım Warcraft'a dönüş yapmak zorunda kaldım mesela, Blizzard Entertainment'in çıkardığı Warcraft oyununun, MMORPG'si (Massive Multiplayer Online Role Playing Game) World of Warcraft fikri ortaya atılınca sevinçten göbek attığımı hatırlıyorum örneğin.
Bir kaç ay kadar önce, (oyun tutkunları bilirler) Starcraft 2'nin duyurusunu da yaptı bu şirket. Satrançtan daha stratejik olduğu iddia edilen(benim de bu iddiada bulunduğum) bu oyun da peşinden yine büyük kocaman kocaman kitleleri sürükleyecek gibi gözüküyor.
Aslında, afyon görevi gördüğü de kabul edilebilecek bu oyun çılgınlığı, bazı zamanlarda ve doğru kullanımda beyin cimnastiği ve rahatlama işlerini yerine getiriyor bence. Ben bu ulvi görev için Baldur's Gate ve Warcraft kullanıyorum. Kendimi onlarla tatmin ediyorum.
Ama bazen insanların, bilgisayar oyunlarını seven kişilere "asosyal, sünepe, amaçsız" gibi yaftalar yakıştırması hoşuma gitmiyor.
Ben kimsenin yediği sushi'ye laf ediyor muyum "dejenere, züppe, lezzetsiz" diye?
Açıkçası, bu tip oyunların, bilgisayarla biraz haşir neşir olan herkesin denediğini ve sevmeyenlerin kendine göre oyun bulamadığını düşünüyorum.
Bu aralar bir kaç arkadaşımın hazırladığı web sayfası tabanlı bir oyun için bazı görseller üretiyorum, senaryoya yardım ediyorum. İşin mutfak kısmında olmak eğlenceli olmaya başlıyor giderek.
Herkese bol oyunlu-oyuncaklı günler diliyorum.
*fps: first person shooter. Yönlerdirdiğiniz karakterin gözünden oynanan oyun tipi.
Kendimi hiç kaptırmadım -diyebilirim-, bununla beraber büyük tutkuyla bağlı olduğum oyunlar da oldu.
Bağlandığım veya sevdiğim oyunları sevme sebebim hep işin senaryosundan edindiğim tatminle ilgili oldu. Görselliğin ya da oyun süresinin abartılmış olması ise hep canımı sıktı.
Son üç yıldır, eski gözağrım Warcraft'a dönüş yapmak zorunda kaldım mesela, Blizzard Entertainment'in çıkardığı Warcraft oyununun, MMORPG'si (Massive Multiplayer Online Role Playing Game) World of Warcraft fikri ortaya atılınca sevinçten göbek attığımı hatırlıyorum örneğin.
Bir kaç ay kadar önce, (oyun tutkunları bilirler) Starcraft 2'nin duyurusunu da yaptı bu şirket. Satrançtan daha stratejik olduğu iddia edilen(benim de bu iddiada bulunduğum) bu oyun da peşinden yine büyük kocaman kocaman kitleleri sürükleyecek gibi gözüküyor.
Aslında, afyon görevi gördüğü de kabul edilebilecek bu oyun çılgınlığı, bazı zamanlarda ve doğru kullanımda beyin cimnastiği ve rahatlama işlerini yerine getiriyor bence. Ben bu ulvi görev için Baldur's Gate ve Warcraft kullanıyorum. Kendimi onlarla tatmin ediyorum.
Ama bazen insanların, bilgisayar oyunlarını seven kişilere "asosyal, sünepe, amaçsız" gibi yaftalar yakıştırması hoşuma gitmiyor.
Ben kimsenin yediği sushi'ye laf ediyor muyum "dejenere, züppe, lezzetsiz" diye?
Açıkçası, bu tip oyunların, bilgisayarla biraz haşir neşir olan herkesin denediğini ve sevmeyenlerin kendine göre oyun bulamadığını düşünüyorum.
Bu aralar bir kaç arkadaşımın hazırladığı web sayfası tabanlı bir oyun için bazı görseller üretiyorum, senaryoya yardım ediyorum. İşin mutfak kısmında olmak eğlenceli olmaya başlıyor giderek.
Herkese bol oyunlu-oyuncaklı günler diliyorum.
*fps: first person shooter. Yönlerdirdiğiniz karakterin gözünden oynanan oyun tipi.
Toplam Yorum 2
Yorumlar
|
|
Ben de oyunlar ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyordum. (Nasıl olduysa seninkini yeni görebildim. Hatta tüm yazılarını...)
Oyunlar gerçekten bir tutku olabiliyor. Hangi yaşta olursanız olun. Türü de kişiye göre değişiyor tabii. Örneğin sevdiğiniz Starcraft, Güney Kore'nin resmi milli oyunudur. Ben daha çok macera türünü oynuyorum, zekayı ödüllendiren oyunlar da diyebiliriz. Örneğin, Silent Hill serisi... |
Emrextreme, 14-09-2007, 16:04
|
|
|
Blogumu görünmez yapmışım bilmeyerek. Ömer Yılmaz uyardı düzelttim.
Mesajların gökten zembille inmesi ondandır. ![]() Macera türlerini sevememenin nedenlerinden biri bahsettiğim gibi senaryodur. Rol yapma (role playing) oyunlarının çoğunda, iyi veya kötü olmak sizin elinizdedir, senaryo ona göre gelişir. Ama macera oyunlarının hemen hemen hepsinde ise ya çok iyisinizdir ya da çok kötü. Kaçarı yoktur. ![]() |
Kıvanç Başak, 14-09-2007, 17:06
|
Total Trackbacks 0
Trackbacks
Kıvanç Başak Tarafından Gönderilen Yeni Mesajlar
- Microsoft kedi olalı fare tuttu. (19-06-2008)
- Mısırnişastasından Parmak ve Sıcak Buz (20-02-2008)
- a tiny street art project (16-02-2008)
- Hadid (13-02-2008)
- Teslim oluyorum! (12-01-2008)





