|
Kentsel tasarım için bir kılavuz.
Ömer' in düzeltmesi önemli. Mimarlar odasının, ailemizin, okulumuzun, arkadaşlarımızın bize aşıladığı "alternatif önermeden reddetme" kültürünün bir parçası değil söylediklerim.
Yazdıklarımı ve dertlerimi Beşiktaş ve benzeri travmaya uğramış kent parçalarını zamanı hızlandırarak nasıl geri kazanabiliriz sorusuna cevabi bir kılavuz olarak okumak lazım (ben de buralara yazarak ne olması gerektiğini anlamaya çalışıyorum).
Ben şahsen tasarım ve planlama olmasa da tasarım ve planlamanın nihayetinde gerçekleşeceğine inananlardanım (bkz. insan). Kanımca bizim meslek alanımız -en azından kentsel ölçekte- zaten olabilecek bir şeyi önceden kavrayıp zamanı hızlandırmak ve ona form verip gerçekleşmesini sağlamak. Form verme aşamasında olabilecek olanın kendimize ait kapitalist veya sosyalist yorumunu ekleyebilme aralığımız vardır ama o da olabileceklere çok ters ise zamanla kent tarafından geri alınır (bkz. Orta Avrupadaki savaş sonrası yapılan uygulamalar). Yani evet Beşiktaş' ın, Eminönü' nün, Perşembe Pazarı sahilinde iki köprü arasında kalan boşluğun (aslında Dalan yıkımlarıyla travmatize olan tüm kent parçalarının (haliç boyu, tarlabaşı gibi)) kentsel tasarım hizmetine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Ama başka insiyaklerle, ezberden değil akıldan, yerden, yerin okunmasından çıkan verilerle yapılması şartıyla. Şu an hakim olan tasarlama teknolojisi -binalar için olmasa da- kentsel ölçekli sorunlarla başa çıkmak açısından içler acısı bir vaziyettedir. Yeterli terminolojisi, data erişimi, çözümleme modelleri yoktur. Bu hiç olmayacak anlamına da gelmez (hiç olmadı anlamına da gelmez, bkz. T. Cansever-Beyazıt, N. Eldem-Eyüp meydan düzenlemeleri). Her yeni uygulama bu sorunlarla başa çıkma kapasitemizi genişletmek için birer fırsattır. Bu fırsatları en hızlı ve becerikli bir şekilde yerin yedi kat dibine gömme yarışı değil. Şu an Beşiktaş için uygulanmak istenen proje, kentin başka yerlerinde de gerçekleştiğini üzülerek izlediğim kaybedilmiş fırsatlar mezarlığının bir parçasıdır. Sütlüce mezbahasını, Kongre Vadisini, Bakırköy Adalet Sarayını (ve çevresini), Florya Akvaryumunu hatırlatırım.
Miralesten örnek vererek ve "Beşiktaş' ta nasıl bir yaklaşım benimsenmeliydi? Dünyada bildiğiniz örnekler var mı?" diye sorarak bitirmek, benzer kentsel düzenlemelerdeki ideolojik arzulanmalarımızın bir haritasını çıkarmak amaçlıydı aslında. Hakim görüşün daha anlamaya bile başlamadan görsel kirlilik, pislik diye herşeyi yıkmayı ve manasız yeşillikler serpiştirilmiş bir boşluğu idealize ettiğini zaten biliyoruz.
Siz ne düşünüyorsunuz meraktan soruyorum, ne olabilir(di) Beşiktaş' ta?
|