Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Kentler > Ankara

Ankara Başkent Ankara'nın gündeminden sıcak haberler, gelişmeler...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 22-06-2006, 01:04   #1
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 22-06-2006
Mesaj: 1
Angry Maltepe havagazı fabrikası yıkılıyor...

Başkent Ankara'nın 1929 yılından itibaren 69 yıl boyunca havagazı ihtiyacını karşılayan Maltepe Havagazı Fabrikası ve Elektrik Santralı, Ankara Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından yıkılmaya başlandı.
Bu olaya gerçekten cok üzüldüm.Bence bu fabrika bir tarih aynı zamanda bir güzellikti.Bir restorasyon ile cok güzel sonuçlar alınabilirdi.yurtdışında bunun örneklerini gördüm.iyi bir aydınlatma ile o kara kütle cok güzel bir kültür merkezi veya galeriye çevrilebilirdi.hatta bence cok gec değil Ankara büyükşehir belediyesi yıkımı durdurp yeni bir proje geliştirebilir.
Benimle aynı görüşü paylaşanlar var ise bu konuda birşeyler yapabiliriz diye düşünüyorum.

teşekkürler...
Halil İbrahim IŞIK offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 28-06-2006, 22:41   #2
Forum Üyesi
 
Mehmet Tunçer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 14-01-2005
Mesaj: 81
Bİr Cumhurİyet Çinari Daha Devrİldİ

BİR CUMHURİYET ÇINARI DAHA DEVRİLDİ

Mehmet TUNÇER

Birkaç on yıldır Başkent Ankara’da tarihsel/kültürel ve doğal çevrelerimiz rant uğruna katledilmektedir. Gecekondu ıslahı adı altında aşırı yoğun kentsel dokular oluşturulmakta, uydu kent adı altında gene kentten 30-50 km ötede aşırı yoğun, çok katlı yerleşmelere izin verilmektedir..

Bu tahribatın, son örneği Cumhuriyetimizin gelişme, kalkınma ve çağdaşlaşma, uygar bir ülke olma hayallerinin somut örneklerinden olan “HAVAGAZI FABRİKASI” nın yıkımıdır…

Bir gazetemiz şöyle yazıyor..”Tarihi Yıkım”.. Bence bunun doğrusu “TARİHE YIKIM” olmalıydı..

Tabii bazı gözler, bu paslanmış fabrikanın neden orada durduğunu, neden hala bir “SANAYİ TARİHİ MÜZESİ” ne çevrilmediğini, ya da bazı gözler de niye hala bir “GÖKDELEN ARSASI” na çevrilmediğini düşünüyordu..

“1929 yılında yapılan ve 61 yıl hizmet verip kapandıktan sonra harabeye dönüşen Maltepe Havagazı Fabrikası ve Elektrik Santrali’nin yıkılacağı haberlerinin çıkması, başta TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi olmak üzere, büyük eleştirilerle karşılanmıştı.”

Ancak, bir gece yarısı operasyonu ile kısmen ortadan kaldırılan tescilli bir yapının bundan sonraki uygulamalara örnek olacağı açıktır. Bu talihsiz karar ve devamında yıkım tüm korumacı’lar ve Ankara’lılar için de bir yıkım olmuştur.

Çünkü; çağdaş ve medeni ülkelerde bu tür “DOĞAL DEĞERLER”, “ARKEOLOJİK ve KENTSEL SİT ALANLARI” “KIRSAL PEYZAJ”, “TARİHSEL/KÜLTÜREL DEĞERLER”, “SANAYİ DEVRİMİ ÜRÜNLERİ”, “KENTSEL ANI NOKTALARI”, ‘özenle korunup, onarılmakta, gerekli ise yeni kullanımlar verilmekte ve çağdaş yaşama yeniden katılmaktadır.

1964 yılında ülkemizin de katıldığı “VENEDİK TÜZÜĞÜ” ilkeleri de bunu gerektirmektedir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa göre de bu tür yapılar korunması gerekmektedir..Çünkü bu tür yapılar Cumhuriyet’in kalkınma hamlesini, azmini, o dönemin zorlukları içinde neler başarılabileceğini göstermektedir..

Maltepe Havagazı Fabrikası:13.11.1991 tarih ve 1477 sayılı Koruma Yüksek Kurulu kararı ve daha sonra açılan tüm karşıt davalara son veren Danıştay 6. dairesinin 13.1.1993 tarih ve 19 sayılı kararıyla kesinleşen “YERİNDE KORUNMASI” gerekli “SANAYİ ARKEOLOJİSİ” niteliği taşıyan bir kültür mirası sıfatını kazanmıştır.
Bu kararlar şimdi hiçbir açıklama, araştırma yapmadan ve haklı bir gerekçe göstermeden yok sayılmış ve adı geçen yapıların koruma zırhı kaldırılarak yıkım kararı alınabilmiştir.



Fotoğraf : http://www.ntvmsnbc.com/news/376729.asp

Fotoğraf : Gözdem Üner Tubay,





Bakın Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) bu konuda neler söylemiş:

“Dün (13.06.2006) akşamüstü şok bir haberle irkildik. Senelerce üzerinde tartışılan ve gerçeklerden kaçarak çözümünü zamana bıraktığımız bir konuyu, hukuki deyimiyle süre aşımına kurban ettik. Bu işleri çok iyi bilen ve uygulayan bazı kurum ve kişiler, ne yazık ki kültür varlıklarımızı emanet ettiğimiz, adına Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu dediğimiz, kararlarına güveneceğimiz ve saygı duyacağımız bir kurumun hatalı bir karar almasına neden oldular.
….Alınan hatalı kararlar tekrar gözden geçirilmeli, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve zarar verilen Maltepe Havagazı Fabrikası zarara uğratıldığı biçimde korunmalıdır. Belki o zaman tahrip edilen bu kültür varlığımız gelecek nesilleri uyarıcı bir örnek olarak tarihteki yerini alır…..”
…”Ülkemizde Atatürk’ün deyimiyle ‘çağdaş medeniyet düzeyine’ ulaşamamış toplumsal eğitim ve kültür seviyesi, kültür mirasımızın yeterince takdir edilmesini engellemekte, Havagazı Fabrikası gibi harap duruma düşmüş ama değerli bir endüstri mirasının da ‘halkın seçtiği Belediye yönetimince’ elden çıkarılmak istenmesine yol açabilmektedir. Toplumumuzun sivil örgütlenme, uzlaşı ve kurumsal işbirliği kültürünün eksik olması da, böyle bir yapının doğru zamanda onarılması, korunması ve değerlendirilmesine yönelik proje uygulamalarının hayata geçmesini engellemiş, bizi bugünlere getirmiştir. Koruma Kurulu olarak bu yaralara tuz basmak yerine, bu kültür varlığının DOĞRU ŞEKİLDE, uzmanlarının bilimsel katkılarıyla ve hukuki – demokratik süreçler izlenerek değerlendirilmesi için çözüm olacak kararlar üretmenizi bekliyoruz…”

Tabii bu uyarı ve protestolar HAVAGAZI, yerine bir DUBAİ TÜYÜ (kulesi) dikilebilir yakında..Ya da bir hiper, süper, gross mros market..

Bu güzel Temmuz günü içinizi karartmak istemiyorum..Ama işte aşağıdaki gerçekler..

Sanırım son yıllarda hafızamız zayıflıyor.. Ankara'da olup bitenleri unutuyoruz. Bir kentli olarak, bir koruma plancısı olarak, bir Cumhuriyet çocuğu olarak ilgi duyduğum, önemsediğim ve hatırladığım bazı yıkımları kısaca hatırlatmak istiyorum..

• Keçiören Bağlarının yok edilmesi (gecekondu Islah/Sağlıklaştırma adı altında),
• ETLİK Bağlarının yokedilmesi (Sağlıklaştırma, Islah Planları ile),
• Kavaklıdere şarap fabrikası arazisi, Kavaklıdereye adını veren bağlar yok edilerek yerine KARUM ve HİLTOn ve SHERATON yapılması (1986-87'ler),
• HACIBAYRAM Meydanına girişte sol tarafta bulunan tescilli / tescilsiz yapıların Meydana çıkan merdivenli yol yapılması amacıyla yıkılarak yokedilmesi (1990'lar),
• MİLKA Pastahanesinin yıkılarak yerine İş merkezi yapılması,
• Ankaralının anıları olan PİKNİK'in yıkılması,
• EBK arazisinin yok edilerek (ki burası AOÇ nin kent merkezine kadar giden yeşil kamanın bir parçasıdır) üzerine MİGROS, VD nin yapılması,
• DİKMEN Vadisinin ve Dikmen GİRİŞİ YEŞİL DOKUNUN yok edilmesi (Park ve binlerce konut inşası ile),
• Dikmen gecekondularının yok edilerek çok katlı yapılaşması,
• Son yıllarda (2006'da yapılanlar insana ürküntü veriyor) Çukurambarların yok edilmesi (Aşırı yoğun olarak),
• ULUS Şehir Çarşısının çok katlı yapılaşması (Altındaki arkeolojik buluntulara rağmen),
• Atatürk Orman Çiftliğinden küçük büyük parçaların çalınması yetmiyormuş gibi % 5 yapılaşma kararı ile BŞB’ne devir edilmesi (Son Günler)
• YENİ SAHNE’nin yıkımı (Bu günlerde..)
• HAVAGAZI FABRİKASININ yıkılması (GECEYARISI 14-15.06.2006)

Fotoğraf : Gözdem Üner Tubay,


UNUTTUKLARIMI DA SİZ EKLEYİNİZ..
“Doğan Cüceloğlu'nun web sayfasından: (sevgili Nevin’e teşekkürlerimle..)
Ne demek mış gibi yaşamak?
Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde yüzü asık, sözü kırıcı, gözü ilgisiz anne veya babanın yaşamı demek.
Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı!
Böyle insanlar var mı?
Çevrenize bir bakın! Öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanlar var mı?
Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşmış mı?
Güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline gelmiş mi? Adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor mu?
Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor.
Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak… Ve yaşamadığının farkında bile olmamak…
Yapıyormuş gibi davranıp aslında yapmamak. Belediye Başkanıymış gibi davranıp, aslında bir kenti yönetememek; bir işte çalışıyormuş gibi yapıp aslında yaptığı işten habersiz olmak; çok konuşup hiçbirşey söylememek...
Kentliymiş gibi davranıp kentli olma sorumluluğunu yerine getirmemek… yani doğa ve kültür varlıkları yok edilirken tepki vermemek..


Fotoğraf : Gözdem Üner Tubay,

Bu kararlar, bundan sonra alınacak bu tür kararlara örnek olur ise toplumun, Ankaralı’nın tepki duyması gerekir diye düşünmekteyim.

Koruma konusunda 25 YILINI vermiş bir kişi olarak, BU UYARIYI YAPMAYI bir Bilim İnsanı, bir Başkent’li, bir Cumhuriyet çocuğu olarak da kendime görev saymaktayım..

Kalın sağlıcakla..
Eklenmiş İmajlar
  
Mehmet Tunçer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 09-07-2006, 13:13   #3
Forum Üyesi
 
Mehmet Tunçer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 14-01-2005
Mesaj: 81
Yetişin! Ankara'yı yıkıyorlar! Can DÜNDAR

Kızılay binası, Kavaklıdere bağları, Yeni Sahne derken Havagazı Fabrikası da gitti
Yetişin! Ankara'yı yıkıyorlar!

Bu yazı bir ihbar mektubudur. Başkent yok oluyor


can.dundar@e-kolay.net


Bu yazı bir ihbar mektubudur: Başkent yıkılıyor. Diyeceksiniz ki, sadece başkent değil ki, bütün kentler müzmin bir zevksizliğin, açgözlü bir rant kavgasının tehdidi altında...
Ama burada bir fark var:
En güzel yapılarını cumhuriyetin kuruluş yıllarına borçlu olan başkentin mirası göz göre göre, birer birer yok ediliyor.
İntikam alırcasına...
Ve Ankara susuyor, izliyor.

Kızılay: Utanç meydanı
Benim hafızamda tahribat, 1979'da Kızılay binasının yıkılışıyla başladı.
Geniş bahçe içindeki bu üç katlı bina başkentin simgelerinden biriydi. Üstelik 1930 öncesi yapılmış tüm binalar gibi "tarihi eser" olarak tescilliydi. Ama Yüksek Anıtlar Kurulu'nun çoğunluk olmadan yaptığı bir toplantıda apar topar "Tarihi eser değildir" kararı çıkarıldı ve bina bir günde yerle bir edildi. Yerine devasa bir beton yığını konduruldu. Kentin tam merkezindeki bu kaçak yapı, alışveriş merkezi olacaktı; mahkemeye düşünce Ankara'nın göbeğinde çürümeye terk edildi.
Karşıdaki Güven Park da dolmuş durakları arasında kayboldu.
Yolunuz düşerse bir bakın ve Londra'nın, Roma'nın, Moskova'nın meydanlarıyla kıyaslayın.
Bir başkentin kalbi bu kadar mı zevksiz, bu kadar mı albenisiz, görgüsüz olabilir?

Göçmen su perileri
O ucubenin yerinde cumhuriyetin ilk yıllarında, bronzdan dökülmüş, su perili, Eros heykelli bir fıskiye vardı. Şimdiki Kızılay, o zamanki adıyla Tospağa Yatağı'ndaki Havuz Başı'nda Riyaseti Cumhur Orkestrası konser verir, Ankaralılar toplaşıp dinlerdi.
Meydan, kuleli köşklerle çevriliydi. Önce köşkler yıkıldı. Sonra su perileri oradan alındı, Ulus'a sürüldü. Orada da huzur bulmadı; Hacettepe Parkı'na gönderildi.
Olmadı; Tandoğan Meydanı'na uçuruldu.
Bir gün Tandoğan'a geldik ki, bizim periler orada da tutunamamış, gözden ırak bir köşeye tayin edilmiş, yerine zevksiz keçi heykelleriyle seramik fincanlar gelmiş.

Kurutulmuş nehirler yatağı
Büyük dünya kentlerinin içinden nehirler geçerken bir dereler kenti olan Ankara, su yollarının üstünü örtüp bağlarını yok ederek "gelişti".
Keçiören ve Etlik bağları yerle bir edildi. "Estergon Türk Kültür Merkezi" denilen bir arabesk kalenin yanından geçerek gidin ve o yeşilliğin yerine nasıl bir beton ormanı dikildiğini görün.
İncesu kurutuldu.
Bentderesi denince sadece genelev akla geliyor artık...
Kavaklıdere'de de ne kavak kaldı ne de dere... "Ankara'nın son bağı"nın üzerine kurulan otel genişledikçe genişliyor.
Papazın Bağı'nın budanan parçası, bir otele otopark alanı yapıldı.
Bir kuşağın anılarını saklayan Piknik, Milka pastanesi, Körfez lokantası tarih oldu.
Merkezdeki tek tiyatro binası olan Yeni Sahne yıkım bekliyor.
Şehre soluk aldıran Atatürk Orman Çiftliği dilim dilim doğranıyor.
Sırada Gençlik Parkı var.
Ulus'un kaleye tırmanan tarihi bölgesi de yakında ranta açılacak.

Sanatsız, kültürsüz başkent
Devlet Resim Heykel Müzesi o muhteşem binasında yıllardır tadilat nedeniyle kapalı duruyor. İçindeki paha biçilmez tabloları milletvekillerinin alıp odalarına götürdüğü iddiaları var. Başkent hâlâ cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan konser ve tiyatro salonları ile idare ediyor.
Hipodrom yakınlarına itici bir uzay üssü gibi kondurulan Atatürk Kültür Merkezi işlevsiz, atıl duruyor.
Hâlâ bu şehrin iyi bir sergi salonu, bir modern sanatlar müzesi, büyük bir konser salonu yok. Turistlerin gezebileceği bir parkuru yok.
Film festivali, müzik festivali parasızlıktan can çekişiyor, gönüllüler elinde zar zor yaşıyor.

Bir çirkinlik yarışı
Ve şehir, 20 yıl öncesine göre daha yeşil belki ama çirkin...
Yanıp sönen plastikten kırmızı palmiyeleri, caddeleri çamura bulayan sevimsiz su fıskiyeleri, Dubai özentisi allı yeşilli görgüsüz ışıklandırma sistemleri ile çirkin...
İnatla her yere yapıştırılan camili amblemi, elçiliklerce işgal edilmiş caddeleri, tükürülen, kırılan heykelleri, günbegün mafyaya terk edilen eğlence yerleri, havaalanı yolu mezbeleliği, yayalara yaşam hakkı tanımayan alt ve üst geçitleri, kimi fallik bir görünümle yükselen, kimi "Ankamall" türünden adlarla genişleyen alışveriş merkezleriyle çirkin...
O alışveriş merkezlerinde kentin üst düzey sanayi-ticaret çevreleriyle yerel yöneticilerin ortaklığına dair dedikodularıyla çirkin...
Sinsice uygulanan içki ruhsat kısıtlaması ve bu bahaneyle gençlerin eğlence merkezi SSK'da "Gölge" türü rock barların kapatılmasıyla çirkin...
Tarihsel dokunun tahribi, rant kavgası, çok katlı yapılaşma, tabela kirliliği sürdüğü müddetçe daha da çirkinleşeceği kesin...
Kültür devriminin başını çekmiş, bunca sanatçı, aydın, politikacı, yazar yetiştirmiş Ankara, gaddar bir belediyecilik anlayışının, duyarsız bir kentleşme siyasasının elinde tarihsizleşiyor.
Ankaralılar kentlerine sahip çıkmak daha ne bekliyor?
Plastikten kırmızı palmiyenin Çankaya Köşkü'nün bahçesine dikileceği günü mü?

Havagazı fabrikası

Bir gece ansızın yıkabilirim
Ankara'nın son kurbanı, haziran ortasında yıkılan Maltepe'deki tarihi Havagazı Fabrikası oldu.
Lise yıllarım boyunca önünden geçmiştim.
1929 doğumlu bir cumhuriyet tanığı, sanayi hamlesinin motoruydu o... Yeni yeni elektriklenip havagazı kullanmaya başlanan yılların mirasıydı.
Raylar boyunca yeni rejimin gurur abideleri gibi dizilmişlerdi:
Demiryolları, tren garı, gaz fabrikası ve diğerleri...
Yıllar geçip de teknolojisi gerileyince ve sınır ötesinden doğalgaz gelince emekliliği istenmiş, 1990'da da üretime veda etmişti.
61 yıllık hizmeti karşılığında Kültür Bakanlığı kendisine "tarihi bina" payesini verdi. SİT alanı ilan edildi.
Ve çoğu cumhuriyet mirası gibi emeklilik yıllarında kaderine, çürümeye terk edildi. Ancak sanayi arkeologlarının ilgileneceği bir mezbelelik haline geldi.
Güvercin pislikleri, asit dökülmüş gibi eritti asırlık demirleri, metal aksam çürüdü, geride bir harabe kaldı.
Kentin duyarlı korumacıları için ideal bir sanayi müzesi şansıydı orası...
15 yıl kadar önce biz de bir kısa film yapıp korunmasını istemiştik.
Olmadı.
Planlı bir şekilde üye kompozisyonu değiştirilip Belediye etkisine sokulan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, mahkeme kararını hiçe sayıp fabrikanın bulunduğu alanı SİT kapsamından çıkardı.
Yasal koruma zırhının kaldırılmasını fırsat bilen Belediye de (tıpkı Kızılay binasındaki gibi) bu metruk binayı bir gecede yerle bir ediverdi.
Geride bir moloz yığını kaldı.
Yeni bir alışveriş merkezi ya da gökdelen dikmenin vaktidir şimdi...


http://www.milliyet.com/2006/07/09/pazar/yazdundar.html
Eklenmiş İmajlar
  

En son Mehmet Tunçer tarafından düzenlendi : 09-07-2006 13:19. Nedeni: foto eklendi
Mehmet Tunçer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-07-2006, 14:27   #4
Arkitera Üyesi
 
RedRapsody'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 606
Atölye çalışmalarımız

Gazi üniveristesi kış okulunda havagazı fabrikasının müzeye dönüştürülmesi ile ilgili çalışmalar yapılmıştı. Biraz umudum vardı. Ama sonunda kolay olanı seçmiş beklendiği gibi belediye. Bu sene Gazi Kışokulunda ne çalışılacak acaba...
__________________
R&R
RedRapsody offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 28-07-2006, 21:25   #5
Forum Üyesi
 
Mehmet Tunçer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 14-01-2005
Mesaj: 81
Meslek örgütleri, Anakent Belediyesi'nin uygulamalarına tepki gösteriyor

Meslek örgütleri, Anakent Belediyesi'nin uygulamalarına tepki gösteriyor
'Gökçek kimseye danışmıyor'
Cumhuriyet Ankara Eki - 28.07.2006 / Mahmut LICALI
Anakent Belediyesi'nin Ankara'ya ilişkin aldığı önemli kararlarda demokrasinin en önemli unsurlarından olan meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini göz ardı etmesi tepki çekiyor. Anakent Belediye Başkanı Melih Gökçek 'in hiçbir örgütün görüşünü önemsemediğini vurgulayan meslek odaları, Belediye Başkanı'nın ''Ben yaptım oldu'' anlayışıyla Ankara'ya zarar verdiğini belirtiyor.
Anakent Belediyesi'nin Ankara'ya ilişkin birçok proje ya da kararda tek başına hareket etmesi eleştiriliyor. Raylı sistem hizmetleri, yol genişletme çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri gibi kentin bütününü etkileyen önemli planlarda, kamuoyuna yeterli bilgi verilmezken, çalışmalara ilişkin eleştiri ya da öneriler de dikkate alınmıyor. Karar alma süreçlerinde devre dışı bırakıldıklarını belirten sivil toplum örgütleri ve meslek odaları, Ankara'nın bireysel bir anlayışla yönetildiğini ve bu nedenle de birçok projenin yanlış ya da eksik yapıldığını vurguluyor.
İçerisinde birçok sivil toplum örgütü ile meslek odasını bulunduran Ankaram Platformu Dönem Sözcüsü ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Zafer Şahin , Anakent Belediyesi'nin projelere ilişkin açık ve şeffaf bir şekilde bilgi vermediğini kaydetti. Katılımcılık eksikliğinden imar planlarının yapımında mağdur olduklarını kaydeden Şahin, ''İmar planlarının yapımında orada yaşayan yurttaşların dahi görüşlerine başvurulmuyor'' dedi. Sivil toplum örgütleri ile meslek odalarına görüşlerini sormanın zor bir şey olmadığını ifade eden Şahin, kent yönetimine katılım sağlanırsa çalışmaların daha kolay yürüyeceğini kaydetti. Şahin, ''Anakent Belediyesi'nin bütün büyük projeleri bir aşamada tıkanıp kalıyor. Çünkü şeffaf değil, hesap verebilir değil ve katılımcılığı önemsemiyor. Katılımcılığı önemsese, bugüne kadar tamamlayamadığı birçok projede büyük bir yol kat edilecek'' diye konuştu. 2004'te çıkarılan Belediyeler Yasası'nda, belediyelere kent konseyi kurma yükümlülüğü getirildiğini anımsatan Şahin, söz konusu konseylerin kent yönetimine katılımı sağlayacağını kaydetti. ''Ankara dışında bu konuda adım atmamış bir tek kent yok'' diyen Şahin, katılımcılığın yanı sıra, yapılan çalışmaların somut projelerinin bile olmadığını söyledi.
'BEN YAPTIM OLDU'YA KİM ENGEL OLACAK?'
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Yazmanı Redife Kolçak , odaların yalnızca toplumun ve Türkiye'nin kaynaklarının korunması adına değerlendirmeler yaptığını ve mesleklerinin bilimsel değerlerini savunduklarını kaydetti. Kolçak şunları kaydetti:
''Melih Gökçek'e göre, imarı da o bilir, peyzaj mimarlığını da kendisi bilir, en iyi inşaat mühendisi de odur, hatta en iyi ulaşımcı da kendisidir. İşte görüyoruz, Eskişehir Yolu'nu yap-boza çevirdi. Bugün canı sıkıldı, dün 3 şerit yaptığı yolu bugün 4 şeride çıkardı. Tüm kamu kaynaklarımızı israf ederken geçen yıl yaptığı tüm asfalt, ithal ağaçlar, metro istasyonları ve altyapı maliyetlerini bir çırpıda yok sayabildi. Ankaralı'nın mali kaynaklarını yok ederken sorumsuzluğunu hatırlatan meslek odalarına 'Siz ne bilirsiniz ki' diyebildi.''
Kolçak, tüm meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin Gökçek'e ''Kent merkezlerine giriş yollarındaki hız artışı tehlikelidir, plansız çalışıyorsunuz, önce Ankara'nın Ulaşım Master Planı'nı yapın'' dediğini ve Gökçek'in de ''Siz sadece eleştirirsiniz'' diye karşılık verdiğini dile getirdi. Kolçak, şöyle devam etti:
''Peyzaj Mimarları Odası olarak dedik ki: Ankara'ya yaptığınız yol ağaçlama çalışmalarınızda hata vardır. İşte bütün ithal bitkiler ya kurumuş ya da doğal gelişimini yakalayamamış durumda. Getirdiğiniz bir çok bitki türü yol, bulvar ve kavşak iklimine uygun değil. Maalesef ki yine haklı çıktık, her yıl halkımız fark etmeden gece söküp yenilemiş. Göksu'da ve Mogan'da yaptığınız çalışma Ankara'nın en önemli sulak alanını yok etmeye yöneliktir dedik yine haklı çıktık. Mogan bugün tehlike sinyalleri veriyor. Tarihimizi ve Cumhuriyet değerlerini yok etmeye çalışıyorsunuz dedik, maalesef yine haklı çıktık. Ulus tarihi dokumuza ticaret merkezi gözüyle baktı, Güvenpark'a otopark dedi şimdi Atamız'dan yegane mirasımıza Safari Park diyor.''
Gökçek'in ''Bilim diye bir şey yoktur, herkes kendi bilimini kendine göre oluşturur'' dediğini kaydeden Kolçak, ''Gökçek'deki 'Ben yaptım oldu' davranışlarına kim engel olacak?'' dedi.
Peyzaj Mimarları Odası 2. Başkanı Oğuz Yılmaz , Anakent Belediyesi'ne götürdükleri bir düşünce ya da eleştirinin önemsenmediğini belirterek, ''Siz kim oluyorsunuz, benim mimarlarım peyzajcılarım sizlerden dahi iyi bilir gibisinden küçümseyici bir görüşü var. Kendi karar alıyor ve çevresindekileri bunu yapın diyor. Yönetim bundan ibaret'' diye konuştu.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Atilla Hışır , Anakent Belediyesi'nin sivil toplum örgütleri ya da meslek odalarınının görüşlerinin önemsememesini ''Bu Melih Gökçek'in işine gelen bir uygulama. Meslek odalarının görüşlerini aldığı zaman şu anda yapmış olduğu birçok çalışmayı rahat yapamaz'' sözleriyle değerlendirdi. Anakent Belediyesi'nin yaptıkları hiçbir açıklamayı dikkate almadığını anlatan Hışır, belediyeciliğin daha çok teknik ağırlıklı olduğunu, meslek odalarının Anakent Belediyesi'ne teknik çalışmalar anlamında çok önemli katkıları olabileceğini söyledi. Hışır, ''Günü kurtarmaktan ziyade, Ankara'da daha planlı çalışmalar yapılabilir. Ama maalesef bu konuda Anakent Belediyesi'nin görüşlerimizi almama gibi bir niyeti var. Kent, bireysel kararlar, bireysel insiyatiflerle yönetiliyor. Bu da yapılan yatırımların birçoğunun boşa gitmesi ya da yatırımların arka arkaya tekrarlanmasına neden oluyor'' diye konuştu. Anakent Belediyesi'nin kendi alt kuruluşlarının bile görüşlerini önemsemediğini belirten Hışır, Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nin her zaman yapılacak başvurulara açık olduğunu dile getirdi. Hışır, ''Bilimsel ve teknik konuda yapılan başvurulara yardımcı oluruz. Ama Anakent Belediyesi'nin bu yönde bir istekliliği ve talebi gözükmüyor'' dedi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Fehmi Toptaş , Gökçek'in kenti tek başına yönettiğini söyledi. ''Melih Gökçek bizim görüşümüze başvurmadığı gibi hiçkimsenin görüşüne de başvurmuyor'' diyen Toptaş, Gökçek'in Ankara Valiliği'nin düzenlediği toplantılara dahi katılmadığını dile getirdi. Toptaş, Gökçek'in mevcut Belediye Yasası'nın gereklerini yerine getirmediğini belirterek, ''Yalnızca bilgi edinme yasası çercevesinde yazdığımız yazılara yanıt geliyor. Anakent başına buyruk. Buna da ne valilik ne de İçişleri Bakanlığı müdahale ediyor'' diye konuştu.

Kentin yapılanmasında odaların rolü çok büyük
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Nimet Özgönül , kentin yapılanmasında odaların rolünün çok önemli olduğuna dikkat çekerek, kamusal alanı ilgilendiren bir projeye ilişkin kamunun, odaların ve sivil toplum örgütlerinin görüşünün alınması gerektiğini söyledi. Koruma imar planlarının oluşumunda ya da tarihi kent dokularının yeniden dönüşüm sürecinde meslek odalarının da yer alması gerektiğini kaydeden Özgönül, kentle ilgili kararları 3-5 kişinin verdiğini ifade etti. Özgönül, şöyle devam etti:
''Belediye Yasası 2004'te çıktı ve 2 yıl içinde bütün üst ölçekli planlar ve onun alt ölçekli planların üretilmesi gerekirdi ki, bugüne kadar hiçbir şey yapılmadı. Bunun yapılması gerekirdi ama bu sürecin başladığına ilişkin bir açıklama bile yok. Bilgi istediğimiz zaman da bilgi iletilmiyor. Şöyle bir yaklaşım var: Biz bu işi biliyoruz. Odalar yalnızca muhalefet yapan kuruluşlardır. Odalar Melih Gökçek'e muhalef olmak için çalışmıyor ki, yapılanlar yanlışsa görüşlerimizi belirtiyoruz. Hiçbir bilgiyi kamuyla da paylaşmıyor. Yalnızca şov olsun diye basını alıyor, projelerini gezdiriyor. Ama bunun tarşılabileceği bir ortam yaratılmıyor. Kimlerle ne yapılıyor, projeler nasıl üretiliyor, bunların ihaleye veriliş süreci nedir? Kimse bilmiyor.''
Mehmet Tunçer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 10:40.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177