sayın "mimar mahmut" dediğin gibi cami adına birşeylerin değişmesi lazım. elbette kimse(mimarler adına söylüyorum) memnun değildir bu camilerden.
ama bunları yapıp millete kabullendirebilmek için halkın biraz daha bilinçli olması gerekir mimarlık adına. belli şarkıcılara sanatçı diyen bir toplum mimarı kaygıları es geçmekte. kendini mimardan daha iyi biliyor zannetmekte çoğu zaman.
peki bilinçlendirme adına neler yapılabilir?
böyle bir kaç kişi ile hiçbirşey. ben denedim ama başaramadım
o zaman insanlar gördükleri bu değişmeler hakkında nereden çıktı bu basit formlar demekte son derece haklılar. çünkü modern mimariden haberlerdar değiller.
öyleyse değişiklikler nerelerde yapılmalı? hemen aklıma mimar sinan geliyor. mimar sinan selimiye camiini düşünürken ayasofyadan daha büyük bir kubbe yapmak amacı güdmemişti. onun derdi başka idi. tek bir hacmi o kubbenin altında toplama gibi kubbeli yapıların mimari açıdan en sorunlu kısmı ile uğraşıyordu. yapıyı daha çok netleştirmeye çalışıyordu.
ben buradan kendime şu dersi çıkartıyorum: yenilik yapmak-daha iyisini yapmak yalnızca formla olmuyor. yani cami yapılarında daha ne çok kısımlar var. ne tasarım hataları var-bir çok sanat eserini görünmez hale kılıyor.
mesela camilerin iç mekanlarındaki arapça yazıları kaç kişi okuyor? kaçımız okumasını biliyor? mesela osmanlı zamanında yapılan yıldırım bayezid camii. içindeki yazılar hep yardımseverlik üzerine. çünkü yıldırım bayezidin böyle bir vasfı var. peki ulucamii. içinde kaç farklı hat sanatı var.
camileri zenginleştiren bu öğeler son zamanda yapılan camilerle çevrelerinin süslü işlemeleriyle daha da çok okunamaz hale gelmekte. yani o konuda osmanlı mimarisinden daha da gerideyiz.
biz eğer bu durumda tutup formu değiştirip yine anlamsız bir iç mekan kurgusu yaparsak yaptığımız bir yenilik olmaz. yatalak bir kişye makyaj yapmış gibi oluruz...