Konu: Değişim...
Tek Mesaj Görüntüle
Eski 14-06-2006, 02:17   #2
Mustafa Toraman
Arkitera Üyesi
 
Trabzon
Mimar
Kayıt Tarihi: 14-06-2006
Mesaj: 6
Mustafa Toraman is on a distinguished road
yazının devamı...




2.4 Kültürlü ve Sosyal olmak

Bu başlıkta açıklayacağım 6 satır var...

1. bedenle ve ruhla ilgili yetileri geliştirme.
2. eğitim görmüş ve bu eğitimle beğenisi, usavurma ve eleştirme gücü gelişmiş bir kişilik kazanmış olma durumu.
3. bir toplumun kendi iç yasalarına göre, biçim kazanması ve gelişmesi. (örneğin nietzsche, kültürü, bir ulusun bütün yaşama biçimlerinde birlikli bir üslup kazanması şeklinde tanımlar)
4.bir toplumun yaşama biçimlerinin çeşitli alanlarda olgunlaşması.
5.tarihin sürekliliği içinde insanlar yoluyla ve insanlarda gerçekleşen tinsel biçimlenme süreci; insanın tinsel başarıları ve yaratışları.
6. tüm olarak tinsel ve törel yaşam.

(felsefe terimleri sözlüğü)

Aslında her ne kadarda geliştiğini düşünsekte kelime anlamının doğadan geldiğini görmezden geliriz. Oysaki kültür ve sosyallik bunun gelişen etmenler içerisinde üstte yazılan 6 maddenin birleşimidir. Bitmek tükenmez arayışlar içerisinde birçok sonucun ortak birleşim noktası da kültürlü ve sosyal olmaktır. Günümüzden biraz önceye kadar kız istemeye gidenlere kültürlü ve sosyalmisin dendikten sonra iş sorarladı. Şimdililerde çok değiştik herkeste var zannediliyor ve bu zannediş bizi amorf bir değişime sürüklüyor. Buna kısacası tikyleşme veya kokoşlaşma da denilebilir. Ama ödeve uysun diye buna kültürel yozlaşma demek istiyorum.

Bu bahsi geçen başlık altında değişimin iyi ve kötü noktalarını çok net bir ayrımla görebiliyoruz. Sokakta yürürken farkettiğimiz kültürler ve sosyaller bize değiştiğimizi, değişirken neleri kaybettiğimizi ve neleri kazandığımızı gösteriyor.

Mimarlığı kazanmadan önce köyünden gelen mavi gözlü sarı saçlı çocuklar bile şimdilerde demogoji yapmayı kıvırdı sayılıyor. Bu da ister istemez değişimin içerisinde benim açımdan örneğin bu ödev olduğunu kanıtlıyor olsa gerek.

Elbet birileri bişeyler demiştir diye düşünmeden edemiyorum ve aklıma bana hep saçma gelen ve söyleyeni boğazlamak istediğim bir yanılgı geliyor.

“ Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şeydir “
(Karl Marx)

Marx’ın burda yanıldığı aslında kültürün insanoğlu tarafından yaratıldığı değil onun doğadan ayrı düşünülmesi gerektiğidir. Doğayı oluşturan her etmen, birlikteliği sürdürdüğü insanoğlunun üst kümesidir ve mutlak ki kültürel titreşimlerin sahibidir. Doğadan gelenler ve onunla değişenler, onunla güncelleşenler bize karşımıza çıkan bir boy değişmiş sosyal olgulardan başka bir şey değildir. Kültür ve sosyal olgular yaşamsal birlikteliğin değişim meyveledir.

Kimisi için kültür futbol maçı izlemek, kimisi için TRT de konser dinlemek, kimisi için eline kınak yakmak, kimisi için de çok konuşmak... Genelde görülen değişim bu gibi algılansada değişim aslında daha geniş kapsamlıdır. Burda benim ifade etmek istediğim nokta şu.

Ayrım, sosyal ve kültürel başlıkta değer kazanan değişimler ve iş olsun diye değişenler arasında mutlaka yapılmalıdır.

Bu nedenle UNESCO Kültür ve getirisi sosyallik kavramını şu şekilde ifade ediyor;

“ Sahip olunan tarihsel bilinç.“

Burda ifade edilmek istenen bir zaman içerisinde olgunlaşmış olması. Bu da kayıtsız şartsız bir değişimin bilinç getirisidir.

2.5 Doğal değişim

70 li yılların sonunda 80 li yılların başında çocuk olmak diye bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Renkli televizyonda ilk filimi izlemek, şekerli sakızla balon şişirmek ve “ eyy gidi ben küçükken buralar portakal bahçesiydi “ diyebilmek...

Doğanın içine büyük bir bilinç yanılgısıyla saldırımız aslında yeni değil... Tüketim toplumu olmaya başladığımızdan bugüne doğanın içinde bize anlam ifade eden her nesneyi yok etmeye, yok ederken bir yandan düzeltmeye, düzeltirken bir yandan daha kötü hallere sokmaya gönüllü olmuşcasına hareket ediyoruz.

Aslında bu başlık, değişimi üstteki birçok ana başlığın yan başlığı gibi bir yerden tutup buraya alındı. Değişimin kötü sonuçları temel yaşama alanlarımızı, ekolojik dengeyi ve sonuç olarakta kişisel dengemizi tehdit etmeye başladı. Kendi kendimize yaptığımız bu hatalar açtığımız delikleri kapatmaya yetmeyecek gibi görülüyor.

Değiştiğimizin güzel bir kanıtı olarak azalan insan ömrü bize nerde yanlış yaptığımızı sorgulamaktan başka bir çare bırakmıyor. Gerçi çare bu olsa öpte başına koy derler adama...

Değişen birçok denge aklımız başımıza geldiği gün denge olmaktan bir tarafı ağır basan bir teraziye dönüşecek ve o gün Doğal değişim ile insanoğlu aynı kefede terazinin hafif kefesinde kaybedecek.




3. Sonuç olarak değişim...

Yazdığım bunca satırın açıklaması elbette kısa bir cümle olamaz. Değişim içerisinde sonucu kavramak ve ona yorum eklemek bir hayli güçtür.

İyi ya da kötü değişim hayatın her noktasında yüzünü çok net bir şekilde göstermektedir. Bununla birlikte değişimin değiştirdikleri nelerdir diyebilmemiz için öncelikle gelişimin tek yapı taşı olduğunu anlamamız gerekir. Ruhumuzdaki telbellik ancak ve ancak pozitif değişimle öldürülebilir.

Değişim bazen elde olmayan sebeplerden dolayı zaman ve zeminlerin getirmiş olduğu şartlarla olabilir. Değişim süreçtir. Öylesine aniden ya da kısa süreli olmaz. Ayrıca bazen hoş birşey olmasa da gereklidir. Bu gereklilik maalesef her zaman gelişim ile paralel de gitmez. Değişim insanoğlunun dıştan dışa geçirdiği bir evrimdir. Korkulan ürküten de olmuştur çoğu zaman. Kısacası tutarsız bir süreçtir.

Tüm bunların ışığında rahatça söyleyebilirim ki değişim kaçınılmaz olandır ve yaşam olgusunu tazeleyen yegâne etmendir.





Saygılarımla


__________________

Kaynaklar
Tüm örneklemeler paragraf altlarında bilgilendirilmiştir. Diğer başka herhangi bir kaynaktan yararlanılmamıştır. Örneklemelerin dışında tamamı ders notlarından ve ders anlatımlarından özet niteliğinde yorumlardır.
__________________
poursuis tes rêves et sois surprise...fi donc!
Mustafa Toraman offline   Alıntı Yaparak Yanıtla