|
Vazgeçmek bir erdemdir.
Eveeeet. Güzel bir sabahtı....ta ki...
Sayın Hakan Kıran'ın Salı Pazarı Projesi beni hayrete düşürdü, şaştım kaldım. Kendisinin Kanuni dönemlerine dek uzanan, içtenlikli yaklaşımları, Kadıköy'ün bir sahil meyadanı ve çarşı olarak ne denli çöktüğü hakkındaki doğru tespitleri, açık pazar yerlerinin sorunsalına fiziki çözümlerinin mantıklılığı karşısında, planını göremesek de maketten algılamaya çalıştığımız eseri hiçbir tutarlılık göstermiyor.
Sosyal bir proje yaptığının farkında ama ne çizdiğinin farkında değil. Topkapı'dan görünmek zorunda bir kule, tonozla geçmişe göz kırpan bir biçem...
Neden Topkapı'ya bakmak istiyor sayın Kıran?
Neden Kadıköy'ü, Kadıköy'de görünür kılmadan, şehrin ideolojik merkezlerine anıtsal bir gönderme yaparak Kuşdili Çayırı'nı kurban ediyor? O kuleye çıkmayan yerli Kadıköy'ü ya da Topkapı'yı görmüyor mu? Asıl göstermek istediği nedir? O kule ile Kadıköy'e bir şey eklemediğini ama eksilttiğini farkedemiyor mu?
Beşiktaş'ta yapılan ve Adalar'dan görünsün, diye yükseltilen Granit Anıt kadar, yanından geçence algılanmayacak, önemsenmeyecek, elle tutulmayacak bu kule.
Altta ucuz mal almak için gelmiş ev kadınları, üstte öğlen yemeğinde iş adamları, bir yandan elleri nasırlı, yanık derili pazarcılar...Etrafta cepsiz öğrenciler, sahaflar, kitapçılar, antikacılar...Doğrusu başarırlarsa tüm felsefe tarihini altüst edecek bir kaynaşma, sınıfların çökmesi, bir insanlık zaferi yaratacaklar.
Sayın Hakan Kıran'ın yanılgısı şurdan geliyor. Yıllardır eski binalara, onların tarihine baktıkça, salt otopark sorununa kıstırılmış, hız kurbanı, günümüz göçmen İstanbul'unu bir kenera itiyor.
Aslında Kuşdili Çayırı'na değil, İstanbul'a bir bina yapmak istiyor. Öyleki her yerden bağıran, hükmeden bir formla yaklaşıyor. Kendisini anlıyorum yalı restore ede ede, bir öngörünüm körlüğü yaşıyor. Ben kendisini, o çok beğendiği Osmanlı'nın, hani şimdi hiç birinin akmadığı, muhafazakar mimar Başkan babalarınca öksüz bırakılan tek çeşme ve tek çınarlı minik iç meydanlarını keşfe çıkmaya davet ediyorum...
Eleştiri için söyledikleri de beni düşündürüyor. Dilerim mimarlığın o tanrısal hastalığına yakalanmamıştır. Vazgeçmek bir erdemdir.
Sayın Kıran, kuleleri kırınız, kırınız çok yüksekten bakıyorlar çünkü....
|