Tek Mesaj Görüntüle
Eski 22-12-2006, 18:28   #1
Metin Karadağ
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Metin Karadağ is on a distinguished road
1/100 000 Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'nın İptali İçin Yargı'ya Başvurduk.

22.12.2006

26.08.7756

BASIN AÇIKLAMASI

TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARI OLARAK

1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI’NIN İPTALİ İÇİN YARGI’YA BAŞVURDUK

_________________________________________________________

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN ŞİRKETLERİNDEN BİMTAŞ A.Ş. BÜNYESİNDE OLUŞTURULMUŞ OLAN İMP (İSTANBUL METROPOLİTEN PLANLAMA VE KENTSEL TASARIM MERKEZİ) TARAFINDAN HAZIRLANAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ’NİN 14.07.2006 TARİHLİ TOPLANTISINDA OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLMESİNİN ARDINDAN, 22.08. 2006 TARİHİNDE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI TARAFINDAN DA ONAYLANARAK 28.08.2006 TARİHİNDE ASKIYA ÇIKARILMIŞTIR.



BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANI VE İMP YETKİLİLERİ TARAFINDAN, MESLEK ODALARININ DA BU PLANIN KATILIMCILARINDAN OLDUĞU BİÇİMİNDE SÜRDÜRÜLEN YANILTICI PROPAGANDA ÇALIŞMALARINA, KATILIM, BİLGİLENDİRME VE ŞEFFAFLIK KONUSUNDAKİ REKLAM AMAÇLI GERÇEK DIŞI AÇIKLAMALARINA KARŞIN, PLANIN HAZIRLANMA SÜRECİ BOYUNCA TMMOB’YE BAĞLI MESLEK ODALARININ GÖRÜŞ VE KATKILARININ ALINMASI SÖZ KONUSU OLMAMIŞTIR. KATILIMCILIK VE ŞEFFAFLIK MASKESİYLE PAZARLANMAYA ÇALIŞILAN 1/100 000 ÖLÇEKLİ İSTANBUL İL ÇEVRE DÜZENİ PLANI, TEKNİK OLARAK YETERLİ OLMAYAN, PLANLAMA CİDDİYETİYLE HİÇ BAĞDAŞMAYAN, CİDDİ SAKINCALAR İÇEREN, KENTE İNSAN ÖNCELİKLİ DEĞİL, RANT VE PAZARLAMA ÖNCELİKLİ BAKAN BİR YAKLAŞIMIN ÜRÜNÜDÜR. UYGULANDIĞI TAKDİRDE, İSTANBUL’UN SORUNLARINI ÇÖZMEK BİR YANA, GELİŞİMİNİ BUGÜNKÜNDEN DE DAHA TEHLİKELİ BOYUTLARA SÜRÜKLEYECEK, KENTİN TARİHİ VE DOĞAL DEĞERLERİNDE GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YARATACAKTIR.



AYRICA, BU PLAN, PLAN YAPMA YETKİSİ OLMAYAN İMP TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR VE BU NEDENLE , “YASAL AÇIDAN YOK HÜKMÜNDEDİR.”



PLANA, YASAL SÜRESİ İÇİNDE, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NEZDİNDE İTİRAZ EDİLMİŞ; ANCAK, İTİRAZ DİLEKÇELERİMİZİN 60 GÜN İÇİNDE CEVAPLANMAYARAK ZIMNEN REDDEDİLMESİ ÜZERİNE, PLANIN İPTALİ İÇİN YARGIYA BAŞVURULMUŞTUR.



DAVA DİLEKÇELERİMİZE ESAS RAPOR ÖZETİ EKTE BİLGİLERİNİZE SUNULMAKTADIR.



TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi



EK: Dava Dilekçelerimize Esas Rapor Özeti







DAVA DİLEKÇEMİZE ESAS RAPOR ÖZETİ



I- PLANIN HAZIRLANMA VE ONAYLANMA SÜRECİ YASA DIŞIDIR



1/100 000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı , BİMTAŞ A.Ş. bünyesinde oluşturulmuş olan ve bu planı yapma konusunda hiçbir yasal yetkisi olmayan İMP (İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi) tarafından hazırlanmıştır. Bu nedenle, ne bu planın onama işlemleri ne de bu plan yasal değildir.



İşin başından beri İMP ve İstanbul’un planlanması konusunda tam bir yanıltma taktiği uygulanmıştır. Bu yanıltma, BİMTAŞ A.Ş. nin bünyesinde oluşturulmuş olan İMP’nin kurumsal yapısı, görevi ve İstanbul planlaması ile ilişkisi üzerine odaklanmıştır. Planlama süreci boyunca İMP, oluşumu, yapısı, görev ve yetkileri açısından gerçeğe uygun olmayan bir biçimde tanıtılmıştır ve tanıtılmaya da devam etmektedir. Burada en kritik nokta, İMP’nin, Belediye’nin bünyesinde, İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’ nı yapma yetkisi taşıyan bir yapı olarak tanıtılmasıdır. Oysa işlerin hiç de öyle olmadığı, İMP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin değil, BİMTAŞ A.Ş.’nin bünyesinde oluşturulan bir yapı olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin BİMTAŞ’a ihale ettiği işin de, İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’nı yapmayı kapsamadığına, sadece “İstanbul Büyükşehir Nazım İmar Planı Analitik Etütler İşi” ile sınırlı olduğuna ilişkin tüm bilgi ve belgeler Belediyenin kendi kaynaklarından da açıkça belgelenebilmektedir.



Yasal olarak plan elde etmenin iki yolu vardır. İdare “ yapar ya da yaptırır “ der imar mevzuatı. Oysa burada ne İMP Belediye’nin kurumsal yapısı içinde bir oluşumdur, ne de işin ihalesi söz konusudur .. Anlaşılan o ki, bu plan Belediyeye, “analiz çalışmalarının yanında bir ilave hediye “ olarak sunulmuştur. Bu planın onay için meclise havalesi ve onayı işlemleri açıkça yasayı çiğnemektir. Bu plan yasal olarak ÖLÜ DOĞMUŞTUR VE YOK HÜKMÜNDEDİR.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Plan yapımı konusunda BİMTAŞ’a yetki veren bir ihalesi söz konusu olmadığı gibi, zaten böyle bir ihalenin yapılabilmesi de yasal olarak söz konusu değildir. Çünkü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan söz konusu şirketin anılan “müellif” tanımına uygun olarak plan hizmetini yüklenebilmesi için, “hissedarları içinde hisseleri ortakların meslek grubuna göre dağılımında eşit veya daha fazla paya sahip gerçek kişi” koşuluna uygun en az bir hissedara sahip olması gerekmektedir. BİMTAŞ’ın bu koşullara uygun , yasal olarak plan müellifi olabilecek bir ortaklığı söz konusu değildir. Bu çerçevede, zaten “YOK” hükmünde olan bu plandaki imzalar da, “Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmelik” hükümlerine de aykırı ve dolayısıyla da geçersizdir.



II- PLANIN SAKINCALARI



1-) Plana ilişkin açıklamalarda ve Plan Raporu’nda “ İstanbul’un küresel düzeydeki metropoller arası yarışta hak ettiği yeri alması ve uluslar arası pazarda daha rekabetçi olabilmesi” temel hedef olarak tanımlanmaktadır. Görüleceği üzere, İstanbul planlamasının temel hedefi kentli değil, yatırımcıdır.



İstanbul planlamasının temel hedefi , öncelikte, “İnsanca yaşanabilecek bir kent yaratabilmek” olmalıdır. Şu anda ortaya çıkan plan ise, kenti her ne pahasına olursa olsun pazarlamak, yerli ve yabancı sermayenin hizmetine ve kullanımına sunmak hedefinin damgasını taşımaktadır. Bu planla kent bir yatırım alanına dönüştürülmüştür.



2-) Haydarpaşa- -Zeytinburnu kıyı ve liman alanlarında, Küçükçekmece ve Kartal’da, bir üst plana dayanmaksızın gündeme getirilmiş olan bir çok sakıncalı kentsel dönüşüm projeleri ve yatırım kararları, adeta bir veri kabul edilerek, plana aynen işlenmiştir. Bu ve benzeri durumlar, planın bu tür projeleri yasallaştırmanın bir aracı gibi algılandığı ve ona göre hazırlandığı konusundaki düşüncelerimizi güçlendirmektedir.



Bu tür projelerle ilgili plan kararlarına dayanak oluşturmak amacıyla, Plan Raporu’nda, bazı doğru olmayan tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş olduğu da görülmektedir. Örneğin, Zeytinburnu Kentsel Dönüşüm Projesi’ne dayanak oluşturmak amacıyla, Zeytinburnu’nun İstanbul’un mevcut Merkezi İş Alanı (MİA) içerisinde kaldığı gibi gerçekdışı bir tespite yer verilmekten kaçınılmadığı görülmektedir



Bu kentsel dönüşüm projeleri kent ve insan odaklı olmayıp “İstanbul’un pazarlanması ve küresel şirketlere rant alanı sunulması” anlayışı temelinde gündeme getirilmiş projelerdir. Bu projeler ve bunların tetikleyeceği diğer plansız projeler İstanbul’un tarihsel, doğal değerlerine zarar verecek ve gereksinimi olan sağlıklı gelişiminin önünde engel teşkil edecektir.



Herhangi bir araştırmaya, bir üst plana dayanmayan, sadece İstanbul’un pazarlanmasına yönelik bir yaklaşımın eseri olan ve kentin tarihi ve doğal değerlerini yok sayan bu kentsel projelerin hiçbir analiz ve sentez çalışmasına ve değerlendirmesine dayanmaksızın kabul edilerek plana dahil edilmesi, olması gerekli planlama ciddiyetiyle asla uyuşmamaktadır. Bu planlama yaklaşımı, sonuçta ortaya çıkan planı bir “paylaşım ve pazarlama” belgesine dönüştürmüştür.



3-) Plan kararları ve lejant bir çok belirsiz, çelişkili ve korunması gerekli alanların alt ölçekte yapılaşmaya açılabilmesinin kapısını aralayan bir yaklaşımın ürünü olarak görülmektedir. Bu yaklaşım planlamaya aykırıdır ve plan kararlarının geçerliliğini tartışmaya açmaktadır. Bir planın bir yandan plan kararları getirirken bir yandan da o kararları geçersiz kılacak kararlar üretmesi plansızlığı planla empoze etmekten başka bir şey değildir. Bu yaklaşımdan kesinlikle vazgeçilmesi gerekmektedir. Örneğin;



“Mutlak Korunması Gereken Tarım Alanları” ve “Bölgenin Riskli Jeolojik Yapısı Nedeniyle Kullanımı Alt Ölçekte Netleştirilecek Alanlar” lejantı aynı alanlar için birlikte kullanılmıştır. Burada açıkça bir kullanım belirsizliği ve muğlaklık söz konusudur. Bu durumda, bu planda” mutlak korunması gerekli tarım alanları”nın jeolojik sakıncalı alanlarda kalanları, alt ölçekli planlarda yeni ve tarım dışı kullanımlara dönüştürülebileceklerdir.

4-) Planda yer verilen ulaşım kararlarına bakıldığında, plan eki olan yazılı dokümanlarda tanımlanan ilkeler ile planda yer alan ulaşım kararlarının çeliştiği görülmektedir.



Plan Raporu’nda kuzeye doğru gelişmeyi engellemek ; yolcu ve yük taşımacılığında raylı sistem kullanmak planın öncelikli hedefleri arasında sayılırken, planda, Batı yakasında TEM’in kuzeyinden geçen yeni bir otoyolun yer alması ilginçtir. Bu otoyolun ne amaçla planlandığı konusunda plan raporunda da herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Bu otoyolun, şu anda planda yer almayan 3. Köprü’nün bağlantı yoluna dönüştürülmek üzere getirildiği açıktır.



“Yönetici Özeti ” başlıklı özet raporun “Mekansal Konumlandırmalar” bölümünde ise, “Anadolu Yakası için Çevre Düzeni Planı çerçevesinde geliştirilen diğer bir fiziki gelişme konusu ise, TEM ve E-5 arası bağlantı yollarının çeşitlenmesi ile doğu batı yönünde Maltepe-Kurtköy arasında sürekliliği olan bir ara yol önerisidir. Önerilen raylı sistemin etkinliğini de arttırabilecek ve sistemler arası entegrasyona hizmet edecek bu karayolunun, E-5 ile TEM arası yerleşmelerin dönüşüm sürecinde de ana işlevlerin ve yatırımların konumlandığı aks olarak ele alınması hedeflenmektedir.” denmektedir.


Devamı aşağıda...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla