Tek Mesaj Görüntüle
Eski 16-06-2007, 11:49   #4
fashomini
Arkitera Üyesi
 
Antalya
Mimar
Kayıt Tarihi: 10-06-2006
Mesaj: 39
fashomini is on a distinguished road
Avrupa ve Amerika’da yaşayan meslektaşlarımdan SMG hakkında bilgi aldım. Şimdiye kadar gelen maillerden ve araştırmalarımdan örnekler:

Avusturya’da 3 sene stajyer mimarlık yapıyorsun. ZIVILTEKNIKER sınavı denen olayı yapıyorsun ki bu isin teknik yönünden çok büro götürebilmek için yeterli olmanı sağlıyor, sigorta, vergi, banka falan yani bu isleri öğreniyorsun... Sonra da ofisi açıyorsun. Hepsi bu kadar. Almanya’da da aynı.

Amerika’da ve Kanada’da 2-3 yıl yeterlilik ders ve sınavlarına giriliyor. Sistem bu kadar zor olduğu için, mevcut tescilli mimarların da kalite ve katkısını muhafaza etmek ve güncellemek üzerine bir strateji geliştirilmiş. AIA bünyesinde bazı eyaletler dışında(California, Nevada, Utah, Arizona, Michigan, Montana, Puerto Rico, Alaska, ...) CE(continuing education) yaygın bir biçimde 10 senedir uygulanıyor. Her sene 18 Learning Unit (8'i
Health Safety & Welfare HSW olmak üzere) kazanarak ve kayıt ettirerek
eyaletlerdeki kayıtlar hersene veya iki senede bir güncelleniyor. Kimi eyaletlerin kendi şartları var. Genelde 1 LU 1 saatlik bir
eğitim ögretim ağırlıklı çalışmaya tekabul eder. Zevkli iş ancak
yıllık harcırahlar, zaman falan ek masraf oluyor tabii.

İngiltere RIBA’da meslekiçi eğitim zorunluluğu var. 35 saat bilgi güncelleme üzerine CPD(continuing professional development) var. Bunun 19 saati seminer, geri kalanı makale, kitap vb. etkinlikler. Tüm üyelere zorunlu, sadece emekli olanlar hariç. Tümüyle model bize çeviri yapılarak uyarlanmış sanki. Farkı bizde sadece seminer var gözüküyor.

Aşağıda mailini aldığım mimar, İngiltere’de 1000 m2 den daha büyük bir yapı yapma olasılığı bulamamış, bu şansı Türkiye’de yakalamış, bizden birçok şey öğrenerek kendini geliştiren ve ülkesinden teşvik ödülleri alan bir mimardır.
Regarding office registration;The Royal Institute of British Architects require that every registered member completes at least 35hrs of Continuing Professional Development (CPD) each year. This time must cover particular areas related to the profession in accordance with very specific rules. Follow this link to the RIBA website for more details. RIBA: CPD at the RIBA We have to register ourselves (as qualified Architects) and the practice separately, although it is only each individual that has to register their CPD hours.
In reality this is not too difficult to achieve, just difficult to remember to record! We are liable to be checked (as I was this year), but it is up to the individual architect to decide what constitutes CPD, and to value the benefit he or she gains from each seminar, lecture, magazine article or book they read etc etc. Personally, taking on projects in Turkey has been quite enough to give me more than enough CPD over the last couple of years!
Brian Daws Dip Arch RIBA
Director

INSPIRATION
Chartered Architects Ltd
+44 (0) 1635 523 226


Rıba linkine girdiğinizde dikkatli okuyun. Seminer, kitap, makale vb. kendi karneni kendin beyan ediyorsun. Sonuçta kimse katıldığın seminerin sertifikasını istemiyor. Yoklama yapılmıyor. Yani vicdana kalmış. Kendini her sene geliştirdiğini beyana dayanan bir sistem. Sadece kayıt üzerine kurulmuş bir model. Demokratik, esnek ama tartışılır bir model. Bizde daha çok ekonomik bir modele dönebilir. Aşağıda Riba sitesinden ulaşılan sertifika zorunlu olmadığına dair yazı.

Certificates

Please note that the RIBA does not require certificates of attendance and does not ever ask to see them. If you require a certificate from your course provider, please ask the provider directly. They in turn are not required to offer them, though most will do so as a courtesy.

The RIBA will ask to see your CPD record sheet if it ever wishes to monitor your CPD achievements; it will never ask for certificates of attendance.


SONUÇ:

Amerika’da bu sistem 10 senedir uygulansa da halen tartışılmakta ve bazı eyaletlerce kabul görmemektedir. Özellikle Antalya’ya benzer özellikler taşıyan Los Angeles, San Fransisco, San Diego, Las Vegas gibi şehirlerin bulunduğu, turizm, sinema, kumar, slikon vadisi vb. sektörlerin inşaat sektörünü dinamize ettiği Batı USA eyaletleri bu sistemin dışında kalmayı yeğlemişlerdir. Daha doymuş, gelişimini tamamlamış akademik kadroların yoğun olduğu Doğu Eyaletleri ise sisteme ayak uydurmuştur.

İngiltere, Avrupa’da USA takipçisi bir ülke olarak bu sisteme son 2 sene içinde geçmiştir. İngiltere, son derece konservatif bir kültür barındıran, kendi gelişimini tümüyle tamamlamış, neredeyse herkesin mastır-doktora yaptığı, akademisyenlerle dolu, belli başlı büroların da dünya çapında iş yaptığı bir mimarlık camiasına sahiptir. Ülkelerinde proje işi kalmadığından, sermaye ile beraber gelişmekte olan ülkelere gelmektedirler. Biz seminerlere giderken belki daha yüzlerce İngiliz mimar Antalya’da iş yapıyor olacak. Ayrıca bu sistemin İngiltere’de bile devamlılığı tartışılmakta ve kerhen uyulmaktadır. Sistem zorunlu olmasına rağmen seminerlerin sertifikaları vb. sorgulanmamakta, bir şekilde üyelere yardımcı olunmaktadır.

Amerikanın ve İngilizlerin yaptığı doğrudur diyerek yola çıkarsak sistemimiz aksayabilir. Sistemin özü ve amacı ideal olsa da sistemin şekli ve adaptasyonunda çok sorunlar vardır. Yeni yan sektörler yaratmaktadır. Bu yan sektörlerin yararlı olanlarını (Cad-max uzmanlığı, Emlak Eksperliği, Güvenlik-Yangın danışmanlığı vb.) kabullenip sistemin boş olan kısmını atmamız gerekir.

Türkiye, gelişimini henüz tamamlamamış, dinamik bir inşaat sektörüne sahiptir. Gerçekten büroda çalışacak, iş yapacak mimar bulması zor bir piyasa oluşmuştur. Teorisyen değil, pratisyen açığı vardır. Stajyer mimarlık zorunlu olmalıdır. Öğrenmenin en iyi yolu da çalışmaktır. Ancak vakit sorunu olan bu memlekette, seminer zorunluluğu, imza yan sektörü oluşturacaktır ve vakit yaratma açısından lükstür.

Her şeyden önce mezun olduğun okulun farkı, diploma, Mastır-doktora,
kitap-makale, iş-bitim, ödül, görgü, kültür, tecrübe-sene kısacası CV, portfolyo vb. kriterler
hiçe sayılmaktadır.

Türkiye piyasasının genç mimarları kendilerini geliştirmeye yeterince açmıştır. Arkitera, Yenimimar gibi web ortamında genç mimarların oluşturduğu mimarlık siteleri bile SMG adı verilen bu kurslardan çok daha verimli olabilir. İş yaparken her işten bir şeyler öğrenilmektedir. Kendini teorik açıdan geliştirmek isteyen ve araştırma yapmak isteyen mimarlar zaten bunu oda faaliyetleri, akademik, enstitülerde ve hatta web ortamında kişisel olarak yapabilme olanaklarına sahiptir. Serbest piyasa da bu ofislerin ve mimarların nosyon sahibi olup olmadıklarını zaman içinde ayırt edebilmektedir. Ayrıca, seminer veren kurum veya kişilerin seçimi ve yeterliliğini kim denetleyecektir? En büyük sorun da budur. Üniversiteler yeterince kadrolara sahip midir ki odalara destek olsun. Provider, yani ders veren, tedarik eden kurumlar ne kadar doğru ve gereklidir? Akademik kadroların iş yapamadığı bir ülkede, bu kadrolar, iş tecrübesini ne kadar güncelleyebilirler?


ÖNERİ ARA MODEL


Şehir Plancılarının senelerdir uyguladığı karne sistemini kendimize model seçersek pratik açıdan daha yararlı olacaktır.

1. Yeni mezun mimar, 1 ve 2 . grup yapılara imza atabilmeli, belirli yarışmalara girebilmeli, 3 sene stajyerlik zorunluluğu olmalı.

2. Master yapanlar 1 sene staj yapmalı, doktora yapanlara staj muaf olmalıdır.

3. Staj süresini aşanlar 3. grup yapıları imzalamalı. Master-doktora konusu, uzmanlık, katıldığı seminer, workshop, araştırma, makale, kitap, ödül, sergi, iş-bitimlerle Mimarlar Odası’ndan karne alarak puantajı doğrultusunda 4 ve 5. grup yapılardan Otel, Okul, Hastane, Restorasyon, Alışveriş Merkezi, Kentsel Tasarım gibi projeleri yapabilmelidir.

4. Mimarların da tüketici haklarından sorumlu olduğu yangın, güvenlik, deprem gibi konularda zorunlu seminerler olmalı, yeni büro açacak olanlara veya periyodik olarak(yönetmelik değişikliklerinde) tüm mimarlara bu konularda sınav yapılabilir.

5. Yeni büro tescil alacak olanlara birçok ülkede olduğu gibi Muhasebe, Vergi, Bürokrasi konularında yönlendirici olan zorunlu kurslar yapılabilir. Periyodik olarak (yasa değişikliklerinde) tüm mimarlara zorunlu tutulabilir.

6. Kamu ihale kanununda adı geçen benzer iş tarifi esas alınmalıdır. Serbest İş-bitimlerin Kamu İhale Kanununda geçerli olabilmesi için zaten işveren referansı ile faturası, onaylı kapak ve m2 kaydı istenmektedir. Halihazır bürolardan puantaj için işbitim istenebilir. Böylece kaçak veya eksik gösterilen m2, vizesiz proje gibi sorunlar, takipsiz projeler kendiliğinden bir düzene ve nizama girecek ve kayıt altına alınmış olacaktır. Tartışma konusu olan m2 ye bağlı fatura denetimi ve oda vizesi de bu sistemle zorunluluktan öte teşvik edilmiş olacaktır. Puana dayalı iş-bitimi alabilmek için mimar inşaata esas olan m2 nin faturasını, oda onayını, işveren referansını ve oda iş-bitimini ciddiye alacaktır. Mimar hem müşteri memnuniyetini sağladığı gibi kamusal sorumluluğundan kaçamayacak ve inşaat sektörüne mimarın katkısı ve kontrolü arttırılacaktır.

Böylece çalışarak iş yapanlar ile ofislerin veriminin ve işgücünün devamı sağlanmış olacaktır. Ayrıca çalışma şansı olmayanların veya kendini bu şekilde geliştirmek isteyenlerin seminer, makale, workshop, sergi, araştırma vb. konularla aktif olması sağlanarak mimarlık teorisinin de gelişimi sağlanacaktır.

Toplantılarınıza katılamadığım için özür dilerim. Lütfen oda yönetim kurulu ve SMG birimi yazdıklarımı değerlendirsin. Yapı Denetim Yasası gibi eksik, yanlış ve çelişkili bir meslek yasası çıkarsa, bunun sıkıntılarını senelerce temizleyemeyiz.
fashomini offline   Alıntı Yaparak Yanıtla