|
gün: "Evet bağımsız olması gereken bir kurumun işlerliği açısından tedirginlik verici bir durum. Ancak tersinden baktığımız zaman, aynı yargının ve cumhur makamının seçilmişlere karşı tutumları da bende tedirginlik veriyor."
Merhaba gün,
Biraz dolaylı bir cevabım olacak veya bir başka açıdan da şu konuyu hatırlamak da gerekiyor. Seçilmişlerden olan Maliye Bakanı ve hatta Başbakan'ın ve belli başlı pek çok ismen öğrenmeğe de başladığımız yakınları çok kısa zamanda çok büyük servetler edindiler. Haklarında açılmış davalar var, yasadışı emlak edinmekten tutun da ihalelerin dağıtılmasına kadar. Mali aflar çıkararak veya 'nereden buldun yasasını' işlevsiz hale getirerek çok sayıda menşei belirsiz kaynaktan kişilerin zengin olmasını sağladılar. Türkiye şu anda, Dünya'da 'kara para aklama merkezi ve bazı terör örgütlerine maddi olanak ve trafik sağlayanlar" sınıfına girdi. Bu son bilgi terör örgütlerinin dünya üzerindeki para trafiğini izleyen istihbarat örgütlerince çok kısa süre önce açıklandı ve dün sabah ki haberlerde hepimizin duyduğu gibi OECD soruyor: "Türkiye'den hiç ses seda çıkmıyor para aklamalar konusunda. Bizim tespitlerimiz var ancak ısrarla Hükümet sessizliğini koruyor. Neden?" Bu arada bu ilişkilerin sahibi firmalar da tespit edilmiş, hepsi Hükümet üyelerine yakın çevreler...
Bunlar olurken ve doğrulanmışken, siyaseti para kazanmak için bir araç ve fırsat olarak gören 'seçilmişler'e yargının, halkın ve cumhurbaşkanlığı makamının kuşkuyla bakması ve daha korumacı bir tavır benimsemesi sadece çok doğal bir gelişmedir.
İyi çalışmalar
|