16-10-2006, 13:30
|
#7
|
Kayıt Tarihi: 04-08-2004
Mesaj: 1.610
|
Merhaba,
Eğer ana soruya dönersek, yani; Mimarlıkta Simetriden Neden Kaçınılıyor'a, ben kişisel bir görüş olarak bunu yalnızca mimarın 'insan' olmasıyla ilişkilendiriyorum.
Mimarlığı bir meslek olarak yapabilen tek canlı insan ve insan kendi hayalgücü ve istekleri doğrultusunda kendi çevresini bilinçli olarak değiştirebilen veya doğaya karşı durma 'ego'suyla donanımlı tek canlı aynı zamanda.

Simetrinin doğada bir gücü var, yaşamlarını devam ettirebilmek, hareket ederek bir yerden bir yere sapma yapmadan, yuvarlanmadan ulaşabilmek için, rüzgar gibi tabiat olaylarına karşı dengesini koruyabilmek için ve hatta yapılan araştırmalara göre karşı cinsiyete çekici gelerek soyunu sürdürebilmek için doğadaki canlılar simetrinin gücüne muhtaç.
Ancak, bu düzeni kendisi de bir simetrik canlı olmasına karşın, kendi beynini kullanarak yıkabilen, değiştirebilen tek canlı olan insan bundan bir egemenlik, üstünlük hazzı duyabilen de tek canlı aynı zamanda. Ve bu üstünlüğünü yaşatıp, çevresine farklılığını hissettirmeği seviyor, istiyor, bilinçli olarak bu gücünü sergilemek istiyor. Buna da biz en basit tarifiyle sanat diyoruz, mimari dahilinde veya dışında, ve gözümüze hoş gelenleri de yücelterek bu karşı duruşu destekliyoruz. Çünki aynı ego bizde de var ve bizim bu yönümüzü besleyen ürünleri desteklemek 'kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor'.

Ve her ne kadar simetri mimarlığa klasik çağın dengesini, estetiğini, gücünü ve otoritesini hissettirebiliyorsa da, mimar elindeki yaratıcı gücü, hükmetme becerisini kendi lehine kullanmayı tercih ediyor. Doğanın sürekli farklı bir yerinde olmak, insan olmasının getirdiği gücü kullanmak için.
Son dönemin en çok izlenen, en çok fotoğraflanan, en çok tartışılan, en popüler mimari eserleri buna örnek değil mi?
Mimarlık insana dair bir uğraş olduğu sürece de bu sürecek gibi görünüyor...
İyi çalışmalar
En son asteria tarafından düzenlendi : 16-10-2006 16:57
|
|
|