|
Mimarlar yurt içinde kullanılan malzemeler içerisinde enuygun bulduklarını seçiyorlar birşekilde. Ama asıl sizin belirttiğiniz sorun mimarların seçimleriyle ilgili değil, sanayi bakanlığının birçok yapı malzemesine izin verirken hiç özen göstermemesi. Mimarlar çoğu zaman sermayenin altında eziliyor ve müteahitlerin istediği oluyor. Örneğin şu sıralarda yaygınlaşan namıdeğer amerikan sayding , pvc esaslı yalı baskıları çok tercih ediliyor cahilce. Buna benzer popüler ama sağlıksız malzemeler çokça tercih ediliyor. Mimarlar elbette kaliteli ürünü biliyorlar, hangisinin sağlıklı olduğunu biliyorlar. Ama müteahitten ve müşteriden çok büyük baskı görüyorlar. Kaliteliye pirim veren ve mimarının sözünü dinleyen az sayıda bilinçli müşteri dışında çoğunluk malzemenin çevreye , sağlığa etkileri konusunu dikkate almıyor.
Bildiğiniz gibi iso belgeleri ürünün bu saydığınız özelliklere uygunluğuna göre veriliyor. İso belgelerine güvenerek ürün seçmek istiyorsunuz ama müşteriniz bunu dikkate almıyorsa onu ikna etmek için yoğun bir çaba sarfetmeniz gerekiyor. Burada denetim kurumlarına iş düşüyor , İSO belgelerinin ne derece güvenilir olduğunu denetlemek devlet kurumlarının görevi. İSO belgesiz ürünlerin yapılarda kullanılmasını kısıtlamak , denetlemek de devletin kurumlarının görevi.
Bu konuda asıl sorun talepten kaynaklanıyor. Kaliteli , bilinçli müşteriniz olduğu sürece her mimar en uygun ve çevreci ürünü kullanmak ister. Almanya da bilinçli müşteri sorunu yaşandığını sanmıyorum bizimki kadar!
__________________
R&R
|