Alıntı:
Orijinal metin msc tarafından gönderilmiş
Mimar tasarım yapma gücüne sahip olduktan sonra yapı yapma en yetkin işi
olsa bile dünyasına tasarım gözüyle bakar. Artık herşey onun için o da herşeye hizmet etme durumundadır.
Baktığı düşündüğü şeyleri basite indirgeyerek söylediğim somutlaştırma durumuyla mimar tasarlanmış dünyada yer alır.
Tasarlanmış dünyada yer almasada kendi dünyasında mimar ölenedek tasarımlarına devam eder. (illa yapı yaparak değil.)
:
|
Fiziksel dünyaya taşınmadıktan sonra , bir tasarım bitmez bence... Hayal dünyasında bir hamur gibi kalır. Oraya buraya çekilir, ezilir büzülür, değişir...
Ben o açıdan söylemiştim... Mimar olmak denilen işey, soyutu somuta dönüştürmektir...
Düşüncenin en somut hali ise yapılmış , bitmiş olanıdır...
Neden böyle söylediğimi açıklayım... Çok proje gördüm kağıt üzerinde cirlop gibiydiler, yapıldıklarında hayal kırıklığına uğradım...
Bu yüzden ben bina yapılmadan Mimarlık bitti demem, tasarım bitti demem. Bu benim öğrendiğim mimarlık felsefesi... Kağıt üzerinde proje biter diyenlere de saygı duyuyorum , ama öyle düşünmüyorum... Binanın her bir çivisi üzerinde düşünülmüş detaylar... Alvar Aaltonun tasarladığı ve inşa ettiği yapılardaki detaylar benim anladığım şey... Soğukluk hissi vermesin diye pirinç kapı kolunu deri ile sarmak... Ben bunlardan bahsediyorum... Yani mimarlık asla bitmez... İnsanın hayal gücü ve madde bitmedikçe...