İnsanlarımızın zihninde kentsel mekana ilişkin kültürel kodlamalar -başka bir deyişle ezberler- hayrete şayan.
Ne diyor Güngör Uras: "Anıtın etrafı açıldı. Yerlere granit taşlar döşeniyor. Meydan gerçek bir meydan görünümünü almaya başladı." Derdimiz bir meydana sahip olmak değil 'meydan görünümünde' bir yer.
Bence tüm bu yıkımlar sonucu ortaya çıkacak meydana benzeyen şey -boşluk yeterli olmuyor anlatmaya- vakum, void, hiçlik, hiç bir yer, meydana benzesin diye mutlu insan maketleri de koyabilirler pekala.
Gazetelerde yine okuyoruz. 'Bir Avrupa şehri gibi olmuş.'
Avrupada hangi kent alışverişten arındırılmış, kazınmış, temizlenmiş, strelize edilmiş bir meydana sahip. Meydan aynı zamanda pazar yeridir. Şenliktir.
'Trafik üç ayrı noktadan tünellerle yeraltına indiriliyor. Meydana yapılacak küçük havuzlar ve oturma yerleriyle vatandaşların dinleneceği, soluk alabileceği alanlar yaratılmış olacak.'
Dinlenen vatandaş yukarıda barbaros boyunca uzanan parklarda soluk alamıyor mu? Vatandaş zaten şu an varolan düzenleme içerisinde deniz kenarında nefeslenemiyor mu? Vatandaş oturacak yer bulamıyor büyük bir talep var o yüzden mi meydan düzenlemesi yapılıyor. Kocaman bir hayır! Burada asıl amaç trafiğin aşağı alınması karşıya geçecek vatandaş için trafiğin hızlandırılmasıdır. Bir de üstünü de 'meydan yapalım bari' ezberi vardır. Düzelteyim meydan görünümünde! Meydan akla bir şey gelmeme hali oluyor ankaşılan.
Bana böyle meydanlarda oturup soluklanan vatandaş imgesi, korkunç bir klinikte elektroşok ve ağır kimyasallarla uyuşturulup bomboş ufuğa bakıp ağzından salyalar akan bir hastanın görüntüsünü hatırlatıyor. Şehrin tam göbeğinde, enerjinin ve hareketin tam ortasında sakinliğin işi ne?
Ne olacak? 40-50 yıl içerisinde meydan bu travmayı atlatacak. Hayat kendini tamir eder. ama bu süre boyunca meydan görünümündemizde neler olacak? Mesela bir devriye arabası duracak sürekli bir köşede, çünkü güvenlik sorunları olacak, canımın içi seyyar satıcılar peydahlanacak biraz hayat üflemek için meydanımsıya, bir de kredi kartı dağıtmak, yeni çıkan bir arabayı tanıtmak için şirin kapitalist pavyonlar kurulacak geçici.
Güngör Uras devam ediyor:
"Beşiktaş meydanındaki Tansaş mağazasının ilginç bir hikâyesi var. Bilindiği gibi Migros'u 1954 yılında İstanbul Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul halkına ucuz gıda ve tüketim maddesi temin etmek için kurdu. Migros önceleri 45 satış aracıyla halka tanzim satışına başladı.
1957 yılından sonra İstanbul Belediyesi, (o yıllarda belediyenin bir kuruluşu olan) Migros için, belediyeye ait arsalar üzerinde baraka şeklinde sabit satış mağazaları kurmaya başladı.
Bu sabit "tanzim satış" barakalarından biri de Beşiktaş'ta meydanın bir köşesine konduruldu. Beşiktaş'taki baraka zamanla büyütüldü. 1975 yılında Migros'u Koç grubu satın aldı, geliştirdi. 2006 yılında Tansaş'la birleştirdi. Beşiktaş'taki Migros da şimdilerde Tansaş oldu."
Be güzel insan, sen kendin söylüyorsun 'İstanbul halkına ucuz gıda ve tüketim maddesi temin etmek' amaçlı buraya kurulan migrosu ve dahasını. 1954 yılında akıl edilen 'insani' program ne oldu da şimdi boşluğa terfi etti? Bu boşlukta kimin çıkarı var? Ucuz kalteli alış-verişin kalesi sabit pazar yerinin ne muhteşem şekillerde yeniden düzenlenebileceği hakkında İspanya'dan Portekiz'den Almanya'dan verilecek örnekler bu foruma sığmaz.
Pes.
Ben yine de
Miralles'in pazaryeri örtüsünü buraya ekleyeyim.
Sizce nasıl olabilirdi? Örnek var mı aklınızda?