Mesajları okuduktan sonra, aslında daha önce yazılmış bazı şeyleri tekrar söylemekten kendimi alamıyorum.
Bahsedildiği gibi, aslında bu işsizlik ve karıntokluğuna çalışma meselesi yalnızca mimarlık sektörüne has bir şey değil ama nedense kimisi bunu kabullenmek gerektiğini düşünüyor ve asıl yanlış olan da bu boyun eğme bence. Kendimden örnek verirsem, büyük bir hevesle okula girdim ve şu anda 6. senesinde okuldan bir an önce kurtulmaya çalışan bir öğrenciyim. BEni ümitsizliğe ilk iten okulum MSÜ oldu;
asla zor olduğunu iddia etmedim, okulum bu yüzden de uzamadı, asıl etken bizim çabamıza sürekli ket vurmalarıydı.
Özgüvenimizi sıfırlamaya yönelik bir eğitim anlayışıydı.
İkincil olarak da çalışma hayatında "bizden çok şey öğrenirsin şimdi sen sıfırsın" zihniyetinde, bilgimize değer vermemelerine değil ama emeğimizi hiçe saymalarına dayanamadığım MİMARLARDI beni ümitsizliğe iten.
Bu işi seviyorsan para kazanmayı geri plana atacaksın demek, baştan yanlış seçim yapmışsın demek, zaten işe de saygısızlıktır. Şunu kabul etmek gerek. Herkes yaşamak için paraya ihtiyaç duyar. Senelerce eğitim aldıktan sonra,
bir mesajda yazıldığı gibi; sabun satarak daha iyi para kazanacağını görmek insana hiç de umut vermiyor. Ama bu sabun satsaydım keşke diye düşünmeyi de gerektirmiyor.
Açıkçası öğrenci ya da yeni mezun arkadaşlarıma çok düşük ücretlerle çalıştıkları için hep kızdım. Ben aynı şeyle karşılaştığımdaysa paraya ihtiyacım olduğu halde anında bıraktım. Belki benim bunu yapmam tüm piyasayı değiştirmiyordu ama insanların böyle davranması gerektiğini düşünüyorum, çünkü bu kafadaki işverenler çoğunlukla gayet iyi para kazanan mimarlar ve tabi ki ad yapmış olanlar.
KEndileirini sözde aydın zanneden bu insanlar da gerçekte
sömürü düzenini körüklüyorlar. İnsanlar deneyimsiz olsa bile emeklerinin mantıklı bir ücreti olması gerekiyor.
neyse çok uzattım galiba.
|