Konu: Değişim...
Tek Mesaj Görüntüle
Eski 14-06-2006, 02:13   #1
Mustafa Toraman
Arkitera Üyesi
 
Trabzon
Mimar
Kayıt Tarihi: 14-06-2006
Mesaj: 6
Mustafa Toraman is on a distinguished road
Değişim...

Bu yıl aldığım "Gelenekselden Günümüze Konut ve Mekansal Değişim" dersimin 2.vize ödevini burda paylaşmak istedim... Yazı hakkında yorumlara ve eleştirilere açığım ... kullandığım üslup ve kelimeler içerisinde biraz farklılık görebilirsiniz , yanlışlarım varsa lütfen mazur görün ...


Sevgili hocam Nilgün Kuloğlu'na...





Değişim...

1. Değişim hakkında birkaç söz...

Ödev değişim olunca üzerinde tartışılacak birçok konu akla geliyor. Fakat bunlardan önce bahsedilmesi gereken aslında son yıllarda oldukça çok tartışılan bu başlığın kaynağı olan değişmek fiili. Fiiliyete geçirilmesi için çaba safettiğimizdenmidir bilinmez tembelliğimizi oldukça iyi dile getiren bir sözü açmak istiyorum...

Günümüz filozofları diyorki “ hayat dinamiktir ve değişmeyen tek şey değişimdir...” ve ekliyor… “ zaman değişimin meyvesidir! “

Öyle görünüyorki hali hazırda bahsi dolanan değişim kavramı insanoğlu tarafından zamanla toparladığı hayati sorunların başına alınmış… Yoksa kaç deli bu sözü sarfeder di?

Deliler bir yana genel anlamda değişimi tartışmadan önce birde bilene soralım, değişim ney miş?

Lügat anlamında değişim "bir başka biçime ya da duruma girme" anlamına gelmektedir. Aynı anlama gelen bir başka kavram "dönüşüm"dür. Türkçe'de son yıllarda yaygın olarak kullanılan "transformasyon" kavramı İngilizce’deki "transformation" kelimesinin Türkçe'ye uyarlanmasıyla oluşmuştur. Vs vs vs

Kısa kesmekte yarar var çünkü bununla birlikte süre gelen onca yazı aslında tek bir anlamın gömlek değiştirmiş halidir. Bu ne kadar ilginç gibi görünsede bende dahil birçok insanın ilginsini çekmez. Deliler varken akılılları kim dinler misali biz hep ilginç olanı aramazmıyız.

Bence ilginç olan bu ödevin, bu yazının bile yazılma sebebinin aslında değişim olması. İlginç ve bir o kadarda üzerinde durulması gereken aslında değişimin bize düşündürdükleri. Değiştirdiklerinin ve aslında zamanın eşi olma mantığının hissedilmesi. Kazandıkça zorlaşması, zorlaştıkça anlam bulması ve sonunda hepimizin varlığına yenik düştüğümüz şey. Dahada cesur olmak gerekirse evrenin motoru gibi bişey

Değişenleri konuşmak, değişenleri yaşamak değilmidir devinip durduğumuz ve her nefeste değişenleri yaşamak için ölüp ölüp dirildiğimiz?

Aslında yukarda yazdığım ve sizi güldüren o deli vari felsefe eserlerinden biri güzelce açıklamıyor mu aslında bu ödevi? Dikkatli okuyun ve bakın... Bakın bakın! İyi bakın, değişmiyor mu gökyüzü ve çevirdiğiniz sayfalar... Hayata dair ne varsa değiştiği için hayat adını almıyor mu? Durağan saat ölçülerinin arasında kimi zaman 24 saate sığanlar yeri gelip saniyelerle yaşanmıyor mu? Ben bu ödevi yazarken bile değişecek olan hayatımın değişim fiiliyetini yerine getir miyor muyum?

Bir zamanlar tanrıların taş olduğuna, sonraki zamanlar peygamberlerin varlığına ve şimdide Elvis’in yaşadığına inanmak Tanrının marifeti mi? Öyle olsa kaç kişi bu kadar deli olurdu? Yada kaç kişi gerek yokken onca değişim tanımına varyasyon uydururdu?

... ve söze bir Usta karışır mıydı değişen bişeyler olmasa?

“ ince uzun bir hayvan, çarpiyor çarpiyor çarpiyordu kendini taşlara, canımı sıkılıyor canmı çekişiyordu yoksa? Yok efendim dedi yanımdaki adam, gömlek degiştiriyor yılan, bu hallerden anlarız dedi azcok, bizde sinif degistirmisdik bir zaman... “
( Can Dündar )

İnsan önce kendini inandırmalı diyor ve deliliğe değişimin değiştirdiklerini anlatmakla devam ediyoruz...





2. Değişenler ve değişenler?

Her değişim sonunda değişeni değişen olarak kavramak, bunu benimsemek biraz yanlış geliyor... Değişenler ve değişimin içerisinde etkisiz kalanlar birleşik küme içerisinde evreni oluşturuyor... Biraz daha kolaya inmek gerektiğine inandığımdan şimdilik beni ilgilendirenleri yorumlamak istiyorum...





2.1 Ekonomi boyutunda değişenler


Kayıtsız şartsız bununla başlamamın nedeni birazda annem oldu. Günbe gün dolara çevirdiği parasının değişecek olan kurunu takibinden bizde artık ekonomi uzmanı olmaya ister istemez adım attık. Değişen dünyada dengelerin ekonomi ve enerji sorularına cevap olmaya çalışması başta küreselleşme ve devamında bölgeselleşme, serbestleşme, özelleştirme, gönüllüleştirme, zenginleşme ve fakirleşme sorularını önümüze getirdi. Bu karmaşık meyve tabağında hangisi kabuklu yenir hangisi pişirilerek bilinmez ama bizi bir hayli etkilediği doğrudur.

Bu etkileşimin ana güç kaynağı zamanın getirisi olan değişimlerdir. Bilim ve teknolojideki değişiklikler ülkeler arası rekabete; rekabetten ortak pazar anlayışlarına; bu anlayışlardan birçok ortak çıkar topluluklarına kadar değişimin etkisini ilerletmiştir.

Ekonomik sorunlar beraberinde dünya ülkelerini birçok cevap arayışına itmiştir. Bunların en başında mutlaka değişimin getirdikleri sorgulanmaktadır.

Her ne kadar büyük gibi görünmesede Amerika bence konuya küçük bir örnek teşkil ediyor. Dünya toplumlarının genel mali dağılım pastasında büyük dilimin sahibi olan bu toprak parçası binyıllara dayanan Çin Ticaretine nasıl kafa tutmuştur? Nasıl oldu da daha düne kadar yerlilerin kartal tüylerine kutsal dedikleri topraklarda şimdilerde yeşil kâğıtlar kutsal sayılıyor? Yıkıp yeniden yapılan bir olgunun içerisinde değişen gözümüze bir elmas gibi parlayan rüyalar ülkesi bu role nasıl bürünmüştür?

Sorularla yetinmeye gerek yok aslında, idealler ve özgürlüğün meyveleri değil midir bunlar? Değişen zaman, değişen insan, değişen arayışlar ve değişenlerin sonucu değil midir? Değişime acıkan birçok insanın nike ayakkabı içerisinde ayağını daha rahat hissedeceğinden ve ya ödevini bilgisayarda yazması gerektiğinden değilmidir ekoniminin bu hale gelmesi. Oysaki ödev elde de yazılabilirdi.

Cevap çok basit… Teoride Ocak 1994 de yazılan doktora tezinin bazı sayfalarında kaynak numaralarını unutmak, sonra oralara kâğıtlar yapıştırmak ve işlerimizin aksaması bir örnek... Bu yüzden Haziran 2006 da yazılan bu ödev bilgisayarda yazmak ise değişen bir örnek... Böylelikle 1994 den bu güne değişim gösteren bu tekniğin genellemede ekonomiye yansıması ise değişimin ekonomik boyutuna cevap...



2.2 Siyasallaşma ya da insanlaşma!

Bizdeki adı mekteb-i mülkiye-i şahane-i Cihan'dır. Yani şahane birşeydir. Hayat mektebinde şahane mülkiyet haklarına sahip olmanız anlamına gelir. Birazda hak hukuk derken insanlaşmak...

Şengül Hocama’a atıf olur diye değilde sırf huzur bulduğum için dinliyor olduğum iki kemanın ve bir çellonun Vivaldi’nin Büyük Dizgi Konçertosunu seslendirmesi neyin ifadesidir? 3 farklı sesin bana hissettirdikleri ki bunların ikisi aynı aletten çıkarken, onları ayrı yapan şey nedir? İfadesi güç olsada vay be derdirtecek 3 aletteki bu gücü onlara kim vermiştir?

Kim verdi bilmem ama gelişen Dünya üzerinde insanlar da böyledir. Bir zamanlar 3’ü aynı şeyi ifade ederdi... Sonra bu üçünden sarı olanla siyah olan ayrıldı. İki siyah bir sarı olduklarında farklı olduklarını düşündü herkes ama yetmedi. Gün geçti iki siyahta farklı olduklarını anladığında değişimin özgürlük, demokrasi, özbenlik ve kişisellik gibi kavramları doğurduğunu gördük. Aynı şekilde parmak izinin değiştiği gibi değişen karakterler, burçların popülerliği, avucuna bakarak karakter analizi, kahve falından üç vakte kadar olacaklar... Gözümüzü tırmalayan bunca olgu bence kayıtsız şartsız değişim içerisinde siyasallaşan Dünya ve bizleriz... Trabzonlu olmak ya da fenere 5 atmak bizim mağaralarda resim yaptığımız zamanlardan daha garip değil midir? Bir yandan değişirken bir yandan körelttiğimiz sanatsallığımız bizi bu cümlenin sonunda güldür müyormu? Farklılaştığımızda sanata verdiğimiz değeri unutuyoruz bence... çok yazık!

Ne yönde insanlaşıyoruz orası ayrı konu ama kişiselliğimizi, insan haklarını ve birçok sorumluluğumuzu değişen zamanla kazandıkça insanoğlu bitmek bilmez bu değişim içerisinde değişimin garip bir örneği olmaya devam edecektir.




2.3 Teknolojik değişimler

İnanılmaz derecede, hatta iliklerimize ve hatta hatta cüzdanımıza kadar hissettiğimiz süper bir değişimdir teknoloji. Adı üstünde değişen ve pahalı olan herşey teknolojidir. Bakmayın böyle ballandıra ballandıra anlattığıma aslında kötü bişeydir. Geliştikçe insanları birbirinden uzaklaştıran, uzalaştırdığı insanları bir televizyon karşısında toplayıp beynini yıkayan ve bu yıkama esnasında bişeyi öncekinden daha az sürede ve daha zahmetsiz yaptırdığı için bizi mahveden faşist zihniyettir.

Uğruna Dünyanın dörtte üçünün aç kaldığı teknoloji bir zamanlar Max’ında kafa bulduğu garip bir olgudur...

Okumakta yarar var;
“ Teknoloji, evreni yaşamamızı gerektirmeyecek şekilde düzene sokmanın yoludur. ”
(Max Frisch)

Demekki değişim her zaman iyi değildir. Ama ne yazık ki ders çıkartmasını seven akıllı çocuklar bile önlerinde bindolarlık dizüstü bilgisayarlarda ödev yazıyorlar... Ne ayıp, hiç tasvif etmiyorum!

Teknoloji karşıtı Profesör hocamız Duman Max’a eşlik ediyor;

“ Bilim fakir oğlan, kapital de zengin kızdır. Bunların aşkından doğan gayri meşru çocuğa teknoloji adı verilir. ”
( Prof. Dr. İsmail Duman )

Peki, öyleyse değişim kendi içerisinde çelişmiyor mu? Bilimin pratik amaçlar uğruna, kar kaygısıyla yok edilmesi gibi görülen teknoloji bir doktora tezinde bize gülmüyor mu? Beni kullansan daha iyi olmaz demiyor mu?

Desede ne önemi varki... Bence düşünülenler, anlatılmak istenenler önemli, teknoloji bu noktada bizi bize nasıl anlatacağımızı değiştiriyor... Varsın anlatsın ama sonu kötü olmuyor mu? Düşünün benim el yazım ilkokulda harikaydı, hep beş alırdım hemde yıldızlı. Ya şimdi? Üniversiteye ilk geldiğim yıl kare kutulara harf yazamamama, hatta bu cümleyi yanlış kurmama neden olan teknoloji değilmi. Utanç verici!

Çelişen ve arap saçına dönen değişim bize ve özellikle bana teknoloji noktasında bir puan kaybettiriyor. Allahtan espri yeteneğim hala var

Bu noktada gelişen ve değişen şey büyük ölçüde bir sömürü kültürüdür. Buda bize her değişen cici değil dedirtiyor.

karakter limiti nedeniyle yazının devamı ikinci mesajdadır...

En son Mustafa Toraman tarafından düzenlendi : 14-06-2006 02:28
Mustafa Toraman offline   Alıntı Yaparak Yanıtla