|
Sibel Bozdoğan
Bugünkü hislerimizden bahsetmek gerekirse tabii ki Amerika'ya hayır. Bizi savaşa sokmak istiyor, biz istemiyoruz. Böyle saçma şey olmaz.
Atatürk devrimlerinden sonra biz Osmanlı'yı tamamen geriye ittik ve yeni bir mimari ve yeni bir sanat düzenine girdi Türkiye. Tabii bunu beğenmeyenler var, nasıl olur da bu kadar senelik tarihimizi geride bırakıyorsunuz diye. Ancak o günkü devrimi, Atatürk'ün devrimini yapabilmek için başka çare yoktu. Eskiyi geriye itmek, yeniden başlamak lazımdı. Türkiye bitmişti. Onun için Avrupa'nın da tesiri oldu, Amerika'nın da tesiri oldu.
Amerika'nın tesiri şöyle oldu daha çok. Avrupa'dan giden mimarlarla oldu bir çoğu, Aalto ve diğerleri gibi. Avrupa'da da Le Corbusier'ler ve diğerleri ile.. Şimdi bunların da ciddi tarafları var. Sadece yalın şekilde dış görünüşleri ile değil de derinlere inerek tetkik ederseniz, bugünkü mimariyi yapıyorsak eğer, bugünün şartlarına bugünün yaşantısına uygun olarak mimari yapmamız lazım. Bugün Osmanlı'yı olduğu gibi tatbik etmek manasız bir şey ama muhakkak surette bunların himayesini yapmamız lazım.
Şimdi hepimiz Osmanlı'dan biraz etkileniyoruz Türk olmamızdan dolayı. Mesela ben Taksim Divan Otel'inin restoranını yaparken Türk Mimarisi'nden esinlenmişimdir. Ama modern bir çerçeve içinde esinlenmişimdir ve bundan da memnunum ben çünkü hem bugünün şartlarına uygun hem de biraz bizden bazı şeyler var. Bu şekilde kalmak şartı ile Osmanlı'ya dönük işler yapılabilir. Niteki o otel yapılırken, o restoran bilhassa yapılırken Sedad Bey, ki benim hocamdı o zaman, üç kere gelmiştir otele. Napıyorsun diye bakmaya. Merak ediyordu adam iyi bir şey mi yapıyorum diye. Geldi, tetkik etti ve teşekkür etti bir kaç kez.
Onun için yüzde yüz eskiyi atamayız fakat biraz da bugünün mimarisini yapmak durumundayız. Bizim bugün tutup da Lui dönemi mobilyalarını kullanmamız kadar manasız bir şey olmaz çünkü bu asalet satın almaktan başka bir şey değil.
|