|
Sait Ali'nin işaret etmeye çalıştığı şey bu "enerji" değil mi zaten? Enerjinin kaynağı olarak insan davranışları, konumlanmaları vs. Sıkıntı, bu enerjinin, insanlardan değil de boşluğun içinde yerleri sabitlenmiş nesnelerden türeyeceği varsayımı; insanlar ise bu eşyalara göre konumlanacak, mesafelenecek ve "cici kentli" davranışları sergileyecek.
Dünya kavrayışımız hala Kartezyen mekan algısına dayanıyor; hatta bu Kartezyen algı düzlemsel, yani iki boyutlu.Şeylerin yeri, konumu yani sınırları sabitlenecek ve düzen denilen görünüm ortaya çıkacak. Bu görünüm, kuru ve ne olduğu belirsiz "estetik" söylemi altında hayata kaynaklık etmek için değil hayatı kurutmak üzere beliriyor çünkü nesneler bizim dışımızda var olan şeyler; belki de gündelik hayatımızdaki nesnelerin çoğu bizim zihinselliğimizin görüntüleri olmadıklarından, başka zihinselliklerin görüntüleri olarak ortamımıza dahil edildiklerinden onlara daha fazla anlam atfediyoruz. O yüzden meydan denen şey aslında araç hareketlerinin artığında beliren boşluklar; önce şu nesnelerin (araçların) sürekliliğini kuralım; geri kalanını bir heykel, yer kaplaması, üç-beş ağaç, bir fıskiye ve havuz, biraz da üzerine oturacak nesneler koyduk mu tamamdır zihniyetiyle ortaya çıkan görünümler. "Vatandaş" daha ne ister ki zaten.
Granitler döşendikten sonra köprü altındaki lokantalar ne olacak ben onu merak ediyorum. Aslında olası ihtimal "steril estetik"e uygun olmadığı gerekçesiyle yerlerinden edilecekleri.
|