![]() |
|
|||||||
| Ankara Başkent Ankara'nın gündeminden sıcak haberler, gelişmeler... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-11-2002
Mesaj: 24
|
Bahsi geçen bina cepheleri kataloğundaki bazı örnek cepheleri gönderiyorum.
__________________
mert ayaroglu |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Yönetici
|
Merhaba
Kitsch ve Keçiören konusunda olumsuz düşünce belirtmediğimi sanıyorum, ama yine de mayaroglu'nun mesajı üzerinden tartışmaya katılmak istiyorum. "Aklın yolu birdir" denilse de, tüm insanlığın aynı değerleri benimsemesi ve aynı mutlak doğruları paylaşmasını bekleyemeyeceğimiz gibi, bir şehrin her yerinin aynı dili konuşmasını da beklememeliyiz. Ortada bir gerçeklik vardır, isteyen doğru ya da yanlış olarak yorumlamakta serbesttir. Keçiören'in kitsch tanımına girdiğini olduğunu kabul etmek, oranın farklı bir gerçeklik olduğunu kabul etmektir. Bunu ortaya koymanın ötesinde nasıl olup da "bir şekilde bu sürecin içine dahil olup verimli katkılar ortaya koyacağımızı" inanın bilemiyorum. Zaten "oradakiler" orada mutlu mesut yaşarken, "diğerleri" de orayı beğenmeyip gitmezken, biz "şehrin her yerinde umutsuzca hak iddia etmeye çalışan mimarlar" ne yapmaya çalışıyoruz? Neyi, neden değiştirmeliyiz? Neyin doğru neyin yanlış, neyin çirkin neyin daha güzel olduğunu bildiğini kim iddia edebilir ve daha önemlisi başkalarına dayatabilir ki? Ragıp Buluç'la söyleşiden yapılan aktarımdan "Keçiören'deki yöneticiler mimarlara da kapıları açık, ama mimarlar ilgi göstermiyorlar!"ı anlıyorum; oysa ki kişisel düşüncem, bu farklı estetik değerler taşıyan binaların büyük çoğunluğunun altında zaten "mektepli" mimarların imzası olduğudur. Belki de bu mimarlar bu projeleri "aç karnını doyurmak" için değil, gayet de beğendikleri için çizmişlerdir. Sonuçta Türkiye'de verilen mimarlık eğitiminde genelde yüceltilen "modernizm" düşüncesi herkes tarafından kabul görmek zorunda değil ki! Biraz komple teorisi üretmek gibi olacak ama, Ragıp Buluç'un ("Cumhuriyet kulesi" örneği üzerinden) bu kadar hoşgörü ile karşılanması, acaba kendisinin aynı zamanda "karşıdaki Ankara'nın sembolü Atakule"nin de mimarı olmasından olabilir mi? Belki periferi-çevre, merkeze eklemlenmek, onun tarafından yasallaştırılmak ya da ona onun diliyle karşılık vermek istiyordur? Bu noktada, düşünerek tasarlayan bir mimar olduğunu tahmin ettiğim Ragıp Buluç'un Keçiören gerçeğine böyle bir simge bina tasarlarken neler düşündüğünü, tasarımının çıkış noktalarını çok merak ediyorum. Kitsch hakkındaki yazılar onu gayet güzel tanımlarken, "sisteme" nasıl dahil edebileceğimizi söylemiyor. Ya da onunla ne yapabileceğimizi... Hele ki koskoca bir semtten bahsediyorsak! Ben şahsen Ankara'ya döndüğümde ilk fırsat elime fotoğraf makinamı alıp Keçiören'de geziye çıkmak istiyorum. Beni şaşırtacak çok şey görmeyi umuyorum; ve eminim BU estetiğe öykünmenin, benzerlerini üretmenin ne kadar zor olacağını "takdir" edeceğim. Hatta belki, bu "bir şeyler anlatma derdindeki" renkli binalardan birinde oturmanın, kuru bir betonarme apartmandan daha keyifli olacağını bile düşüneceğim! Kişiliksiz ya da biricikliği üzerinde eğreti duran, sıradan, sadece daha fazla kar amacı güdülerek inşaa edilmiş, dışından çok içi önemsenen (hani şu dışı sıvasız, içi kartonpiyer tavanlı) betonarme binaların arkasında göçebe genlerimizden de kaynaklanan bir faydacılık olduğunu düşünegelmişimdir. Keçiören'de ise bir kendini ifade etme çabası var. Acaba anlatılmak isteneni beğenmediğimizden mi nasıl anlatılacağı konusunda yaşanan acemiliği acımasızca eleştiriyoruz? ps: Sayın mayaroglu, bildirinizi kişisel olarak göndermek yerine, bir siteye koyup buraya link veremez misiniz? Katalogdan da daha fazla örneği görmek mümkün mü acaba? (belki bir albümde)
__________________
"(...)Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim diz boyu sulara Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum (...)" T. Uyar En son architurk tarafından düzenlendi : 26-12-2007 13:51. |
|
|
|
|
|
#18 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-07-2003
Mesaj: 188
|
Alıntı:
Kitsch'in sisteme dahil edilmesi için öncelikle sistemden koparılması gereklidir ki, yaşanan toplumda ve zaman dilimi içerisinde Kitsch sürecin vazgeçilmezlerinden birisi olmuştur. Modernizmin soğuk yüzünü yıkma bahanesi ile hayatımıza musallat olan Post Modernizm Kitsch'i sadece mimaride ya da sanatta yoğun şekilde kullanmakla kalmamış, toplumsal yaşamın her anına dahil etmiştir. Modernizm'in üretim mantığını "Tüketim" mantığına çevirmiş, bunun için; yüzlerce yıllık tarihsel birikimi, doğayı, insanlığı, sosyal yaşamı kullanmıştır. Kitsch olarak tanımladığımız şey sadece bir ürün değil düşünme ve yaşama tarzıdır. Keçiören'de oluşturulan tutum buna en iyi örnektir aslında. Burda olan kendini ifade etmeden çok daha farklı olarak, karar verme ve uygulama sürecinde idarecilerin düşünce ve inanışlarına göre kişileri yönlendirmesi, etki altına alması hatta aynı düşünüş tarzına uymaya zorlamalarıdır. Nitelikli örnekler olarak sunulanlar, kopya olmaktan öteye gidemememektedir. Ayrıca Keçiören Belediyesinden yapı ruhsatı alacak olan projelerin cepheleri üzerinde Belediye Başkanı tarafından istenilen değişikliklerin bizzat çizilerek dikte edildiği de Ankara'da bilinen bir gerçektir. Bu tarz yaklaşımlar bile olaya bakışın ne kadar hatalı olduğunu göstermeye yetmez mi? Mimarlığı sadece cephe süslemesine indirmek mimarlığı küçümsemektir. Olayın diğer bir yönü de malesef ekonomik olarak bizi zor durumda bırakmaktadır. Bu tarz yaklaşımlar ve uygulamalar sonucunda artık proje üretim sürecinde sizin tasarımcı kimliğiniz yerine işi ne kadar ucuza yapacağınız belirleyici olmaktadır. Bu tarz projeler için sabit m² fiyatları piyasada belirlenmiş olup, çok cüzi rakamlara sizden tasarım -pardon- çizim yapmanız beklenmektedir ve yapılmaktadır. Örneklerde verilenler gibi 3 ya da 4 katlı konut projeleri için 4000-5000 Ytl gibi proje bedelleri alınmaktadır. Yanlış anlaşılmasın çoğunlukla bunlar statik+tesisat projeleri de dahildir. Estergon Kalesi, teleferik ya da şelale gibi örnekler için yazacak çoook şeyler var ama malesef şimdilik hem vaktim yok hem de düşüncelerimi biraz daha toparlamam lazım ![]()
__________________
ustalara saygılar:) |
|
|
|
|
|
|
#19 |
|
Yönetici
|
Acaba Türkiye'nin başka köşelerinde de (örn İstanbul'da, semt bazında ya da başka ölçeklerde) buna benzer oluşumlar var mıdır? Yoksa Ankara'nın ekonomik ve siyasi olarak palazlanmakta olan taşraya yakınlığı, bürokrasini merkezi olmasından dolayı bürokratik değişimlerden hemen etkilenebilmesi gibi etmenlerle Keçiören ilk ve tek örnek midir?
__________________
"(...)Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim diz boyu sulara Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum (...)" T. Uyar |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-12-2007
Mesaj: 12
|
başka forumlarda da aynı ifadeyi kullanmıştım.
karayolu üzerinde tanzim edilmiş dünyanın gereksiz ilk teleferiği, sadece Keçiören'de... Başkent'in ilk yerleşim yerlerinden, Ankara keçisinin sembolize olmasında doğallığı ile aklımıza gelen Keçiören. Önemli şahsiyetlerin yetiştiği, ilçenin insan üzerindeki etkilerinin sağlıklı şekli ile görülebildiği Keçiören.. Hiç bir şey kalmadı, hayal gibi.. |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Yönetici
|
Sayın Mert Ayaroğlu'nun yaklaşımları oldukça güzel.
Belli ki düşünülmüş üzerinde kafa yorulmuş şeyler. Keçiören'de gariplikler olduğunu İstanbul'da yerimizde oturarak da farkına vardık. Forumumuzun Rendering Bölümü'ne inanılmaz kötü cepheler gelmeye başlamıştı. "Nedir bunlar yahu, böyle şeyler göndermeyin lütfen eğer işvereniniz böyle bir zorlama ile sizi karşı karşıya bıraktıysa, yaptığınız bu işi buraya koymayın" demiştim. Bana çok kızmışlardı. Beni halktan ve gerçeklerden kopuk hatta beğenmediği şeyleri forumunda istemeyen adam ilan etmişlerdi. Tam tersi. Eğer "yok bunları ben beğenmedim. Hemen sileyim forumdan" deseydim bu Belediye Başkanı gibi olurdum. Biz tasarımınızı da eleştirir onu da tartarız. Eğer bir kitchlik varsa utanmadan söyleriz bozulursunuz diyoruz. Bu tür eleştirilere hemen bozuluyorlar üzerine bir de "Sen tasarıma bakma, sen render'a bak gerisine karışma" diyorlar. Açıkçası Keçiören'deki bu tür gelişmeler DESPOT'LUKTUR. Ben kendimi çok övmeyeyim, kendince zevki olan ve biraz süs sevmeyen biraz da fonksiyonel olup modernliği seven biriyimdir. Ancak ben Keçiören'de proje çizen biri olsam BU DESPOTLARIN ESTETİK ŞARTLARINI karşılayamadığım için iflas ederim. Büromu kapatırım. Her işim geri döner. Eleştirip hiç bir şey yapmamak değil bu. Mimarlıkta Muhafazakarlık ya da İRTİCA diye sergi olduğunda, sergi zorla kaldırılmış ve arkasından Türk Mimarisi'ni kurtardığını beyan etmiştir bu Belediye Başkanı. Üzerine her cepheye tek tek baktığını ve çoğunlukla düzeltme istediğini beyan etmiştir, fütursuzca. Bu göreceli bir zevk meselesi değildir. Tek bir müzik duyan bir bebek hayatı boyunca o müziğe bağlı kalmaz mı? Keçiören sakinlerine bu tür dayatmalar yapıp, yarısı bomboş bie belediye binasında oturup, En büyük belediye binası diye övünmek nedir? Keçiören bir fenomen. Kadıköy'de oturup, Kadıköy'de çalışıyorum. Belediye Başkanının bir çok despotluğunu da gördüm. En az Keçiören Bel. Başkanı kadar hataları olduğunu biliyorum. Onu da eleştiriyorum. İşin kötüsü eleştirilince biri Türk Mimarisi'ni savunduğunu iddia ediyor diğeri susuyor. (Ya da bunları okumuyor) Durum eleştirilip kenara atılmasa bile düzeltilmesi oldukça zor gibi.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Yönetici
|
Bir de konu dışı olacağız ama, verilen örnek resimlerin en sonundakinde üstteki kapıyı aşan kişi aşağıya düşer. Onu çözmeye çalıştım ama başarılı olamadım. Nedir o kapı?
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.451
|
Alt balkona kestirme
![]() |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-07-2004
Mesaj: 554
|
...
ya da hani kuşlu saatler olur ya kuş çıkar öter burdanda sanırım bağıran bir insan çıkacakmış gibi ...
__________________
Sen seni üzme ! |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-09-2007
Mesaj: 76
|
Avrupa ülkelerinin tamamına yakınında, mimarlıkla ilgili yasal düzenlemelerde aşağıdaki tanım yeralmaktadır.
'' MİMARLIK KÜLTÜRÜN BİR İFADESİDİR.'' |
|
|
|
|
|
#26 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
?
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
|
#27 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Görülen örnekler...
Görülen örnekler:
Kültürün bir ifadesinden daha çok aşağılık kompleksinin dışavurumu izlenimi veriyor... Kimlik ve kişilik boşluğunun dışavurumu. Bir tür güruh fanatizmi... İçgüdüsel dışavurumun ise asla kültürel bir ifade olamayacağı ortada... Tam bir kulleteyn... Tirajikomik deyip böylesi kabuslardan korunmak bir yol olabilir, yoksa insanın sinirleri bozulabilir... Fransa'nın Mimarlık Politikası belgesinin önsözündeki bu ifade diğer ülkelerde de kabul görmüş durumda... Biz de bunu benimseyebiliriz ancak bu tür örnekler üzerinden değil... Çünkü genel kabul "Kötü örnek, emsal teşkil etmez..." yani kötü örnek kamusal anlamda ölçü olamaz... Bu konuda bir "Protestoname..." hiciv kaleme alıp bu rezaletin sorumlularını kamu oyu nezdinde açık mektupla kınamak utanca davet etmek nasıl olur?Yalnız, bunu yapacak olanın konuya özel bağımsız sivil bir girişim olması, "siyasi taraf eleştirisi" eleştirilerinden korunmak için gerek ve şarttır. Kendi kendimize söylenip söylenip oturmaktan daha iyi değil mi? Konuyu ortaya atıp hemen tüyüyorum... ![]()
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-09-2007
Mesaj: 76
|
Bir yanlış anlama olmuş, sanıyorum. Yorumlardaki açılımlarda belirtilmiş olan, belediye başkanlarının tavırları, tashihleri, kataloğları, yanlışları vede Keçiören'de, Pursaklar'da vb. yerlerde ortaya konan, (denilebilirse) mimarlıkların hali !.
Belediye başkanlığı kültürünüz, demokrasi kültürünüz, kent kültürünüz, yani kültür düzeyiniz ne kadarsa, oralarda mimarlık ta, o kadarını ifade ediyor, edebiliyor.gibi. Cumhuriyetin başkentinde, seksen yıl önce yapılan mimarlıkların, ciddiyetine, öncülüğüne, düzeyine bir bakalım, birde AKM alanındaki proje dahil, yukarıdaki fotoğraflardakilere !. Ne yazık ki yukarıdaki fotoğraflarda yansıyanlar, günümüzde yaşanan yozlaşmış kültürün ( kültürsüzlüğün ) bir ifadesidir. |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-09-2007
Mesaj: 76
|
Aslında sorun Keçiören'de değil çok daha derinlerde. Güney kıyılarımızda ihtişamlı yapılar olarak topluma sunulan, milyon dolarlık Kremlin Palaslar vb. resortların Keçiören'de yapılan garipliklerden hiç farkı yok. Estergon kalesi yada Kremlin palas aynı kültürel seviyenin üç boyutlu yansımaları değilmi.
Benzerlerinin daha büyük boyutlarda, büyük mimarlık ofisleri tarafından Las Vegas'ta gerçekleştiril diğini vede mimarlık ortamına ciddi olarak sunulan yapılar olduğunu anımsayalım. Post modern durumların kaçınılamaz sonuçları, küçük bütçelerde, mısır piramitleri yerine estergon kalesi, eyfel kulesi yerine orhun anıtları oluveriyor kolaylıkla. Las Vegas'tan öğreniyoruz hep beraber. Modernin yalın, özentisiz, ağırbaşlı, işlevsel ve rasyonal anlayışı yerine, yetmişli yılların başından günümüze, uluslararası sermaye ve yerli ortakları tarafından sürekli olarak topluma sunulan, özenti, süs, ekleme, genel geçer zevk algılarının, sindirilmesi zor sonuçları değilmidir yaşananlar. Bu öylesine bir gelişme ve sosyal-kültürel durumdur ki, güneyde, keçiörende, yada başka kentsel çevrelerimizde bazı yapılarımız böyle melezleniyor. Öteki veya diğerleri gibi ayrıştırmalar sorunun örtülmesine yol açıyor sanki.Örneğin AKM alanı öteki Ankara'da değil ama sorun aynı, bakış aynı. Estergon kalesi yerine Selçuklu hanı yada Kervansarayı. Kente taşınmış olmanın dışında kentlileştirilmemiş toplulukların, kendi yaşamlarına sunulan yapıları beğenmesi, onlardan çok, sunanların ve sunulanı yönlendirenlerin taşıması gereken sorumluluktur. Aynı kesimlere daha iyi ve düzgün olan yapılar sunulduğunda, onu da beğeni ile kabul ettikleri görülmektedir. Bu tespitte elitist bir amaç taşınmıyor, yada insanlar yerilmiyor. Meslek insanlarının ve yöneticilerin sorumluluğuna özel bir dikkat çekiliyor. |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Arkitera Üyesi
|
Tüm bu oluşumları etkileyen aktörler;
Yerel yönetimler (Belediyeler), Merkezi yönetim (Hükümetler),Sivil toplum örgütleri,Tüzel ve yarı tüzel örgütlenmeler, Köy ve Mahalle Muhtarlıkları.. Bu aktörlerin birkaçının bir araya gelmesi ile biçimlenen kentlerde de, bazılarının beğendiği, bazılarının ise yadırgadığı uygulamalar kaçınılmazdır, talepin özü, biçimi yaratmaya yetmektedir, Rant'ta dayalı yapılaşmanın getirdiği bir sonuçtur betonlaşma demekle de bu işin içinden sıyrılamayız, konu ile direkt ilgili meslek örgütlerinin ve temsilcilerinin de bu oluşumlar da, bilinçli ve bilinçsiz olarak payı yüksektir... Şehir plancılarımız uyuyarlar mı? yeteneksizler mi?, 1/25000 ölçekli Nazım imar planlarında öngörülen lekeler, süs olsun diyemi yapılmaktadır, Karar merciindeki kişiler, ne kadar duyarlı ve yetenek sahibiler, Belediye Meclisi üyeleri, hala imar komisyonlarında, Terzi,Bakkal,Kasap ünvanlı kişiler mi? yer almaya devam etmektedirler!!! Keçiören park yerleşkesi, Altınpark, Botanik Park, Seymenler, Portakal Çiçeği vadisi, Gençlik Parkı gb. çözümler, hep güdük kalan, içe kapalı çözümler kopuk kopuk, komşu imar adalarına bile bağlantısı aynı niteliği devam ettirmeyen çözümler, Büyük şehirlerde yaşayanlar bu noktalara uklaşmak için uzun ve zahmetli yolculuklara katlanmak zorundadırlar, bunlara ilaveten de irili ufaklı binlerce parkçıklar var kentlerimiz de,kentler içersinde kümeleşmiş birbirinden habersiz, insan manzaraları, tıpkı apartmanlar da birbirlerini tanımıyan, daire sahipleri gibi yaşam tarzları, Oysa imar planların da yeşil alan, spor alanları, eğitim alanları, kamu alanları ayrılırken, devam eden kuşak (Dairesel, doğrusal, eğri form'da gibi) olacak şekilde oluşturalabilse ve bu kuşakları sadece Yaya ve Taşıt yolları kesintiye uğratabilse, hizmetlere ulaşım, hizmetlerden yararlanma ve birbirine yabancılaşmayan toplumsal kucaklaşmalar daha sıcak olacaktır, tarihe dönük özlemleri, kent yapılaşmalarında yapmak ister iken, melez görüntü içeren sonuçları yaratmaktansa, tarihten gelen bazı yapı gruplarını, yaşatmak için korumaya ve bakımlarına özen göstersek daha olumlu oluruz, geçmişe takılı kalmak, atalarınızdan daha ileriye gidememiş olduğunuzu yansıtmaz mı? Abartılı olan her yapı grubu, mutlaka bazılarımıza çirkin görünecektir, kent kültürüne her yönü ile adepte de zorlanan topluluk bireylerinin bazılarına ise bu biçimleri kabul ettirebilmek daha kolaydır... Esenkalın...Saygılarımla...
__________________
Sen sonsuz' luğa giden yolda, yürekleri ısıtan bir ışık olmalısın...C.B... |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| kitsch |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 2 (0 üye ve 2 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|